Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Bitmeyen Tartışma Konusu: Karma Eğitim

Prof. Dr. Mehmet ŞİŞMAN

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 02 Ağustos 2026 10:39 - Okunma sayısı: 97

Bitmeyen Tartışma Konusu: Karma Eğitim

Bitmeyen Tartışma Konusu: Karma Eğitim

Ülkemizde öteden beri “karma eğitim”, yani kız ve erkeklerin aynı ortamlarda eğitim görmesi konusunda yapılan tartışmalar, yakın zamanlarda TBMM’ne sunulan bir kanun teklifi ile yeniden gündeme gelmiştir. Bu tartışmalar, bazı ülkelerde de mevcut olup konuyu ideolojik saiklerin ötesinde pedagojik, akademik, sosyal vb. yönlerden ele alan bazı araştırmalar yapılmakta ve raporlar hazırlanmaktadır. Yapılan araştırmalarda ve hazırlan raporlarda, kızların ve erkeklerin ayrı ya da aynı mekanlarda eğitim görmesinin birtakım avantajları ve dezavantajları sıralanmaktadır. Kısaca, bu çalışmalar, her iki uygulamanın da olumlu ve olumsuz sonuçlarını ortaya koymaktadır.

Karma eğitim konusundaki tartışmaların başlangıcı, ulus devletlerin kurulması ve modernleşme süreci ile eş zamanlı olup 19. yüzyıla kadar dayanır. Bu konudaki uygulamalar, ülkelere, eğitim kademelerine ve okul türlerine göre farklılaşabilmektedir. Türkiye’nin tarihinde Tanzimatlı yıllardan itibaren kızlar ve erkekler için ayrı okulların açıldığı bilinmektedir. Örneğin, 16 Mart 1848 tarihi, öğretmen yetiştirmek üzere erkekler için Darülmuallimin (Öğretmen Okulu) adında bir okulun açıldığı yıl olup bunu daha sonra kızlar için açılan Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) izlemiştir. Zaman içinde okul adları değişmiş olsa da uygulama, 1970’li yılların sonuna kadar devam etmiştir. Örneğin, geçmişte Kız Öğretmen Okulu, Kız Teknik Öğretmen Okulu, Kız Yüksek Öğretmen Okulu gibi okullar vardı. Bunun yanında ortaöğretim kademesinde Kız Sanat Okulu, Kız Olgunlaşma Enstitüsü, Kız Meslek Lisesi, Erkek Sanat Okulu, Erkek Endüstri Meslek Lisesi gibi uygulamalar devam edegelmiştir. Daha sonra 1970’li yılların sonunda Millî Eğitim Bakanlığına bağlı faaliyet gösteren öğretmen yetiştirme kurumları kapatılarak bunlar, 1980’lerin sonunda YÖK’ün kurulmasıyla birlikte üniversitelerin bünyesinde eğitim/eğitim bilimleri fakültelerine dönüşmüştür. Orta öğretim kademesinde yer alan yukarıdaki bazı okul türleri de yakın geçmişte bazen adları değiştirilerek karma eğitime dönüştürülmüştür.

Bizim eğitim gördüğümüz ve yaşadığımız il olan Eskişehir’de 1960-1970’li yıllarda başlangıçta karma eğitim vermek üzere kurulan Çifteler Köy Enstitüsü; daha sonra köy enstitülerinin kapatılmasından sonra aynı mekanda erkeklere mahsus olarak Yunusemre İlköğretmen Okulu açılmış, bilahare o da kapatılıp Yunusemre Öğretmen Lisesine dönüştürülmüş, en sonunda da bu okulun adı, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olmuştur. Diğer yandan 1960’lı yıllarda Eskişehir il merkezinde hayırsever bir vatandaş tarafından yaptırılan Hacı Süleyman Çakır Kız Öğretmen Okulu ve Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesi adı altında iki okul daha vardı. Bunlardan ikincisi, ortaokul ve lise olmak üzere iki ayrı kademeden oluşmaktaydı. Benim eşim de Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesi ortaokul kısmından mezun olduktan sonra yatılı olarak Hacı Süleyman Çakır Kız Öğretmen Okulu'nu bitirmiştir. Hacı Süleyman Çakır Kız Lisesi, şu anda Anadolu Kız Lisesi olarak faaliyete devam etmektedir. Kızlar için açılan bu okullarla, daha fazla kız çocuğunun eğitimden yararlanması beklenmiştir.

Öğretmen yetiştiren ilkokulları açma konusunda dünyada ilkler arasında yer almamıza karşılık bu kurumları kapatma konusunda da herhalde ilkler arasında yer alırız. Bugün geldiğimiz noktada 16 Mart tarihi, öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü olarak kutlanmasına karşılık, adında öğretmen adının yer aldığı bir eğitim kurumu ortada kalmamıştır. Öğretmen adayları yetiştirmek üzere açılan okullar, daha sonra çeşitli gerekçelerle kapatılmış, adları değiştirilmiş ya da tasfiye edilmiştir. Örneğin, Hacı Süleyman Çakır Kız Öğretmen Okulu kapatılmış, Eskişehir Eğitim Enstitüsü'ne dönüştürülmüş, 1980’li yıllarda bu okul da tasfiye edilerek okulun kampüsü üniversiteye devredilmiştir.

Yukarıdaki kısa hikâyeden anlaşılacağı gibi ülkemizde kızlar ve erkekler için ayrı okulların açılması oldukça eskilere dayanan bir uygulamadır. Ancak önceden kızlar için açılan birtakım okullar, yine birtakım gerekçelerle ya kapatılmış ya da dönüştürülmüştür. Maalesef kapatma gerekçeleri arasında bilimsel ve akademik gerekçelerden çok siyasi ve ideolojik gerekçeler baskın olmuştur. Amerikalı meşhur felsefeci John Dewey, Türk eğitim sistemiyle ilgili bir rapor hazırlamak için M. Kemal Atatürk’ün davetiyle 1924’te Türkiye’ye gelerek okullarda yaptığı incelemeler sonucu kapsamlı bir rapor hazırlar. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'ndeki öğretim üyeliğim sırasında Amerika Eğitim Araştırmaları Derneği tarafından düzenlenen bir kongrede sunulmak üzere hazırladığımız “Türk Basınında John Dewey/John Dewey on Turkish Press” başlıklı bildiriyi hazırlarken arşivden o döneme ait bazı gazete haberlerini tarayarak yaklaşık otuz dolayında haber derlemiştik. Bu haberlerde, bildiri metninde yer vermediğimiz ancak dikkatimizi çeken bazı hususlar olmuştu. Bunlardan biri, gazetecilerin J. Dewey’e yönelttikleri kimi sorular idi. Öyle ki kendisine Amerika’da insanların haftada kaç gün banyo yaptıklarını bile sormuşlardı. Konumuzla ilgili olarak Amerika’da kız ve erkeklerin aynı okullarda mı yoksa ayrı okullarda mı okuduklarını sorarlar ve J. Dewey’i de bu konuda bir tercih yapmaya zorlarlar. O, bu konuda herhangi bir tercihte bulunmayıp benzer soruyu Türkiye’de başka gazetecilerin de sorduğunu ifade ederek Amerika’da her iki okul türünün de olduğunu, yani kızlar ve erkekler için ayrı okullar olduğu gibi karma okulların da olduğunu belirtir. Bu konuda şu iyidir ya da şu kötüdür demenin mümkün olmadığını belirterek tercihin ülke, aile ve kültürlere göre farklılaşabileceğini belirtir.

Bugünün dünyasında farklılıkların olmadığı homojen toplum, kültür ve ülkelerden söz etmek mümkün değildir. Her insan için eğitim, en temel ve yasal bir haktır. Toplumun tüm kesimlerinin, nitelikli bir eğitimden adil ve hakkaniyetli bir şekilde faydalanması esastır. Ulusal ve uluslararası hukukun geldiği noktada aksini savunmak mümkün değildir. Ancak şunu da belirtilmek gerekir ki, somut olay adaleti (hakkaniyet) denen bir şey vardır. Bu nedenle özellikle eğitimde salt eşitlik fikri yanlış anlaşılabilir. Örneğin, bir toplumda kız çocuklarının okuma oranı erkeklere göre çok geride ise bu eksiklik, kadınlarda okuma yazma oranını arttırmak için eşit olmayan şekilde pozitif ayrımcılık yapılarak giderilmeye çalışılır. Dolayısıyla bu konu, eğitim sisteminde reform çalışmalarında toplumsal ihtiyaç analiziyle birlikte toplumsal taleplere bağlı olarak ele alınmalıdır.

Bugün hem Batılı hem de Doğulu ülkelerde ortaöğretim ve yükseköğretim kademelerinde kızlar ve erkekler için eğitim vermek üzere ayrı ayrı açılmış çok sayıda okul ve üniversite vardır. Kız ve erkeklerin birlikte ya da ayrı mekanlarda eğitim görmesinin pedagojik, sosyal, kültürel yönlerden artıları ve eksileri bir yana demokratik bir ülkede devlete düşen, fırsat eşitliği ilkesini de gözeterek vatandaşların tercihlerine kulak vermektir. Eğitimde demokratikleşme, yerelleşme, aile ve toplum katılımı, okul tercihi, çok kültürlü eğitim vb. tartışmaların yapıldığı günümüz dünyasında modern ulus devlet ideolojisinin tek tipleştirici ve homojenleştirici eğitim anlayışını bir tarafa bırakıp konuyu, postmodern toplum tartışmalarında da gündeme gelen çeşitlilik, farklılık, hem öyle hem böyle, farklı alt kimlik ve kültürlere saygı vb. hususlar çerçevesinde ideolojik, politik tartışmaların ötesinde bilimsel araştırmalar, sosyal temayüller ve bireysel tercihler ışığında düşünmek gerekir. Kamu yönetimi ve bu bağlamda eğitim alanını da etkileyen neoliberal anlayışlar kapsamında karma eğitim tartışmaları, çok arkaik, eski bir tartışma konusu olarak kalmaktadır.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları