Gül TATLI
Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 14 Haziran 2026 23:10 - Okunma sayısı: 187
“Bir İnsanı Susturmak İçin Bağırmak Gerekmez”
Son yıllarda çalışma hayatında sıkça duyduğumuz kavramlardan biri de “mobbing” olmuştur. Ancak mobbing çoğu zaman yanlış anlaşılmakta veya sıradan iş anlaşmazlıklarıyla karıştırılmaktadır. Bu nedenle öncelikle mobbingin ne olduğunu doğru şekilde anlamak gerekir.
Mobbing, bir çalışanın iş yerinde sistematik biçimde psikolojik baskıya maruz bırakılması, dışlanması, küçümsenmesi, itibarsızlaştırılması veya yıldırılmaya çalışılması olarak tanımlanabilir. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, davranışların süreklilik göstermesidir. Her iş yerinde zaman zaman fikir ayrılıkları yaşanabilir, yöneticiler çalışanları eleştirebilir veya çalışma hayatının doğal sonucu olarak bazı anlaşmazlıklar ortaya çıkabilir. Ancak sürekli olarak bir kişiyi hedef alan, onu değersiz hissettiren ve çalışma hayatından uzaklaştırmayı amaçlayan davranışlar mobbing olarak değerlendirilebilir.
Irmak Ayşe Koparan öğretmenimizin vefatının ardından kamuoyunda mobbing iddiaları gündeme gelmiş, konu hakkında soruşturmalar başlatılmıştır. Süreç devam ederken kesin yargılardan kaçınmak gerekir. Ancak bu olay, çalışma hayatında psikolojik taciz ve çalışanların ruh sağlığının korunması konusunu yeniden gündeme taşımıştır.
Bugün kamu kurumlarımızdan özel sektöre kadar tüm çalışma hayatında insan onuruna saygı temel bir ilkedir. Devletimiz de çalışanların haklarının korunması konusunda gerekli hukuki ve idari mekanizmaları oluşturmuş, çalışma barışını güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu nedenle her yönetici kullandığı dilin, aldığı kararların ve çalışanlarıyla kurduğu ilişkinin hukuki ve insani sorumluluğunu taşıdığını unutmamalıdır.
Bazen farkında olmadan kullanılan bir üslup, sürekli yapılan haksız eleştiriler veya çalışanı değersiz hissettiren davranışlar çalışma ortamında ciddi kırgınlıklara neden olabilmektedir. Oysa güçlü bir yönetici, çalışanlarını korkutarak değil; onlara güven vererek başarı elde edebilir.
Unutulmamalıdır ki bir kurumun en değerli sermayesi insan kaynağıdır. Çalışanların huzurlu olduğu, kendisini değerli hissettiği ve güven içinde çalıştığı kurumlar daha başarılı, daha üretken ve daha güçlü hale gelir.
Mobbingle mücadelede en etkili yöntemlerden biri, sorunun ortaya çıkmasını önlemektir. Bunun yolu da güçlü iletişimden, kurumsal kültürden ve karşılıklı saygıdan geçmektedir. Çalışanların kendilerini rahat ifade edebildiği, yöneticilerin adaletli davrandığı ve herkesin birbirine insan onuruna yakışır şekilde yaklaştığı iş yerlerinde mobbing vakalarının ortaya çıkma ihtimali önemli ölçüde azalmaktadır.
Bir hukuk devletinde haklarımızı bilmek, haklarımızı korumanın ilk adımıdır. Ancak daha da önemlisi, birbirimizin haklarına saygı göstermektir. İş yerlerinde adaletin, nezaketin ve karşılıklı anlayışın hâkim olduğu bir çalışma kültürü oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Çünkü mutlu çalışanlar, güçlü kurumların temelidir. Güçlü kurumlar ise güçlü bir toplumun en önemli yapı taşlarından biridir.
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Hukuk devletinin temel özelliklerinden biri, bireylerin haklarının güvence altına alınmasıdır. Çalışanların da iş yerinde kişilik haklarının korunması, insan onuruna uygun çalışma koşullarında görev yapması ve psikolojik baskıdan uzak bir ortamda çalışması temel haklar arasında kabul edilmektedir.

07 Temmuz 2026 05:59

03 Temmuz 2026 18:59

04 Temmuz 2026 19:41

07 Temmuz 2026 01:20

05 Temmuz 2026 19:55

02 Temmuz 2026 21:38

07 Temmuz 2026 21:47

04 Temmuz 2026 19:51

05 Temmuz 2026 22:03

06 Temmuz 2026 16:06