Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

YAKIN İLİŞKİLERDE MUTLULUK

Dr. MEHMET ZEKİ İLGAR

Kategori: Psikoloji-Sosyal Psikoloji - Tarih: 10 Ocak 2026 20:44 - Okunma sayısı: 101

YAKIN İLİŞKİLERDE MUTLULUK

Bacanlı’ya (2020) göre insan başkasıyla kurduğu ilişkiler sayesinde insan olur. Yalnızlıktan kaçınmak, kendini tanımak, uyarılmayı garantiye almak ve mutlu olmak için başka insanlarla etkileşimde bulunuruz. Yakınlık kavramı; kişinin ilişki kurabilme, başkasıyla birlikte olabilme kapasitesidir. Yakın ilişkilerin bir boyutu, kişiler arasındaki romantik ilişkileri ifade etmektedir.

Yakın ilişkiler güven, karşılıklı anlayışı ve duygusal bağlantıyı gerektirmektedir. Yakın ilişkileri en genel anlamıyla; aile ilişkileri, arkadaşlık ilişkileri ile romantik bir partner ile kurulan ilişki şeklinde üç başlıkta incelenebilir. Genellikle bağlanma, sevgi, tutku duygularıyla karakterize edilen bu ilişkiler kişilerin genel refahı ve mutluluğu üzerinde çok önemli role sahiptir (Finkel ve diğ., 2017).

Yakın ilişkiler, kuşaktan kuşağa, kültürden kültüre, kişinin fenomenal alanına ve bireyden bireye göre farklılık gösterdiği için genel bir tanımı yoktur. Böylesine zor bir kavramı ele almak amacıyla yapılan çalışmalar sonucunda araştırmacılar yakın ilişki ile aşkı da farklı kavramlar şeklinde ele almıştır. Aşk, insanın başkasını bilme ve tanıma isteği olarak yorumlanmıştır (Bacanlı, 2020).

Aşk kavramı, Harlow tarafından bir bağlanma davranışı olarak görülürken; Freud aşkı, cinselliğin yüceltilmesi diye tanımlamaktadır. Tennow ise zihinsel tepkilerden öte sevdiği kişiye bağımlılık duygusu geliştiren ve bedensel tepkileri ortaya çıkaran bir olgu şeklinde tanımlamıştır (Kısrık, 2024).

Aşk sevginin coşgun hali olarak marazi bir duygu durumudur ve ömrü kısadır. Aşık olan kişiler bazı olumsuzlukları göremezler, görseler de kabul etmek istemezler. Ancak aşk bittikten sonra ortaya çıkan rahatsız edici tutum ve davranışlar ilişkinin sonlandırılmasını gerektirir. Taraflardan birinde güvensiz bağlanma özelliğinin bulunduğu durumlarda öldürmeye ve ölmeye varan olumsuzluklar yaşanır. Boşanmalar nedeniyle işlenen cinayetlerde bu etki dikkate alınmalıdır.

Araştırmacıların yaptığı tanımlar göz önünde tutulduğunda yakın ilişkileri niteleyen üç temel kavramdan söz edilebilir. Bunlar: yakınlık/karşılıklı dayanışma, kendini açma ve yaşanılan ilişkide sıcaklık/sevgidir. Yakın ilişkiler, kişiler arasında duygusal bağların güçlenmesini sağlama işlevini yerine getirmektedir.

Bu öğeler arasında yakınlık/karşılıklı dayanışma, kişilerin birbirine güven duyduğu, zor zamanlarda ve güç durumlarda kişiye destek sağlayan ve ilişkilerinde güçlü bir bağ oluşturan süreçleri ifade etmektedir. Kendini açma, kişilerin duygularını düşüncelerini ve deneyimlerini karşısındaki kişiyle paylaşma eğiliminde oldukları, böylece karşılıklı anlayış ve samimiyetin arttığı bir ilişki dinamiğini yansıtmaktadır. Yaşanılan ilişkide sıcaklık/sevgi, kişilerin birbirine duyduğu şefkat, bağlılık ve olumlu duygularla desteklenmekte ve ilişkilerin duygusal doyum sağlamasına katkıda bulunmaktadır (Hamarta, 2004).

Yakın ilişki kavramını ilk olarak Berscheid ve diğ., (2004) tanımlamışlardır. Yakınlığı, kişilerin birbirine duydukları karşılıklı bağımlılık ölçüsüyle tanımlamışlardır. Yakın ilişki kavramı alan yazında sıklıkla kullanılmış olmasına karşın bu kavramın tanımlarının az sayıda yapılmış olması kavramın karmaşık yapısından kaynaklanmıştır. (Akt. Çimen Mutlu, 2024).

Her insanın duygu, düşünce ve eylemlerinin diğer kişi üzerindeki etkisi ne ölçüde yoğun, farklı, şiddetli ve aralarındaki ilişkinin süresi ne kadar uzun olursa ilişkinin yakınlık derecesi de o kadar yüksek olmaktadır (Simpson,1987). Bu kavramın genel kullanımıyla örtüşen öteki tanımlamalar yakın olmayı iki kişinin birbirini anlayıp onay verdiği, önem gösterdiği birçok kişilerarası ilişkinin çıktılarıyla eş değer görülmektedir (Reis & Shaver, 1988; Reis & Patrick, 1996).

Bu tanımla birlikte yakınlığı diğerinin huzuruna destek verme motivasyonu olarak tanımlayan açıklamalar da vardır. Buradaki motivasyonun ölçüsü, kişinin diğerinin huzurunu arttırmaya istekli olduğu ölçüyü anlatır ve kişinin partnerine yarar sağlamak adına yapmaya istekli olduğu para, çaba, duygusal yatırım ve zamana denk gelmektedir (Mills ve diğ., 2004).

Aron ve diğ. (2004), yakınlığı, diğerinin kişinin öz (kendilik) kavramına dahil etmesiyle tanımlanmaktadır. Tüm bu tanımlamaların ötesinde, bazı kişiler ilişkiye olan bağlılıkla partnerini benliğinin bir parçası şeklinde görmeyle ilişkilendirmektedir (Aghew ve diğ., 1998).

Yakın ilişkiler kişiler açısından bağlılık, empati, destek ve güven gibi kavramlarla kurduğu duygusal ilişkileri içermektedir. Bu ilişkiler bağlamında kişiler birbirlerine değer katan ve duygusal açıdan da güven yaratan bağlanım sağlar. Yakın ilişkiler kuramsal olarak açıklandığında, bağlanma ve sosyal destek kuramı gibi iki ayrı yaklaşımın insanların yaşam standardını yükselten, duygusal ve psikolojik yarar sağlamada önemli rolleri üstlendiği ifade edilmektedir (Bowlby, 1988; Hazan & Shaver, 1987).

Bağlanma kuramına göre çocukluk yıllarındaki deneyimlerin yetişkinlik yaşamındaki yakın ilişkileri derinden etkilediğini belirtirken, sosyal destek kuramı stres içeren yaşam olaylarında aile üyelerinden veya partnerden sağlanan desteğin kişilerin psikolojik dayanıklılığını arttırdığı ifade etmektedir (Cohen & Wills, 1985; Cutrona, 1996).

Bununla birlikte yakın ilişkiler kişilerin kendisini açması, karşılıklı olarak içsel deneyimlerini aktarmasıyla sağlanmış olan derin güven ve bağlılığı göstermektedir (Aitman & Taylor, 1973). Öte yandan yakın ilişkilerin bedensel sağlığa da önemli katkı da bulunduğu yani sağlam sosyalliği olanların bağışıklarının yüksek olduğu bulunmuştur (Uchino, 2006).

İnsan ilişkilerindeki sorunlar, değişik arzular ve kişisel ihtiyaçların çelişmesiyle gelişebilmektedir Bu bağlamda çatışma çözme yeterliği, kişilerin sağlıklı iletişimlerini sürdürerek çatışmalarını etkin şekilde çözmelerine katkı sunmaktadır (Gottman, 1994).

Bir kişinin romantik ilişkisinde deneyimlediği yakınlığın o kişinin bütünleşik olarak kendisini iyi hissetmesine yol açtığı görülmektedir. Bu nedensellik, yapılan çalışmalarla temellendirilmektedir; kişi eğer partneriyle yakınlık kurma konusunda başarısız oluyorsa bu durum kendisinde yalnızlık (Derlega, 1982), evlilikte memnuniyetsizlik, bedensel hastalık, depresyon (Hickie ve diğ. 1996), psikosomatik rahatsızlıklar (Waring, 1983) gibi olumsuzluklara yol açmaktadır (Çimen Mutlu, 2024).

Yakın ilişkilerde tarafların hedefleri arasında mutlu olmak ön sıralarda bulunmaktadır. Partnerlerin mutluluk talepleri çift taraflıdır. Yani amaç birlikte mutlu olmaktır. Ancak yakın ilişkileri etkileyen çok sayıda değişkenin varlığı, eşlerin kendini geliştirme ve kariyer yapma çabaları zaman içerisinde ilişkilerini ihmal etmelerine ve muyluluğun azalarak yok olmasına yol açmaktadır.

Mutluluk, kişilerin iyi bir yaşama sahip olup olmama konusunda yaptıkları değerlendirmeye dayalı bir kavramdır. İlişkilerinde mutluluğa ulaşmak ve onu sürdürmek evlilik sürecindeki sonal hedeflerden biri olmuştur. Kişilerin ilişkilerindeki mutluluk düzeyleri, sağlık ve evlilik kalitesini yükseltmenin yanında kişisel başarıyı, arkadaş ilişkilerini, iş performansını, sosyal yaşantıyı ve gelir düzeyini olumlu yönde etkilemektedir (Büyükşahin, 2007).

Saygın ve Arslan (2009) mutluluğu, bireyin hayatındaki çoğu alanda iyi olmasına yardımcı olan psikolojik bir güç ve neşe kaynağı olarak tanımlamışlardır. Bir başka tanımlamada mutluluk, halinden memnun, iyi ve sevinçli olma durumu olarak ifade edilmektedir (Akpınar, 2004).

Yapılan çalışmalarda mutlu olmanın kişi açısından yüksek seviyede yaşam doyumu, olumlu kişilerarası ilişkiler, sağlıklılık ve iş yaşamında başarılı olma gibi etkenlerle ilişkili olduğu tespit edilmiştir (Lu, 1995; Lyubomirsky ve diğ., 2005).

Alan yazında mutlulukla aynı çerçevede incelenen ve güncel psikolojik kavramlardan birisi olan öznel iyi olma, kişinin yaşamına yönelik yaptığı bilişsel ve duygusal değerlendirmelerini içeren bir kavramdır. Bu değerlendirmeler kişinin duygu durumunu, olaylara ilişkin duygusal tepkilerini ve yaşam doyumuna dair yargılarını içermektedir (Akt. Akın, 2013).

Pozitif psikolojinin üzerinde çok durduğu öznel iyi olma, üç ayrı temel boyuttan oluşmaktadır. Birinci boyut; kişinin yaşamdan elde ettiği doyumların tümüne yönelik genel değerlendirmesini yansıtır. İkinci boyut; kişinin mutluluk ve dinginlik benzeri olumlu duygularının niceliğini ifade etmektedir. Üçüncü boyut ta kişinin depresyon ve kaygı gibi olumsuz duyguları yaşama sıklığıyla alakalıdır (Myers & Diener, 1995).

Diener’a (1984) göre öznel iyi olma, kişinin deneyimlediği olumlu duyguların olumsuz duygulara nazaran daha çok olması ve genel anlamda yaşamdan aldığı doyumu yansıtmaktadır.

Diener ve diğ., (2003) öznel iyi olmayı, kişilerin mutluluğa yükledikleri anlamla da ilişkili görmektedir. Kuramsal olarak bakıldığında mutlulukla alakalı olarak ihtiyaç ya da amaç doyurma, genetik ve kişilik eğilimi ile süreç veya aktivite kuramları gibi farklı kuramlar ileri sürülmüştür. Özetle ifade edilecek olursa, ihtiyaç ya da amaç doyurma kuramlarının temel varsayımına göre kişinin mutluluğu, onun gerginliğini azaltma, ruhsal ve bedensel ihtiyaçlarını gidermeyle alakalıdır. Yılmaz’a (2001) göre, sosyal psikologların birçoğu, kişilerin kendi değerinin takdir edilmesi, bağlanma isteğinin doyurulması, dayanışma duygusu, rehberlik alma yanında sevme ve sevilme ihtiyacının giderilmesi ilişki kurma yoluyla gerçekleşmektedir.

Mutluluğun belirleyicilerinde biri de yakın ve güvenli sosyal ilişkilere kurmaktır. Daha az mutlu insanlarla mukayese edildiğinde mutlu insanların, arkadaşlık ilişkileri ve aile destekleri bakımından daha iyi oldukları görülmüştür (Biswas-Diener ve diğ., 2004).

Alan yazında, kişilik ile öznel iyi olma arasındaki ilişkisinin incelendiği, öznel iyi olmanın hangi şartlarda gerçekleştiğini, kişilerin neden ve nasıl mutlu olduklarını açıklamaya çalışan kuramlar bulunmaktadır (Saygın, 2008).

Bu kuramlardan biri olan tabandan-tavana kuramına göre, kişilerin hayatlarında zevk ve doyum aldıkları, olumlu duygular yaşadıkları anların toplamı mutluluğu meydana getirmektedir. Mutlu bir kişi, çok sayıda mutlu yaşantı geçirdiği için mutludur. Kişinin evliliği, aile yaşamı gelir durumu ve yerleşim yeri gibi farklı yaşam alanlarından sağladığı doyumun birleşimi onun yaşam doyumunu oluşturmaktadır (Diener, 1984).

Mutluluğu açıklayan tavandan – tabana kuramına göre ise mutlu kişiler, yaşamın haz veren yanlarını gördükleri ve haz veren yaşantıların birçoğunu deneyimledikleri için mutludurlar. Bu durumda mutlulukta yani öznel iyi olmada kişilerin kişilik özelliklerinin etkisi önemlidir (Brief ve diğ., 1993).

Çankaya’ya (2008) göre kişiliğin yanında başkalarıyla kurulan sağlıklı ilişkiler, ilişkide olma ihtiyacı, kültür, özerklik ve yeterlik gibi psikolojik ihtiyaçlar yanında eğitim, gelir ve inanç gibi faktörler de mutlu olmayı etkilemektedir. Kişilerin yaşamlarıyla alakalı olarak yaptıkları duygusal ve zihinsel pozitif yorumlarının çokluğu yaşam doyumu düzeylerini de arttırmaktadır.

Diener (1984), öznel iyi olmanın önemli belirleyicilerinden birisinin de aşk olduğunu savunmaktadır. Sevilme, sosyal destek sağlama ve yakınlık kurmanın önemli bir kaynağı olan evlilik ilişkisinin niteliği kişilerin yaşam doyumlarına da pozitif etki yapmaktadır. Mutlu bir evliliğin en büyük faydası ise, yaşamın zorlukları karşısında eşlerin birbirlerine duygusal ve ekonomik yönden destek olmalarıdır (Diener ve diğ., 1999).

Mutlu bir ilişkide önemli etkenler arasında yakın ilişkideki sevginin niteliği de belirleyici etkiye sahiptir. Maslow’a (2001) göre sağlıklı sevgi kişinin kendini gerçekleştirmesine imkan tanıyan, kişiye duygusal olarak iyi gelen, doğal ve estetik olan, sınırlandırıcı ve sahiplenici olmayan sevgidir. Sağlıksız sevgi ise kişinin gelişimini engelleyici ve bencildir. Buna göre sağlıklı sevgi ilişkisi, karşılıklı yakınlık ve kararlılık içeren, ilginin ve sevginin karşılıklı olarak paylaşıldığı, ayrıca partnerlerin birbirlerinin gelişimine fırsat tanıdığı ve uzun süreli olan ilişkilerdir (Doğan, 2012).

Tanışmaya ve evliliğe yönelik özel ilişkilerde sağlıklı sevgi ilişkisinin görülmediği durumlarda ilişkinin kırıp dökmeden, bağlanma gerçekleşmeden bitirilmesinin yolları aranmalıdır. Burada temel kriter sahiplenme ve özerkliğine ipotek koyma eğiliminin varlığıdır. Sevgi temelli sağlıklı ilişki temel hak ve özgürlüklere saygıyı gerektirmektedir.

Evlilik ilişkisi üzerinde araştırmalar yapan Johnson ve diğ. (1986), çalışmalarında eşler arasındaki mutluluğu, eşin evliliği hakkındaki doyum duygusu olarak açıklamıştır. Eşler arasındaki mutluluk, kişinin, genel anlamda mutlu olma, evliliğini 3 yıl öncesindeki durumuyla karşılaştırma ve evliliği hakkındaki aşkının gücü gibi genel duyguları, eşiyle aynı fikirde oldukları şeylerin miktarı, eşiyle ilişkisinin anlaşma, aşk ve sevgi miktarı yanında cinsel ilişkileri gibi farklı yönleri hakkındaki duygularını kapsamaktadır. Evlilik yaşantılarının niteliği ile alakalı olarak yapılan çalışmalarda, evlilik kalitesi, evlilik başarısı, evlilikte mutluluk ve evlilik doyumu kavramları çoğu zaman eş anlamlı olarak görülmüş ve benzer kriterlerle değerlendirilmiştir (Şener, 2002).

Evli çiftlerin eşlerinin evlilik ilişkilerini kaliteli ve başarılı görmeleri evlilik hayatlarının doyum verici olması konusunda duyarlı davranmaları gerekmektedir. Bu duyarlığın olmadığı durumda taraflar mutluluktan uzak kalmaktadırlar.

Billioleu’ya (2003) göre yakın ilişkilerde mutluluğu etkileyen faktörleri belirlemeye yönelik olarak yapılan çalışmalarda, ilişkide mutluluğun en önemli yordayıcısının ilişki doyumu olduğu ortaya çıkmıştır (Akt. Tülek, 2011).

Hawkins (1968), alan yazında farklı araştırmacılar tarafından farklı biçimlerde tanımlanan ilişki doyumunu eşlerden çok kişilerin algısını içeren niteliği ile kişilerin evlilik ilişkilerinin tüm yönlerinde duydukları öznel mutluluk ve hoşnutluk duyguları olarak tanımlamıştır. Nichols (2005) ise evlilik doyumunu tanımlarken, kişinin çift ilişkisine dayalı olarak sağladığı doyum ve mutluluk duygusunun derecesi şeklinde tanımlamıştır (Akt. Angüder, 2017).

Rusbult (1983) ilişki doyumunu, ilişki çekiminin kişilerarası bir değerlendirmesi ve partnerin birbirlerine karşı hissettikleri duyguların olumluluğu şeklinde açıklamıştır. Campbell (1976) de ilişki doyumunu genel iyilik halinin ve mutluluğun anahtarı olarak tanımlamıştır (Akt. Angüder, 2017).

Özetle ifade etmek gerekirse yakın ilişkilerde mutluluğun hazır bir reçetesi yoktur. Ancak iki kişi arasında sağlıklı ve mutlu bir birlikteliğin oluşması için aşkın veya sevginin gerekli ama yeterli olmadığı da iyi bilinmelidir. Bunun için yakın ilişkilerde karşılıklı anlayış, güven, empati ve bağlanmanın oluşması yanında tarafların birbirlerine ve ilişkilerine değer vermeleri gereklidir.

Yakın ilişkiler derken aile ve arkadaş ilişkileri ile bir partnerle kurulan romantik ilişki ifade edilmektedir. Bu ilişkilerin yakınlık, kendini açma ve sevgi olmak üzere üç temel boyutu bulunmaktadır. Mutluluğu hedefleyen yakın ilişkilerde hedefe ulaşmanın bazı koşulları bulunmaktadır.

Araştırmalar mutluluğun yüksek düzeyde yaşam doyumu, olumlu insan ilişkileri, beden ve ruh sağlığının yerinde olması ve iş yaşamında başarılı olmayla alakalı olduğu ortaya konmuştur. Mutlulukla eş anlamlı olan öznel iyi olma hali kişinin kendi yaşamına ilişkin olarak yaptığı bilişsel ve duyuşsal değerlendirmeleri kapsamaktadır.

Mutluluk tarafların yakın ilişkiden elde ettikleri doyumdur. Bu doyumun derecesi ve sürekliliği ilişkiye verilen değerle ilgilidir. Tek taraflı mutluluk mümkün değildir. Bu nedenle partnerlerin birbirlerini mutlu etmek için özel çaba harcamaları yanında ilişkilerinde tıkanıklıkları kısa sürede çözüme kavuşturmaları gerekir. İlişkilerde zaman zaman çatışmalar yaşanması normaldir. Ancak çatışma çözme yeterliklerinin işe koşulması önemlidir. Gerekli hallerde psikolojik danışma desteği almaktan çekinilmemelidir.

KAYNAKÇA

Aghew, E., McDonald, P., ve Miller, D. (1998). The role of social support in the psychological adjustment of new parents. Journal of Marriage and Family Therapy, 32(3), 202-210.

Aitman, D., ve Taylor, B. (1973). Cognitive development and attachment theory. Child Development, 44 (2), 423-432.

Akın, A. (Ed.) (2013). Güncel psikolojik kavramlar-1 pozitif psikoloji. Sakarya Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Yayınları-2, Kitap Matbaacılık.

Akpınar, R. B. (2004). Duygusal yüz ifadelerini anlama becerisini geliştirmeye yönelik örnek bir eğitim programı. Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi, 1(1), 1-10.

Angüder, A. (2017. Bireylerin romantik ilişkilerindeki mutluluk düzeyleri ile ilişkilerine yönelik inançları ve yaşam doyumları arasındaki ilişkinin incelenmesi.(Yüksek lisans tezi). Uludağ Üniversitesi.

Aron, A., ve Aron, E. N. (2004). Love and attachment: The social bond. Journal of Social and Personal Relationships, 21(1), 44-61.

Arslan, H. N. (2011). Yaşlıların yaşadıkları ortama göre yaşam kalitesi ve yaşam doyumu düzeylerinin karşılaştırılması (Uzmanlık Tezi). Ondokuz Mayıs Üniversitesi.

Bacanlı, H. (1997). Çocukluk dönemi bağlanma stillerinin aile ilişkilerine etkisi. Psychology Journal, 15 (1), 99-107.

Bacanlı, H.(2020). İnsan başkasıyla insan olur. Pınar yayınları.

Berscheid, E., Walster, E., ve Bohrnstedt, G. W. (2004). The role of attachment in relationships. Psychological Bulletin, 130(5), 752-765

Biswas-Diener, R., Diener, E., & Tamir, M. (2004). The psychology of subjective well-being. Daedalus, 133(2), 18-26.

Bowlby, J. (1988). A secure base: Parent-child attachment and healthy human development. Basic Books.

Brief, A.P., Butcher, A.H., George, J.M., & Karen E. L. (1993). Integrating bottom-up and topdown theories of subjective well-being: The case of health. Journal of Personality and Social Psychology, 64(4), 646-653.

Büyükşahin, A. (2007). Yakın ilişkilere bağlanım: Bilişsel ve davranışsal olarak ilişkiyi sürdürme mekanizmaları, Tük Psikoloji Yazıları, 10(19), 55-75.

Cohen, S., ve Wills, T. A. (1985). Stress, social support, and the buffering hypothesis. Psychological Bulletin, 98(2), 310-357.

Cutrona, C. E. (1996). Social support and stress: A transactional view. In G. R. Pierce, B. R. Sarason, ve I. G. Sarason (Eds.), Handbook of social support and the family (pp. 107-136). Springer.

Çankaya, Z. C. (2008). Bazı insanlar neden daha mutludur? Öznel iyi olma sürecinde psikolojik ihtiyaçların rolü. Aile ve Toplum Eğitim Kültür ve Araştırma Dergisi, 13(1), 29-36.

Çimen Mutlu, Ö. (2024). romantik ilişkisi olan bireylerin benlik ayrımlaşması bilişsel esnekliği ve yakın ilişkilerindeki psikolojik eğilimler arasındaki ilişki. (Yüksek lisans tezi) Maltepe Üniversitesi.

Derlega, V. J. (1982). The social psychology of interpersonal behavior. Brooks/Cole.

Diener, E. (1984). Subjective well-being. Psychological Bulletin, 95(3), 542-575. 71

Diener, E., Emmons, R. A., Larsen R. J., & Griffin, S. (1985). The satisfaction with life scale. Journal of Personality Assesment, 49, 71-75.

Diener, E., Suh, E. M., Lucas, R. E., & Smith, H. L. (1999). Subjective well-being: Three decades of progress. Psychological Bulletin, 125(2), 276-302.

Doğan, T. (2012). Sağlıklı duygusal ilişkiler geliştirmede psikodramanın rolü: Bir olgu sunumu. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi, 4(37), 49-60.

Finkel, E. J., Simpson, J. A., & Eastwick, P. W. (2017). The psychology of close relationships: Fourteen core principles. Annual Review of Psychology, 68, 383-411.

Gottman, J. M. (1999). The seven principles for making marriage work. Harmony

Hamarta, E. (2004). Üniversite öğrencilerinin yakın ilişkilerindeki bazı değişkenlerin benlik saygısı, depresyon ve saplantılı düşünme) bağlanma silleri açısından incelenmesi. (Doktora tezi), Selçuk Üniversitesi.

Johnson, D. R., White L. K., Edwards J. N., & Booth, A. (1986). Dimensionsof marital quality: toward methodological and conceptual refinement. Journal of Family Issues, 7, 31-49.

Kısrık, S. (2024). Yakın ilişkilerde yalnızlığın bağlanma stilleri ve duygu düzenleme güçlüğü açısından incelenmesi, (Yüksek lisans tezi). Marmara Üniversitesi.

Lu, L. (1995). The relationship between subjective well-being and psychosocial variables in Taiwan. The Journal of Social Psychology, 135, 351–357.

Lyubomirsky, S., King, L., & Diener, E. (2005). The benefits of frequent positive affect: Does happiness lead to success? Psychological Bulletin, 131, 803–855.

Maslow, A. (2001). İnsan olmanın psikolojisi (Çev. O. Gündüz). İstanbul: Kuraldışı Yayıncılık.

Mills, D. (2004). Self-esteem and interpersonal functioning in early adulthood. The Journal of Psychology, 138(1), 101-118.

Myers, D. G., & Diener, E. (1995). Who is happy? Psychological Science, 6, 10-19.

Reis, H. T., ve Patrick, B. C. (1996). Attachment and relationship satisfaction: Exploring the link. Personal Relationships, 3(4), 329-344.

Reis, H. T., ve Shaver, P. (1988). Intimacy as an interpersonal process. Handbook of personal relationships: Theory, research and interventions.

Rusbult, C. E. (1983). A longitudinal test of the investment model: the development (and deterioration) of satisfaction and commitment in heterosexual involvements. Journal of Personality and Social Psychology, 45(1), 101-117.

Saygın, Y. (2008). Üniversite öğrencilerinin sosyal destek, benlik saygısı ve öznel iyi oluş düzeylerinin incelenmesi (Yüksek Lisans Tezi). Selçuk Üniversitesi.

Simpson, J. A. (1987). The role of attachment in adult relationships. In P. R. Shaver ve C. Hazan (Eds.), Adult attachment: Theory, research, and clinical applications (pp. 117-137). Sage Publications.

Şener, A. (2002). Ailede eşler arası uyuma etki eden faktörlerin araştırılması (Doktora Tezi). Hacettepe Üniversitesi.

Tülek, N. (2011). Evli bireylerin öznel iyi olma düzeylerinin yordanması (Yüksek Lisans Tezi). Ege Üniversitesi.

Uchino, B. N. (2006). Social support and health: A review of the literature. In B. N. Uchino (Ed.), Social support and health (pp. 25-53). Springer.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Psikoloji-Sosyal Psikoloji Yazıları