Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

BAYRAMLAR VE BİZE KATTIKLARI

AHMET GEZEN

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 28 Mayıs 2026 01:37 - Okunma sayısı: 120

BAYRAMLAR VE BİZE KATTIKLARI

BAYRAMLAR VE BİZE KATTIKLARI

Bayram, takvimlerin kırmızıyla işaretlediği birkaç günden ibaret değildir; insanın kendi kalbine dönüp baktığı, unuttuğu merhameti yeniden hatırladığı bir duraktır. Günlük hayatın gürültüsü içinde birbirine yabancılaşan insanlar, bayram sabahlarında aynı sofranın etrafında yeniden insan olmayı öğrenir. Çünkü bayram, yalnızca kapıları değil, kırılmış gönülleri de aralayan sessiz bir anahtardır.

Eski bayram sabahlarının özellikle kendine has bir kokusu vardı. Sokaklara sinen taze ekmek kokusuna çocukların heyecanı karışırdı. Büyüklerin elleri öpülür, küçüklere şeker dağıtılırdı. Fakat aslında verilen şey şeker değil; sevgi, saygı ve aidiyet duygusuydu. İnsan, bayramlarda yalnız olmadığını hissederdi. Aynı sofraya oturmak, aynı duaya “âmin” demek, insan ruhuna görünmeyen bir güven verirdi.

Bayramın bize kazandırdığı en büyük değerlerden biri paylaşmaktır. Çünkü insan, sahip olduklarını bölüştükçe çoğalır. Bir yetimin başını okşamak, yaşlı bir komşunun kapısını çalmak ya da uzun zamandır konuşulmayan bir akrabayı aramak; bazen en büyük iyiliklerin küçük davranışlarda saklı olduğunu gösterir. Bayram, kalbin cimriliğini kırar. İnsanlara yalnızca vermeyi değil, anlamayı da öğretir.

Bunun yanında bayram, affetmenin de sessiz öğretmenidir. Günlerce, aylarca taşınan kırgınlıklar; bir “iyi bayramlar” cümlesinin içinde eriyip gider. Çünkü insan, kin taşıdıkça ağırlaşır; affettikçe hafifler. Bayramlar, bize dünyanın kısa olduğunu, kırgınlıkların ise bu kadar uzun sürmemesi gerektiğini hatırlatır.

Eski bayramlarla bugünün bayramları arasında sessiz ama derin bir fark vardır. Eskiden insanlar bayramı yaşardı, şimdi ise çoğu zaman yalnızca kutluyor. Önceleri kapılar erkenden açılır, misafirler habersiz gelirdi; şimdi ise mesajlar birkaç saniyede gönderiliyor ama birçok gönül hâlâ birbirine ulaşamıyor. Bir zamanlar çocuklar yeni alınan bir çift ayakkabıyla günlerce mutlu olurken, bugün sayısız imkânın içinde bile aynı heyecan bulunamıyor. Çünkü bayramın ruhu, eşyalarda değil; insanlar arasındaki samimiyette saklıydı.

Eskinin bayramlarında sofralar daha sade, fakat muhabbetler daha zengindi. Şimdi sofralar büyüdü ama aynı masada oturan insanların birbirine ayırdığı vakit küçüldü. Eskiden büyüklerin anlattığı hatıralar dinlenirdi; bugün çoğu insan, telefon ekranına eğilmiş hâlde aynı odada birbirinden uzak yaşıyor. Kalabalıkların arttığı ama gönüllerin yalnızlaştığı bir çağın içinde bayramlar da eski sıcaklığını yavaş yavaş kaybediyor.

Oysa bayramı değerli yapan şey gösteriş değil, hissedilen yakınlıktır. Bir çocuğun harçlık alırken duyduğu heyecan, yaşlı bir annenin evladının yolunu gözlemesi, kırgın iki insanın aynı sofrada susarak bile barışabilmesi… İşte bayramın gerçek ruhu bunlarda saklıdır. Bugün belki teknoloji ilerledi, yollar kısaldı; fakat insanlar birbirine ulaşırken kalpten biraz uzaklaştı. Bayramların eksilen tarafı da tam olarak budur: Evler büyüdü, fakat içindeki samimiyet eski evlerin küçük odalarında kaldı.

Yine de bayramların tamamen değiştiğini söylemek haksızlık olur. Çünkü insanın içinde hâlâ o eski sıcaklığı arayan bir taraf vardır. Belki de yapılması gereken şey, geçmişe yalnızca özlemle bakmak değil; eski bayramların ruhunu bugünün hayatına yeniden taşıyabilmektir. Çünkü bayramı bayram yapan şey takvimler değil, insanların birbirine gösterdiği sevgidir.

Modern hayatın telaşı içinde insanlar artık aynı evde bile birbirinden uzak yaşamaya başladı. Herkesin elinde bir ekran, zihninde başka bir dünya var. İşte tam da bu yüzden bayramlar daha kıymetli hâle geliyor. Çünkü bayram, insanı yeniden insana yaklaştırır. Bir çocuğun gözlerindeki sevinçte, annenin hazırladığı sofrada, babanın sessiz tebessümünde kaybettiğimiz sıcaklığı yeniden buluruz.

Sonuç olarak bayram; sadece dini bir gün değil, insan ruhunun toparlandığı manevi bir limandır. Bize sevgiyi, paylaşmayı, affetmeyi ve hatırlamayı öğretir. Belki de bu yüzden bazı insanlar çocukluğunu değil, eski bayramları özler. Çünkü bayram geçip gider; ama insanın kalbinde bıraktığı sıcaklık uzun süre yaşamaya devam eder.

Ahmet Gezen

Rehber Öğretmen

Yorumlar (1)
Özge Temuçin - 28 Mayıs 2026 09:30
Ahmet hocam kaleminize sağlık çok güzel ifade etmişsiniz.
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Fikir Yazıları Yazıları