Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Özge TEMUÇİN

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 25 Eylül 2026 20:04 - Okunma sayısı: 141

Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Masal bu ya eski zamanlarda ayakkabıları olmayan öksüz bir çocuk varmış. Bu küçük kız çocuğu sağdan soldan bulduğu kumaş parçalarını biriktirmiş ve kendine bir çift kırmızı ayakkabı dikebilmiş. Görünüşleri eski ve kabaymış ama çocuk onlara bayılıyormuş. Günleri, hava kararana kadar mahalle aralarında yiyecek toplamakla geçse de ayakkabılar ona zengin kendini varlıklı hissettiriyormuş.

Bir gün paçavralar içinde ve yine eski püskü kırmızı ayakkabıları ayağında yoldan aşağı yürürken yolda birden yaldızlı bir at arabası durmuş. Arabanın içinde yaşlı bir kadın varmış ve kız çocuğuna onunla evine giderse ona kendi çocuğu gibi davranacağını söylemiş. Böylece yaşlı kadının evine doğru yola çıkmışlar. Kadın, çocuğu bir güzel yıkamış, paklamış, saçlarını taramış ve yün çoraplar ile parlak siyah rugan ayakkabılar vermiş. Çocuk eski giysilerini özellikle de kırmızı ayakkabılarını sorduğunda ise onların çok gülünç olduğunu ve bu yüzden ataşe atıldıklarını öğrenmiş. Çocuk çok üzülmüş çünkü kırmızı ayakkabıları şu anda etrafında gördüğü varlıklı tüm eşyalardan daha kıymetliymiş ama bir şey diyememiş çünkü şimdi ona sunulan bu dünyanın karşılığında sessiz olmak, söz verilmeden konuşmamak, koşuşturmadan yürümek ve uslu uslu oturmak zorundaymış.

Çocuk, kilise topluluğuna katılacak yaşa geldiğinde yaşlı kadın ona ‘Masumlar Gününde’ giymek üzere temiz kıyafetler ve bir çift ayakkabı almak için onu çarşıya götürmüş. Ayakkabıcıda bir rafta- belli ki kimse cesaret edip alamamış-en güzel deriden yapılmış pırıl pırıl bir çift kırmızı ayakkabı varmış. Ayakkabı adeta alevler saçıyormuş. Gerçi kırmızı ayakkabılar kilise için en son tercih edilebilecek bir seçenekmiş ama yüreğindeki özlemle tercih yapan çocuk ‘kırmızı ayakkabıları’ seçmiş. Yaşlı kadının gözleri o kadar bozukmuş ki ayakkabıların rengini görememiş ve onları satın almış.

Ertesi gün kilisede şaşkınlıklar içerisinde kızın ayakkabılarına bakılmış: ayakkabılar parlatılmış elmalar gibi, yürek gibi, kırmızıyla yıkanmış erikler gibi parlıyormuş. Göz alıcı! Herkes ama herkes, duvardaki heykeller bile ayakkabılara bakıyormuş. Kiliseden çıkarken bir kolu askıda olan yaşlı bir asker kızın arkasından bağırmış: : ‘Ne kadar güzel dans eden ayakkabılar!’. Bu sözlerin ardından kız durdurulamaz bir şekilde dans etmeye başlamış. Kızın kırmızı ayakkabı içindeki ayakları sanki hala yere basıyormuş gibi havada dans etmeye devam ediyormuş. Yaşlı kadının arabacısı telaşla kızın peşinden koşmuş ve kızı yakalayarak güç bela ayakkabıları çıkarmayı başarmış. Kız bir daha asla kırmızı ayakkabıları arzulamamış.

‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ isimli romandan alınan bu masala göre KIRMIZI AYAKKABILARDAKİ psikolojik gerçek şudur: Temel sevincine ve vahşi değerlerine sıkıca tutunmazsa ya da onu yeniden elde etmezse kadınının anlamlı hayatı yıpratılabilir, tehdit edilebilir, soyulabilir ya da kandırılarak elinden alınabilir. Bir düş kıtlığına düşmeyegörelim; tuzaklar ve zehirlere kapılma olasılığımız artar. Bir şeye aç bırakılan bir kadın ruhu, kendisine ikame edilen her şeyi kabul edebilir ki bunlar plasebo işlevi gören ve kendisi için yararlı olmayan şeyler olabilir. Bu kırmızı ayakkabılar temsil olarak masalda yer alır ve bir kadının mahrum edildiği herhangi bir şey olabilir. Bu durumu psikolojik olarak iyice kavrarsak, bazı tuzaklara kolayca düşebilen genç kızlarımızı daha iyi anlarız. Belki de mesele kırmızı ayakkabıları giymek değildir. Mesele, bize ait olan kırmızı ayakkabıları unutturmaya çalışan dünyayı fark etmektir. Çünkü insan, neye uzun süre aç bırakılırsa, bir gün karşısına konan ilk ikameyi kendi arzusu sanabilir.

Bu yüzden bazen kendimize sormamız gerekir: Ayağımızdaki ayakkabılar gerçekten bizim seçtiklerimiz mi, yoksa bize unutturulan bir şeyin yerine giydirilenler mi?

Çünkü insanın ruhundan bir şeyi eksilttiğinizde, onun yerine mutlaka başka bir şey koyarlar. Ve en tehlikeli olan, o ikameyi bir gün kendi isteğimiz sanmaya başlamamızdır.

Kırmızı ayakkabılar bazen bir çift ayakkabı değildir. Bazen kendimizden vazgeçmemek için hâlâ hatırladığımız son şeydir.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Fikir Yazıları Yazıları
Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları 12 Eylül 2026

Tuzlu Kahve