Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

Nâsır DOĞANAY

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 03 Eylül 2026 22:26 - Okunma sayısı: 265

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

“İşte kimliğim. Gördüğünüz gibi, sarı. Gittiğim her yerden kovulmamı sağlıyor. Okumak ister misiniz? Okumayı zindanda öğrendim. Orada gitmek isteyenler için bir okul var. Bakın üzerinde ne yazıyor: Jean Valjean, serbest bırakılmış kürek mahkûmu, doğum yeri... Bu sizin için önemli değil, on dokuz yıl zindanda kalmış. Beş yıl hırsızlıktan, on dört yıl dört kez kaçmayı denediği için. Bu şahıs çok tehlikelidir.” (Victor Hugo, Sefiller/1. Cilt/2. Kitap/3. Bölüm)

Sosyal bir varlık olarak tanımlanan insan, tarih boyunca toplumsal düzeni sağlamak amacıyla etik ve hukuki normlar geliştirmiştir. Bu normlar aracılığıyla suç, ceza ve bağışlanma süreçlerinde bireyin toplum içindeki konumunu belirlemiştir. Tarihsel süreç içerisinde dönüşen bu toplumsal ve hukuki yapılar, 21. yüzyıla gelindiğinde algoritmik süreçler, gözetim pratikleri ve dijital hafıza olgusunun etkisiyle yeni bir boyut kazanmıştır.

Dijital teknolojiler, verilerin uzun süre depolanmasına ve geniş ölçeklerde erişilebilir kalmasına imkân tanırken bireyin geçmişiyle kurduğu ilişkiyi de kökten dönüştürmüştür. Bu durum, bireyin kendisini ahlaki ve toplumsal açıdan yeniden inşa edebilme ve geçmişinden bağımsız yeni bir kimlik geliştirebilme kapasitesi açısından önemli sorunlar doğurmaktadır. Bu bağlamda modern veri hukukunda tartışılan unutulma hakkı, kişisel veri koruma tedbiri olmanın ötesinde, bireyin geçmişi üzerindeki kontrolünü, özerkliğini ve kişiliğini özgürce geliştirebilmesini güvence altına almaya yönelik felsefi ve hukuki bir araç niteliğindedir. Bu çerçevede unutulma hakkının temelinde yalnızca geçmişin gizlenmesi düşüncesinden ziyade, geçmişe ilişkin bilgilerin bireyin gelecekteki kimliğini belirleme gücünün sınırlandırılması düşüncesi yer almaktadır.

Söz konusu dijitalleşme süreci, sosyal ve ekonomik alanda önemli fırsatlar sunmanın yanı sıra bireyin temel hak ve özgürlükleri üzerinde de dönüştürücü bir etki yaratmaktadır. Özellikle kişisel verilerin uzun süre erişilebilir biçimde muhafaza edilmesi, bireyin geçmişteki eylem ve kimlik unsurlarından gelecekte de sürekli olarak etkilenmesi riskini beraberinde getirmektedir. Bu durum, unutulma hakkının önemini daha görünür hâle getirmektedir. Bireyin geçmişinin gelecekteki toplumsal ve hukuki konumunu belirleyebilmesi sorunu, zamandan bağımsız felsefi bir derinliğe sahiptir. Victor Hugo’nun Sefiller adlı eserindeki Jean Valjean karakteri, geçmişteki bir eylemin bireyin sonraki yaşamını ve toplumsal konumunu uzun süre belirlemesinin edebî düzlemdeki çarpıcı örneklerinden biridir. Valjean’ın yaşadığı trajedi, geçmişin bireyin geleceği üzerindeki belirleyici etkisini görünür kılmakta ve dijital hafızanın geçmişe ilişkin bilgileri kalıcı ve erişilebilir kılmasıyla türeyen toplumsal ile hukuki sorunlara güçlü bir perspektif sunmaktadır. Dolayısıyla Valjean anlatısı, geçmişin geleceği biçimlendirme biçimini göstermesi yanında, geçmişe ilişkin bilginin bireyin kimliği üzerindeki belirleyici gücünü sorgulamak bakımından da önem taşımaktadır.

Jean Valjean’ın 19 yıllık kürek mahkûmiyetinin ardından kendisine verilen sarı pasaport(kimlik), bireyin geçmişine ilişkin bilginin gelecekteki toplumsal konumunu belirleme gücünü göstermesi bakımından, dijital çağdaki kişisel veri kayıtlarıyla işlevsel bir benzerlik taşımaktadır. Buradaki benzerlik, sarı pasaport ile dijital verilerin hukuken veya teknik olarak özdeş olmasından ziyade, her iki unsurun da bireyin geçmişini gelecekte yeniden görünür ve etkili hâle getirme işlevine dayanmaktadır. Bu belge, fiziksel cezanın tamamlanmış olmasına rağmen bireyin geçmişteki mahkûmiyetinin toplumsal yaşamındaki etkisinin devam ettiğini gösteren somut bir araçtır. Valjean’ın gittiği her yerde geçmişini görünür kılan bu belge, mahkûmiyet durumunu sürekli ifşa ederek onun barınma, çalışma ve toplumsal yaşama katılma imkânlarını doğrudan sınırlandırmaktadır.

Günümüz dijital dünyasında ise arama motorları ve algoritmik sistemler üzerinden erişilen kişisel veriler, birey geçmişinin sürekli görünür kalması açısından Valjean’ın taşıdığı sarı pasaport ile tamamen örtüşen bir işleve sahiptir. Bireyin geçmişte gerçekleştirdiği eylemler veya maruz kaldığı olumsuzluklar dijital ağlarda kalıcı ve kolay erişilebilir hâle geldiğinde, geçmişe ait bilgilerin bireyin bugünkü ve gelecekteki toplumsal konumunu sürekli biçimde biçimlendirmesi kaçınılmaz olmaktadır. Bu durum, bireyin geçmişinden koparak özgürce kendisini yeniden inşa etme kapasitesini baskılayan bir tür dijital mahkûmiyet biçiminde okunabilir.

Dijital mahkûmiyet kavramı burada, fiziksel özgürlüğün kısıtlanmasının ötesinde, geçmişe ilişkin dijital kayıtların bireyin bugünkü ve gelecekteki toplumsal imkânlarını sürekli biçimde daraltmasını ifade etmektedir. Bu bağlamda unutulma hakkı, bireyin geçmişine ilişkin bilgilerin dijital ortamda sürekli ve ölçüsüz biçimde erişilebilir olmasına karşı hayati bir koruma mekanizması sunmaktadır. Nitekim kişisel verilerin silinmesi ya da belirli koşullarda arama motoru sonuçlarından çıkarılması, felsefi ve hukuki açıdan bireyin geçmişinin geleceği üzerindeki belirleyici gücünü kıran bir işlev üstlenmektedir. Bu durum, Valjean’ın sarı pasaportunun yarattığı sınırlayıcı etkiyi ortadan kaldırmaya veya zayıflatmaya yönelik temel bir güvence niteliğindedir.

Hugo’nun anlatımında Valjean, Piskopos Myriel’in insan onurunu merkeze alan tutumu sayesinde ahlaki ve zihinsel bir dönüşüm sürecine girer. Eski kimliğini geride bırakarak yeni bir kimlik inşa eden Valjean, toplumsal yarar üreten faaliyetleriyle zamanla toplumda saygın bir konum elde eder ve nihayetinde belediye başkanı seçilir. Ahlaki bakımdan kendisini yeniden inşa eden ve toplumsal yarar üreten Valjean’ın geçirdiği bu dönüşüme rağmen, dönemin hukuki ve toplumsal düzeni onun geçmişteki mahkûmiyetinden kaynaklanan statüyü ortadan kaldırmamaktadır. Böylece bireyin değişebilen ve kendisini yeniden inşa edebilen ahlaki bir özne olduğu gerçeği geri plana itilmekte; birey, geçmişte gerçekleştirdiği eylemler üzerinden tanımlanarak adeta sabit bir veri gibi kodlanmaktadır.

Nitekim Valjean’ın karşılaştığı temel sorun, geçmişinin toplum tarafından bilinmesinden ziyade, bu bilginin onun kim olduğuna ve kim olabileceğine ilişkin toplumsal değerlendirmeyi tümüyle tayin etmesidir. Bireyi geçmiş yaşantısıyla sınırlandırmak ve onun özgür iradesiyle gerçekleştirdiği ahlaki dönüşümü göz ardı etmek, kişinin kendisini yeniden tanımlama ve geleceğini geçmişinden bağımsız biçimde kurma kapasitesini zedelemektedir. Bu nedenle Valjean’ın dönüşümü, unutulma hakkının yalnızca mahremiyetin korunmasıyla sınırlı kalmayıp, bireyin özerkliği, kişiliğini geliştirme özgürlüğü ve yeniden başlama imkânı temelinde ele alınması gerektiğini göstermektedir. Bu yönüyle Valjean’ın yaşadığı trajedi, modern çağda bireye unutulma hakkının tanınmasının felsefi temellerini görünür kılmaktadır.

Bu anlatıda Müfettiş Javert, bireyin değişimini ve içinde bulunduğu bağlamı dikkate almaksızın kuralları mekanik biçimde uygulayan algoritmik karar mantığının edebiyattaki en belirgin karşılıklarından biri olarak okunabilir. Javert ile algoritmik sistemler arasındaki işlevsel benzerlik, her ikisinin de insanın dinamik ve bağlamsal niteliğini kavramaktan uzak, katı ve sabit kriterlere dayanmasından kaynaklanmaktadır. Javert’in temsil ettiği kuralcı anlayışta pişmanlığın, erdemin yahut bireyin sonradan ürettiği toplumsal faydanın hukuki değerlendirmede belirleyici bir karşılığı bulunmamaktadır. Nitekim geçmişteki eylem ile yazılı kural arasındaki eşleşme sağlandığı anda, bireyin sonraki tutumu ve değişen koşulları bütünüyle göz ardı edilmekte, ceza mekanizması adeta kendiliğinden işlemeye başlamaktadır. Bu yönüyle Javert, “geçmiş eylem-kural-sonuç” zincirine dayalı doğrusal ve indirgemeci bir karar mekanizmasının somut bir örneğidir.

Oysa günümüz veri odaklı karar süreçlerinde, unutulma hakkı ile ifade özgürlüğü gibi temel hakların çatıştığı durumlarda, sırf veri eşleşmesine dayanmak yerine bağlamı, ölçülülüğü ve karşı karşıya gelen hakların niteliğini göz önünde bulunduran hukuki ile insani bir değerlendirme zorunludur. Valjean’ın geçmişteki mahkûmiyeti nedeniyle yeniden tutuklanması, onun önderliğinde gelişen kasabanın ekonomik ve sosyal düzeni üzerinde olumsuz sonuçlar yaratmaktadır. Bu durum, bireyin dinamik gelişimini ve geçmişinden bağımsız biçimde kendisini yeniden inşa etme kapasitesini yok sayan katı hukuki ile algoritmik sistemlerin yol açabileceği toplumsal maliyeti somutlaştırmaktadır. Dolayısıyla temel mesele, yalnızca teknik bakımdan doğru bilgiye ulaşmanın ötesinde, söz konusu verinin hangi bağlamda, hangi amaca hizmet ederek ve bireyin bugünkü konumuyla nasıl ilişkilendirilerek işleneceğini tayin etmektir.

Bununla birlikte unutulma hakkının mutlak bir hak olarak ele alınması da mümkün değildir. Geçmişe ilişkin bilgilerin silinmesi veya erişiminin sınırlandırılması, ifade özgürlüğü, toplumun hafızası, kamunun bilgi edinme hakkı ve özellikle kamu görevi yürüten kişiler bakımından hesap verebilirlik gibi temel değerlerle çatışabilmektedir. Bu nedenle hangi bilginin unutulması gerektiği kadar, hangi bilginin kamusal yarar gereği hatırlanmaya devam etmesi gerektiği de büyük önem taşımaktadır. Bu noktada unutulma hakkının temel işlevi, geçmişi bütünüyle yok etmekten ziyade, geçmişe ilişkin bilginin bireyin geleceği üzerindeki etkisini somut olayın koşulları, güncellik, ölçülülük ve çatışan haklar süzgecinden geçirerek sınırlandırmaktır. Böylece unutulma hakkı, toplumsal hafızanın silinmesini hedeflemek yerine, dijital hafızanın birey üzerinde ölçüsüz bir belirleyicilik kurmasını engellemeyi amaçlayan hukuki bir güvence niteliğindedir.

Jean Valjean anlatısı, günümüz veri toplumunda unutmanın yalnızca bireysel ve biyolojik bir süreç olmaktan çıkarak, dijital hafızanın kalıcılığı karşısında hukuken korunması gereken bir hak alanına dönüştüğünü göstermektedir. Unutulma hakkını, toplumun hafızasını bütünüyle silmenin veya adaletten kaçınmanın bir aracı olarak görmek sakıncalıdır. Aksine bu hak, geçmişte gerçekleştirilen eylemlerin sonuçlarının ölçüsüz ve süresiz biçimde devam etmesini sınırlandırarak bireye kendisini yeniden tanımlama ve geleceğini yeniden kurma imkânı sunmaktadır. Böylece bireysel özgürlük ve insan onurunu, dijital hafızanın olumsuz etkileri karşısında korumayı amaçlamaktadır. Nitekim Jean Valjean çağımızda yaşamış olsaydı ve geçmişteki mahkûmiyetine ilişkin dijital izlerin sürekli ve kolay erişilebilir biçimde karşısına çıkmasını engelleyecek hukuki mekanizmalardan yoksun kalsaydı, ahlaki ile zihinsel dönüşümünün toplumsal alanda kabul görmesi imkânsızlaşabilirdi. Dijital geçmişin sabit bir veri olarak bireyin karşısına sürekli çıkarıldığı bu varsayımsal senaryoda Valjean’ın yeniden toplumsal kabul görme, belediye başkanı olarak kamusal fayda üretme ve yeni kimliğini ortaya koyma imkânı bütünüyle ortadan kalkabilirdi.

Bu nedenle Valjean’ın hikâyesi, dijital çağda bireyin geçmişinin onun gelecekte kim olabileceğini belirleyen değişmez bir veri olarak kabul edilmesinin doğuracağı tehlikelere karşı güçlü bir düşünsel model sunmaktadır. Dijital hafızanın, bireyin geçmişi ile bugünkü kimliği arasındaki sınırı ortadan kaldırması, kişiyi geçmiş eylemlerinin belirlediği sabit bir özneye indirgeme riski taşımaktadır. Unutulma hakkı ise tam bu noktada, geçmişin bütünüyle silinmesinden ziyade, geçmişe ait bilginin bireyin geleceği üzerindeki tahakkümünü sınırlandırmayı hedefleyen bir güvence olarak ortaya çıkmaktadır. Böylece bireyin değişme, kendisini yeniden tanımlama ve toplumsal alanda kabul görme kapasitesi, dijital hafızanın kalıcılığı karşısında hukuki koruma altına alınmaktadır.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Fikir Yazıları Yazıları
Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları 12 Eylül 2026

Tuzlu Kahve