Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

Prof. Dr. Binnur Yeşilyaprak

Kategori: Psikoloji-Sosyal Psikoloji - Tarih: 29 Haziran 2026 17:02 - Okunma sayısı: 235

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

.

Aile; yaşayan bir organizma olarak, içinde bulunduğu toplumda ve yer aldığı dünyada hakim olan atmosfer içindeki havayı teneffüs ederek varlığını sürdürür. Doğal olarak teneffüs edilen hava; aileyi sadece niceliksel/biçimsel olarak değil, daha da önemlisi, niteliksel/içeriksel olarak değişime uğratmaktadır.

.

21. yüzyılda öngörülemez bir şekilde gelişen dijital teknoloji; tüm toplumsal kurumlarda köklü bir değişim ve dönüşüm etkisi yaratırken, bu bağlamda en fazla etkilenen kurumların başında AİLE’nin geldiği söylenebilir kuşkusuz.

.

Dijital medyanın yol açtığı etki biçimi aileyi; sadece yapısal bakımdan değil, değerler, normlar, roller ve ilişkiler bakımından da köklü bir değişime uğratmaktadır. Öyle ki 2007 yılında ünlü sosyolog Şerif Mardin tarafından tanımlanan “ Mahalle baskısı” kavramı, günümüzde yerini “Sosyal medya baskısı”na bırakmıştır. Artık çevremizde (mahallemizde) tanış olduğumuz kişilerin yargılarını dikkate almak ve bundan etkilenmek yerine; sosyal medyada (tanışmadığımız) kişiler tarafından beğenilmek ve onlardan ‘liked’ almak için davranır hale geldik.

.

Günümüzde, ‘mahremiyet alanı’ olmaktan hızla çıkan aile; sanal bir gerçeklik alanı olarak (göstermelik) varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.

.

Modern yaşamın getirdiği aşırı bireysellik, yoğun rekabetin acımasız temposu, dijitalleşmenin sınırsız dünyası, akışkan modernitenin belirsizliği, teknolojinin yaşamı kontrol eder hale gelmesi, kapitalist düzenin körüklediği tüketim çılgınlığı; post-moderniteye özgü parçalanmış değer sistemleriyle birleşerek aile bağlarını derinlere kadar erozyona uğratıyor.

.

Evliliği ise; tüketim toplumunun yüzeyselliği, sanal dünyanın göstermeciliği ile aşırı bireyciliğin yalnızlıkla yoğrulan ikilemi içinde bırakıyor. Öyle ki artık aile kurmak; kuşaklararası duygusal bağları sağlamlaştırarak nesillerin ortak belleğinde yer eden toplumsal bir yapı olmaktan hızla uzaklaşıyor.

.

Bu bağlamda, günümüz post-endüstriyel toplumlarında AİLE ile ilgili 4 önemli değişimin altı, aşağıdaki saptamalarla, çizilebilir:

.

1. Ailenin işlevleri giderek toplumsal kurumlara aktarılmıştır.

2. Aile bir mahremiyet alanı olmaktan çıkmaktadır.

3. Aile içi ilişkiler giderek zayıflamış, bireyler yalnızlaşmıştır.

4. Yeni aile türleri ortaya çıkmaktadır; tek ebeveynli aileler, babasız aileler, nikahsız beraberlikler, çok kültürlü aileler, üvey aileler vb gibi.

.

Bu durum; bireylerin evlilikten beklentilerinde, kariyer, eğitim ve kişisel özgürlük arayışında yaşadıkları dönüşümün bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Ailedeki gerek biçimsel, gerekse işlevsel değişim/dönüşümün nedenlerini sıralamak ve analiz etmek pek kolay değildir kuşkusuz.

.

Küreselleşmeden tutun da kentleşme, sanayileşme, eğitim düzeyinin yükselmesi, teknolojideki hızlı gelişim, dijitalleşme ve benzeri gibi pek çok etkenin dinamik bir etkileşimi içinde gerçekleşmektedir. Diğer bir ifade ile aile kurumundaki değişimi tartışırken şu iki kavram göz önünde tutulmalıdır:

.

*Bütünsellik

*Bağlantısallık

.

Her şey içinde bulunduğu ağ ile anlamlıdır. İşte aile de pek çok faktörün doğrudan ya da dolaylı olarak birbirini/diğerini etkilemesiyle ‘dinamik bir etkileşim’ içinde değişiyor. Üstelik son 15-20 yılda bu değişim öyle hızlı gerçekleşiyor ki kapsama alanındaki faktörlerden hangisi hangisini, ne kadar ve nasıl etkiliyor sorularına yanıt vermek giderek güçleşiyor.

.

Ne dersiniz?

.

İsterseniz biraz düşünüp görüşlerinizi paylaşabilirsiniz…

.

Ben yazıma daha sonra devam edeceğim efendim.

.

B.Y.

.

NOT: Bu yazı 1.Ulusal Aile Danışmanlığı Zirvesi’nde yer alan “Modern Türkiye’de aile yapısının değişimi” konulu panelde yapılan konuşma metni kapsamındadır. (Aile Danışmanlığı ve Terapi Eğitimi Derneği: 24-25 Haziran 2026) CKM Kadıköy / İstanbul).

Yorumlar (2)
Binnur Yeşilyaprak - 07 Temmuz 2026 12:49
Sevgili öğrencim ve meslektaşım Rabia Gürer Gürkan, yorumunuz için teşekkürler.. evet, anlamlı bir örnek..
Rabia Gürer Gürkan - 02 Temmuz 2026 15:24
Değerli Hocam, makalenizde sözünü ettiğiniz mahalle baskısının sosyal medya baskısına dönüşmesi tespitini okurken, iki yıl önce yaşadığım bir olay aklıma geldi. Tatilde olduğum bir dönemde çok eski bir arkadaşım paylaştığım bir fotoğrafın altına yorum yazmış. O sırada tatilde olduğum ve farklı platformlarda (LinkedIn, X ve diğer hesaplarımda) çok sayıda takipçi ve bağlantım bulunduğu için yorumu fark edememişim. Yorumuna cevap vermediğim gerekçesiyle beni arkadaş listesinden çıkarmış. İşin ilginç yanı, bunu çok sonradan öğrendim. ?? Aslında bu tek başına yaşadığım bir durum da değil. Zaman zaman Paylaşımımı neden beğenmedin?, Yorumu neden görmedin?, Neden cevap vermedin? gibi serzenişlerle hatta sosyal baskıyla karşılaşabiliyoruz. Eskiden insanlar komşusunun ne diyeceğini düşünürdü; bugün ise beğeni, yorum ve çevrim içi görünürlük üzerinden görünmez bir denetim oluşuyor. Sosyal medya, iletişimi kolaylaştırırken; farkında olmadan ilişkileri beğeni sayıları ve çevrim içi etkileşimlerle ölçen yeni bir baskı kültürü de üretmiş görünüyor. Sevgiler canım hocam.
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikoloji-Sosyal Psikoloji Yazıları