Hasan TURUNÇ
Kategori: Edebiyat - Tarih: 19 Ocak 2026 01:58 - Okunma sayısı: 198
Şair-i Meşhur ile Şair-i Meçhul
Bir şairi yakından tanımak isterseniz şiirlerini okuyunuz. Zira şiir, şairinin aynasıdır. Şair demişken ilk aklıma gelen isimler aristokrat bir ailenin asi çocuğu Nazım Hikmet ile Diyarbakır’ın varoş çocuğu Ahmed Arif oldu. Her iki şair çok farklı koşullarda yetişmiş olsa da halkların safında buluştular, hakkın savunucusu oldular, memleket sevdasıyla yoğruldular. Durdukları çizginin bir bedeli vardı. Onlar çizgilerini bozup halkın karşısında olmaktansa eğri oturup doğru konuştular, bedelini de ödemeyi göze aldılar. Böylece halkın gözünde Şair-i Meşhur oldular şiirleri dilden dile dolaşan. Bir de O Meçhul Şiir vardı, Şair-i Meçhul olan:
O Meçhul Şiir/Şair-i Meçhul
“Sevgi emeğe aşıktır
Şiir ozana musallat
Kalem kağıda kavuşmak ister
Şairin gönlü şiirde
Ve bir sabah güneş doğarken
Herkes kavuşur sevdiğine...”
Ve Şair-i Meşhur Nazım Hikmet: “1902’de doğdum, doğduğum şehre dönmedim bir daha, geriye dönmeyi sevmem. Üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim, on dokuzumda Moskova’da komünist üniversite öğrenciliği. Kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka-Parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim. (Otobiyografi/11 Eylül 1961-Doğu Berlin)
Atatürk’ün doğduğu memlekette dünyaya geldi Nazım. Önemli bir Osmanlı ailesinde yetişti ve ayrıcalıklı bir çocukluk geçirdi. Bir vali torunu, önde gelen bir bürokratın oğluydu. Annesi Celile Hanım ressamdı. Evlerinde ve ailesinin entellektüel çevresinde kültürel faaliyetler eksik olmazdı. Askeri okulda okudu ve Milli Mücadele’ye katılmak üzere Ankara’ya gittikleri sırada Mustafa Kemal ile tanıştı. Onun tavsiyesi ile cepheye gönderilmeyerek muallim olarak görevlendirildi.
Atatürk’ten Nazım’a: “Bazı gençler modern olsun diye mevzusuz şiir yazmak yoluna sapıyorlar, size tavsiye ederim ki gayeli şiirler yazınız.”
Şiirleri, yazıları ve edebi eserleriyle dünyaca tanınan ve saygı duyulan Nazım Hikmet’in hayatının çeyreği “Komünist faaliyetlerde bulunma ve askeri isyana teşvik” suçlamalarıyla Türkiye’de hapishanelerde diğer çeyreği ise Moskova’da sürgünde geçti. Türk vatandaşlığından çıkarıldı ve mezarı dahi çok sevdiği, uğruna şiirler yazdığı memleketinden uzakta Mokova’da bulunuyor.
Seni Düşünmek/Nazım Hikmet
Seni sevmek güzel şey
Seni düşünmek ümitli şey
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
Fakat artık ümit yetmiyor bana
Ben artık şarkı dinlemek değil
Şarkı söylemek istiyorum...
Ve Şair-i Meşhur Ahmed Arif: Hasret, aşk, memleket sevdası... 20. yüzyılın en özgün şairi. Üç kuşağı tek kitapta buluşturan Anadolu’nun ozanı Ahmed Arif... 2 yaşında annesine hasret kaldı. Filinta endam bir gençti ve ilk aşık olduğunda içerdeydi, demir kapılar ardında prangalar eskitti. Lise yıllarında şiirle başlayan macerasını anlatırken:
“O zaman yazdığım şiirlerin hiçbiri yok, ya bir kızda kaldı ya da poliste. Geri alamadım hiçbirini. O şiirler çocukluğumun olmayan fotoğraflarıydı.” diyordu.
“33 Kurşun” şiirini yazdığında liseyi yeni bitirmişti. Otuz üç köylünün Van’da İran sınırına götürülüp kurşuna dizildiği katliamı anlatan bu destansı şiir nedeniyle başı ilk kez polisle derde giriyordu ama bu son olmayacaktı. Sonrasında defalarca göz altına alındı, hapse girdi, ağır fiziksel ve psikolojik işkencelere maruz kaldı. “Aç kaldı, susuz kaldı, hayın ve karanlıktı gece...” Bu işkenceler esnasında defalarca ölümden döndü. Kendi topraklarında memleketine ve özgürlüğe hasret kalırken bu acıyı şiirlerine nakış nakış işledi:
Adiloş Bebe/Ahmed Arif
“Doğdun
Üç gün aç tuttuk
Üç gün meme vermedik sana
Adiloş bebem
Hasta düşmeyesin diye
Töremiz böyle diye
Saldır şimdi memeye
Saldır da büyü...
Bunlar
Engerekler ve çıyanlardır
Bunlar
Ekmeğimize, aşımıza
Göz koyanlardır
Tanı bunları
Tanı da büyü
Bu namustur
Künyemize kazınmış
Bu da sabır
Ağulardan süzülmüş
Sarıl bunlara
Sarıl da büyü...”
Yıllar sonra Özgürlüğüne kavuştuğunda Ankara’ya yerleşti. Evlendi, bir oğlu oldu. “En mutlu anım” diye tanımladığı an oğlu Filinta’yı kucağına aldığı andı. Diğer mutluluğu ise ikinci çocuğum dediği “Hasretinden Prangalar Eskittim” isimli ilk ve son şiir kitabına kavuştuğu an oldu. Yımaz Güney’in “Arkadaş” filminde bir şiirini seslendirmesiyle Arif’in ünü geniş kitlelere ulaşıyordu.
.........................
“Haberin var mı taş duvar
Demir kapı, kör pencere
Yastığım, ranzam, zincirim
Uğrunda ölümlere gidip geldiğim
Zulamdaki mahzun resim
Görüşmecim yeşil soğan göndermiş
Karanfil kokuyor cigaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...”
Arif’in tek bir kitapla bu kadar sevilen bir şair olması tesadüf değildi. Şiirlerindeki her kelimeyi o kadar büyük bir özenle seçiyordu ki oğlu Filinta bir belgeselde Cem Karaca’nın güzel sesiyle can bulan babasının “Ay Karanlık” adlı şiirini, iki mısra için 17 yıl beklettiğini anlatıyordu:
............................
“Maviye, maviye
Maviye çalar gözlerin
Yangın mavisine....”
Şair Haydar Ergülen ise Ahmed Arif’ten “Şiir içinde şiir yazabilen büyük bir şair” olarak bahsediyordu. “Bir şiirinde geçen iki mısrayı Cemal Süreyya’ya verseniz tek bir şiir olarak okurlarına sunabilirdi ve kimsenin de buna bir itirazı olmazdı” diyordu:
..............................
“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini...”
Aile bireyleri ve sevenleri ikinci kitap için yoğun bir şekilde ısrar ediyorlardı. O da kitabı zihnimde yazdım adı bile hazır diyordu. Ancak kalp rahatsızlığı oturup bu şiirleri kağıda dökmesine pek müsade etmiyordu. İstanbul’a gidip şiirlerini seslendirerek kayıt altına alacağı tarihten bir hafta önce kalp krizi geçirdi. Şiir kitapları arasında basımı en fazla yapılan ve şiirleri en çok bestelenen “Anadolu’nun Şairi” ünvanıyla ve ne yazık ki zihninde yazdığı basılmamış onlarca şiiriyle beraber aramızdan ayrıldı. Ondan geriye dilimizden düşürmediğimiz meşhur şiirleri kaldı. Gitti, yanına kavuşamadan yitirdiğimiz meçhul şiirlerini de alarak. "Hasretinden Prangalar Eskitme" sırası bizdeydi artık...
Hasan TURUNÇ
hasanturunc47@gmail.com

11 Ocak 2026 16:57

01 Ocak 2026 21:19

13 Ocak 2026 21:01

01 Ocak 2026 15:36

08 Ocak 2026 07:06

13 Ocak 2026 22:23

12 Ocak 2026 03:53

03 Ocak 2026 21:11

10 Ocak 2026 22:15

13 Ocak 2026 19:10