Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
OKULDAKİ ŞAPKA

OKULDAKİ ŞAPKA

Fikir Yazıları 20 Nisan 2026 22:09 - Okunma sayısı: 23

Hasan TURUNÇ

OKULDAKİ ŞAPKA / Hasan TURUNÇ

Sevgili Günlük,

Her köşesi cennet memleketimde yine yas var yine hüzün var bugün. Öğretmenlerin öğrencilerin ve velilerin boğazı kördüğüm olmuş, yutkunamıyorlar. Gülüşlerinde demir prangalar, gözlerinde kırık camlar; gülemseyemiyor, ağlayamıyorlar. Günlerdir yüzlerinde donmuş bir nehrin durgunluğu var, konuşamıyor; susuyor, susuyor, ve yine susuyorlar...

Gece boyunca zerre kadar uyku girmiş olsaydı gözüme, sabah uyandım diye başlayabilirdim söze. Hazırlanıp çıktım. Okul yolunda attığım her adımda gerginliğim biraz daha artıyordu. Günlerce durmak bilmeyen yağmurdan sonra açan güneş, ruhumun hafızasını yitirmiş baharlarına yalancı bir kaysı çiçeği dahi açtıramıyordu.

Erik dallarında kendini yeni yeni göstermeye başlayan can eriğin can erik olduğunu, metrelerce öteden duyulan eşsiz kokunun yeni açan portakal çiçeklerinden yayıldığını hatırlayamayacak kadar körelmişti iç huzurum.

Bir türlü susturamadığım karanlık zihnimin vesveseleri eşliğinde okulun önüne varmıştım. Taşıdığı öğrencileri indirip hareket eden okul servisi benimle aynı hizaya geldiğinde aniden durdu. Servis şoförü benden taraf olan camını indirip, “öğretmen misiniz?” diye sorduktan sonra bakışlarındaki nefreti üzerime kusmak için cevap vermemi bile beklemedi:

“Nasıl insanlarsınız siz, bu çocukların güvenliğini kim sağlayacak, okul müdürü nerede, polis nerede, bu ne sorumsuzluk!"

Sonra mı? Sonra ikimiz de dönüştük. Tıpkı Franz Kafka’nın Dönüşüm adlı eserinde anlattığı Gregor Samsa’nın bir sabah örümceğe dönüşmesi gibiydi bu dönüşüm. Ben Samsa’ydım, servis şoförü ise servis şoförü değildi artık. Garip bir yaratık vardı karşımda o saatten sonra. Ağzından ateş püskürtüyordu ama ejderha değildi. Ateşin altından bir şelale gibi salya akıyordu ama ateş sönmüyordu. Yarı at yarı insan mı oluvermişti şimdi de karşımdaki yaratık? Yoksa zihnim beni oradan uzaklaştırıp mitolojik bir tanrının karşısında hesap mı soruyordu?

Okul bahçesindeydim artık. Samsa da olsam, bir böceğe de dönüşsem okula geç kalmamalıydım. Karşımda yüzlerce soru işareti çılgınca dans ediyordu şimdi de. Çocuklarını okula getirip bahçe kapısının önüne bırakan velilerin yüzleri hep aynıydı. Neler oluyordu? Bu kadar yüz nasıl aynı olabilirdi? Olmuştu. Korkunun, öfkenin ve acının öteki yüzüydü bu. Her yerde aynıydı bu bakış ve nerede görsem tanırdım onu. Bu çoktan alıştırıldığımız toplumsal paranoyadan başkası değildi.

Peki ya çocuklar... Gülüşleri solgun, bakışları yorgun minik kuzucuklar. Daha ne görecekti o güzel gözleri? Boncuk gibi dizildiler. Arkalarında giderek yükselen bir duvar ve kapanırken bizim sessizliğimize inat adeta dile gelip isyan eden o demir kapının siyah, simsiyah gıcırtısı.

Çocukların önüne set çekerek dizildi öğretmenler. Düne kadar şefkatle öğrencilerinin yarasını temizleyen, gözünün yaşını silen öğretmenler... Teker teker aradılar çocukların çantalarını. İçlerine baktılar, ters çevirip boşalttılar. Darmadağın oldu koşulsuz sevgi. Etrafa saçıldı çantaların içindeki sonsuz güven. Yere düştü bir kalemlik, acıkınca çocuğu yesin diye anasının çantasına koyduğu bir haşlanmış yumurta ile birlikte. Utandı çocuk, arkadaşları yumurta diye gülüşünce...

Bir kez daha dönüşmüştük hepimiz. Öğrencilerimizle kurduğumuz o güçlü bağları koparıp bir çırpıda muebbete mahkum ettik gülümseyen gözbebeklerini. Öğretmeni değildik artık çantasını aradığımız hiçbir öğrencimizin.

Bizler gibi öğretmen olma hayali kuran birçok küçük mahkum, öğretmeniyle son kez göz göze geldiği o an vazgeçti bir gardiyan olmaktan.

Teneffüste okul bahçesinde devriye gezen polis abilerinin etrafına toplandı çocuklar. Elden ele dolaşan polis şapkasını kapmak için birbirleriyle yarışırken okul çantasından yerlere saçılan umutlarından çoktan vazgeçmişlerdi. Şimdi büyük bir inançla mavi beyaz bir şapkaya sığdırdıkları yeni hayallerinin peşinden koşuyorlardı...

hasanturunc47@gmail.com

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

Fikir Yazıları17 Nisan 2026 16:56

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

Fikir Yazıları09 Nisan 2026 19:48

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

Fikir Yazıları06 Nisan 2026 22:14

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

ATAM İZİNDEYİZ!

Fikir Yazıları05 Nisan 2026 22:34

ATAM İZİNDEYİZ!

Ahlaki Sömürgecilik

Fikir Yazıları01 Nisan 2026 16:04

Ahlaki Sömürgecilik

 ALİ YAZAR VELİ BOZAR

Fikir Yazıları31 Mart 2026 09:33

 ALİ YAZAR VELİ BOZAR

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ  Yapay Zeka ve Sinemanın Geleceği  (7)

Fikir Yazıları24 Mart 2026 20:02

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zeka ve Sinemanın Geleceği (7)

Arefe Çiçeği

Fikir Yazıları20 Mart 2026 05:02

Arefe Çiçeği

ATEŞİN ETRAFINDA BAŞLAYAN HİKÂYE: İNSAN NEDEN ANLATIR?

Fikir Yazıları15 Mart 2026 22:11

ATEŞİN ETRAFINDA BAŞLAYAN HİKÂYE: İNSAN NEDEN ANLATIR?

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ

Fikir Yazıları12 Mart 2026 18:43

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ