
ALİ YAZAR VELİ BOZAR / Hasan TURUNÇ
Bundan beş sene önceydi. Mahalledeki çocukların trafiğe açık alanda oynamalarına gönlüm el vermeyip güvenli oyun alanları sağlanması hususunda yetkililere müracaatta bulundum. Dilekçe ekine mahalle sakinlerinden topladığım imzaları da iliştirdim. Başvuruma cevap verilmesi gereken yasal sürecin üzerinden aylar geçtiği halde herhangi bir dönüş yapan olmadı. Belediyeye gittim. Sayın Başkan! ile görüştüm. "Hocam ne demek çocuklar bizim geleceğimiz bu iş de bizim görevimiz dedi."Görüşmeye istinaden günün anısına fotoğraflar çekildi. Kapıya kadar uğurlandım. O zaman nazikçe kovulduğumu anlasaydım bunu gurur meselesi yapar kendim istifa ederdim ama çok iyi rol yaptılar bilemedim. Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ama bir sonuç yoktu. Yoksa "Burası Muş'tu da yolu mu yokuştu? Giden gelmiyordu, acep ne işti?" Derken iki defa daha belediyenin yollarını arşınladım, kapılarını aşındırdım. Ama anlaşılan Beyefendilerin!!! Vatandaş Abuzer'le görüşecek bir şeyi yoktu. Elim boş gönlüm nahoş eve döndüm. Çocuklara bir söz vermiştim, o saha yapılacaktı. Arsa sahibini ikna edip muvafakatnamemi aldım. Çocuklarla beraber ölçü aldık, el arabalarıyla toprak taşıdık dolgu yaptık zemini düzelttik. Futbol kalesi ile voleybol direkleri geldi, montaj yapıldı, fileler takıldı. Çocukların keyfi yerindeydi ben de çocuklar gibi mutluydum. İlk maçımızı yaptık. Eski kurallar geçerli oldu, üç korner bir penaltıydı, abanıp topa burun vurmak ayıptı. Penaltıda kaleci değişirse iki penaltı atılırdı. Hakemin gözlüğü, elinde sözlüğü olurdu. Birini annesi ya da babası çağırırsa skor ne olursa olsun son golü atan kazanır, maç biterdi.
Bu şekilde keyifle geçen iki yıl boyunca mahallede neşeli çocuk sesleri eksik olmadı. Yaşanan coşku ve heyecana komşu mahalleden gelen çocukların da katılmasıyla futbol ve voleybol organizasyonları giderek büyüdü. Mahalle olimpiyatları tam bir şenliğe dönüştü. Belediye ekipleri bir sabah çıkageldi. Kepçe ve kamyonlarla etraftaki deprem enkazını kaldırıyorlardı. Kalemizi de voleybol direklerimizi de ezip geçmişti vicdansız operatör. Emeğimiz enkaz olup gitti. Sevincimiz de öyle. Pencereden bakakaldık. Çocuklara saha yapmaya gelmeyen belediye hizmette sınır tanımadı.!!! İki sene sonra gelip kendi yaptığımız sahayı söktü gitti. Şimdi düşünüyorum da hakkımı nerede arasam acaba? Muhtara gitsem boş, belediye zaten fos, hakim beye ulaşmak için elimde yok hiçbir koz. Sonra bir acı kahve söyledim kendime. Radyoda güzel bir şarkı çalıyordu o an: "Güzel günler göreceğiz çocuklar güneşli günler!" Aynı anda ruhum vurmalı çalgıların baskın olduğu bambaşka bir melodi ile isyan ediyordu:
"Ali yazar, Veli bozar
Küp suyunu çeker azar azar
Üzülmüşüm, neye yarar
Keskin sirke küpüne zarar"
hasanturunc47@gmail.com
Sosyal Bilimler04 Nisan 2026
Kitap Tanıtımı07 Nisan 2026