Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

Fikir Yazıları 17 Nisan 2026 16:56 - Okunma sayısı: 471

Yusuf Coşar

Bir çocuk okula silahla giriyor.

Burası Amerika değil.

Burası Türkiye.

Şanlıurfa’da…

Kahramanmaraş’ta…

Henüz hayatın ne olduğunu tam öğrenememiş çocuklar, ölümle tanışıyor.

Üstelik bir oyunun içinde değil.

Gerçek hayatta.

Ve biz hâlâ şaşırıyormuş gibi yapıyoruz.

Oysa bu sahneyi daha önce defalarca izledik.

Ama hep bir ekranın arkasından.

Akşam saatleri.

Bir çocuk, odasında tek başına.

Elinde kitap yok.

Ama zihni dolu.

Ekrandan akan sahneler…

Silahlar…

İntikam…

Güç gösterileri…

Orada güçlü olan, korku salan.

Orada saygı, şiddetle kazanılıyor.

Çocuk sadece izliyor.

Ama aslında, prova yapıyor.

Bugün Türkiye’de yaşanan bu olaylar, münferit değil.

Bir kırılmanın sonucu.

Amerika’da yıllardır konuşulan “okul baskınları” artık bizim haberlerimize de sızıyor.

Çünkü sorun coğrafya değil.

Sorun, zihniyetin taşınabilir olması.

Ekranlar sınır tanımaz.

Şiddet, dil bilmez.

Taklit, milliyet seçmez.

Ve biz, fark etmeden aynı hikâyeye benzemeye başlıyoruz.

Yeni nesil artık şiddeti sadece görmüyor.

Şiddetin içinde büyüyor.

Mafyatik dizilerde kahraman, en çok korkutan.

Sosyal medyada değer, en çok dikkat çekene ait.

En sert olan konuşuluyor.

En uçta olan izleniyor.

Bu çocuklar kötü doğmadı.

Ama kötüye sürekli maruz kaldı.

İzlemek, alışkanlığa dönüşür.

Alışmak, eşiği düşürür.

Eşik düştüğünde ise, bir zamanlar “asla” denilen şeyler sıradanlaşır.

Şiddet artık şok etmiyor.

Çünkü zihin, onu defalarca yaşadı.

Önce ekranda.

Sonra hayalde.

Ve bazen… gerçekte.

Ama asıl kırılma burada değil.

Asıl kırılma, görenlerin susmasında.

Whistleblowing…

Yani bir yanlışlığı görüp, onu dile getirme cesareti.

Türkçesiyle: Islık çalmak.

Tehlike anında verilen bir uyarı gibi…

“Bir şey yanlış gidiyor” demek gibi…

Ama biz ne yapıyoruz?

Islık çalmıyoruz.

Susuyoruz.

Ve biz susarken, o karanlığın karşısına sadece yürekleriyle dikilenler oluyor.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta, mermilerin önüne atlayıp evlatlarını korumak için canını veren kahraman meslektaşlarımızı gördük.

Onlar, toplumun çalmadığı o ıslığın en acı, en asil çığlığıydılar.

Biz “başım ağrımasın” diye fısıldarken,

onlar “çocuklar ölmesin” diye bağıran koca birer sese dönüştüler.

Toplumlar sadece suç işleyenlerle çökmez.

Toplumlar, suçu görüp susanlarla çürür.

Bugün en büyük kaybımız ahlak değil.

Cesaret.

Birinin çıkıp

“Bu doğru değil”

diyememesi.

Bu çocuklar bizim çocuklarımız.

Onları sadece yargılayarak değil,

onları şekillendiren sistemi sorgulayarak anlayabiliriz.

Ekranlar sadece eğlendirmez.

Eğitir.

Yön verir.

Kimlik inşa eder.

Ve bazen,

bir çocuğun eline silah aldıracak kadar derine işler.

Bugün Amerika’ya benziyoruz demek kolay.

Ama asıl soru şu:

Onlar gibi olmaya ne zaman başladık?

Bir dizide alkışladığımız karakter,

gerçek hayatta karşımıza çıktığında neden korkuyoruz?

Çünkü biz o karakteri sadece izlediğimizi sandık.

Oysa içselleştirdik.

Bir gün bir çocuk daha okul kapısından içeri silahla girerse…

O kurşunu sadece bir parmak sıkmış olmayacak.

O kurşunda;

izlenen sahnelerin, bağımlısı olunan algıyı saldırganlığa yönelten oyunların

yüceltilen şiddetin

ve en çok da

zamanında o cesur ıslığı çalmayanların payı olacak.

Şimdi sorma sırası bizde:

Bir sonraki çocuk okul kapısından o karanlıkla girmeden önce;

bu gidişata “dur” diyecek o ıslığı çalacak cesaretiniz var mı?

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarında, mermilere siper olarak çocuklarını yaşatan kahraman öğretmenlerimize, çocukluğunun, gençliğinin baharında toprağa düşen evlatlarımıza Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve tüm eğitim camiamıza başsağlığı dilerim.

Kaybettiğimiz masum yavrularımızın acısı yüreğimizdedir.

Onların hatırası, susturulmuş vicdanlara çalınacak en güçlü ıslık olsun.

Yorumlar (1)

doğrucu - 17 Nisan 2026 18:27

kaleminize sağlık hocam. Amerika da yillar once yapılan bir çalışmayı dile getirmişsiniz. toplumların suç, erdem ve ahlak anlayışı üzerine harikulade bir makale olmuş.
SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
KORKU KAYNAKLARI

Fikir Yazıları19 Eylül 2026 23:54

KORKU KAYNAKLARI

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Fikir Yazıları17 Eylül 2026 10:26

ÖLÜM KAVRAMININ AKLIMDAKİ İZİ

Tuzlu Kahve

Fikir Yazıları12 Eylül 2026 22:29

Tuzlu Kahve

YENİDEN KEŞİF

Fikir Yazıları04 Eylül 2026 08:27

YENİDEN KEŞİF

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

Fikir Yazıları03 Eylül 2026 22:26

DİJİTAL ÇAĞDA GEÇMİŞİN GELECEK ÜZERİNDEKİ TAHAKKÜMÜ: JEAN VALJEAN’DAN UNUTULMA HAKKINA ANALOJİK BİR OKUMA

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

Fikir Yazıları02 Eylül 2026 16:47

BEYNİMİZİ YORAN ŞEY HAYAT DEĞİL, YAŞAMA BİÇİMİMİZ

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 17:41

BU AÇIDAN 30 AĞUSTOS

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 12:22

Tarihin Eşiğinde Bir Kararlılık: 30 Ağustos’a Yeniden Bakmak

KURTULUŞA GİDEN YOLDA

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 11:06

KURTULUŞA GİDEN YOLDA

BAYRAM KUTLAMASI

Fikir Yazıları30 Ağustos 2026 10:01

BAYRAM KUTLAMASI