Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Kutadgu Bilig’in Yazılışının 950. Yılı Konferansı

Konuşmacı: Prof. Dr. Muna Yüceol Özezen (Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi) Yer: Adana Olgunlaşma Enstitüsü Tarih: 02 Mayıs 2019, Perşembe Saat: 10.30

Kategori: Edebiyat - Tarih: 13 Haziran 2019 11:10 - Okunma sayısı: 1.860

Kutadgu Bilig’in Yazılışının 950. Yılı Konferansı

Kutadgu Bilig’i ve üreticisi Yusuf Has Hacib’i anlatmaya başlamadan önce, Türkçenin en eski döneminden Kutadgu Bilig’in yazılışına kadar geçen süre hakkında aşağıdaki görsel üzerinden kısa bir bilgi vermek yerinde olacaktır:

Buradaki “Türk Dili (İlk Türkçe)” bizi Kutadgu Bilig’e götüren yolun en başını oluşturmaktadır. Bu yolda biraz daha ilerlerken aşağıdaki görsel bize yardımcı olacaktır:

İşte şimdi, tam da Yusuf Has Hacib’in döneminde ve coğrafyasında dolaşıyoruz. Nitekim Yusuf Has Hacib bir Müslüman Uygur, dili de Eski Uygurca yani Karahanlıca veya Kaşgarlı Mahmud’un ifadesiyle “Hakaniye Türkçesi”. Şimdi burada biraz soluklanalım ve durduğumuz noktaya bir de günümüzden bakalım. Acaba Yusuf Has Hacib’in de üyesi olduğu Eski Uygurlar bugün hangi Türk halkıyla ilişkilenebilir? Bu konuda da aşağıdaki görseli izlemek işimizi kolaylaştıracak:

Buna göre, Kutadgu Bilig, eski dönemler referans alınırsa eski Müslüman Uygurların (Karahanlıların) 11.-13. yüzyıllarda  verdikleri bir eserdir; bugün referans alınırsa bugün Çin’in doğusunda Doğu Türkistan denilen yerde yaşayan günümüz Uygurlarının ataları zamanında verilen bir eserdir.

Karahanlılar: Aslında bu ad onlara tarihçiler tarafından verilmiştir. Tarihçiler Soğud kökenli bir alfabeyle Budist ve Maniheist eserler veren Uygurlarla, Arap harfleriyle İslamî eserler veren Uygurları birbirlerinden ayırmak istemişlerdir. Müslüman Uygurların kurduğu bu devlete tarihçiler Karahanlı Devleti derken, bu dönemin önemli yazarlarından biri olan Kaşgarlı Mahmut Hakaniye Devleti adını vermektedir.

Aslında özellikle 4. halife Hz. Ali’den sonra halifeliği devralan Emeviler, hem Afrika’nın kuzeyini hem de Ortadoğu ve İçasya’yı Müslüman yapabilmek için kanlı mücadeleler vermişlerdir. Bu mücadelenin sonunda ilk kez Hazar Türkleri 7. yüzyılda Müslüman olmuşlardır. Ancak kitleler halinde Müslümanlığa geçiş Araplarla Türkler arasındaki, Kafkas coğrafyasından Buhara, Semerkant, Kaşgar’a dek uzanan geniş coğrafyada yaklaşık 70 süren mücadelenin sonunda 740’taki Talas savaşıyla birlikte olmuştur. Emevi devleti yıkılıp Abbasi Devleti (750-1258) kurulunca bu kez bir biçimde Müslümanlığa geçmiş olan Türkler Abbasi ordusuna katılarak İslam’ı yayma çabası içine girmişlerdir.

Karahanlılar 840 yılında kurdukları devlete resmî dini olarak İslamiyet’i benimsemiş ilk gruptur. 1000. yılın başları itibarıyla da Oğuzlar Müslümanlığa geçmeye başlamıştır.

İşte Yusuf Has Hacib (diğer adıyla Uluğ Has Hacib) bugün Kırgızistan sınırları içinde bulunan ve Balasagun adıyla bilinen şehirde tahminen 1018 yılında doğmuştur. Bu şehir 1007-1018 yılları arasında Karahanlı Devleti’ne başkentlik yapmıştır.  Ölümü ise bugün Çin’in doğusunda bulunan ve bu devletin ikinci başkenti olan Kaşgar şehrinde 1070 yılında olmuştur.

Yusuf küçük yaşlarda önce köle olarak saraya getirilmiş, burada Müslümanlığa geçerek iyi eğitim alma fırsatı bulmuş, Arapça ve Farsça öğrenmiştir.

1068 yılında doğduğu şehir olan Balasagun’dan ayrılıp Kaşgar’a gelmiş, orada yazdığı Kutadgu Bilig’i hakan Buğra Han’a 1069 yılında sunmuştur. Buna göre Kutadgu Bilig’in hakana sunuluşunun üzerinden bu yıl itibarıyla 950 yıl geçmiştir.

“Mutluluk Veren Bilgi / Kutlu Bilgi” anlamına gelen Kutadgu Bilig ilk İslamî eserlerden biridir. Karahanlı Devleti zamanında yazılmış diğer önemli ilk İslamî eserler Kaşgarlı Mahmut’un Divanu Lügati’t-Türk’ü, Edip Ahmet bin Yüknekî’nin Atebetü’l-Hakayık’ı ve Hoca Ahmet Yesevî’nin Divan-ı Hikmet’idir.

Kutadgu Bilig, 4 sembolik kişi arasında soru-cevap formunda hazırlanmış, 88 başlıkta (din, devlet, ordu, siyaset, eğitim, felsefe, yasalar ve töreler, aile düzeni, görgü kuralları, matematik, tarım-hayvancılık gibi) toplanmış 6645 beyitlik bir mesnevidir. Bu mesnevi bir yanıyla bizi çağdaş münazara türüne, bir yanıyla sahne oyunu kurgusuna, bir yanıyla da türkülerdeki dedim-dedi’li forma götürür.

Mesnevi her beyitteki dizelerin birbiriyle kafiyeli olduğu uzun şiirlerdir. Bu yanıyla da çağdaş romanların prototipleri gibi görünürler. İki kahramanlı aşk hikayelerinin çoğu klasik edebiyatta mesnevi tarzında karşımıza çıkar.

Ancak Kutadgu Bilig mesnevisi bir aşk hikayesi değil bir siyasetname ve ahlaknamedir. Şair, bu vesileyle ideal bir insanın, ideal bir devletin nasıl olması gerektiğini, yönetenlerle yönetenlerin görevlerinin ne olduğunu ayrıntılarıyla işler. Kutadgu Bilig’teki sembolik 4 kahraman şunlardır:

Kün Togdı: Hükümdardır, adaleti temsil eder.

Ay Toldı: Vezirdir, mutluluğu temsil eder.

Ögdülmüş: Vezirin oğludur, aklı ve anlayışı temsil eder.

Odgurmuş: Dindar bir kişidir, hayatın sonunu temsil eder.

Kutadgu Bilig yazıldığı dönem itibarıyla son derece önemli bir dil ve kültür tarihi malzemesidir. Bugün sayısız yazılı ve basılı malzeme bolluğuyla karşı karşıyayız. Ancak bundan yaklaşık 1000 yıl önce böylesi hacimli bir eserin yazılmış olması Türk dili tarihi ve kültür tarihi açısından bulunmaz bir nimettir.

Kutadgu Bilig’in bugün 3 nüshası (kopyası) vardır. Bunlardan biri Soğud kökenli bir alfabe olan Uygur alfabesiyle yazılmıştır ve Viyana’da bulunmaktadır; diğer iki Arap harflidir ve biri Kahire’de ve diğeri de Fergana’da (Özbekistan’da bir şehir) bulunmaktadır. 3 nüsha bugün sayıca az gibi görünebilir. Ancak okuma-yazma oranının son derece düşük olduğu ve matbaanın olmadığı bir dönemde bir eserin 3-5 nüshasının olması bile araştırmacılarca bir zenginlik olarak görülmektedir.

Konuşmamızı tamamlamadan önce Kutadgu Bilig’ten birkaç beyit sunalım. Böylece bu metnin dilinin Günümüz Türkiye Türkçesine ne kadar benzediği veya günümüz Türkiye Türkçesinden ne kadar farklı olduğu konusunda da bir fikir vermiş olalım:

Tiriglik tileme at edgü tile

At edgü kerek bu tiriglik bile

 

“Yalnız hayat isteme, iyi ad [nam] iste

İnsana hayatla birlikte iyi ad [nam] da gereklidir”

 

Ulugdın eşitgü kereklig sözüg

Kiçigke ayu birgü tutsa özüg

 

“Büyükten almalı gerekli sözü

Küçüğe vermeli davranış özü”

 

Yakın tut özünge kişi edgüsi

İsizden yırak tur tokıgay yası

 

“İyi kişileri kendine yakın tut

Kötüden uzak dur sana zararı dokunur”

 

Buşı bolma işte sen övke yıgın

Buşı bolsa begler buzar beglikin

 

“İşinde hiddetli olma öfkene hakim ol

Beyler hiddetli olursa beylik [devlet] bozulur”

 

Usanma tiriglikke artuk sakın

Tiriglik ölümke idi ök yakın

 

“Hayatta gafil olma, çok düşün

Hayat ölüme çok çok yakındır”

Kaynak: http://www.nirvanasosyal.com/h-104-kutadgu-biligin-yazilisinin-950-yili-konferansi.html (aktif link vermeden kullanmayınız)

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Edebiyat Yazıları
Venüs

Edebiyat 26 Mayıs 2020

Venüs

Bayramlık

Edebiyat 21 Mayıs 2020

Bayramlık

Anne

Edebiyat 13 Mayıs 2020

Anne

Yolculuk

Edebiyat 09 Mayıs 2020

Yolculuk

Sevgi

Edebiyat 06 Mayıs 2020

Sevgi

Yazı

Edebiyat 13 Mart 2020

Yazı

Yaşamak

Edebiyat 23 Ocak 2020

Yaşamak