Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji İletişim Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Çocuk Adaletinde Cezalandırmak mı, İyileştirmek mi?

Çocuk Adaletinde Cezalandırmak mı, İyileştirmek mi?

Eğitim Bilimleri 12 Ağustos 2026 18:11 - Okunma sayısı: 150

Prof. Dr. Özkan Yıldız

TBMM’de kabul edilen sekiz maddelik yeni düzenleme, çocuk adaletindeki hassas dengeyi kökünden sarsacak gibi görünüyor. Yasayla birlikte "suça sürüklenen çocuk" kavramı rafa kaldırıldı, yerine "adli süreçteki çocuk" ifadesi getirildi. 12-18 yaş grubunda ağır suçların ceza üst sınırları yükseltilirken, özellikle 15-18 yaş aralığında ceza indirimlerinin kaldırılması çocuk suçlular için süresiz hapis cezasının yolunu açmaktadır. Yasa, cezalandırmak ile topluma kazandırmak arasındaki çizgiyi derin bir tartışmaya sürüklemektedir.

Kuşkusuz son dönemlerde akran zorbalığı ve akranlararası şiddet/suç vakaları çokça kamuoyu ve medyanın gündeminde sıkça yer aldı. Sadece Edirnekapı Surlarında öldürülen İkbal Uzuner ve Ayşenur Halil’i, Atlas, Menduzzi Şanlıurfa ve Maraş’taki okul cinayetlerinin çocuk yaştaki faillerini düşünmemiz yeterlidir. Bu vakaların sorgularda faillerin dijital medyada sosyalize oldukları, sapkın ve radikal grup ortamlarında gördükleri şiddeti içselleştirip kanıksadıkları gözlenmiştir. Bu nedenle, sorunun tespiti ve çözümü yeni dijital dinamiklerin matrisinde değerlendirilmeli, gerekli adımlar bu çerçevede atılmalıdır.

Günümüzde suçun mekânsal boyutu ve niteliği kabuk değiştirmektedir. Sokaklardan sanal evrene kayan şiddet olgusu; ekran karşısında uzun süreler geçirerek gerçeklikle bağını koparan, duyarsızlaşan ve radikalleşen yeni bir ergen suçlu profilini ortaya çıkarmaktadır. Kontrolsüz teknoloji ve oyun bağımlılığı, gençleri yalnızca bireysel bir izolasyona sürüklememekte; aynı zamanda onları sanal alt kültürlerin içinde şiddeti normatif kabul eden yapılara dönüştürmektedir. Dolayısıyla çocuk adaletindeki risk analizi ve yasal düzenlemeler artık denetimsiz dijital mecraların sunduğu bu yeni tehdit alanı üzerinden şekillenmek zorundadır.

Türkiye’de 2005 tarihli Çocuk Koruma Kanunu, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin “çocuğun yüksek yararı” ilkesini esas alarak cezalandırmak yerine koruma ve rehabilitasyonu merkeze koymuştu. Çünkü çocukluk dönemi, dış dünyanın olumsuzluklarına karşı savunmasızdır. Aile içi şiddet, ihmal, yoksulluk, kötü çevre ve kontrolsüz dijital dünya çocukları suça iten başlıca risklerdir. Çocuk suçluluğu; ailenin, çevrenin, ekonominin ve içinde yaşadığımız kültürün ortak bir sonucudur.

Çocuklar bir toplumun en değerli varlığı ve geleceğidir; hayata temiz bir sayfayla başlarlar. Önlerinde olumlu rol modeller olmadığında, güvenli bir aileden ve nitelikli eğitimden mahrum kaldıklarında suça sürüklenme riskleri artar. Ceza maddelerini ağırlaştırmak ve çocukları adliye koridorlarında yargılamak işin kolaya kaçmaktır. Zor olan ise çocukları sokakta ya da ekranda zombileştiren, radikalleştiren ve yalnızlaştırıp suça iten o bataklığı kurutabilmektir. Kalıcı çözüm, çocukları cezalandırmakta değil; onları suça iten sosyal sebepleri ortadan kaldırıp sağlıklı bir gelecek sunmakta yatar.

Çocuğu suça ve dijital yalnızlığa iten bu karmaşık tabloyu değiştirmek, ancak dört temel ayakta yükselen bütüncül bir seferberlikle mümkündür. Sosyolojik olarak, aileleri yoksulluk ve çaresizlik cenderesinden çıkaracak sosyal yardım ve destek ağları kurulmalı; psikolojik boyutta, okullarda ve mahallelerde çocukların travmalarını erkenden fark edip iyileştirecek ücretsiz psikolojik danışmanlık mekanizmaları yaygınlaştırılmalıdır. Çocuğun içinde büyüdüğü ekolojik çevreyi iyileştirmek adına; onları sokakların veya denetimsiz ekranların karanlığından çekip alacak güvenli spor, sanat ve mahalle yaşam alanları inşa edilmelidir. En önemlisi de pedagojik açıdan, ezberci ve cezalandırıcı mantık yerine; dijital okuryazarlığı kapsayan, eleştirel düşünmeyi ve empatiyi öğreten akılcı bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.

Unutmayalım; çocukları demir parmaklıklar ardında kaybetmek kolay, onları hayatın içinde kazanmak zordur. Geleceğimizi korumanın tek yolu, cezaları büyütmek değil, çocuklarımızı yaşatacak bu sağlıklı ekosistemi kurmaktır.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Eğitim Bilimleri
Akademikleşen Çocukluk: Sınavların Gölgesinde Büyümek

Eğitim Bilimleri15 Ekim 2026 21:45

Akademikleşen Çocukluk: Sınavların Gölgesinde Büyümek

Okul Başarısında Görünmeyen Güç: Eğitim Yönetimi

Eğitim Bilimleri14 Ekim 2026 19:59

Okul Başarısında Görünmeyen Güç: Eğitim Yönetimi

SOSYAL ETKİNLİKLER POLİTİKA BELGESİ NEYİ HEDEFLİYOR?

Eğitim Bilimleri12 Ekim 2026 22:35

SOSYAL ETKİNLİKLER POLİTİKA BELGESİ NEYİ HEDEFLİYOR?

YENİ ÖĞRETİM YILINDA ÖĞRENCİLERİN VE  VELİLERİN YAPMASI GEREKENLER

Eğitim Bilimleri12 Ekim 2026 21:35

YENİ ÖĞRETİM YILINDA ÖĞRENCİLERİN VE VELİLERİN YAPMASI GEREKENLER

Bambu ve Karakutu

Eğitim Bilimleri10 Ekim 2026 19:35

Bambu ve Karakutu

Bir Okulu Gerçekten Ne Güvenli Yapar?

Eğitim Bilimleri07 Ekim 2026 19:45

Bir Okulu Gerçekten Ne Güvenli Yapar?

Çatışan Anlam ve Değerler İçinde Eğitim

Eğitim Bilimleri06 Ekim 2026 22:25

Çatışan Anlam ve Değerler İçinde Eğitim

OKULUN KALBİ NEREDE ATAR?

Eğitim Bilimleri04 Ekim 2026 23:35

OKULUN KALBİ NEREDE ATAR?

Maarif Modeli'nin Sınavı Müdür Odasında

Eğitim Bilimleri03 Ekim 2026 20:06

Maarif Modeli'nin Sınavı Müdür Odasında

Yazı Dizisi – 4 Bir Okulu Gerçekten Güçlü Yapan Nedir?

Eğitim Bilimleri02 Ekim 2026 14:25

Yazı Dizisi – 4 Bir Okulu Gerçekten Güçlü Yapan Nedir?