Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Arabesk Kültür, İktidar ve Yurttaş

Haydar Uzunyayla

Kategori: Sosyal Bilimler - Tarih: 29 Temmuz 2026 20:19 - Okunma sayısı: 563

Arabesk Kültür, İktidar ve Yurttaş

Hepimiz arabesk kültür hakkında az-çok bir şeyler biliyoruz. En azından onun gri bir alan olduğu, olgu-kavram-olay ve ilişkilerin bütünlüğü içinde ortaya çıkan bir duruş bozukluğu ya da yamuk kişilik olduğu bilgisine sahibiz. Kendini belli sınırlara kapatan garip bir ruh halidir arabesklik ve kısır, verimsiz, ilerleme yaratamayan, hatta kötülüğe kapı aralayan bir yapı oluşturduğu toplum bilimciler tarafından ileri sürülmektedir.

Kapalılık ve safra onun baskın karakteridir ve böyle yapılar daha çok din, dil, milliyet, vatan benzeri vurguların ideolojiye dönüştürüldüğü, ideolojik düşünme, ideolojik tutsaklık, bireysel hak ve özgürlüklerin geri plana itildiği aile, toplum ve iktidarlarda görülür. Buralarda belirleyici güç, yaşamı ve bireyi gerçek anlamından koparıp, sahte oluşumların içine atan ideolojiler etrafında şekillenir. .. Ve bir çöl, verimsiz bir vadi, kuru toprak işlevini görür.

Kendi içinde tutarsızlık temelinde üreyen bir kültürdür arabesklik… Kişi özgürlük ister, bağırır, çağırır, feryat figan eder ama sonra bir şekilde gider, özgürlüğünü ve istemlerini baskılayan gücü yüceltir, onun limanında demirlemek için yer arar kendine. Modern evrensel ilkeleri savunur ama sonra bir şekilde gelenekçi olur, yanlışını ve yamukluğunu sıradanlaştırır. İlk başta cesurdur ama korkaktır… Hem güvenli hem güvensizdir… Bilgi birikimini, entelektüel kapasitesini, bilimsel değerini iktidara bağlılık için kullanmaktan kaçınmaz… Olması gerekeni savunacağı yerde, iktidar ve onun aygıtlarına uyum geliştirir.

İşin tuhaf yanı bu oluşumda iktidar ile yurttaş arasında yakın bir işbirliği vardır. Kanıtlar bize göstermiştir ki bu kültürden karşılıklı beslenen politikacı, bilim insanı, yazar-çizer, tarihçi, anayasa hukukçusu dahil, iş insanı, din görevlisi, asker, köylü, işçi, asker ve diğerleri birbirleriyle kanlı bıçaklı olsalar dahi, sabah akşam küfürleşseler bile günün sonunda kurucu ideolojilerinin etkisiyle yan yana, diz dize, kucak kucağa gelebiliyorlar. Her birinin derecesi, rütbesi, eğitim ve görgüsü, konumu farklı olabilir ama sahip oldukları arabesk kültür onların buluşma noktası olur. İlişkileri karmaşık ve belirsiz olabilir, birbirlerine yan bakabilirler, birbirlerine darbe yapabilirler, birbirlerini

baskılayabilirler ama içine hapsedildikleri ideolojik yaşam biçimi aralarında ayrılmaz bir bağ yaratır. Sözgelimi yurttaş kendisine baş ağrısı veren ağır yaşam koşullarından bunalır. Pazarda kabzımallar tarafından 50 liraya satılan bir kilo soğana kendi tarlasında 5 liraya alıcı bulamaz ama bütün çileye rağmen, “milli ruh” şiarıyla başındaki iktidara övgüler dizer ve acısını normalleştirir.

Böyle olunca doğal olarak iktidardakiler de bütün toplumsal kültürü kendilerine göre dönüştürüp kullanırlar. Tanrıyı bile her defasında kendilerine benzer şekilde yeniden yaratırlar. Acıyla ve kara sevdayla yoğrulmuş “milli ruhu” her defasında yenilerler… Ve onlar hep haklıdırlar… Asla kendilerini yargılamazlar… Asla utanmazlar… Hep doğru olduklarına inanırlar. (Kuşkusuz tarihte tanık olduğumuz kadarıyla avlayabileceği tavşanları düşleyen hiçbir peygamber yanlış yaptığını kabul etmemiştir.)

********

Arabesk kültürlerin temel çizgisinde –bazı istisnalar dışında- hiçbir koşulda bireyin yararına olabilecek özellik göremezsiniz. Esas olan kurgular ve onları yöneten birliklerdir. Esas olan toplumun genel zararına işleyen özel halk-millet, özel din, özel mülk, politika, lider ve benzeri eşitsiz yapılardır.

Sorulması gereken soru şudur: Hangi veya nasıl bir kültüre bakmalıyız?

İnsanın doğaya, insanın insana sorumlu davrandığı, sorumluluk hissettiği, aklın doğal aydınlığının belirginleştiği kültür gerekiyor bize. Yaşamın gizli kovuklarda devam etmesini kışkırtan alçakların keyfine bağlı işlemeyen, gelişen teknolojimiz ve bilimimize koşut ilke ve kurallarla ilerleyen, tesadüfi veya arızi değil, gerçeğe bağlı oluşumlar gerekiyor bize.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Sosyal Bilimler Yazıları