Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Türkiye'de Okuma Kültürünün Boyutları (Türkiye'de  Kitap Okuma Oranlarının  Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları  Yazı Dizisi 3)

Türkiye'de Okuma Kültürünün Boyutları (Türkiye'de Kitap Okuma Oranlarının Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı Dizisi 3)

Fikir Yazıları 07 Mayıs 2026 22:25 - Okunma sayısı: 43

Abdullah Damar

Kitaplar, bilgi birikimini ve deneyimleri gelecek kuşaklara aktarmanın, gelecek kuşaklarla buluşturmanın en önemli araçlarıdır. Bu nedenle kitapların değeri ancak kitaplardaki bilgilere ihtiyaç duyan, o bilgileri yaşamlarını kolaylaştırmak ve insanlığın hizmetine sunmak isteyenler tarafından bilinebilir.

Okumanın, en dar anlamıyla, insanın sadece okul hayatında bir ihtiyacı olduğu anlayışı geçmişte kalmıştır. Yine, okumanın belli bir yaşta okulda öğrenildiği anlayışı da geçerliğini yitirmiştir. Çağımızda süregelen hızlı değişim sonucu, okuma boş zamanların değerlendirilmesi olmaktan ziyade, hayatın bir gereği haline gelmiştir. Okuma alışkanlığı sadece bireysel değil, toplumsal açıdan da bir gelişmişlik kıstası olarak dikkate alınmakta, örneğin okumayla ilgi ve refah düzeyi arasında önemli bir koşutluk ve etkileşim olduğu yaygın bir şekilde kabul görmektedir. Gelişmiş ülkelerin kültürel yapısına bakıldığında okuma alışkanlığının küçük yaştan itibaren kazandırılması için büyük gayret sarf edildiği ve insana yapılan yatırımın en verimli ve en hayati yatırım olduğu görülmektedir. Kitabın değeri ancak bilgiye gereksinim duyan ve ondan yararlananlar tarafından bilinmektedir. Bu bağlamda okumayan, kitapla beslenmeyen toplumların geleceği sorunlu olacaktır.

UNESCO tarafından yapılan araştırmaya göre, Türkiye'de okuma alışkanlığının yok denecek kadar az olduğu görülmektedir. Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okumaktadır. Avrupa'da yüzde 21 olan kitap okuma oranı, Türkiye'de sadece on binde bir olarak görülmektedir.

Okuma kültürü, bireylerin okuma eylemi ile ilgili olarak edindikleri becerilerin toplumda bir yaşam biçimine dönüşmesidir. Bir başka tanımla okuma kültürü, “Yazılı kültür ürünlerinin dünyasıyla tanışmış; tanıştığı bu dünyanın kendine sunduğu iletileri paylaşma, sınama, sorgulama yeterliğine ulaşmış; bunların sunduğu olanaklarla yaşamayı alışkanlık haline getirmiş bireylerin edinmiş olduğu” davranışlar bütünüdür. Benzer şekilde, okuma kültürü, “Bir bireyin, bir toplumsal grubun ya da bir toplumun okuma eylemi ile ilişkilerinin düzeyi ve niteliği anlamına gelir. Bir başka deyişle, okuma kültürü, sözü edilen birey, grup ya da topluma ait yaşam biçiminin ‘okuma’ alanına yansıyan bölümüdür. Kısaca, okuma kültürü, okuma eylemine ilişkin bireysel ve toplumsal yaşama biçimidir”. En özlü belirlemeyle okuma kültürü bireysel ve toplumsal düzlemde anlam çerçevesinin oluşturulması gereken bir kavram; okumanın eleştirel paydada yapılandırılması ve bu eylemin bireysel olmaktan çıkarılıp toplumsal düzlemde sistemli bir yapıya dönüştürülmesi sürecidir.

Okuma kültürünü oluşturan beceriler, birbiri ile ilişki içindedir. Aynı zamanda okuma kültürü belli basamakların aşılmasıyla kazanılır. Yani okuma kültürü “görsel okuryazarlık, okuma yazma becerisi edinme ve okuma alışkanlığı becerisi kazanma” basamaklarını içerir.

Görsel okuryazarlık;

-Görseli anlama,

-Görseli yorumlama,

-Görsel iletişim uygulamaları oluşturma,

-Görsel hakkında eleştirel düşünme,

-Görsel iletişim uygulamaları oluşturma aşamalarını içerir.

Okuma kültürü ve kütüphane kullanma alışkanlığı konusunda tarihimize bakıldığında, bu alışkanlığın hiçbir dönemde toplum temelinde bir zemininin olmadığı görülmektedir. Dünyanın kitap okuma oranları dikkate alındığında Türkiye’de kitap ve gazete okuma oranı gelişmiş ve gelişmekte olan birçok ülkeye göre oldukça düşüktür.

Okuma kültürü konusunda Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yaptırılan ve sonuçları 2011 yılında yayımlanan Türkiye Okuma Kültürü Haritası adlı rapor çok önemli ipuçları vermiştir.

Okuma Kültürü Haritası ile ilgili araştırmadan şu temel sonuçlar elde edilmiştir:

-Kadın-erkek okuma oranları eşittir.

-Ülkemizde yılda ortalama 7.2 kitap okunmaktadır.

-Türkiye nüfusunun % 31’i hiç kitap okumamaktadır.

-Boş zamanlarda en çok TV izlenmektedir (% 23.7).

-Kitap hala en çok okunan basılı materyal türüdür (% 54).

-Kitaplar rastgele seçilip, düzensiz okunmaktadır (% 45.3).

-Genellikle tavsiye edilen kitaplar okunmaktadır (% 61.5).

-Bir okuyucu bir seferde aralıksız olarak en fazla 30 dakika okumaktadır.

-Türkiye’de kitap okuma alışkanlığını birey kendi kendine öğrenmektedir ( %75).

-Herhangi bir yazar düzenli olarak izlenmemekte (% 84.2), kitap seçiminde yayınevi tercihi yapılmamaktadır (% 90.16).

-Halk kütüphanelerinin varlığı ağırlıklı olarak bilinmektedir (% 77); ancak yararlanma oranı düşüktür.

-Kitaplar en çok satın alma şeklinde sağlanmakta (% 82.9) ancak kitap fiyatları kısmen pahalı bulunmaktadır.

-Ders kitabı dışında kitap satın alma oranı düşüktür.

-En fazla edebiyat okunmaktadır (% 20), onu dinsel kitaplar (% 18.5); eğitime ilişkin kitaplar (% 16) ve tarih (% 14) izlemektedir.

-En fazla okunan yazınsal tür, romandır (% 34), onu öykü izlemektedir (% 27).

-En çok macera temalı kitaplar okunmaktadır (% 22).

-Çoğunlukla Türkçe kitaplar okunmaktadır (% 85).

-Trakya, ağırlıklı olarak tarihsel kitaplar; İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu, dinsel kitaplar; Karadeniz, Ege ve Doğu Anadolu edebiyat okumaktadır.

-Çeviri kitap da okuduğunu söyleyenlerin oranı % 34’tür.

-En çok tavsiyelere göre kitap seçimi yapılmaktadır (% 61.5).

-Evlerde genellikle 25’ten az kitap bulunmaktadır (% 44).

Okuma kültürümüzün temel dinamiklerinden olan akademisyenlerin okuma alışkanlığına bakıldığında da çok iyi bir yerde olduğumuzu söyleyemeyiz.

2006 Yılında Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Çağatay Özdemir’in yaptığı araştırma verilerine göre (1915 öğretim üyesi katılmıştır) üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin %16'sı hiç kitap okumuyor, %72’si 1-2 kitap okuyor, %11’ 3-5 kitap, % 1.4’de beş kitaptan fazla okumaktadır. İyi kitap okuru sayılmak için yılda minimum 10-24 arasında kitap okumak gerekiyor.

Benzer durum, öğretmenlerimiz için de geçerlidir. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Bülent Yılmaz’ın araştırmasına göre, öğretmenlerin çoğunluğunu (%37,8) hiç okumayanlar oluşturmakta, bunu sırasıyla az okuyanlar (%30,7), orta sıklıkta okuyanlar (%22,8) ve sık okuyanlar (%8,7) izlemektedir. %40'a yaklaşan "hiç okumama" oranının böyle bir meslek grubu için oldukça yüksek olduğu söylenebilir.

Aynı araştırmada öğretmenlerin halk kütüphanesi kullanımı konusunda, öğretmenlerin yalnızca %4,7'si halk kütüphanesi kullanmaktadır. Kısaca, öğretmenlerin çok ciddi bir kütüphane kullanma alışkanlığı sorunu olduğu açıktır. Sorunun ciddiyeti, kuşkusuz, bu meslek grubunun öğrencilerine bu alışkanlığı vermekle yükümlü ve bu konuda özellikle Türk toplum yapısı içinde en büyük sorumluluk sahibi grup olmalarından kaynaklanmaktadır. Kendisi alışkanlığa sahip olmayan bir öğretmenin öğrencilerine bu konuda yararlı olabileceği ve sorumluluğunu yerine getirebileceği kuşkulu görünmektedir.

Okuma kültürü açısından durumumuz oldukça vahimdir!

Ancak umutsuzluğa kapılmak doğru değildir.

Okuma ve kütüphane kullanma alışkanlıklarının çocuklara ve gençlere kazandırılmasında en büyük görev, özellikle aile ilgisinin yetersiz olduğu toplumlarda, öğretmenlere düşmektedir. Çünkü onlar bilgi edinme ve edindirme sürecinin merkezinde bulunmaktadırlar. Ancak bunun gerçekleştirilebilmesi için de öncelikle öğretmenlerin okuma ve kütüphane kullanma alışkanlığını kazanmış olması gerekir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, eğitim fakültesi öğrencilerinin okuma alışkanlığı kazanma noktasında olumlu bir gelişme içinde olduklarını, sistemde yer alan öğretmenlerin de okuma alışkanlıklarının geliştiğini göstermektedir.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
NİÇİN OKUMUYORUZ? Okumanın İnsan, Toplum ve Uygarlık İçin Vazgeçilmezliği Üzerine(Türkiye'de  Kitap Okuma Oranlarının  Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı Dizisi  2)

Fikir Yazıları07 Mayıs 2026 21:47

NİÇİN OKUMUYORUZ? Okumanın İnsan, Toplum ve Uygarlık İçin Vazgeçilmezliği Üzerine(Türkiye'de Kitap Okuma Oranlarının Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı Dizisi 2)

Türkiye'de Okuma Kültürü Üzerine (Türkiye'de  Kitap Okuma Oranlarının  Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları  Yazı dizisi  1)

Fikir Yazıları07 Mayıs 2026 20:06

Türkiye'de Okuma Kültürü Üzerine (Türkiye'de Kitap Okuma Oranlarının Düşüşü ve Bu Düşüşün Çözüm Yolları Yazı dizisi 1)

Emek ve Özgürlüğün Tarihi: 1 Mayıs

Fikir Yazıları01 Mayıs 2026 21:42

Emek ve Özgürlüğün Tarihi: 1 Mayıs

DİL VE İKTİDAR:  BİR MÜCADELE ALANI

Fikir Yazıları26 Nisan 2026 18:22

DİL VE İKTİDAR: BİR MÜCADELE ALANI

Okul Güvenliği: Kapıda Değil, Sınıfın İçinde Başlayan Bir Gerçek

Fikir Yazıları22 Nisan 2026 07:25

Okul Güvenliği: Kapıda Değil, Sınıfın İçinde Başlayan Bir Gerçek

OKULDAKİ ŞAPKA

Fikir Yazıları20 Nisan 2026 22:09

OKULDAKİ ŞAPKA

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

Fikir Yazıları17 Nisan 2026 16:56

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

Fikir Yazıları09 Nisan 2026 19:48

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

Fikir Yazıları06 Nisan 2026 22:14

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

ATAM İZİNDEYİZ!

Fikir Yazıları05 Nisan 2026 22:34

ATAM İZİNDEYİZ!