Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

Dr. M. Zeki İLGAR

Kategori: Psikoloji-Sosyal Psikoloji - Tarih: 03 Ağustos 2026 22:09 - Okunma sayısı: 298

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

Dr.M.Zeki İLGAR

Bilişsel analitik terapi(BAT), ilk olarakA. Ryle tarafından geliştirilen bir psikoterapi biçimidir. Bu süreli terapi, İngiltere'dekaynakları kısıtlı bir kamu sağlık sisteminde gerçekçi bir biçimde sağlanabilecek etkili ve uygun ücretli ruhsal tedavi sağlamak amacıyla geliştirilmiştir. Yeniden yapılandırmanınyoğun olarak kullanımı, bilişsel ve analitik uygulamaları bütünleştirmesi ve hastayı terapi sürecine çok aktif bir biçimde katan işbirlikçi doğası sebebiyle diğer yaklaşımlardan ayrılmaktadır.

.

Güncel kuramlar arasında öne çıkan BAT yaklaşımı; psikanalitik nesne ilişkilerini, davranışçı terapiyi, bilişsel terapiyi ve Vygotsky’nin sosyal öğrenme kuramını temel alan yenilikçi ve bütüncül bir modeldir. BAT modeli, kendi yaşamı üzerinde kontrolünü kaybettiğine inanan danışanlarda düşünce, davranış ve duygu örüntülerini işleyerek danışanın kendi yaşamını yeniden düzenlemesini sağlamaktadır (Ryle ve Low, 1993).

.

Yapılan çalışmalarda bilişsel analitik terapiye dayalı modelin fobi, obsesif kompulsif bozukluklar, borderline, depresyon, kaygı ve yeme bozuklukları gibi sorunlarla gelen hastalar üzerinde olumlu etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Kurama getirilen eleştirilerden biri bu konuda yapılan çalışmaların sınırlı olması ve alan yazındaki bilimsel çalışmaların çoğunlukla kuramcının kendi araştırmalarından oluşmasıdır. Güncel kuramlardan biri olan BAT kuramının dünyada ve ülkemizde tanıtımı henüz yeterince yapılmamıştır (Katmer ve Türk, 2021). Önümüzdeki yıllarda kuramla ilgili çalışmaların artması ve kanıta dayalı bilgilerin ortaya konulması BAT yaklaşımına duyulan ilginin artmasına yol açacaktır.

.

  1. Ortaya Çıkışı ve Gerekçeleri

BAT, bilişsel terapi yaklaşımı ile psiko-analitik yaklaşımları kapsayacak anonim bir dil oluşturma gayreti olarak tanımlanır. Terapist ile birey arasında kurulan etkileşmeyi terapi periyodunun merkezi olarak kabul eder. Bir boyutuyla bilişsel bir modeldir. Bilişsel yaklaşımlardaki bireyin kendisi hakkındaki, kendisi için düşünme ve anlamlandırma süreçlerini dikkate alarak uyarlamıştır. Geliştirilmesi sürecinde; halk sağlığı merkezlerinde halka hizmeti hedeflenmiş olan somut, anlaşılır bir yapıdadır. Yeni nesil terapistlerin çok tercih ettikleri bir yaklaşımdır.

.

  1. Ayırdedici Özellikleri

BAT sadece yenilik özelliği taşıyan veya özgün teknikler toplamı olan bir yaklaşım değildir. Kapsamlı ve bütüncüldür. Çoklu ortam, koşul ile sorunlara uygulanabilir. Terapistin kişisel tarzını yakalamasına elverişlidir. Düşük maliyetli, etkili, etkileyici ve avantajlıdır. Gelenekçi terapi yaklaşımlarının harmanlaşmış formudur. Düzenlidir. Kısa ve uzun süreli kullanılabilir. Esnek bir yaklaşım olarak kabul görür. Öteki boyutuyla etkileşimsel bir akımdır.

.

Benlik ile kişiliğin öteki bireylerle kurulan etkileşimler periyodunda iletilerin içselleştirilmesi neticesinde yapılandırıldığını savunur. Sözü edilen mesajların kültürü yansıtan bir işlev gördüğüne inanır. Bu sebeple benlik kavramını; çok kültürlü ve çeşitli diye tanımlar (Işık ve diğerleri, 2013; Katmer ve Türk, 2021). Bu yaklaşım gelişimin sürdürmekte, çerçevesini çizmişse de oluşum sürecini devam ettirmektedir (akt. Katmer ve Türk, 2021).

.

3.Psikopatoloji Görüşü

Bilişsel analitik terapi yaklaşımına göre psikopatolojiye yol açan olumsuzluklar üç grupta toplanmaktadır:

.

  1. a) Çıkmazlar

İkilem ve çatışmanın kavramsal karşılığıdır. Hangi seçenek yönelimli bir seçim gerçekleştirilirse gerçekleştirilsin mutluluğa erişim sağlanamayacağı inancının bir anlatımıdır. Çıkmaza giren kişinin görmeyi arzuladığı alternatif ya da öteki seçeneklere yönelim yoksunluğu ruhsal yakınmalara kaynaklık eder.

.

  1. b) Kısır Döngüler

Tuzaklar şeklinde de isimlendirilmektedir. Nezaket ile duyarlık eksenli etkileşmelere saha açma veya çehresi dönük durma eğilimiyle devinimi ortaya koyma yönelimli bir tercihte bulunulduğunda istismar edileceği ve öfke hissi deneyimlenmesine sebebiyet vereceği inancıdır. Etkileşmeyi arzu etme ancak istismar edilme endişesiyle kaçınmacı devinimler ortaya koymaya taşıyan inanç kalıbıdır. Etkileşme ile kaçınma arasında sıkışıp kalma durumunu besleyen inanç örüntüleridir. Bireyin ötekileri incitmemeye çabalarken kötüye kullanılma durumunu tecrübe edebileceğine, bu sebeple kızgınlık hissinin belirebileceğine ve neticede yeniden diyaloglarının kötüye gideceğine inanılmasının temsillediği düşünce kalıpları psikolojik yakınmaların tetikleyicisi olarak işlev görmektedir.

.

  1. c) Engel İnançlar

.

Engeller olarak da ifade edilir. Yaşama yön verecek, ileriye taşıyacak, emel, arzu ile hedeflere vasıta vazifesi görecek birtakım atılımlar gerçekleştirilse de bahsi geçen unsurlara erişim yolunun ötekilerce tıkanacağı yönünde beslenen inanç örüntüleridir. Atılımcı olma meyili ile ötekilerce engellenme seçeneği arasında rehin kalma, yapmama durumuna kaynaklık eden engel düşüncelerdir.

.

  • Düşlerin gerçekleştirilemeyeceği yönünde bir inanç geliştirilmesi,
  • Hayata dair amaçlar ortaya koyulamaması veya hayat ile ilgili hedefler zinciri oluşturulamaması,
  • Erişim sağlanılabilecek hedeflerin yolunun tıkanması,
  • Gerçekleştirilmek istenilen şeylerin yakında bulunan kişilerden ötürü yerine getirilemeyeceğinin düşünülmesi ruhsal sorunların yüzünü göstermesine kaynaklık eder (Koç, 2020).

.

3.Terapi Süreci

BAT yaklaşımına dayalı terapi süreci; psikopatolojik sorunlar ile yakınmalara sebep teşkil eden ikilemler, tuzaklar ile engeller şeklinde dizelenen problem prosedürleri etkisizleştirme maksatlı bir dizi psiko-terapötik işlemin gerçekleştirildiği bir süreç olarak özetlenebilir.

.

Terapi süreci; yaklaşık 16 seans olarak belirlenir. Kişilik rahatsızlıklarının temsillediği zorlayan durumlarda terapi süreci; 26 veya daha fazla seansı içerecek biçimde planlanabilir. Terapi uygulamasının bitiminden danışana 3 veya 6 ay sonrasında izleme seansının gerçekleştirilmesi yönünde tavsiye sunulur (Işık ve diğerleri, 2013).

.

Terapi süreci; danışana özel terapi dosyasının oluşturulması, danışana mektup yazılması, yeniden formülasyonun yapılması, çıkmazlar, tuzak engeller konusunda farkındalık kazanılarak bunların listesinin hazırlanması, ardından çekirdeklerin tanınmasıyla diyagramların oluşturulması biçiminde ilerlemektedir. Bu sürecin uygulanmasında çıkmazların, engellerin ve tuzakların; karşılıklı olan rollerin diyagramatik açıklamalarına bağlanması öngörülmektedir (Ryle ve Kerr, 2003).

.

4.Terapi Amaçları

.

Terapi sürecinin amaçları; benliği güçlendirmek, derinlikli yüksek seslerle egoyu inşa etmek, çıkmazlar, tuzaklar ve engeller şeklinde sıralanan rol veya problem prosedürler ile devinimlerin değişimini gerçekleştirmek, kusurlu örüntüleri iç görüye dayalı anlamak ve tekrar çalışmak, karakteri değiştirmek yerine problem prosedürlerin düzenlenmesini olanaklı kılmak biçiminde dizelenebilir (Işık ve diğerleri, 2013;2025).

.

5.Terapi Aşamaları

.

Terapi süreci değerlendirme amaçlı olan ilk oturumlar, yeniden formüle etme aşaması, asıl uygulama aşaması ve sonlandırma aşaması olmak üzere dört aşamadan oluşmaktadır. Terapi süreci; danışana ya da hastaya ait formülasyon-diyagram geliştirme sonrasında bunu yeniden formüle etme temelinde sürmektedir. Terapi süreci bireyin kendini tanıması ve hayatına ilişkin yeni bir bakış açısı geliştirmesi bakımından önemlidir. Terapi sürecinin yapılandırılmış olması terapistin işini kolaylıklaştırmaktadır (Katmer ve Türk, 2021).

.

5.1. Değerlendirme Aşaması

.

Başlangıç şartlarının sağlandığı, ilişki kurma biçimi ölçeğinin uygulandığı, kişi ile ilişkisel sorunlarını tanıma ve anlama yönelimli çalışmaların gerçekleştirildiği aşama olarak ifade edilebilir. Hazırlık oturumu sonrasındaki görüşmelerde, yani birinci ve ikinci oturumda, en temel konu danışan ile terapist arasındaki işbirliğinin sağlanmasıdır. Bu işbirliği terapötik sürecin sağlıklı gelişmesinin temelidir.

.

5.2. Tekrar Formüle Etme Aşaması

.

Problem ile problem prosedürlerinin alışılmışın dışında veya özgün olarak tekrar formüle edilmesinin olanaklı kılındığı aşama şeklinde açıklanabilir. Danışan, hayatıyla alakalı farkındalıklarını, yeni örüntüleri, tekrarlayan olayları terapi sürecine yeniden getirerek terapistle bunların detaylı bir incelemesini yapar.

.

5.3. Çalışma Aşaması

.

Dönüştürülen problem prosedürlerin yerine edindirilen birey içi, bireyler arası etkileşmeleri düzenleyen beceri örüntülerinin gündelik yaşama intibak ettirilmesi yönelimli müdahalelere saha açılan aşamadır.

.

Bu aşamada mektup kullanımı, çıkmazların, engellerin ve tuzakların incelenmesi, diyagram hazırlama ve danışanın getirdiği problem sürekli irdelenir; danışanda farkındalık sağlanır ve eyleme dönüştürmek amacıyla adımlar atılır. Bu süreçte danışan ile terapist bazı teknikler kullanmaktadırlar. Bunun için ilk olarak farkındalığın sağlanması amacıyla terapist tarafından danışanın anlattıkları doğrultusunda yeniden formülleştirme mektubunun yazılması sağlanır (Ryle, 2001; Ryle & Kerr, 2003).

.

Daha sonra soruna yönelik engeller, çıkmazlar ve tuzaklar fark edilerek bunlar şekille ifade edilir. Sonrasında danışanın çalışma sürecinde üzerinde bazı değişiklikler yapma olanağının da bulunduğu yeniden formülleştirme diyagramları hazırlanmaya başlanır (O’Keefe & Berk, 2009).

.

5.4. Sonlandırma Aşaması

.

Sürecin boyutları veya bileşenleri açısından ele alındığı, izlem çalışmasının kararlaştırıldığı aşamadır. Ryle (1995)’e göre terapi sürecinin sona ermesi danışan açısından terapi sürecindeki yaşantılarını ve düşüncelerini hayatında uygulayabilmesi için bir fırsat anlamı taşımaktadır. Bilişsel analitik terapide bu konuların tümü, son oturumda okunarak tartışılan terapistin yazdığı “Hoşça kal Mektubu”na kaydedilir. Terapist bu mektubunda terapi sürecinin amacı, genel özeti ve gözlemlerine yer vermektedir. Dilerlerse danışanlar da mektup yazmaya davet edilebilirler, ancak yaşadıklarını olabildiğince açık ve gerçekçi olarak yazmaları teşvik edilmelidir (Ryle & Kerr, 2003).

.

Terapi Sürecinin Genel Seyri

  1. Terapist danışanın öyküsünü aktif olarak dinler ve başlangıçta sözlü olarak oturum esnasında ve sonrasında yeniden formülasyon mektubunda açıklanan deneyimlerin ne anlama geldiğini irdeler.
  2. Terapist, öyküde açıklanan ve gelişmekte olan çalışma ortaklığında belirgin olan deneyimlerdeki kalıpları ve bağlantıları saptamak için danışanla beraber çalışır ve bunları tanımlayan yeniden formülasyon sürecine karar verilir.
  3. Günlük hayatın diğer anıları ya da raporları ve terapi ilişkisindeki kalıpların ortaya çıkarılması, bu genel açıklamalarla bağlantılıdır. Bunun, şimdiye kadar kaçınılmış anılara ve etkilere temas eden yaşantıları içermesine izin verilebilir.
  4. Danışanın negatif yaşantılarının kaynağı tanındığında ve güvence altına alındığında, yeni alternatifler araştırılmalıdır (Denman, 1995; Denman, 2001; Ryle, 1993).

.

6.Terapist-Danışan İlişkisi

.

Bilişsel analitik terapi yaklaşımı eksenli terapi periyodunda; terapist ile destek sunulan birey arasında psikoanalitik terapi yaklaşımından farklı olarak kişinin sürece eklendiği güven ve dayanışmaya dayalı bir ilişkinin tesis edilmesi beklenir (Işık ve diğerleri, 2013).

.

Bilişsel analitik terapide danışan ile terapist arasındaki ilişki, ikisinin birbiriyle işbirliği içinde olmaları zorunluluğu üzerine kurulmuştur. Bu model kısa süreli olduğundan terapi süreci yapılandırılmış ve planlıdır. Bu nedenle süreç içerisinde terapistin rolü daha anlaşılır ve açıktır. Psikanalitik kuram veya bilişsel davranışçı terapinin tersine terapist belirgin biçimde süreç boyunca aktif, iletişime açık ve yansıtıcıdır (Bennet ve diğ., 2004).

.

İşlevsiz ilişkisel örüntüler üzerinde çalışmak terapi sürecinin temelini oluşturmaktadır. Bu durum danışanın, işlevi olmayan ilişkisel örüntülerini terapiste yansıtabilme olanağını da beraberinde getirmektedir. Böyle durumlarda terapist, ilişkiyi kontrollü ve sağlıklı bir biçimde sürdürmelidir. Bu terapi sürecinde danışanın ilişkisel örüntüleri hakkında farkındalık kazanmasını sağlamak ve hedefine ulaşabilmesi için terapist ile yeni yollar arayarak ilişkinin sağlıklı hale gelmesini amaçlamaktadır (Ryle & Kerr, 2003).

.

7.Terapistin Rolü

.

Terapi periyodunda terapist; Etkileşmeyi başlatan, elverişli iklimi tesis eden, kolaylaştıran, onarım eksenli bir yaklaşım ortaya koyan, öz destek beceri örüntüleri edinimine aracı bir rol üstlenir.

.

Terapist; danışana yaşamı üzerinde denetim sahibi olduğunu ve yaşamı üzerine derinlemesine düşünebilme farkındalığı kazandırmayı amaçlamaktadır. Bunu yaparken her algıyı, duyguyu, davranışı araştırır; danışanla işbirliği kurarak bu bağlamları mektupta veya diyagramda belirtir. Aynı zamanda bu süreçte yaşamın ilk yıllarındaki çocukluk yaşantılarını da göz önünde tutar. Bunu yaparken sürecin merkezinde ilişki bulunur. Hedef oluşturma, müdahale etme ve teknikler de dahil olmak üzere danışan terapi sürecinde aktiftir. Bu terapi yaklaşımına göre danışan süreç içerisinde kimi zaman terapistin desteği ile ilerlerken bazen de kendi gücüyle ilerleyebilir. Bu hususta terapist süreci dikkatle takip etmeli ve süreç içerisinde oldukça sevecen bir yol gösterici konumunda olmalıdır (Bennet ve diğ., 2004; Ryle & Kerr, 2003).

.

8.Terapi sürecinde mektup yazmanın kullanılması

.

Terapi sürecinde terapistin danışana yazdığı mektupta bulunması gereken temel ilkeler şunlardır (Denman, 2001; Llewlyn, 2003):

.

a)Mektupta keskin ifadelerden kaçınılmalı, danışanın talep ettiği yerlerde düzeltme yapılabilmeli,

b)Mektupta öncelikle danışanın terapiye gelme nedeninin özetine yer verilmeli,

c)Mektubun; terapi sürecinde o an beliren olumsuz kalıpların, nasıl türetildiğini danışana göstermesi öncelenmeli,

d)Mektup; danışanın hayatındaki mevcut sorunları, tuzakları, ikilemleri, takılmaları ya da sorunlu karşılıklı rol süreçlerini danışana göstermeli,

e)Terapist mektubu yazarken; yazdıklarının terapi sürecinde karşısına nasıl çıkacağını bilerek yazmalı,

f)Terapist mektupta terapi sürecinin sonuyla alakalı fikirleri ifade ederken gerçekçi olmalı, ütopik ifadelerden kaçınmalıdır (Katmer ve Türk, 2021).

.

9.Diyagram Oluşturma

.

Terapi sürecinde terapist veri toplamak, toplanan verileri düzenlemek, terapi esnasında ele alınacak konuları kuramsal anlamda kavrayabilmek için vaka formülasyonu yapmaktadır. BAT uygulaması birçok açıdan öteki modellerden farklıdır.

.

Aşağıdaki örnek diyagramda çocukluk yıllarında babası evi terk eden, aynı evi paylaştığı annesi tarafından sürekli aşağılanan ve hiç takdir görmeyen sorunlu bir yetişkinin terapi sürecinin yeniden formülleştirme diyagramına yer verilmiştir.

.

Örnek Diyagram

.

Terapist önce kişinin terapi sürecine uygun olup olmadığını belirlemek için öyküsünü almıştır. Tanışma oturumundan itibaren danışanla sıcak ilişki kurulmuş öncelikle terapist ve danışanın mektup yazmasıyla terapi süreci ve problem konusunda ortak mutabakata varmışlardır. Amaç oluşturulduktan sonra, bu amaca ulaşabilmek açısından öncelikle yinelenen sorun davranışların anlaşılabilmesi ve daha iyi görülmesi amacıyla yeniden formülleştirme diyagramı hazırlanmıştır. Hazırlanan diyagramda danışanın annesiyle ilişkisi sonucunda oluşan davranışlar kare biçimindeki kutuda gösterilmiştir. Annesi tarafından devamlı eleştirilmiş olan danışan, ötekilerle ilişkilerinde de reddedilmekten korunmak için ya kendini suçlu hissederek ötekine bağımlı olmayı seçmekte ya da uyum sağlamayan ve isyan eden biri olmaktadır. Danışan yaşamı boyunca ilişkilerinde daha çok a) insanları memnun etmek için çaba harcama, b) terk edilme kaygısı yaşayarak ilişkilerden kaçınma olmak üzere iki yolu kullandığını ifade etmiştir.

.

Sonuç olarak bu davranışları danışanın sürekli derin üzüntü yaşamasına yol açmaktadır. Danışan bu durumdan kurtulmak için terapi süreci içinde geliştirdiği ve daha sağlıklı olacağına inandığı alternatif yol olarak “çabala ve başar” yolunu deneyerek yinelenen istenmeyen davranışlarını sonlandırmaya çalışmaktadır (Katmer ve Türk, 2021).

.

Yaklaşımın öncüsü olan A. Ryle (1995) mesleğinin ahlaki standartlarını gözeten iyi kalpli bir aile hekimidir. Dahası; insanların gereksinim hissettiğinin farkına varması üzerine hekimlik ya da tıbba dayalı hizmetlerin yanı sıra psikoterapi hizmetlerine yönelim gösterme ve bu hususta ilgili çalışmaların özüne ve yaşamına yükleyeceği yükü göğüsleyecek ölçüde adanık ve ilkeli bir hizmet eridir.

.

Ryle; çalıştığı kurumda sağlık hizmeti sunduğu esnada hizmet ilettiği kişilerin bedensel yakınmalarının pek çoğunun ruhsal kökenli olduğunu anlar. Hizmet ulaştırdığı kişilere terapi boyutunda da katkı sunmayı arzular. Bu sebeple; terapi sahasına yönelir. Bahsi geçen meyil göstermenin neticesi olarak bir kuram belirir. Bu; bilişsel analitik terapi yaklaşımıdır.

.

Ryle; bilişsel analitik terapi yaklaşımının umu aşılayan veya umut vaadeden bir terapi kuramı olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Ancak; muhatabı durumundaki yurttaşlar yoksuldur. Uzun soluklu terapi hizmetlerinin bedelini ödeyebilecek güçleri yoktur. Ryle; yurttaşların mali durumunun farkındadır. Bu durumlar Ryle’yi destek sunduğu insanlara kolaylık sağlayıcı ve terapi hizmetlerinden yararlanmalarına olanak tanıyıcı yeni yollar aramaya yöneltir. Bahsi geçen arayış Ryle’yi bilişsel analitik terapi yaklaşımını kısa süreli ve bir hayli yapılandırılmış bir terapi kuramı olarak biçimlendirmeye taşır. Burada dizelenen ve fazlaya ilişkin gayretlerin neticesi olarak bilişsel analitik terapi yaklaşımı halka ve terapi dünyasına arz edilir (Ryle, 1985).

.

Bu yolla “terapi hizmetleri; teknik dizilerine dayandırılmadan, terapi yaklaşımları ile uygulayıcıları arasında dil örtüşmezliğine sıkışıp kalınmadan, psikanalitik yaklaşımın buğulu atmosferinde nefessizlik sorunsalı yaşantılanmadan gerçekleştirilebilir mi”? şeklinde yöneltilen soru da; “sözü edilen hususların özgün seçeneği bilişsel analitik terapi yaklaşımıdır” yanıtı ile karşılık bulmuş olur.

.

Terapi süreci psikopatolojiye sebep teşkil eden; “ya”,“ya da“ çıkmazı olarak kavramsallaştırılan, “ya evi terk edip annemin yaşadığı şehre gideceğim ya da bu adamı (eşini kastederek) boşayacağım” biçimi bir reaksiyonla örneklendirilebilen çatışmalar, ikilemler veya çıkmazlar, “Ama”, “fakat” kalıbı ile ifade edilebilen, “ben evliliğimi düzene koymak için birtakım şeyler yaparım, idare yolunu denerim ama / fakat eşim bu sefer iyici beni basınçlama yoluna gider ve beni iyice paspas olarak kullanır” şeklinde bir söylemle temsillenebilen; tuzaklar veya kısır döngü,

.

“Sabotaj durumu”nun bir anlatımı biçiminde kabul gören, “KPSS sınavını yüksek bir dereceyle sonuçlandırsam da çalışma yaşamında bana saha açmazlar ve görev üstlenmeme müsaade etmezler” tarzı bir ifade ile örneklendirilebilen; engeller veya bariyerler şeklinde sıralanan problem prosedürlerin düzeltilmesi yönelimli bir periyot olarak özetlenebilir.

.

Bu süreçte etkileştiği yaklaşımlarla da bağıntılı olarak;

.

  • Bilişsel müdahalelere saha açılır,
  • Kişisel yapı incelenir,
  • Repartuvar listesi uygulamasından faydalanmak suretiyle; başlangıç, süreç ile süreç bitimi aşamasında gelinen durum değerlendirilir,
  • Lisan ile vücut lisanının temsillediği işaretlerin projektörlüğünden, göstermeyi arzuladıklarından veya görünür kılma umusu beslediklerinden faydalanılır,
  • Erken çocukluk döneminden şuana değin süregelen başa çıkma tarzları yansıtma veya aynalama ile bölmeden iyileşmeye taşıyıcı bir güç olarak istifade etme yolu izlenir,
  • Objelerin lisanından etkileşme biçimleri dinlenir, gözlenir, kavranır ve kavratılır,
  • Objelerle gerçekleştirilen etkileşme şekillerine sosyokültürel çevre ile etkileşme tarzlarının bir sunumu, mirası, tercih edilmeyen zoraki sunusu olarak yaklaşılır,
  • Objelerle etkileşmenin öze takdim edilen yetiştirme tarzları, ilişki kalıpları ile layık görülen muamelenin bir aynalanma özelliği taşıyabileceği usa taşınır,
  • Problem prosedürler ile kişisel yapı düzeltilir.

.

Bilişsel Analitik Terapi Yaklaşımına Yönelik Eleştiriler

.

Bu yaklaşımda eyleme dönük davranan terapist, eklektik yaklaşımdan yararlanırken kuramsal bir bakış açısından ve kullanacağı yöntemler açısından zorlanıyor olması yadırganmaktadır. Terapiye gelen danışanın problemini anlamak, kuramsal olarak yorumlamak ve eklektik sistemde gereken uygun müdahalede bulunmak hiç kolay olmamaktadır. Bunu sağlamak için terapistin kuramların tümünü tam anlamıyla anlaması ve benimsemesi gerekmesi ancak bu çok mümkün olmaması eleştiri almaktadır (Öztan, 1989).

.

BAT her ne kadar bütüncül yaklaşıma ilişkin bazı avantajları sağlamış olsa da bu sonuç aynı zamanda kuramın dilinin daha karmaşık olmasına da neden olmuştur. Barındırdığı kavramların, daha önceden kuramlarda kullanılan kavram olması, yapılan çalışmalara bakıldığında yayınların ve çalışmaların birçoğunun, kuramcının kendisi tarafından bizzat geliştirilmiş olması yönüyle eleştirilmektedir (Terzi ve Tekinalp, 2013).

.

Eklektik nitelik taşıyan bu kuramda aynı anda birçok kuram kullanılmaya çalışıldığı için kullanılan farklı teknikler yapı bakımından karmaşık, uygulayıcı açısından anlaşılması güç olması, aynı zamanda kuramın kendine özgü felsefi bakışının zayıf olması eleştiri almıştır (Ryle, 1985; Öztan, 1989; Denman, 2001).

.

Kaynakça

Bennett, D., Parry, G.,Ryle, A. (2006). Resolving threats to the therapeutic alliance in cognitive analytic therapy of borderline personality disorder: A task analysis. Psychology and Psychotherapy: Theory, Research and Practice, 79(3), 395 418.

Clarke, S., Thomas, P., & James, K. (2013). Cognitive analytic therapy for personality disorder: randomised controlled trial. The British Journal of Psychiatry, 202(2), 129- 134

Denman, C. (2001). Cognitive–analytic therapy. Advances in Psychiatric treatment, 7(4), 243- 252

Denman, C. (2001). Cognitive–analytic therapy. Advances in Psychiatric treatment, 7(4), 243- 252.

Işık, Ş. ve Diğerleri (2013). Psikolojik danışmada güncel kuramlar. Pegem Akademi.

Işık, Ş. ve Diğerleri (2025). Psikolojik danışmada güncel kuramlar -2. Pegem Akademi.

Katmer, A.N. ve Türk, F. (2021). Eklektik bir psikoterapi modeli: Bilişsel analitik terapiye bir bakış. Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, 4 (8).

Koç, H. (2020). Uyumsuz düşünce tarzları ve duygusal dışavurum arasındaki ilişkide yalnızlığın aracı rolü. (Doktora tezi), Necmettin Erbakan Üniversitesi.

Llewelyn, S. (2003). Cognitive Analytic Therapy: time and process. Psychodynamic Practice, 9(4), 501-520.

O'Keefe, P., & Berk, M. (2009). Writing letters to patients. Acta Neuropsychiatrica, 21(6), 314- 316.

Öztan, N. (1989) Eklektik Bir Psikoterapi Modeli (Prochaska). Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi, 22(2), 801-820

Ryle, A., & Kerr, I. B. (2003). Introducing cognitive analytic therapy: Principles and practice. John Wiley & Sons.

Ryle, A., & Low, J. (1993). Cognitive Analytic Therapy Stricker, G., Gold, J. R. (Ed.), Comprehensive handbook of psychotherapy ıntegration (syf: 87-100). Plenum Press.

Ryle, A. (1995). Cognitive Analytic Therapy: Developments in theory and practice. John Wiley & Sons.

Ryle, A. (1998). Transferences and countertransferences: The cognitive analytic therapy perspective. British Journal of Psychotherapy, 14(3), 303-309.

Terzi, Ş. I., & Tekinalp, B. E. (2013). Psikolojik danışmada güncel kuramlar. Pegem Akademi:

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikoloji-Sosyal Psikoloji Yazıları