Prof. Dr. Muhammet Özdemir
Kategori: Sosyal Bilimler - Tarih: 19 Nisan 2026 13:21 - Okunma sayısı: 34
Deneyimlerin Öğreticiliği Üzerine
.
Robert D. Putnam’ın ilk kez 1993 yılında yayınlanmış olan Making Democracy Work: Civic Traditions in Modern Italy (Demokrasiyi İşler Kılmak: Modern İtalya’da Yurttaşlık Gelenekleri) adlı kitabında ve Ebû Hâmid el-Gazâlî’nin Tehâfütü’l-Felâsife (Filozofların Tutarsızlığı) adlı kitabında öğrenim ve bilginin temeli deneyime ve deneyimlerin ortak çıktısı olan kültüre (müşterek adete/nedenselliğe) dayandırılmaktadır. Bu iki düşünürün akıl yürütme ve öğrenime dayalı bilgi anlayışıyla nominalizm (adcılık) ve Amerikan pragmatizminin (deneyimcilik) akıl yürütme ve bilgi anlayışı birbirine benzerdir. Bu çeşit bir bilgi anlayışının vardığı en önemli ölçüt muhtemelen istatistiktir. Yani insan deneme yanılmalardan elde ettiği toplam birikimle öğrenebilmektedir.
.
Benim post-kolonyal çalışmaların sağladığı verilerden hareketle edindiğim izlenime göre gelişmekte olan toplumlar birlikte öğrenme (kültürel gelişim) konusunda biraz gecikebilmektedirler. Bu gecikme onlar için kimi zaman fazla maliyetli sonuçlara yol açabilmektedir. Putnam İtalya’yı incelerken Kuzey İtalya ile Güney İtalya arasındaki farkın bu çerçevede ortaya çıktığını paylaşmaktadır. Onun anlatımına göre Kuzey İtalya insanları soğuktur ve iletişimde çeşitli protokollere sahiptir. Ama herhangi bir Kuzey İtalyalının deneyimi her zaman ortak bilgi kaynağı olarak hafızalarda yerini kolayca alabilir ve bu nedenle öğrenme genellikle kişisel ölçeklerle sınırlı değildir. Güney İtalya söz konusu olduğunda ise sıcak ve protokolsüz bir iletişimle karşılaşılabilir. Ama aynı sıcaklık ve protokolsüzlük bireylerin birbirlerinden öğrenmelerinde işlememektedir. Böylece Kuzey İtalya uzun vadeli hesaplamalarını dolaylı yollardan ortak bir kültür haline getirebilmişken Güney İtalya insanları günlük hesaplarla, kaba girişimlerle ve salt kişi bazında öğrenebilerek yaşayabilmektedir. Putnam’ın kitabının amacı ABD’nin tekrar nasıl toparlanabileceğine ilişkin bir çözüm geliştirmektir ve söz konusu çözümün Kuzey İtalya’da bulunabileceğini düşünmektedir. Bütün gelişmekte olan toplumlar için benzeri bir çözüm önerisinde bulunulabileceğini düşünüyorum. Günlük dedikoduların bilgi kaynağı olduğu Güney İtalya yerine ortak deneyimleri ilgilendiren gerçek verilerin bilgi kaynağı olduğu Kuzey İtalya’ya benzer bir toplumsal bilgilenmeyle davranmak daha mantıklı görünmektedir.
.
Deneme yanılmayla elde edilmiş bilgi disiplinlerin gelişimi açısından da önemlidir. Sözgelimi tıp, fizik, hukuk, siyaset, etik veya dini bilgi gibi birçok disipliner çerçeve deneme yanılmayla teşekkül eden istatistiksel bilgilere dayanmaktadır. Bu bilgiler yerine kişilerin niyetleri veya beklentilerinden bir veri elde edilemez. Açıkçası disipliner çerçevede deneme yanılmalar göz ardı edildiğinde bir toplumda bilimler de bocalamaya başlarlar. Tam burada zamanın çok değerli olduğunun toplumsal anlamda farkında olan bireylere veya kişilere ihtiyaç vardır. Herhangi bir gelişmekte olan toplum ya da disiplin ancak zamanın değerli olduğu bilincine sahip çalışkan ve üretken insanların eliyle ilerleyebilir diye düşünüyorum. Putnam’ın yanı sıra Gazâlî, nominalizm geleneği ve pratmatizm de bizlere bunu söyleyebilmektedir.
.
Günümüzde deneyimlerin öğreticiliğiyle ilgili organize bir yargıya sahip olmayan toplumlar gelişim süreçlerinde zorlanabilirler. Bu yargılar sözel değil uygulamalı olmak zorundadır. ABD’nin yeniden gelişim sürecine başlamasının bu çerçeveye özen göstermesine bağlı olduğunu kaydeden Putnam Pierre Bourdieu’ya çokça atıfta bulunmakta ve kültürel sermayenin asıl sermaye niteliğinde banknot paradan daha önemli ve öncelikli olduğunu belirtmektedir. Gazâlî ve başkalarının çeşitli kavramlarla işarette bulundukları aynı gelişim kurallarıdır.
.
Gelişmekte olan toplumlar için değişim kronolojiden bağımsız bir varlık durumu olduğu için ve gelişmek demek her halükârda başkalaşmayı da içerdiği için yeni deneyimlerin çeşitli öğrettiklerinin göz ardı edilmesi ve belirli kalıplarda ısrar edilmesi bence üzücü maliyetler ortaya çıkarabilir. Burada nitelikli ve verimli işgücünün korunmasının ve desteklenmesinin önemli olduğunu değerlendirmek gerekmektedir. Gazâlî Tehâfütü’l-Felâsife’de filozofları eleştirmekten ziyade toplumdaki yanlışlıkları eleştirmeyi amaçlamakta ve bu amaca matuf olarak kişisel hırsların yol açtığı göstermelik kabul ve görüşleri yanlış bulmaktadır. Eğer bir toplum deneyimlerden öğrenmeyi reddediyorsa gelişmek istemiyordur denilebilir. Bu da tercihen mümkündür. Bununla birlikte gelişmeyi istememek açıklanabilir değildir. Deneyimler kendilerine karşı çıkıldığında bile öğreticiliklerini devam ettirebilmektedirler. Pragmatizm bu nedenle oldukça önemli, başarılı ve güncelliğini koruyan felsefi bir akımdır.

04 Nisan 2026 20:35

07 Nisan 2026 18:28

05 Nisan 2026 17:01

05 Nisan 2026 17:17

10 Nisan 2026 09:19
16 Nisan 2026 11:01

10 Nisan 2026 09:54

05 Nisan 2026 22:34

11 Nisan 2026 21:42
11 Nisan 2026 07:50