Esmanur Tuna
Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 02 Ekim 2026 08:40 - Okunma sayısı: 95
Türkiye’de son zamanlarda birbiri ardına yaşanan okul saldırısı olayları bir süredir ana gündem maddelerinden biri olarak tartışılmaktadır. Bu tartışmalar genellikle güvenlik, aile denetimi, silahlanma gibi olgular etrafında şekillense de tartışmalara diğer çeşitli boyutların eklenmesi, saldırıların dinamiklerinin anlaşılabilmesi ve önlenebilmesi bakımından önemlidir. Dolayısıyla bu yazı, meselenin medya ayağına eğilerek saldırıların haberleştirilmesi ve saldırılara dair bilgilerin dolaşıma sokulması süreçlerinde yapılan bazı önemli hataları saptama amacındadır.
Gerçekleştirilen saldırılara dair neredeyse tüm detayların, örneğin 10 kişinin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş saldırısı (Koç, 2026) failinin yazdığı manifestonun kısa bir internet aramasıyla erişilebilmesi mümkündür. Halbuki bu metnin dolaşıma sokulması, şiddet eylemini geriye dönük olarak açıklayan bir belgeyi kamusal tartışmaya açmaktan ziyade failin saldırı aracılığıyla kurmak istediği ve metinde de belirttiği iletişimsel etkiyi tamamlayan bir platform sağlama pratiğidir. Bu tür metinler faillerin ideolojik çerçevesini, özsunumunu ve iletmek istediği mesajı geniş kitlelere taşıyarak şiddetin propaganda değerini artırabilmekte, şiddeti anlamlandıran, rasyonalize eden veya meşrulaştıran söylemlerin benzer eğilimlere sahip çevrimiçi topluluklarda yeniden üretilmesine ve yeni kitlelere ulaştırılmasına imkan verebilmektedir.
Çevrimiçi aşırılıkçılık üzerine yapılmış 222 çalışmayı derleyen çok disiplinli bir literatür taraması çalışmasına göre dijital teknolojiler aşırılıkçılığı yalnızca çevrimiçi ortama taşımamakta; propaganda, örgütlenme, radikalleştirme, yeni ağlar ve yeni şiddet biçimleri yaratarak aşırılıkçılığı güçlendirmekte ve dönüştürmektedir (Risius ve ark, 2024). Sosyal medya algoritmalarının aşırılıkçı ve şiddet içerikli fikirleri yayma konusunda sağladığı kolaylıkla birlikte, meydana gelen kitlesel şiddet olaylarına dair içeriklerin dolaşımının kendinden sonraki olayları iki şekilde etkileyebildiği bilinmektedir. Bunlardan ilki olan taklitçi etkisi (copycat effect), toplumsal ölçekte derin bir infial yaratan saldırıların, saldırganla empati kurma ve kendini özdeşleştirme potansiyeli olan ya da görünürlük kazanma fırsatı arayan diğer potansiyel saldırganlara ilham vermesi durumunu anlatan münferit etkilerdir. Bulaşıcılık etkisi (contagion effect) ise saldırı olaylarının toplum içinde daha genel düzeyde yayılmasını ifade etmekte ve saldırıların gerçekleşme oranlarındaki istatistiksel örüntüler üzerinden belirlenmektedir (Fox ve ark., 2021).
Doğrudan kitlesel saldırı ve okul saldırılarına yönelik yapılan bir araştırmada, okul saldırılarında istatistiksel olarak oldukça kuvvetli ve anlamlı bir bulaşma etkisi olduğu, saldırının ardından artan bu etkinin ortalama yaklaşık 13 gün sürdüğü tespit edilmiştir. Bununla birlikte birincil ve ikincil saldırılar arasında zamana bağlı bir coğrafi kümelenme bulunamamıştır (Towers ve ark., 2015). Bu durum, bulaşma etkisinin fiziksel yakınlıktan ziyade olayların ülke genelinde medyada yoğun ve sansasyonel şekilde yer bulmasıyla birlikte tetiklendiği hipotezini desteklemektedir.
Kitlesel saldırı veya okul saldırısı olaylarına dair haberlerin medyadaki sorunlu sunumlarına dair yürütülen "No Notoriety" ve "Don't Name Them” gibi medya etiği kampanyaları da bu soruna dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Bununla birlikte, Amerikan Halk Sağlığı Dergisi’nde yayımlanan bir makalede kitlesel saldırılar, bulaşıcı intiharlar gibi bir taklit davranışı olarak ele alınmakta ve bulaşıcı etkiyi azaltabilmek adına saldırı haberlerinin medyadaki aktarımlarında dikkat edilmesi gereken bazı noktalar sıralanmaktadır. Bu tavsiyeler arasında faillerin isim ve fotoğraflarının mümkün olduğunca öne çıkarmamak, haberlerin “dehşet verici” veya “tüyler ürpertici” gibi ifadelerle dramatize edildiği sansasyonel habercilikten kaçınmak, saldırının nasıl gerçekleştiğini ve failin motivasyonunu aşırı detaylı biçimde anlatmamak, haberi yalın ve hatta sıkıcı biçimde aktarmak, failin davranışını olumsuz bir çerçevede (örneğin utanç verici veya korkakça şeklinde) sunmak gibi önlemler bulunmaktadır (Meindl ve Ivy, 2017). Gerçekleştirilen iki okul saldırısı olayında medyanın tutumunun karşılaştırmalı incelemesine dair bir makalede ise fail odaklı habercilikten mağdur odaklı haberciliğe geçilmesi, haber ajanslarının haberi ilk duyuran olma yarışını bırakıp teyit mekanizmalarını sağlaması, silahlanma ve silah kontrolü gibi kutuplaştırıcı tartışmaların açılması yerine sorunun kök nedenlerine odaklanılması önerileri yer almaktadır.
Sonuç olarak okul saldırılarının haberleştirilme pratikleri, basit bir enformasyon aktarımının ötesine geçerek şiddetin toplumsal alandaki dolaşımını ve algılanış biçimini doğrudan inşa eden belirleyici bir güç konumundadır. Dolayısıyla medya kuruluşlarının sorumluluğu yalnızca kamuoyunu bilgilendirmekle sınırlı değildir. Kullandıkları dil, görsel seçimleri, olayı çerçeveleme biçimleri ve haberleştirmeyi tercih ettikleri bilgiler toplumsal korkuyu, saldırganın aradığı görünürlüğü, olası taklit mekanizmalarını ve daha birçok faktörü etkileyebilme potansiyeline sahiptir. Medyanın benimsemesi gereken sorumlu yaklaşım yalnızca etik bir tercih ya da ifade ve haber alma özgürlüğünün sınırlanması değil, bir halk sağlığı ve kamu güvenliği meselesidir. Kamusal güvenliği ve kolektif belleği korumanın en önemli yollarından biri ise medyayı geçici bir ahlaki panik ve felaket senaryoları üreticisi olmaktan çıkarıp şiddetin normalleşmesi ve taklit edilmesini engelleyen sorumlu, mesafeli ve hak temelli bir yayın politikasıyla dönüştürmekten geçmektedir.
KAYNAKÇA
Fox, J. A., Sanders, N. E., Fridel, E. E., Duwe, G., & Rocque, M. (2021). The contagion of mass shootings: The interdependence of large-scale massacres and mass media coverage. Statistics and Public Policy, 8(1), 53–66. https://doi.org/10.1080/2330443X.2021.1932645
Koç, Ö. (2026, 3 Mayıs). Kahramanmaraş'taki okul saldırısında bir acı haber daha: 11 yaşındaki Almina'yı kaybettik. Hürriyet. https://www.hurriyet.com.tr/gundem/kahramanmarastaki-okul-saldirisinda-bir-aci-haber-daha-11-yasindaki-alminayi-kaybettik-43164749. Erişim Tarihi: 23.09.2026.
Meindl, J. N., & Ivy, J. W. (2017). Mass shootings: The role of the media in promoting generalized imitation. American Journal of Public Health, 107(3), 368-370. https://doi.org/10.2105/AJPH.2016.303611
Risius, M., Blasiak, K. M., Wibisono, S., & Louis, W. R. (2024). The digital augmentation of extremism: Reviewing and guiding online extremism research from a sociotechnical perspective. Information Systems Journal, 34(3), 931–963. https://doi.org/10.1111/isj.12454
Schildkraut, J., & Muschert, G. W. (2014). Media salience and the framing of mass murder in schools: A comparison of the Columbine and Sandy Hook massacres. Homicide studies, 18(1), 23-43. https://doi.org/10.1177/108876791351145
Towers, S., Gomez-Lievano, A., Khan, M., Mubayi, A., & Castillo-Chavez, C. (2015). Contagion in mass killings and school shootings. PLOS ONE, 10(7), Article e0117259. https://doi.org/10.1371/journal.pone.0117259

01 Ekim 2026 09:39

01 Ekim 2026 20:39

02 Ekim 2026 08:40

01 Ekim 2026 21:23

02 Ekim 2026 14:25