Prof. Dr. Mustafa TALAS
Kategori: Sosyoloji - Tarih: 14 Eylül 2026 23:21 - Okunma sayısı: 212
GENÇLİK VE EĞİTİM OLGUSU
Prof. Dr. Mustafa TALAS
Sinop Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi
13.09.2026
Toplumsal yaşamda çocukluk ve olgunluk arasında bulunan evreye gençlik denilmektedir. Çocukluktan daha erken geleceği toplumdan devralacak bir evre olan gençlik tez canlılığın ve hareketin sembol olan bir evresini bize takdim etmektedir.
Bir taraftan olgunlaşamamış ama güçlü ve hareketli, büyümüş ama tam kimliği oturmamış insanlar gençliği temsil eden bir yapıda olurlar. İnsanların geleceğin en yakın temsilcisi olan bu kitleyi iyi analiz etmelidir. Bir anlamda toplumsal yapının inşa sürecinde asla göz ardı edilmemesi gereken bölümünü oluşturan gençliğin stratejilerde dikkat ile ele alınması anlamlı olacaktır.
Gençlik enerjinin ve hareketliliğin timsali toplumsal yapı unsurudur. Bundan dolayıdır ki geleceğe yönelik strateji tayinlerinde bunun göz önünde tutulması büyük önem arz etmektedir. Bu özellikten ötürü gençlik, aynı zamanda, yenilik peşinde koşan varlıklardan oluşmaktadır. Bundan kaynaklı olarak içinde yaşanılan toplumun gelişimi sürecinde gençlik yenilikçi bakış açısı ve enerjisi ile temel başvuru kaynağı olacaktır. Özellikle de, nüfusun içindeki ağırlıklı kitlenin gençlik olması durumunda, gençliğin burada daha fazla belirleyici bir unsur haline gelmesi kaçınılmaz olacaktır.
Gençliğin temel karekteristik vasıflarından biri de yeniliğe olan yatkınlıklarının etkisi ile değişimin kaynağı olmalarıdır. Buna bağlı olarak da toplumsal yapılardaki yenilikler ancak ve ancak gençlik enerjisinin devreye sokulması söz konusu olmaktadır.
Toplumun en enerjik ve en yeniliğe yatkın kesimi olan gençliğin yeterli miktarda topluma faydalı hale dönüştürülmesi bu özelliklerinin yeterli miktarda kullanılabilmesine bağlıdır. Enerji kullanamadığı taktirde mutsuz olacak olan gençlik toplum için de sorun kaynağı olabilecektir.
Gençlik ile ilgili bu tabloyu Türkiye açısından değerlendirdiğimiz taktirde gençliğimiz ne durumdadır sorusu ile karşılaşmaktayız. Türkiye’de nüfus azalma eğiliminde olsa da, hala gençliğin nüfusun önemli bir kısmını temsil ettiği bir gerçektir. Nüfusta bu kadar ağırlıklı yere sahip olan gençliğin isteklerinin tespit edilip beklentilerinin karşılanması yönünde politik çıkış noktaları olması gerekmektedir.
Gençliğin çağına uygun yaşam biçimi örnekleri ortaya koyması gençlik açısından ihtiyaç niteliğindedir. Bu ihtiyaçların karşılanması gençlerin temel beklentisi olmaktadır. Eğlence alışkanlıkları gençlerin beklentisi esasına göre etkinlikleri zorunlu hale getirmektedir. Yeme-içme gençliğin haz ve hız çağına uygun tarzda organize edilmesini zorunlu kılmaktadır. Giyim kuşam ile ilgili beklentiler de gençliğin çağ özellikleri ekseninde organize edilmesi istenmektedir.
Belki de asıl önemli olan husus gençliğin geleceğe hazırlanması ile ilgili olan eğitim süreci dikkatle ele alınması gereken bir mesele olacaktır. Dünyanın pek çok yerinde yetişmiş insan gücü ortaya koyma konusunda belirli bir oranda rekabet bulunmaktadır. Bu rekabetin etkisiyle devletler, toplumlar ve insanlar güçlü ve eğitimli insan yetiştirmeye odaklanmaktadır. Bu kapsamda Türkiye’nin de gelecek nesilleri iyi yetiştirmek gibi bir mecburiyeti bulunmaktadır. Bu mecburiyet nasıl yerine getirilecektir meselesi de çok önemlidir. Eğitim sisteminin yeni nesillere bilgi birikimi temin etmek konusunda hünerli olmaları beklenecektir.
Çağın gereklerine göre tesis edilmiş bir eğitim sistemiyle bu ihtiyacı karşılama mecburiyeti vardır. Yani gençliğin geleceğe hem mali özerkliğini temin edecek hem de dünyayı anlamasını sağlayacak biçimde getiri elde etmesini eğitim ortaya koyacaktır. Burada belki de en kritik soru ve sorunu biz gençliğimizin bu temel ihtiyacını karşılayacak bir eğitim sistemine sahip miyiz sorusudur. Bu soruya verilecek net bir evet ya da hayır cevabını verebilmemiz imkansızdır. Gençliğin eğitim yoluyla kendi kendini kalkındırabilip kalkındıramadığı olgusu ele alındığında bu husus da daha doğru anlaşılabilecektir. Gençliğin önemli bir kısmının eğitim yoluyla elde etmekte olduğu mesleklerinin geçerlilik durumu bunu ortaya koymaktadır. Sağlık, eğitim ve teknolojik seviye eğitimlerindeki birkaç geçerli meslek alanı dışındaki alanlarda gençlerin geleceğini belirsiz hale dönüştürebilecek sonuçlar alındığı görülmektedir.
Eğitim alanı ile meslek edinimi arasındaki ilişkininin pozitif sonuca ulaşma düzeyi eğitim sistemlerinde çıktı elde etme konusunda belirleyici olacaktır.
Gençlik gelecek endişesi konusunda kendini olumlu yönde rahatlatacak sonuçlar beklemektedir. Bu bağlamda yeni gerçeklere göre tesis edilecek yeni mesleklere göre eğitim düzeni olması kaçınılmaz bir son olacaktır. Sistemimizi buna göre organize etmemiz bizi daha doğru yollara doğru götürecektir.

17 Eylül 2026 10:26

05 Eylül 2026 10:24

06 Eylül 2026 22:36

11 Eylül 2026 18:47

05 Eylül 2026 23:20

06 Eylül 2026 16:12

17 Eylül 2026 10:35

08 Eylül 2026 20:06

15 Eylül 2026 16:01

06 Eylül 2026 16:07