Dr. Cahide GÖĞÜSDERE
Kategori: Sosyal Bilimler - Tarih: 07 Temmuz 2026 01:20 - Okunma sayısı: 115
Üçgenin İçinde Bir Hayat: Suriyeli Kadınların Sessiz Mücadelesi
.
Dr. Cahide GÖĞÜSDERE
.
Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş, milyonlarca insanı zorunlu göçe sürüklemiş; Türkiye ise en fazla Suriyeliye ev sahipliği yapan ülkelerden biri olmuştur. Bu nüfusun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Ancak Suriyeli kadınların deneyimi yalnızca göç olgusuyla açıklanamaz. Göç, istihdam ve şiddet birbirini besleyen üç temel dinamik olarak kadınların yaşamını şekillendirmektedir.
.
Suriyeli kadınlar göç sürecinde dil engeli, barınma sorunu, sağlık ve eğitim hizmetlerine erişimde güçlük, ekonomik yoksulluk ve sosyal dışlanma gibi çok boyutlu sorunlarla karşılaşmaktadır. Ataerkil toplumsal yapı ve bakım sorumlulukları bu kırılganlığı daha da artırmaktadır. Göçün kadınlaşması olgusu, kadınların göç sürecindeki görünürlüğünü artırırken aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığı da daha görünür hâle getirmektedir.
.
Neden Önemli?
Türkiye, geçici koruma altındaki milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Bu nüfusun önemli bir bölümünü kadınlar oluşturmaktadır. Zorunlu göç, kadınların ekonomik, sosyal ve hukuki kırılganlıklarını derinleştirmektedir.
.
Göç–İstihdam–Şiddet Üçgeni
Göç, kadınları ekonomik baskı altında çalışmaya yöneltmektedir. Güvencesiz istihdam sömürü ve şiddet riskini artırırken; şiddet kadınların sosyal uyumunu ve ekonomik bağımsızlığını zayıflatarak eşitsizlikleri yeniden üretmektedir. Bu üç alan birbirini besleyen döngüsel bir yapı oluşturmaktadır.
.
Şekil1: Göç- İstihdam-Şiddet Üçgeni ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık

Göç sonrasında kadınlar çoğunlukla kayıt dışı, düşük ücretli ve güvencesiz işlerde çalışmaktadır. Tarım, tekstil ve hizmet sektörlerinde yoğunlaşan bu istihdam biçimi uzun çalışma saatleri, düşük ücret, sosyal güvence eksikliği ve ayrımcılık riskini beraberinde getirmektedir. Çalışma yaşamında cinsel taciz, ücretlerin ödenmemesi ve çalışma iznine ilişkin sorunlar kadınların ekonomik güçlenmesini sınırlandırmaktadır.
.
Şiddet, göç deneyiminin en ağır sonuçlarından biridir. Erken yaşta evlilik, çok eşlilik, insan ticareti, cinsel istismar, aile içi şiddet ve nefret söylemleri kadınların güvenliğini tehdit etmektedir. Bu nedenle göç, istihdam ve şiddet doğrusal değil; birbirini sürekli besleyen döngüsel bir yapı oluşturmaktadır.
.
Bu üçgenin merkezinde toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılık yer almaktadır. Göç ekonomik zorunlulukları artırırken, güvencesiz istihdam kadınları şiddete daha açık hâle getirmekte; şiddet ise kadınların sosyal uyumunu ve ekonomik bağımsızlığını zayıflatarak ayrımcılığı yeniden üretmektedir.
.
2026 yılı Verileri Ne Diyor?
.
Ne Yapılmalı?
Bu döngünün kırılması için kayıtlı istihdamın yaygınlaştırılması, çalışma izinlerinin kolaylaştırılması, ücretsiz çocuk bakım hizmetleri, dil ve meslek kurslarının artırılması, kadınların hukuki hakları konusunda bilgilendirilmesi ve şiddet mağdurlarına yönelik koruyucu mekanizmaların güçlendirilmesi gerekmektedir. Suriyeli kadınların güçlenmesi yalnızca bireysel refah açısından değil, toplumsal uyum ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçlenmesi açısından da kritik öneme sahiptir.
.
Kaynak
Göğüsdere, C. (2023) .Toplumsal Cinsiyete Dayalı Ayrımcılık: Türkiye’de Suriyeli Kadınlar Özelinde Bir İrdeleme. Tam metin. 2-5 Kasım 2023, Akdeniz 10 Uluslar arası Sosyal Bilimler Kongresi, Girne-Kıbrıs. ISBN: 978-625-6830-46-2 https://www.akdenizkongresi.org/_files/ugd/797a84_f46d75f346654ff98a0f56957b7fe2d2.pdf

07 Temmuz 2026 05:59

03 Temmuz 2026 18:59

04 Temmuz 2026 19:41

07 Temmuz 2026 01:20

05 Temmuz 2026 19:55

02 Temmuz 2026 21:38

07 Temmuz 2026 21:47

04 Temmuz 2026 19:51

05 Temmuz 2026 22:03

06 Temmuz 2026 16:06