Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Dijital Çağın Kısır Döngüsü: Siberkondriyi Anlamak

Psk. Tebessüm Hatice GÜMÜŞ - Prof. Dr. Gülbahar BAŞTUĞ

Kategori: Klinik Psikoloji - Tarih: 30 Temmuz 2026 23:46 - Okunma sayısı: 135

Dijital Çağın Kısır Döngüsü: Siberkondriyi Anlamak

Dijital Çağın Kısır Döngüsü: Siberkondriyi Anlamak

.

Psk. Tebessüm Hatice GÜMÜŞa, Prof. Dr. Gülbahar BAŞTUĞb

.

a Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programı

bKlinik Psikolog, Ankara Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO

.

İnternetin kolay ulaşılabilir ve ucuz bir yöntem olması ve yapay zekanın sunduğu bilgiye kolay erişme imkanıyla beraber, son yıllarda günlük hayatın birçok alanında internet kullanımı artmıştır. Kullanıcılar interneti sağlık hakkında bilgi edinmek amacıyla da sık kullanmaktadır (Fox, 2011). İnternet ve sosyal medyanın gelişimi ile kuşkusuz önemli kazanımlar elde edilmiş olmakla birlikte olumsuz etkileri de söz konusu olmaktadır. “Siberkondri” kavramı internet kullanımının karanlık yüzünü ve dijital sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini göstermek için ilk olarak haber sayfalarında boy göstermiştir (Zheng ve Tandoc, 2022). Siberkondriyi daha iyi anlamak ve internetin insanların kaygılarını beslemek için nasıl kullanıldığını gözde canlandırmak için bir kimsenin bedenindeki basit bir ağrının sebebini araştırmak amacıyla internete girip ölümcül bir hastalığa yakalandığını düşünerek korkması örnek gösterilebilir. Siberkondri terimi bilgisayar ve internetle ilgili bütün kavramları kapsayan “siber” ve bireyin ciddi bir hastalığa yakalanmakla ilgili yoğun kaygısını ifade eden “hipokondri” kelimelerinin birleşiminden oluşmaktadır. Siberkondrinin yaygın olarak kabul gören iki tanımı mevcuttur. Birinci tanım sağlık kaygısı ile siberkondrinin ilişkisini vurgular ve bu yaklaşımda siberkondri sağlık kaygısında artışla görülen aşırı ya da tekrarlayıcı çevrimiçi sağlık araştırmaları olarak kavramsallaştırılır (Starcevic, 2017). İkinci tanımda ise siberkondri tekrarlayıcı ve zaman alıcı çevrimiçi sağlık aramaları ile ilişkilendirilen olumsuz duygusal durumları ve bu çevrimiçi sağlık aramalarından kaynaklı diğer günlük aktivitelerin kesintiye uğramasını, bu nedenle artan stres ve kaygı karşısında doktora başvurarak güvence aramayı kapsayan çok yönlü şekilde ele alınmıştır (McElroy ve Shevlin, 2014).

.

Siberkondri psikopatoloji el kitaplarında yeri olan bir hastalık değildir. Hastalık yerine modern çağda bir internet kullanma alışkanlığı gibi görülse de, yapılan bazı araştırmalar ruhsal sağlık ile siberkondrinin ilişkili olabileceğini göstermektedir. Birçok araştırmada siberkondri ile sağlık kaygısı arasında orta ve yüksek düzeyde ilişki bulunmuştur (McMullan ve ark., 2019). Siberkondrinin depresyon ve kaygı düzeyi ile pozitif yönde ilişkili olması dikkat çekmiştir (McElroy ve Shevlin, 2014). Benzer şekilde siberkondri ve obsesif kompulsif belirtiler arasında ilişki bulan araştırmalar vardır (Fergus 2014; Fergus ve Russell 2016). Ayrıca siberkondrinin takıntılı düşünceleri tetikleyerek bireyin psikolojik dayanıklılığını zayıflatabileceği ve kişinin stres düzeyini arttıracağı öne sürülmüştür (Fergus, 2013).

.

Siberkondri terimi, isminden de görüldüğü üzere, kavramsal olarak hipokondri terimi ile bağlantılıdır. Hipokondriye sahip bireyler doktora gittiklerinde nedeni bulunamayan ve geçmek bilmeyen bedensel şikayetlere sahiplerdir ve internette, televizyonda ya da sosyal medyada gördükleri hastalıklara sahip olduklarını düşünebilirler (Starcevic ve Berle, 2013). Siberkondri döngüsüne girerek bedensel belirtileri hakkında internet üzerinden araştırma yapabilirler. Alanyazında “hipokondri” terimi tartışmalıdır ve DSM-5 tanılarına göre hipokondri yerine Hastalık Kaygısı Bozukluğu ve Somatik Semptom Bozukluğu kavramları kullanılmaktadır (APA, 2013). Belirtilen psikopatolojilerde güvenlik arama davranışları görülür ve siberkondri de bir güvenlik arama davranışı olarak kabul edilebilir (Starcevic ve Berle, 2013; Starcevic, 2013). Bu yaklaşıma göre sağlık kaygısı olan herkes siberkondriye sahip değildir. Bazı insanlar kaygılandıklarında kaçınma davranışı gösterir, bazıları ise çevrimiçi sağlık araştırmaları yaparak kısır döngüye girerler. Bir metaanaliz sağlık kaygısı ile siberkondrinin ilişkili olduğunu fakat sağlık kaygısının tek başına siberkondriyi açıklamakta yeterli olmadığını göstermiştir (McMullan ve ark., 2019). Araştırmanın bulguları herkes çevrimiçi sağlık araştırmaları yapsa da sağlığı hakkında kaygılanan bireylerin bu kaygıyı yatıştırmak için daha fazla siberkondri davranışına başvurduğuna ve internetteki bilgilerin bireylerin kaygılarını azaltmaktan çok arttırdığına işaret etmektedir (McMullan ve ark., 2019).

.

Psikolojik hastalıklarla ilişkisini incelerken siberkondrinin nasıl geliştiğini ve sürdüğünü göz önüne almak gerekir. Bunu açıklayan ilk model olan Güvence Arama Modeli’ne (Starcevic ve Berle, 2013) göre insanlar bedenlerinde hissettikleri belirsiz ya da sıradan bir belirti karşısında endişe yaşarlar. Bu endişeyi geçirmek ve ciddi bir hastalıkları olmadığını öğrenmek amacıyla internete başvururlar. Ancak internetin doğası gereği, karşılarına çıkan bilgiler karışıktır. Bu bilgiler endişelerini azaltmaya yetmediğinden daha fazla bilgi alma ihtiyacı hisseder ve daha fazla çevrimiçi araştırma yaparlar. Bu da kişileri sürekli olarak çevrimiçi sağlık araştırmaları yapmaya iten bir kısır döngü oluşturur. Yapılan sağlık araştırmalarının sonucunda bazen kaygıda anlık bir azalma hissedilebilir. Fakat bu azalma faydalı bir baş etme mekanizması değildir. Uzun vadede sağlıkla ilgili kaygı yaşadığında, bireye internette araştırma yapması yönünde alışkanlık kazandıran başka bir kısır döngü oluşturur. Bu alışkanlığın da bireyi gerçekçi çözümlerden ve tedaviye başvurmaktan alıkoyan bir durum olduğu belirtilmektedir (Durak-Batıgün ve ark., 2018).

.

Siberkondriyi açıklayan başka bir yaklaşım ise Metabilişsel Kuramdır. Bu kurama göre bireyler siberkondri ile ilgili olumlu ve olumsuz metabilişlere sahiptir (Fergus ve Spada, 2018). Olumlu metabilişler sağlıkla ilgili endişelenmenin ve internette araştırma yapmanın bireyi olası bir hastalığa karşı hazırlıklı hale getireceği şeklindeki inançlardır. Olumsuz metabilişler ise hissedilen kaygının kontrol edilemez ve tehlikeli olduğu şeklinde kaygının zararı hakkındaki düşüncelerdir. Bu kurama göre bireyin siberkondrinin getirdiği kaygının faydalı olduğuna yönelik inançları ve bu kaygıyı kontrol edemeyeceğine dair olumsuz beklentileri siberkondri döngüsünü devam ettirmektedir. Ayrıca sağlık kaygısından farklı olarak siberkondrinin, internette bilgi aramaya yönelik ritüellere karşı inançları (örneğin eğer belirtilerini internette araştırmazsa başına kötü bir şey geleceği) ve bu davranışı bitirmeye karşı ölçütleri ifade eden durma sinyalleri (örneğin eğer kesin bir bilgi bulursa arama yapmayı bitireceği) ile ilişkili olduğu görülmüştür (Fergus ve Spada, 2018). Siberkondri düzeyi yüksek bireylerde durma sinyalinin düşük olduğu ifade edilmiştir. Bu durum sağlıklı bir bireyin bedensel belirtileri ile ilgili biraz araştırma yaptığında kendini sakinleştirip araştırma yapmayı bırakabiliyorken siberkondri düzeyi yüksek olanların internetteki bilgileri ne kadar okurlarsa okusunlar güvende oldukları hissini yaşamadıklarını, okudukça durumu daha belirsiz ve karmaşık olarak değerlendirdiklerini ve araştırmaya devam ettiklerini belirtmektedir.

.

Brown ve arkadaşlarının (2020) farklı bakış açılarını aynı anda kullanarak geliştirdiği modele göre sağlık kaygısı olan ve olmayan bireylerde çevrimiçi sağlık araştırmaları bir tetikleyiciyle ya da tetikleyici olmaksızın da başlayabilir. Sağlık kaygısı yüksek olan bireylerin bu konudaki hassasiyetlerinden dolayı daha fazla çevrimiçi sağlık araştırması yapmaları beklenmektedir. Bu modele göre birey üç şekilde çevrimiçi sağlık araştırması yürütebilir. İlk olarak belirtilerini internette arattığında karşısına güvenilir ve rahatlatıcı bir sonuç çıkabilir. Bu bilgiler bireyin kaygısını yatıştırabilir, kaygısı yatıştıktan sonra aramayı sonlandırır ve bu durum olumsuz pekiştirici işlevi görür. Birey internetin kaygıları yönetmek için iyi bir araç olduğu yönünde olumlu metabiliş geliştirir ve sağlık araştırmalarında internete daha çok güvenmeye başlar. Modeldeki ikinci yol yapılan araştırma sonucunda belirsiz ve endişe uyandırıcı sonuçlar bulunmasıdır. Bu durumda birey net bir sonuç bulabilmek için aramayı tırmandırır ve bedensel belirtileri hakkında ölümcül hastalıklara kadar giden bir araştırma içine girer. Bu durum sağlık kaygısında da benzer şekilde görülen uyumsuz bir güvenlik davranışıdır. Yazarlar bu durumu “problemli sağlık bilgisi arama” olarak tanımlamışlardır. Üçüncü yol ise bireyin çevrimiçi sağlık araştırmalarında sürekli kötü bilgilere maruz kalmasıyla çevrimiçi sağlık araştırmasına yönelik kaygı duymaya başlamasıdır. Burada kaygıya karşı olumsuz metabilişler (örneğin kişinin arama yapmayı durduramadığı ve bunun verdiği kaygıya dayanamadığı) oluşmuştur. Bu durumda birey hem sağlık kaygısından kaynaklı olarak araştırma yapmak ister hem de olumsuz metabilişlerinden kaynaklı olarak araştırma yapmaya karşı kaygı duyar. Birey bu durumu çözemez ve arama eylemi acı veren ama yapmaktan da kendini alıkoyamadığı bir zorlantıya dönüşür.

.

Siberkondriyi anlamak için internet kullanımıyla ilişkisine de dikkat çekilmektedir. Örneğin internette bilgi bombardımanına maruz kalmak siberkondri belirtilerini arttırmaktadır (Zheng ve Jiang, 2022). Ayrıca son yıllarda yapılan araştırmalar sosyal medyada kullanılan algoritmaların da siberkondriyi arttırdığını öne sürmektedir (Indreswari ve ark., 2023). Algoritmalar internette sağlık ile ilgili aramalar yapılması üzerine kullanıcılara sağlık temalı içerikler sunmaktadır. Algoritmaların sunduğu bu düzensiz içerik havuzu bireylerin içeriklerle patolojik şekilde etkileşimde bulunmasına yönelik bir zemin hazırladığından endişe uyandırmaya başlamıştır (Yang ve ark., 2025).

.

Siberkondrinin çevrimiçi bilgi edinme, sosyal medya algoritmaları ve psikopatolojilerle ilişkisi düşünüldüğünde, önlenmesi ve müdahale edilmesi için çok yönlü bir yaklaşım izlenmesi gerektiği söylenebilir. Starcevic ve arkadaşlarının (2020) belirttiği üzere, siberkondriyi önlemek için çevrimiçi sağlık araştırması yapmayı tamamen kesmek gibi bir seçenek önerilemez, çünkü internet 21. yüzyılda sağlık konusunda bilgi edinmeyi sağlayan en temel araçlardandır. Bireysel boyutta siberkondri belirtilerini azaltmak için internet tabanlı olarak uygulanan ve sağlık kaygısı belirtilerini hedef alan bilişsel davranışçı bir program umut vadetmektedir (Newby ve McElroy, 2020). Bu çalışmada uygulanan müdahale sonrasında, terapi alanların kontrol grubuna kıyasla siberkondri puanlarının anlamlı derecede düştüğü gözlenmiştir. Bu program çizgi roman benzeri şekilde görsellerle tasarlanmış, bir klinik psikolog gözleminde ilerleyen internet tabanlı bir müdahaledir. Program bireyin bedensel belirtilerini fark etmesi için yapılan psikoeğitimleri, korkulan bedensel duyumlarını deneyimlemesiyle yapılan maruz bırakma egzersizlerini, güvence aramak için internette arama yapmayı azaltmaya yönelik davranışsal müdahaleleri içeren Bilişsel Davranışçı Terapi becerileri kazandırmayı hedefler. Ayrıca katılımcılar internette araştırdıkları bilgilere dair (örneğin arama motorlarının bilgileri doğruluğuna göre değil popülerliğine göre sıralaması) de psikoeğitim alabilir. Bunlara ek olarak katılımcıların kaygıları yükseldiği zamanlarda çevrimiçi arama yapmalarını keserek durma sinyallerini geliştirmek üzerine çalışılabilir.

.

COVID-19 döneminde yapılan bir çalışma internetteki bilgilere aşırı güvenmenin ve bilgi yüküne maruz kalmanın doğrulanmamış bilgileri paylaşmayı yordadığını, bununla beraber bu bilgilerin ciddiyetine yönelik algıyla ve kırılganlıkla birleştiğinde ise siberkondrinin artması için risk oluşturduğunu belirtmektedir (Laato ve ark., 2020). İnternetteki sahte bilgi akışı siberkondriyi tırmandırabileceğinden bireyler sağlıkla ilgili okudukları her bilgiye güvenmemeleri konusunda bilinçlendirilmelidir. Ayrıca aşırı bilgiye maruz kalmanın getirdiği yük göz önüne alınarak bireyler zihni felç eden bu bilgilere karşı dijital sınırlar koymaları için yönlendirilebilir (Laato ve ark., 2020). Bilgi kirliliğinin oluşturduğu geniş çaplı sorunlar bireysel önlemlerin yanı sıra toplumsal önlemlerin de alınması gerektiğine işaret etmektedir. Makro düzeyde kamusal otoritelerin sahte haber akışına karşı yaptırımlar uygulaması ve bu haber ağlarının denetlenmesi siberkondrinin yayılmasını engellemek için sağlam bir başlangıç olabilir. Ülke genelinde gerçekleştirilecek dijital okuryazarlık eğitimleri ve sosyal medya kullanımı konusunda yapılacak bilgilendirmeler sayesinde halk doğru bilgi edinme konusunda bilinçlendirilebilir. Bunun yanı sıra siberkondrinin hasta-hekim ilişkisini zayıflattığını (McElroy ve Shevlin, 2014) ve bireylerin sıkça çeşitli hekimlere danıştığını (Barke ve ark., 2016) gösteren çalışmalar da vardır. Siberkondriye karşı alınacak makro önlemler sağlık hizmetlerinin düzenlenmesine ve hasta yoğunluğunu azaltarak sistem üzerindeki yükü hafifletmeye yardımcı olabilir.

.

Sonuç olarak siberkondri çağımızın getirdiği bilgiye ulaşma yönelimi ile başlayan ve he bireyin zaman zaman kullanabileceği güvence arama davranışı gibi görünse de, alanyazındaki modellerin gösterdiği üzere, temelinde karışık psikolojik süreçler barındırmaktadır. Bedensel uyarıların getirdiği kaygıları dindirmek amacıyla çevrimiçi bilgi aramakla başlayan bu süreç bazı zamanlarda bilgi arama eyleminin de tehdit haline gelmesi ve bireyin araştırmaları üzerindeki kontrolü kaybederek kompulsif bir arama davranışına yönelmesiyle sonuçlanabilir. Bireyin psikolojik sağlığını olumsuz yönde etkileyen bu kısır döngü internet kullanımının sınırlandırılması ile değil, bilinçli internet kullanımı, doğru bilgi akışı ve bilişsel davranışçı müdahaleler ile kırılabilir. Unutulmamalıdır ki bilgiye ulaşmak çok değerli olsa da her bilgi tanı demek değildir.

.

Kaynakça

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425596

Barke, A., Bleichhardt, G., Rief, W., & Doering, B. K. (2016). The Cyberchondria Severity Scale (CSS): German Validation and Development of a Short Form.International Journal of Behavioral Medicine,23(5), 595–605.

https://doi.org/10.1007/s12529-016-9549-8

Brown, R., Skelly, N., & Chew-Graham, C. (2020). Online health research and health anxiety: A systematic review and conceptual integration. Clinical Psychology: Science and Practice, 27(4), Makale e12299. https://doi.org/10.1111/cpsp.12299

Durak-Batıgün, A., Gör, N., Kömürcü, B., & Şenkal-Ertürk, İ. (2018). Cyberchondria Scale (CS): Development, validity and reliability study. Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences, 31(2), 148–162. https://doi.org/10.5350/DAJPN2018310203

Fergus T. A. (2013). Cyberchondria and intolerance of uncertainty: examining when individuals experience health anxiety in response to Internet searches for medical information.Cyberpsychology, Behavior and Social Networking,16(10), 735–739. https://doi.org/10.1089/cyber.2012.0671

Fergus T. A. (2014). The Cyberchondria Severity Scale (CSS): an examination of structure and relations with health anxiety in a community sample.Journal of Anxiety Disorders,28(6), 504–510. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2014.05.006

Fergus, T. A., & Russell, L. H. (2016). Does cyberchondria overlap with health anxiety and obsessive-compulsive symptoms? An examination of latent structure and scale interrelations.Journal of Anxiety Disorders,38, 88–94. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2016.01.009

Fergus, T. A., & Spada, M. M. (2018). Moving toward a metacognitive conceptualization of cyberchondria: Examining the contribution of metacognitive beliefs, beliefs about rituals, and stop signals.Journal of Anxiety Disorders,60, 11–19. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2018.09.003

Fox, S. (2011). The social life of health information. Pew Internet & American Life Project.

Indreswari, H., Aliyah, S. M., Ilmi, A. M., & Bariyyah, K. (2023). Psychological impact analysis on adolescents with cyberchondria: A literature review. Psychocentrum Review, 4(3), 367–376. https://doi.org/10.26539/pcr.431814

Laato, S., Islam, A. K. M. N., Islam, M. N., & Whelan, E. (2020). What drives unverified information sharing and cyberchondria during the COVID-19 pandemic?European Journal of Information Systems,29(3), 288–305. https://doi.org/10.1080/0960085X.2020.1770632

McElroy, E., & Shevlin, M. (2014). The development and initial validation of the Cyberchondria Severity Scale (CSS). Journal of Anxiety Disorders, 28(2), 259–265. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2013.12.007

McMullan, R. D., Berle, D., Arnáez, S., & Starcevic, V. (2019). The relationships between health anxiety, online health information seeking, and cyberchondria: Systematic review and meta-analysis.Journal of Affective Disorders,245, 270–278. https://doi.org/10.1016/j.jad.2018.11.037

Newby, J. M., & McElroy, E. (2020). The impact of internet-delivered cognitive behavioural therapy for health anxiety on cyberchondria.Journal of Anxiety Disorders,69, 102150. https://doi.org/10.1016/j.janxdis.2019.102150

Starcevic V. (2013). Hypochondriasis and health anxiety: conceptual challenges. The British Journal of Psychiatry: The Journal of Mental Science, 202(1), 7–8. https://doi.org/10.1192/bjp.bp.112.115402

Starcevic V. (2017). Cyberchondria: Challenges of Problematic Online Searches for Health-Related Information.Psychotherapy and Psychosomatics,86(3), 129–133. https://doi.org/10.1159/000465525

Starcevic, V., & Berle, D. (2013). Cyberchondria: towards a better understanding of excessive health-related Internet use.Expert Review Of Neurotherapeutics,13(2), 205–213. https://doi.org/10.1586/ern.12.162

Starcevic, V., Berle, D., & Arnáez, S. (2020). Recent Insights Into Cyberchondria.Current Psychiatry Reports,22(11), 56. https://doi.org/10.1007/s11920-020-01179-8

Yang, X., Luo, C., Xu, Y., He, Y., & Zhao, R. (2025). Unpacking cyberchondria: The roles of online health information seeking, health information overload, and health misperceptions. Telematics and Informatics, 97, Makale 102225. https://doi.org/ 10.1016/j.tele.2024.102225

Zheng, H., & Jiang, S. (2022). Linking the pathway from exposure to online vaccine information to cyberchondria during the COVID-19 pandemic: A moderated mediation model. Cyberpsychology, Behavior, and Social Networking, 25(10), 625–633. https://doi.org/10.1089/cyber.2022.0045

Zheng, H., & Tandoc, E. C. (2022). Calling Dr. Internet: Analyzing News Coverage of Cyberchondria.Journalism Practice,16(5), 1001–1017. https://doi.org/10.1080/17512786.2020.1824586

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Klinik Psikoloji Yazıları