Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

ŞİDDETİN İLK ADIMI: AKRAN ZORBALIĞI

Uzm. Adli Psk. Ayşenur İLHAN SEDEF - Prof. Dr. Gülbahar BAŞTUĞ

Kategori: Klinik Psikoloji - Tarih: 04 Şubat 2026 23:32 - Okunma sayısı: 50

ŞİDDETİN İLK ADIMI: AKRAN ZORBALIĞI

ŞİDDETİN İLK ADIMI: AKRAN ZORBALIĞI

.

Uzm. Adli Psk. Ayşenur İLHAN SEDEF a, Prof. Dr. Gülbahar BAŞTUĞb

aAnkara Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Adli Psikoloji Yüksek Lisans programı

bKlinik Psikolog, Ankara Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO

.

Son yıllarda medyada ve okullarda giderek artan sıklıkta karşılaştığımız zorbalık çocuk ve ergenlerin karşı karşıya olduğu yadsınamayacak problemlerden biridir. Bu durum yaş, cinsiyet ya da etnik köken ayırmaksızın bireyleri olumsuz etkilemekte ve bu etkiler okul yıllarından yetişkinliğe dek devam edebilmektedir. Future Bright Group tarafından paylaşılan Türkiye’de Akran Zorbalığı Araştırması Raporu’na (2025) göre Türkiye’de okula giden her 4 çocuktan 3’ünün akran zorbalığı ile mağdur, zorba ya da tanık olarak karşılaştığı anlaşılmaktadır.

.

Peki, neredeyse her çocuğun bir biçimde maruz kaldığı zorbalık tam olarak ne anlama gelmektedir? Zorba kendisinden daha zayıf, daha küçük ya da savunmasız olan kişi ya da kişilere hakaret ya da tehdit eden kişi olarak tanımlanmaktadır. Bir birey bir ya da daha fazla kişinin saldırgan eylemlerine tekrar tekrar maruz kaldığında ve kendini savunmakta zorluk çektiğinde ise “zorbalığa uğramış” olarak tarif edilmektedir (Salmivalli, 2010). Bu eylemlerin aynı yaşta ve denk bireyler arasında gerçekleştiği durumlarda ise akran zorbalığı (bullying) kavramından söz edilmektedir.

.

Olumsuz sonuçlar doğuran ve yıkıcı bir eylem olan akran zorbalığı ile akranlar arasında gerçekleşen olağan sosyalleşme çabaları sonucu gerçekleşen davranışların ayırt edilmesi oldukça önemlidir. Akranlar arası şakalaşma, bir kez gerçekleşen alay etme gibi durumlar sistemli ve sürekli olarak tekrar etmiyorsa akran zorbalığı boyutunda değerlendirilmez. Bir davranışın akran zorbalığı olarak ele alınması için üç temel bileşenden söz edilir:

.

  1. Kasıtlı ve amaçlı eylemleri içeren saldırgan davranış
  2. Sürekli ve sistematik bir davranış örüntüsü
  3. Güç ya da kuvvet dengesizliği (Gredler, 2003; Smith ve Brain, 2000).

.

Akran zorbalığı birden fazla boyutta incelenir. Hedef alınan bireye yönelik vurma, haraç alma gibi saldırı şeklinde gerçekleşen davranışlar doğrudan; bireyin arkadaşlık ilişkilerini bozma, dışlama, görmezden gelme biçiminde ortaya çıkan hareketler ise dolaylı zorbalık olarak ele alınabilir. Akran zorbalığının niteliği incelenirken, genellikle eylemin türü üzerinden sınıflandırma yapmak suretiyle kavramı anlamaya ve hayatımıza yansıma şeklini açıklamaya yönelik çalışmalar yürütülmektedir. Bu çalışmalarda akran zorbalığı beş alt türe ayrılarak incelenmekte, bu türler belli başlı davranış şemalarını içine alan çerçeveler olarak ele alınmaktadır:

.

Zorbalık Türleri

  1. Fiziksel Zorbalık: Vurma, itme, tekmeleme, tükürme, saç çekme ya da eşyalara zarar verme gibi davranışları içerir. Çocuğun bedeninde gözlenebilir yaralar olabilir ve eşyaları zarar görebilir.

.

  1. Sözel Zorbalık: Alay etme, aşağılama, lakap takma, hakaret etme, sosyoekonomik durum, dış görünüş, ırk ya da etnik kökenle ilgili küçümseyici ifadeler kullanma gibi durumlarda görülür.

.

  1. Cinsel Zorbalık: Sarkıntılık, uygun olmayan dokunma vb. cinsel boyuttaki davranışları içerir.

.

  1. Siber Zorbalık: Dijital medya ve iletişim araçları kullanarak mesaj atma, izinsiz biçimde fotoğraflarını yayınlama ya da şantaj yapma gibi durumlar siber zorbalık başlığında ele alınır. Siber zorbalığı diğer türlerden ayıran önemli faktörler kişilerin anonim olması, takibinin zor olması, zorbalığı yapan kişinin tespitinin güçlüğü ve sosyal ağlarda kalıcı hale gelip hızla yayılma olasılığı olarak sıralanabilir.

.

  1. İlişkisel Zorbalık: Bir gruptan dışlama, yalnızlaştırma, oyunlara dahil etmeme, dedikodu yapma ya da söylenti yayma gibi durumlar ilişkisel zorbalık başlığında ele alınır.

Araştırmalar tüm yaş düzeylerinde akran zorbalığıyla karşı karşıya gelme yönünden kız ve oğlan çocukları arasında belirgin bir fark olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte oğlan çocuklarının genellikle fiziksel ve sözel zorbalık kavramlarını içine alan doğrudan zorbalık davranışlarına daha ağırlıklı olarak maruz kaldığını, kız çocuklarının ise söylentilerin yayılması ve dışlanma gibi ilişkisel düzeyde zorbalık davranışlarıyla daha sık karşı karşıya kaldığını söylemek mümkündür. (Burnukara ve Uçanok, 2012; Musu ve ark., 2019; Sumter ve ark., 2012).

.

Akran Zorbalığının Aktörleri

Akran zorbalığında temelde iki taraftan söz edilebilir: Zorba olarak nitelenen zarar verici eylemlerde bulunan çocuk ve mağdur/kurban olarak nitelenen bu eylemlere maruz kalan diğer çocuk. Bu iki ana aktörün yanı sıra bu durumdan etkilenen diğer çocuklar da okulda ve diğer sosyal ortamlarda bulunurlar. Akran zorbalığı söz konusu olduğunda bir çocuğun sadece zorba ya da sadece kurban rolünde tüm sosyal ilişkilerini sürdürmesi kolaylıkla karşılaşabileceğimiz bir durum değildir. Bir çocuk bir durumda zorbalığı yapan, başka bir durumda ise zorbalığa maruz kalan tarafta yer alabilmektedir. Seyirciler/şahitler olarak ele alınabilecek üçüncü bir grup çocuk ise doğrudan bir eyleme maruz kalmasalar dahi yaşanan olayların tanıkları olarak akran zorbalığının bir tarafı haline gelirler. Zorbalığı yapan çocuğa karşı çıkarak ya da yapılan zorbalığa herhangi bir tepki göstermeyerek pasif konumda zorbalığa destek olarak ya da aktif şekilde olumsuz davranışa karşı çıkarak yaşananların bir aktörü haline gelebilirler (Olweus, 2013).

.

Çocuklar Neden Zorbalık Yapar?

Çocukların zorba, kurban ya da zorba/kurban olmasını etkileyen faktörler incelendiğinde birtakım bireysel özelliklerin ön plana çıktığı görülmektedir.

.

Küçük yaşlarda zorbalık yapan çocuklar diğerlerini kontrol etmek için güç ve saldırganlıklarını kullanmayı öğrenmektedir. Akranları tarafından kabul görme isteklerini zorbalık yoluyla yansıttıkları, bulundukları grupta daha popüler ve güçlü bir konuma gelme arzusunu zorbalık aracılığıyla gerçeğe dönüştürmeye çabaladıkları görülmektedir. Yapılan bir çalışmada saldırgan çocukların okul öncesi grupta dahi akranları tarafından popüler ve güçlü bireyler olarak algılandığı ve bu çocukların gruplaştığı belirtilmiştir (Alsaker ve Nägele, 2008).

.

Başka bir araştırmaya göre bazı çocuklar akranları arasında popüler olarak kabul edildiklerinden zorbalarla arkadaş olmak isteyebilmektedir (Salmivalli, 2010). Sosyal anlamda kabul görme ve sevginin yanında, zorbaların aynı zamanda sosyal statü için de çabaladığı bilinmektedir. Zorba çocuklar gülümseme, alkış ve kahkaha gibi sözel olmayan ipuçları aracılığıyla akranlarından olumlu geri bildirim alarak zorbalık davranışlarını pekiştirebilmekte, bu da kendileri için sosyal açıdan ödüllendirici olmaktadır.

.

Akranların birbirleriyle kurdukları ilişkide önemli bir kavram olan empatinin düşük düzeyde olması zorbalık yapan çocuklarda belirleyici olarak karşımıza çıkmaktadır. Konu hakkında yapılan bir çalışmada erkekler tarafından uygulanan şiddet içeren zorbalık ve kadınlar tarafından uygulanan dolaylı zorbalığın benzer şekilde düşük empati düzeyiyle ilişkili bulunduğu belirtilmiştir (Jolliffe ve Farrington, 2006).

.

Zorbalığa uğrayan kişileri savunmak ya da zorbalığa eşlik etmemek, zorbalık karşıtı tutumlarla ya da zorbalığın ahlaki olarak onaylanmamasıyla ilişkiliyken; zorbalık yapan ve zorbalığa destek olanlar için durumun ahlaki anlamda tersi olduğu anlaşılmaktadır (Salmivalli ve Voeten, 2004).

.

Türlerine göre zorbalığın aktörlerinden söz ederken, zorba/kurban çocuklara bakıldığında daha farklı bir dinamiğin söz konusu olduğu söylenebilir. Daha önce zorbalığa maruz kalan ve düşük benlik saygısına sahip olan bazı çocuklar güç dengesizliğinin “aşağıdaki tarafında” olduğu düşüncesine kapılmakta, zorbalığa maruz kaldığı durumda kendisini savunamadığı fikriyle öfkelenmektedir. Bu öfkenin bir sonucu olarak, diğer akranlarına zorbalık yapmanın maruz kaldıkları zorbalıktan kendilerini kurtaracağı düşüncesiyle hareket ettikleri görülmektedir. Bu paradoksal dinamiğin etkisiyle bir çocuğun farklı sosyal durumlarda zorbalığın farklı taraflarında aynı anda yer aldığı durumlarla karşılaşılmaktadır.

.

Hangi Çocuklar Kurban Oluyor?

Zorbalık yapan çocukların kurbanlarını seçerken sıklıkla belirli özelliklere sahip çocuk ve ergenleri hedef aldıkları görülmektedir. Olweus (1997) mağdurların genellikle saldırganlardan yaş ve fiziksel olarak daha küçük olduğunu belirtmiştir. Hem yaş hem de fiziksel olarak küçük olma durumu çocuklar için mağdur olma riskini arttırmaktadır.

.

Bir diğer risk faktörü ise boyun eğici davranış eğilimleriyle beraber itaatkar bir kişiliğe sahip olmaktır. Çocuklarda boyun eğici davranış eğilimleri arttıkça akran zorbalığından daha fazla mağdur olma riski taşıdıkları anlaşılmaktadır (Çetin, 2024).

.

Pasif beden diline sahip, düşük özgüven sahibi çocukların kurban olarak hedef alınma riski oldukça yüksektir. Bu çocuklar zorbalık karşısında kendilerini suçlama eğiliminde olup zorbalığı bir arkadaşına ya da bir yetişkine bildirmeyebilmektedir. Bu pasiflik hali de zorbalığın savunmasız hedefi olmaya devam etmelerine yol açmaktadır (Salmivalli ve Isaacs, 2005).

.

Aile desteğinin, daha az müdahaleci aile tutumlarının ve güçlü aile bağlarının zorbalık mağduriyetiyle olumsuz bir ilişkiye sahip olduğu belirtilmektedir. Bir diğer deyişle ailesinden destek gören, sosyal ilişkilerinde daha az aile müdahalesi bulunan ve aile yaşantısında güçlü bağların duygusal etkilerini hisseden çocukların kurban olma riski daha düşüktür. (Gür ve ark., 2020; Lee ve ark., 2022).

.

Akran Zorbalığının Etkileri

Akran zorbalığı durumun tüm aktörleri için psikolojik, fiziksel ve sosyal düzeyde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Yaşanılan durumun niteliğine, maruz kalan bireylerin kişilik özelliklerine, okul ve aile koşullarına bağlı olarak uzun vadeli problemler yaşanmaktadır.

.

  1. Akran Zorbalığının Psikolojik ve Fiziksel Etkileri

Akran zorbalığı buna maruz kalan çocuklar için karşılaştıkları olumsuz davranışların ötesinde çok boyutlu etkilere sebep olmaktadır. Mağdur çocuk yaşananlardan kendisini sorumlu tutabilir, çaresiz hissetme ve kendini suçlama eğilimi gösterebilir. Çocuğun bedeninde kaynağı açıklanamayan fiziksel yaralanmalar gözlenebilir. Mağdur çocuklarda alt ıslatma, uykuya dalmada güçlük, anksiyete, yalnızlık görülmüştür (Kim ve ark., 2005). Geç çocukluk ve erken ergenlikteki zorbalık maruziyetinin depresyon ve intihar eğilimi dahil olmak üzere uzun vadede psikolojik sağlık sorunlarını öngördüğü bilinmektedir (Bond ve ark., 2001; Winsper ve ark., 2001). Bir başka çalışmada siber zorbalığa maruz kalma ergenlikte depresyon ve anksiyete belirtileriyle ilişkilendirilmiştir (Gower ve Borowsky, 2013). Bir çalışmada zorbalıkla karşılaşan çocuklar arasında en yaygın tanıların dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, karşıt olma-karşı gelme bozukluğu ve depresyon olduğu, bu çocukların daha fazla psikiyatrik desteğe başvurduğu ve daha düşük özgüven düzeyine sahip olduğu görülmüştür (Boulton ve Smith, 1994; Kumpulainen ve ark., 2001). Dışlanan çocuklarda özgüven kaybı ve değersizlik hisleri görülebilir. Mağdur olan çocuklar kadar tanık olan çocukların da korku, kaygı ve stres belirtileri gösterdiği tespit edilmiştir.

.

  1. Akran Zorbalığının Sosyal Etkileri

Zorbalığın sosyal yaşamdaki etkileri irdelendiğinde çocuk ve ergenlerin sosyal yaşamının önemli bir bölümünü kapsayan okul yaşantısında dikkat ve konsantrasyon problemleri yaşadıkları, akademik başarıda düşüşün gözlendiği (Schwartz ve Gorman, 2003), okulda devamsızlık yapma, okula gitmek istememe (Juvonen ve ark., 2011), akranlarla aynı ortamda bulunmak istememe ve sosyal içe çekilme (Burnukara ve Uçanok, 2012) görüldüğü bildirilmiştir. Smith ve arkadaşlarının (2004) çalışması sürekli olarak zorbalığa maruz kalan çocukların daha az arkadaşı olduğunu, daha çok okul devamsızlığı yaptıklarını ortaya koymuştur.

.

Akran Zorbalığı Hangi Durumlarda Suç Boyutuna Ulaşır?

Kimi zaman akran zorbalığı ciddiye alınmamakta, zararsız şakalaşmalar olarak değerlendirilmekte ya da aslında akran zorbalığı olan bir durum çocuklar arası olağan bir anlaşmazlık olarak ele alınmaktadır. Ancak çocuk ve ergenlikte bu davranış örüntüleri olumlu yönde değiştirilmediğinde ya da yanlış olduğu anlatılmadığında yetişkinlikte (eylemlerin boyutuna göre) suça dönüştüğü durumlar bile görülebilmektedir. Akran zorbalığında hem zorbaların hem de zorba/kurbanların genç yetişkinlikte antisosyal kişilik bozukluğu ile ilişkilendirildiği, bu çocukların ilerleyen yaşlarda suç işlemeye daha yatkın oldukları ve madde kullanım risklerinin diğer akranlarına göre fazla olduğu görülmüştür (Ttofi ve Farrington, 2011).

.

Çocuğun beden bütünlüğünü ve mahremiyetini bozacak şekilde yapılan fiziksel ve cinsel içerikli davranışlar, intihara yönlendirme, nefret ve ayrımcılık, bir davranışı zorla yaptırmaya yönelik siber zorbalık uygulamak ve izinsiz biçimde fotoğraf paylaşımı gibi durumlar ilgili eylemin niteliğine, sürekliliğine ve Türk Ceza Kanunu’nda belirlenen hükümlere göre suç niteliği taşıyabilmektedir.

.

Müdahale ve Önleme Yaklaşımları

Akran zorbalığı çocuk ve ergenlerde psikolojik ve sosyal boyuttaki etkileriyle, örneklendiği üzere, ciddi riskler oluşturan, çok boyutlu bir toplumsal problemdir. Bu nedenle akran zorbalığıyla mücadelede toplumun tüm birimlerine farklı görevler düşmektedir. Zorbalığın yalnızca ve doğrudan, maruz kalan ve uygulayan düzeyinde, bireysel anlamda değil, ailesel, sosyal ve okul temelli bağlamlarda ve bu bağlamlardaki tüm bireyler göz önüne alınarak çok yönlü bir şekilde ele alınması gerekmektedir.

.

Okul Düzeyinde Önlemler

Okullar çocukların en yoğun sosyal etkileşimde bulunduğu yapılar olduğundan, zorbalık davranışlarının çoğunlukla bu ortamlarda ortaya çıktığı görülmektedir. Bu anlamda okullarda alınacak önlemler ve müdahaleler zorbalığın önlenmesi ve sağlıklı okul ortamlarının oluşturulması açısından büyük önem taşımaktadır.

.

  • Öğretmenler ve okulun diğer çalışanlarına akran zorbalığı konusunda düzenli eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapılabilir.
  • Okul yönetimleri öğrencileri sosyal etkileşimlerinde olumlu tutum ve davranışlara yönlendirmek için şiddet içermeyen çatışma çözme tekniklerini kullanmaya teşvik etmelidir. Akran zorbalığı, iletişim becerileri, öfke yönetimi ve empati gibi konularda öğrencilere seminerler verilerek bilgi ve farkındalık düzeyleri arttırılabilir.
  • Okulda zorbalık konusunda çalışan komiteler kurulması, mevcut zorbalık davranışlarının bu komite tarafından takip edilerek azaltılmasına ve sonlandırılmasına yönelik çalışmalar yapılması önemli bir yoldur. Zorbalık yapan ve buna maruz kalan öğrencilerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık birimlerince yapılacak düzenli görüşmelerle takibi sağlanmalıdır.
  • Teneffüslerde ve diğer molalarda zorbalık alanlarının gözlenmesi ve denetlenmesi gerekmektedir. Öğretmenlerin gözlemi kritik bir önem taşımaktadır. Öğretmenlerin öğrencilerden kopuk olması, eşitlikten uzak bir tutum sergilemesi ve öğretmenlerin zorbalığı fark etmemesi mağdurların yardım aramasını zorlaştıracaktır.
  • Gruplardan ya da sınıftan dışlandığı gözlenen öğrencilerin kaynaştırılması ve daha iyi akran ilişkileri kurulması konusunda öğretmenlere büyük bir rol düşmektedir. Olumlu akran etkileşimleri çocukların sosyal gelişimine olumlu katkı sağlar.
  • Ebeveynlerle iş birliği kurulması, çocukların okul dışında geçirdikleri zamanda davranış değişikliklerinin aile tarafından gözlenmesi ve karşılıklı bilgi paylaşımı ile çocuk için destekleyici ve koruyucu bir ortam sunulur.
  • Zorbalığa karşı okul ya da sınıf düzeyinde öğrencilerin de sürecin aktif bir parçası olduğu kuralların koyulması ve tutarlı bir şekilde uygulanması yoluyla okul ikliminde saygı, empati ve güven temelli bir okul kültürü oluşturmak amaçlanmalıdır (Olweus ve Limber, 2010).

.

Aile Düzeyinde Önlemler

Ailelerin okulla her zaman iş birliği içinde olması ve ebeveynlerin farkındalık düzeylerinin arttırılması zorbalığın önlenmesinde kritik önem taşır. Zorbalığı önleme konusunda ailelerin yapabilecekleri şu şekilde örneklendirilebilir:

.

  • Çocuklarla her zaman aktif iletişim kurulması ve çocuğun dinlenmesi çocuğa kendisini ifade etmesi için önemli bir alan açar. Örneğin okuldan geldiğinde her gün gününün nasıl geçtiğini, o gün neler hissettiğini ve yaşadığını sormak, anlatması için destekleyici bir ortam sunmak, duygu paylaşımını teşvik etmek.
  • Çocuk kırıcı bir yorum yaptığında ya da zorba bir davranışa başvurduğu görüldüğünde durdurulmalı ve bu davranışın neden yanlış olduğu yaş dönemine uygun biçimde açıklanmalıdır.
  • Okulda ve arkadaşlarıyla etkileşimde olduğu sosyal ortamlarda zorbalıkla karşılaştığında ya da tanık olduğunda her zaman ebeveynine ya da okuldaki öğretmenlerine anlatmasının önemi ve onların çözüm sunabilecekleri anlatılmalıdır.
  • Yetişkinlerin çocuklar için otorite ve olumlu rol model olarak hareket ettikleri unutulmamalıdır, çocuk ebeveynini izleyerek ve gözlemleyerek de birtakım davranışları öğrenebilir. Aile içinde yaşanan anlaşmazlıklar ve iletişim sorunlarının akran zorbalığında önemli bir faktör olduğu bilinmektedir.
  • Çocuk ve ergenlerin erişimi olan televizyon ve sosyal medya araçlarından izlediği ve takip ettiği içeriklerin yaş dönemine uygun olup olmadığının ve şiddet içeriklerinin kontrol edilmesi büyük önem taşımaktadır.
  • Ebeveynlerin çocuklarına yönelik katı disiplin, cezalandırıcı tutumlar, denetimsizlik yerine demokratik bir ebeveynlik stilini sergilemesi beklenir.
  • Zorbalığa maruz kalan ve zorbalık yapan çocukların ihtiyaç duydukları bireysel psikolojik desteği alması ve sağlıklı sosyal beceriler kazandırılması da önemlidir.

.

Okul ve aile düzeyinde alınacak önlemlerle birlikte her bireyin güvenle gelişebileceği, kendini ifade edebileceği ve saygı gördüğü bir sosyal çevre oluşturmak toplum olarak ortak sorumluluğumuzdur. Toplumda çocukların güvenli sosyal alanlara sahip olması trafikte, toplu taşımada, sokakta ve evde şiddetten uzak bir sosyal yaşamın her yaş grubu için inşa edilmesinde akran zorbalığıyla mücadele büyük önem taşımaktadır.

.

Kaynaklar

Alsaker, F. D. ve Nägele, C. (2008). Bullying in kindergarten and prevention.An international perspective on understanding and addressing bullying,1, 230-252.

Bond, L., Carlin, J. B., Thomas, L., Rubin, K. ve Patton, G. (2001). Does bullying cause emotional problems? A prospective study of young teenagers.Bmj,323(7311), 480-484.

Boulton, M. J. ve Smith, P. K. (1994). Bully/victim problems in middle?school children: Stability, self?perceived competence, peer perceptions and peer acceptance.British journal of developmental psychology,12(3), 315-329.

Burnukara, P. ve Uçanok, Z. (2012). İlk ve orta ergenlikte akran zorbalığı: Gerçekleştiği yerler ve baş etme yolları.Türk Psikoloji Yazıları,15(29), 68.

Çetin, E. (2024). Algılanan Sosyal desteğin akran zorbalığı mağduriyeti etkisinde boyun eğici davranışların aracı rolü.Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi,22(03), 262-276.

Gower, A. L. ve Borowsky, I. W. (2013). Associations between frequency of bullying involvement and adjustment in adolescence.Academic pediatrics,13(3), 214-221.

Gredler, G. R. (2003). Review of Bullying at school: What we know and what we can
do. Psychology in the Schools. 40(6): 699-700

Gür, N., Eray, Ş., Makinecioğlu, I., Siğirli, D. ve Vural, A. P. (2020). Akran zorbalığı ile aile duygu dışa vurumu ve psikopatoloji arasındaki ilişki.Anadolu Psikiyatri Dergisi,21(1), 77-86. DOI: 10.5455/apd.43917

Jolliffe, D. ve Farrington, D. P. (2006). Examining the relationship between low empathy and bullying.Aggressive Behavior: Official Journal of the International Society for Research on Aggression,32(6), 540-550.

Juvonen, J., Wang, Y. ve Espinoza, G. (2011). Bullying experiences and compromised academic performance across middle school grades. Journal of Early Adolescence, 31(1), 152–173.

Kim, Y. S., Koh, Y. J. ve Leventhal, B. (2005). School bullying and suicidal risk in Korean middle school students.Pediatrics,115(2), 357-363.

Kumpulainen, K., Räsänen, E. Ve Puura, K. (2001). Psychiatric disorders and the use of mental health services among children involved in bullying.Aggressive Behavior: official journal of the International Society for Research on Aggression,27(2), 102-110.

Lee, J., Roh, B.-R. ve Yang, K.-E. (2022). Exploring the association between social support and patterns of bullying victimization among school-aged adolescents.Children and Youth Services Review, 136,1–9.https://doi.org/10.1016/j.childyouth.2022.106418

Musu, L., Zhang, A., Wang, K., Zhang, J. ve Oudekerk, B. (2019). Indicators of school crime and safety: 2018.

Olweus, D. (1997). Bully/victim problems in school: Facts and intervention.European journal of psychology of education,12(4), 495-510.

Olweus, D. (2013). School bullying: Development and some important challenges.Annual review of clinical psychology,9(1), 751-780.

Olweus, D. ve Limber, S. P. (2010). Bullying in school: Evaluation and dissemination of the Olweus Bullying Prevention Program.American Journal of Orthopsychiatry, 80(1), 124–134.https://doi.org/10.1111/j.1939-0025.2010.01015.x

Salmivalli, C. (2010). Bullying and the peer group: A review.Aggression and Violent Behavior, 15(2), 112–120.https://doi.org/10.1016/j.avb.2009.08.007

Salmivalli, C. ve Isaacs, J. (2005). Prospective relations among victimization, rejection, friendlessness, and children's self?and peer?perceptions.Child development,76(6), 1161-1171.

Salmivalli, C. ve Voeten, M. (2004). Connections between attitudes, group norms, and behaviour in bullying situations.International Journal of Behavioral Development, 28(3), 246–258.

Schwartz, D. ve Gorman, A. H. (2003). Community violence exposure and children's academic functioning.Journal of educational psychology,95(1), 163.Smith, P. K. ve Brain, P. (2000). Bullying in schools: Lessons from two decades of research.Aggressive Behavior, 26(1), 1–9. https://doi.org/10.1002/(SICI)1098-2337(2000)26:1<1::AID-AB1>3.0.CO;2-7

Smith, P. K., Talamelli, L., Cowie, H., Naylor, P. ve Chauhan, P. (2004). Profiles of non?victims, escaped victims, continuing victims and new victims of school bullying.British journal of educational psychology,74(4), 565-581.

Sumter, S. R., Baumgartner, S. E., Valkenburg, P. M. ve Peter, J. (2012). Developmental trajectories of peer victimization: Off-line and online experiences during adolescence.Journal of Adolescent Health,50(6), 607-613.

Ttofi, M. M. ve Farrington, D. P. (2011). Effectiveness of school-based programs to reduce bullying: A systematic and meta-analytic review.Journal of experimental criminology,7(1), 27-56.

Winsper, C., Lereya, T., Zanarini, M. ve Wolke, D. (2012). Involvement in bullying and suicide-related behavior at 11 years: a prospective birth cohort study.Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry,51(3), 271-282.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Klinik Psikoloji Yazıları