Prof. Dr. H. Bayram Kaçmazoğlu
Kategori: Sosyal Bilimler - Tarih: 14 Temmuz 2026 01:14 - Okunma sayısı: 244
İnsan ve onun oluşturduğu ilk uygarlıklar, doğal koşullarının, suyun ve yiyeceğin daha uygun bulunduğu bölgelerde ortaya çıkmış ve oralardan dünyanın diğer bölgelerine yayılmıştır. Uygarlık yaratıcısı olan insanın temel mücadelesi, başlangıçta doğa ile olmuştur. İnsan, doğanın zor koşullarına direnerek, onunla boğuşarak, onun büyük tahribatlarına karşı korunmaya çalışarak var olabilmiştir. Afetler yoluyla doğa her zaman insana ve onun yarattığı uygarlıklara büyük zararlar vermiş, zaman zaman insan neslini yok olma sınırına kadar geriletmiştir. Teknik bilgisi geliştikçe insanın doğa ile mücadelesinde başarısı artmış ama hiçbir zaman doğayı tamamen kontrol altına alamamıştır. İnsanlık binlerce yıl depremler, fırtınalar, seller, salgın hastalıklar ve benzeri felaketlerle mücadele etmiş, büyük zararlar görmüştür. Ancak insanoğlu zamanla teknikte ve uygarlıkta ilerlemenin kendisine sunduğu olanaklarla doğal afetlere karşı önlem alabilme kapasitesini iyileştirmiştir. Teknik bilgi olanaklarını gerektiği gibi kullanamayan, kullanmakta direnen insanoğlunun doğal afetler karşısındaki yenilgisi ise eskisi gibi sürmüş ve sürmektedir.
.
6 Şubat Depremlerinde Türkiye’nin büyük zarar görmesi, binlerce insanı ve milyarlarca lira değerinde mal kaybı yaşaması, çeşitli siyasal ve rantsal nedenlere bağlıdır. İktidarın veya iktidarların özellikle inşaat sektöründe gerekli önlemleri alıp sahada uygulamaması, uygulatma yetkisini göz ardı etmesi, bu bağlamda bazı çevrelerin daha büyük rantlar sağlamasına göz yumması, binaların yapımında bilgi ve teknolojik olanakların yeterince kullanılmaması deprem faturasının Türkiye’ye maliyetini katlamıştır.
.
6 Şubat Depremleri, başta dört, ardından yedi ilimiz olmak üzere ülkenin tümünü derinden etkilemiştir (Dört İl: Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya). Aynı ölçekteki depremler, deprem gerçeğini kabul edip bilimsel verileri bu doğrultuda kullanan ülkelere çok az zarar verirken Türkiye’de büyük bir yıkımın yaşanmasına neden olmuştur. Bu yıkım çerçevesinde binlerce aile yok olmuş, hayatta kalanların rutinleri tamamen değişmiş, büyük psikolojik travmalara maruz kalmış, maddi ve manevi kayıplar ortaya çıkmış ve milyonlarca insanın yaşamı altüst olmuştur. 6 Şubat Depremleri çok boyutlu bir faturayı Türk toplumunun önüne koymuştur. Bu faturanın bir kısmı da akademisyenlerin payına düşmüş, onların bilimsel çalışmalarını yakından etkilemiştir. Depremde etkilenen çevrelerden biri de akademisyenler olmuştur. Akademisyenler depremden hem kişisel hem de bilimsel-kamusal açıdan zarar görmüşlerdir.
.
6 Şubat Depremleri özellikle depremin etkilediği onbir kentteki üniversiteleri, bu üniversitelerin öğrenci, akademisyen ve yöneticilerini önemli ölçüde sarsmıştır. 6 Şubat Depremleri, depreme maruz kalan illerdeki akademisyenlerin araştırma ve bilgi üretim süreçlerini, akademik verimliliklerini, yayın sayılarını, bilimsel çalışma adaptasyonlarını, teorik ve pratik çalışma düzenlerini ve motivasyonlarını, aile yapılarını, çocuklarının eğitimini, bir bütün olarak psikolojilerini derinden etkilemiş ve yeniden biçimlendirmiştir.
.
6 Şubat Depremleri, depreme maruz kalan bölge illerindeki akademisyenlerin büyük bir bölümünü olumsuz, çok azanı, depremle birlikte yeni araştırma konularını ortaya çıkarması açısından, olumlu şekilde etkilemiştir.
.
Depremlere maruz kalan akademisyenlerin çoğunluğu depremlerde meskenlerinin, fakülte binalarının ve laboratuvarlarının ağır hasar alması veya yıkılması nedeniyle bilimsel araştırmalarına ara vermek zorunda kalmışlardır. Evi, fakülte binası, laboratuvarı, odası, kütüphanesi olmayan akademisyen, ilk bir yıl içerisinde çalışmalarını yürütememiş; süreci anlamaya, atlatmaya ve yeni düzenini tekrar nasıl kuracağını düşünerek geçirmiştir. Önceden başlayan araştırmalar sonuçlandırılamamıştır. Bu süreçte akademisyenlerin psikolojileri, yaşam pratikleri, sahip oldukları olumsuz çalışma ortamları, onların yayınlarını da aksatmıştır. Bu atmosferin akademik açıdan tek cümlelik ifadesi, akademik üretim ve eğitim faaliyetlerine ara verilmesi, zamanın kaybedilmesidir. Süreçte deprem bölgesi illerindeki bazı üniversiteler yarım dönem, bazı üniversiteler üç dönem uzaktan eğitim yapmak zorunda kalmıştır. Bu süre içerisinde de çoğu akademisyen üniversitesinin bulunduğu kentin dışında yaşamak zorunda kalmıştır.
.
Deprem sonrasında akademisyenlerin bir kısmı yaşadıkları kayıplar ve belirsizlikler nedeniyle farklı gelecek planları yapmak zorunda kalmıştır: Başka kentlere taşınmış, yeni üniversite arayışlarına girişmiş, az da olsa, kimisi de emekli olmayı düşünmüş, bazıları emekli olmuştur. Deprem bölgesinde kalan akademisyenler ise süreç normale döndükten sonra kalabalıklaşan akademisyen odalarında eski akademik çalışma verimliliğine hâlâ ulaşamamıştır.
.
Deprem sonrasında sadece akademik faaliyetlerde ve yayınlarda azalma ve aksama olmamış, akademik araştırmalar kesintiye uğramış ve akademik açıdan ilk yıl tamamen verimsiz geçmiş, insanlar çalışmalarını sürdürmede güdü eksikliği, odaklanamama sorunu yaşamıştır. Ayrıca deprem bölgesinde yer alan üniversitelerde ciddi bir iletişim ve koordinasyon kopukluğu yaşanmıştır. Bazı akademisyenler deprem nedeniyle ailelerini güvenli gördükleri kentlere taşımış, bu da onların aile bütünlüğünü bozmuştur. Yine bazı akademisyenler barınma sorunu ve olumsuz koşullar nedeniyle üniversitelerine gelemez, derslerini sağlıklı şekilde yürütemez, işlerini daha önce olduğu gibi disiplin içerisinde yapamaz duruma düşmüşlerdir. Depremin üzerinden üç buçuk yıl geçmesine rağmen deprem sonrası ortaya çıkan olumsuz koşulların önemli bir kısmı bugünde sürmekte ve akademik çalışmaları olumsuz şekilde etkilemeye devam etmektedir.
.
Deprem aynı zamanda deprem bölgesinde yer alan veya almayan bazı bölümlerin öğretim üyelerine yeni çalışma alanları da açmıştır. Bir bakıma deprem bazı bilim alanlarının temel araştırma alanı haline gelmiştir. Hocalar, lisansüstü öğrencilerini deprem içerikli konulara yönelmiş; tezler, projeler, seminerler bu konulara ayrılmış, deprem içerikli araştırmaların yürütülmesi için kendilerine özel ve kamu kuruluşları tarafından gerekli destekler sağlanmıştır. Özellikle psikoloji ve sosyolojide depremle birlikte yeni araştırma alanları oluşmuş, bu bölümlerin araştırma öncelikleri değişmiş, araştırmacılar depremle birlikte yeni fırsatlar elde etmişlerdir. Deprem sonrası ortaya çıkan yeni konular eşliğinde psikologlar ve sosyologlar bireysel ve toplumsal yeni ihtiyaçlar doğrultusunda, travma, depresyon, çocuk psikolojisi, çocuk sosyolojisi, barınma, yerleşme, sosyal ilişkiler, temel ihtiyaçların karşılanmasında yaşanan sorunlar, evsizler, kimsesizler ve benzeri konularda yeni araştırmalara yönelmişlerdir.
.
Depremlerin yıldızını parlattığı bilim alanları arasında jeoloji ve inşaat mühendisliğini de saymak gerekir. Üniversiteler, belediyeler, valilikler ve sivil toplum örgütleri bu bilim alanlarının deprem içerikli tüm araştırma projelerini öncelikle desteklemişlerdir. Deprem içerikli ve uzantılı yeni araştırma konularını, depremin akademisyenlerin bilimsel faaliyetlerine olumlu etkisi bağlamında değerlendirmek mümkündür.
.
Sonuç olarak 6 Şubat 2023 Depremlerinin vurduğu alanlardan biri de deprem bölgesindeki üniversiteler ve bu üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin akademik çalışmaları olmuştur. Bu arada deprem bazı bilim dallarına ek çalışma alanları açmış, olanağı sağlamıştır.

08 Ağustos 2026 01:40

01 Ağustos 2026 20:02

18 Ağustos 2026 16:23

03 Ağustos 2026 08:47

06 Ağustos 2026 01:36

13 Ağustos 2026 01:41

04 Ağustos 2026 23:33

09 Ağustos 2026 13:57

03 Ağustos 2026 22:09

08 Ağustos 2026 01:19