Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Yeni Yazı Dizisi-1

Eğitim Yönetiminde Asıl Soruyu Yanlış mı Soruyoruz?

Kategori: Sosyal Bilimler - Tarih: 01 Ağustos 2026 20:02 - Okunma sayısı: 562

Yeni Yazı Dizisi-1

Yazı Dizisi - 1

Eğitim Yönetiminde Asıl Soruyu Yanlış mı Soruyoruz?

Dr. Cemil KURT

Eğitim yönetimi alanında yıllardır aynı soruların peşinden gidiyoruz.

Başarılı okul nasıl olur?

Başarı nasıl artırılır?

En iyi okul hangisidir?

Hangi yönetici daha başarılıdır?

Hangi öğretmen daha yüksek performans göstermektedir?

Dikkat ederseniz bu soruların ortak bir yönü vardır. Hepsi bizi sonuca götürür. Sonucu ölçmeye, karşılaştırmaya ve sınıflandırmaya yönlendirir.

Bugün elimizde okul başarısını değerlendiren çok sayıda ölçüt bulunmaktadır. Merkezi sınav sonuçları, akademik başarı göstergeleri, kalite standartları, performans raporları, memnuniyet anketleri ve daha niceleri... Bunların her biri eğitim sisteminin işleyişine ilişkin önemli veriler sunmaktadır. Ölçmek elbette gereklidir. Çünkü ölçmeden gelişimi izlemek de mümkün değildir.

Ancak son yıllarda zihnimi meşgul eden farklı bir soru var.

Acaba biz ölçmeyi, gelişimin aracı olmaktan çıkarıp yönetimin amacı hâline mi getirdik?

Bugün bir okulu tanımlarken ilk aklımıza gelen şey çoğu zaman onun gelişim süreci değil, performansıdır. Okulları sıralıyor, karşılaştırıyor, puanlıyor ve birbirleriyle kıyaslıyoruz. Başarıyı çoğunlukla bulunduğu yere göre değil, diğer okullara göre tanımlıyoruz.

Oysa burada dikkat çekici bir durum var.

Bir okul, geçen yıla göre çok önemli bir gelişim göstermiş olabilir. Öğretmenler arasında güçlü bir iş birliği kültürü oluşmuş olabilir. Öğrencilerin okula aidiyeti artmış olabilir. Yönetim anlayışı değişmiş, öğrenme kültürü güçlenmiş olabilir. Buna rağmen başka okullar daha yüksek puan aldığı için o okul hâlâ "başarısız" olarak değerlendirilebilir.

Böyle bir durumda şu soruyu sormamız gerekmez mi?

Biz gerçekten gelişimi mi yönetiyoruz, yoksa yalnızca sonuçları mı sınıflandırıyoruz?

Belki de eğitim yönetiminin en temel problemi burada başlamaktadır.

Çünkü bir şeyi ölçmek ile onu geliştirmek aynı şey değildir.

Bir öğrencinin kilosunu ölçmek onu sağlıklı yapmadığı gibi, bir okulun performansını ölçmek de o okulu geliştirmez.

Ölçme bize mevcut durumu gösterir.

Gelişim ise bambaşka bir süreçtir.

İşte tam bu noktada eğitim yönetimine ilişkin temel sorunun yeniden düşünülmesi gerektiğine inanıyorum.

Belki de asıl sorumuz "En başarılı okul hangisidir?" olmamalıdır.

Belki de sormamız gereken soru şudur:

Bir okul, kendi gelişimini sürekli üretebilen bir yapıya nasıl dönüşebilir?

Bu iki soru birbirine benzese de aslında aynı değildir.

İlk soru bizi karşılaştırmaya götürür.

İkinci soru ise öğrenmeye.

İlk soru performansa odaklanır.

İkinci soru gelişime.

İlk soru bugünü anlamaya çalışır.

İkinci soru yarını inşa etmeye çalışır.

Belki de eğitim yönetiminde yeni bir düşünme biçimine ihtiyacımız vardır.

Belki de artık okulları yalnızca başarılarıyla değil, gelişim kapasiteleriyle konuşmanın zamanı gelmiştir.

Bu yazı dizisinde tam da bu sorunun peşinden gitmeye çalışacağım.

Çünkü bazen yeni cevaplar bulabilmek için önce doğru soruyu yeniden sormak gerekir.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Sosyal Bilimler Yazıları