Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
‘İlahi Adalet’ Beklentisi ve‘Bilişsel Çelişki Kuramı’* Açısından Dinlerin İşlevine Kısa Bakış

‘İlahi Adalet’ Beklentisi ve‘Bilişsel Çelişki Kuramı’* Açısından Dinlerin İşlevine Kısa Bakış

Fikir Yazıları 09 Kasım 2019 19:24 - Okunma sayısı: 3.839

Bilinç seviyeleri ve bu seviyenin oluşumunda etken rol oynayan sosyokültürel, sosyoekonomik ve psikolojik unsurlar, çeşitli nedenlerle kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Bu farklılıklar bazen içine doğulan aile veya yetişilen coğrafya ve ülkeye, ba

‘İlahi Adalet’ Beklentisi

ve‘Bilişsel Çelişki Kuramı’* Açısından

Dinlerin İşlevine Kısa Bakış

 

Bilinç seviyeleri ve bu seviyenin oluşumunda etken rol oynayan sosyokültürel, sosyoekonomik ve psikolojik unsurlar, çeşitli nedenlerle kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Bu farklılıklar bazen içine doğulan aile veya yetişilen coğrafya ve ülkeye, bazen de çok daha başka temellere dayandırılabilir. Bu yüzden de bir kişi için gayri-ahlaki ve yanlış görünen bir davranış, başka birileri için gayet kabul edilebilir ve normal görünebilir. 

 

İçinde yaşanan toplumun ön kodlarıyla büyüyen yetişkinlerin genel kabul gören o davranış tanımlarına uygun şekilde her yeni gelen nesle aktarılanve o doğrultuda küçük yaşlardan beri işlenen her‘hatanın’ cezai bir karşılığı olduğu hatırlatmalarıyla ‘terbiye’ edilmeye, bir başka deyişle ‘şekillendirilmeye’ çalışılan bireyler, kendilerinin yapmaları durumunda cezalandırıldıkları ‘olumsuzluk’ tanımı altında biriken eylemlerden herhangi birini yapmalarına rağmen cezasız kalan bireyleri gördüklerinde, o zamana kadarki tüm kodlarla çelişerek bilişsel bir kayboluş halini deneyimlerler.

 

Belki de bu nedenle, bir olumsuzlukla (ya da kendi kodlarına göre ‘ahlaksızlıkla’) yüzleşen kişiler, o yanlışı yapan kişilerin bireysel, sosyal ya da hukuki çerçevede cezalandırılmadıklarını gördüklerinde, şahit oldukları olumsuzluğu (veya ahlaksızlığı) düzeltme ya da cezalandırma görevini ‘ilahi adalete’ sevk etmeyi seçebilirler ve bu sayede içlerindeki bilişsel çelişkinin rahatsızlık derecesini bir ölçüde azaltma yoluna gidebilirler. 

 

Ortada cezalandırılması gereken bir ahlaksızlık, bir yanlış davranış vardır ve –her neye dayandırarak bu kanaate vardıklarını kendilerinin de tam bilmedikleri şekilde– 'hak edilmiş' bir ceza beklentisinin icra yetkisi kendilerinde değildir. Bu durum bireyleri tahammülü zor bir korkuyla da yüz yüze bıraktığından çoğu zaman onları ‘öfkeye’ sürükleyebilir.

 

İşte tam da bu çaresizlik ve öfke nedeniyle, bu insanlar 'kendi zihinlerinde yargılayıp cezaya mahkûm ettikleri' bu ‘kötü’ kişileri cezalandıramadıkları için, onlara ve işlenen ahlaksızlığın cezasız kalmasına karşı duydukları hınç, öfke ve çaresizlikle 'bu dünyada' ya da ‘öteki dünyada’ bir ilahi mekanizmanın var olması ihtiyacına ve o mekanizmanınşahit olunan ahlaksızlıkların sahiplerini mevcut dünyada ya da bir başka boyutta cezalandırması ümidine tutunarak kendi iç güvenliklerini sağlama eğilimi sergilerler. 

 

’Ne ekersen onu biçersin’ kuralının her zaman işlemediğini görmenin dayanılmaz acısı ve öfkesiyle kendilerini çaresiz hisseden bu insanlar, ‘eğer ilahi adaletin de işlemediğine dair bazı kaygı ve düşüncelere kapılırlarsa‘, kendilerine ‘adaleti tahsis ve temin etme görevi’ de devşirebilirler…Ve bu, toplumsal huzur için fevkalade ciddi bir tehdittir..

 

Bu anlamda ilahi söylemlerin ‘bu boyutta’ başarısız olduğu durumlarda, din kökenli yaklaşımlar, beklentiler çerçevesinde sağlanamayan ilahi adaleti öteki dünyaya erteleyerek (ve ahlaksız kişiyi Allah’a havale ederek) mevcut hayatta ihtiyaç duydukları güvenlik halini temin edecek bir yol aramayı tercih ederler. Sadece bu işleviyle bile ‘öteki dünya ve orada gerçekleşeceğine inanılan bir yargılama ve cezalandırma sürecini vaat eden’ dinler insanlara huzur verirler.

 

*Leon Festinger’in ‘Bilişsel Çelişki Kuramı’na göre, insanlar davranışlarını ve düşüncelerini geçmiş deneyimlere ve öğrenilen değerlere göre belirlerler. Bu kuram zaman içerisinde kendiliğinden veya çevresel faktörlerin etkisiyle edinilen bu değerlerin kişiliğimize yön verdiğini söyler.

 

Sevgi ve saygılarımla, Murat Kaplan 

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Kırmızı Rugan Ayakkabılar

Fikir Yazıları25 Eylül 2026 20:04

Kırmızı Rugan Ayakkabılar

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

Fikir Yazıları24 Eylül 2026 12:32

KÜRESEL BARIŞTAN İÇSEL BARIŞA: AYNADAKİ KENDİMİZLE YÜZLEŞMEK

KORKU KAYNAKLARI

Fikir Yazıları19 Eylül 2026 23:54

KORKU KAYNAKLARI

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Fikir Yazıları17 Eylül 2026 10:26

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları12 Eylül 2026 22:29

Tuzlu Kahve

YENİDEN KEŞİF

Fikir Yazıları04 Eylül 2026 08:27

YENİDEN KEŞİF

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

Fikir Yazıları03 Eylül 2026 22:26

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

Fikir Yazıları02 Eylül 2026 16:47

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 17:41

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 12:22

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak