
YENİ ÖĞRETİM YILINDA ÖĞRENCİLERİN VE VELİLERİN YAPMASI GEREKENLER
Prof. Dr. Ali BALCI
.
ÖğrencilerinYapması Gerekenler
Giriş
On dört Eylülde tüm okullar açıldı. Milyonlarca öğrenci eğitim ve öğretime başladı. Pek tabii ki başta veliler olmak üzere eğitimin tüm paydaşları çocuklarının başarılı olmasını bekler. Bu beklenti doğrudur. Aksi halde başta öğrenciler olmak üzere eğitimin tüm paydaşları mutsuz olacak belki de daha önemlisi insan kaynağının israfı olacaktır. Yeni eğitim-öğretim yılına girerken öğrencilere yalnızca “daha çok ders çalışın” demek her halde yeterli değildir. Günümüzde öğrencilerin; akademik başarının yanında öğrenmeyi öğrenme, dijital okuryazarlık, yapay zekâ okuryazarlığı, eleştirel düşünme, problem çözme, iletişim, iş birliği, öz düzenleme ve psikolojik iyi oluş gibi becerileri de geliştirmeleri önem taşımaktadır (OECD, 2019; UNESCO, 2023).
.
Bu bağlamda öğrencilere, kaynaklara göre aşağıdaki başlıklarda ifade edilen önerilerde bulunulabilir.
.
Kendinize açık ve gerçekçi öğrenme hedefleri koyun. Öğrenciler yeni öğretim yılına yalnızca “başarılı olacağım” gibi genel bir hedefle değil, hangi bilgi ve becerileri geliştirmek istediklerini belirleyerek başlamalıdır. Zira açık, ulaşılabilir ve izlenebilir hedefler öğrencilerin öğrenme süreçlerini planlamalarına ve kendi ilerlemelerini değerlendirmelerine yardımcı olabilir. Özellikle öğrencinin kendi öğrenmesini planlaması, izlemesi ve değerlendirmesi öz düzenlemeli öğrenmenin temel unsurlarındandır (Zimmerman, 2002).
.
Dersleri son güne bırakmayın; düzenli çalışın. Öğrenmenin, sınavlardan hemen önce yoğun biçimde gerçekleştirilmesi yerine, çalışmaların zamana yayılarak düzenli biçimde yapılması önerilmektedir. Özellikle aralıklı çalışma ve öğrenilenlerin belirli aralıklarla hatırlanması, uzun süreli öğrenmeyi destekleyen etkili öğrenme yaklaşımları arasında yer almaktadır (Dunlosky et al., 2013). Bu nedenle öğrenciler “sınavdan önce çalışmak” yerine her gün kısa fakat düzenli öğrenme zamanları oluşturmalıdır.
.
Ezberlemekten çok anlamaya ve sorgulamaya çalışın. Öğrenciler yalnızca bilgiyi hatırlamaya değil, bilgiyi açıklamaya, ilişkilendirmeye, değerlendirmeye ve pratikte yeni durumlarda kullanmaya çalışmalıdır. Eleştirel düşünme; bilgiyi sorgulama, kanıtları değerlendirme, alternatif açıklamaları inceleme ve gerekçeli sonuçlara ulaşma süreçlerini içerir (Facione, 1990). Bu nedenle öğrenciler kendilerine şu soruları yöneltebilir:
.
Her gün kitap ve nitelikli metin okuyun. Okuma, öğrencilerin yalnızca Türkçe veya edebiyat derslerindeki başarısını değil, farklı alanlardaki bilgileri anlama ve değerlendirme becerilerini de destekler. OECD'nin okuma okuryazarlığı yaklaşımı da okuma becerisini; metinleri anlama, kullanma, değerlendirme, üzerinde düşünme ve metinlerle ilişki kurma kapasitesi olarak ele almaktadır (OECD, 2019). Bu nedenle öğrencilerin ders kitaplarının yanı sıra bilimsel-popüler metinler, kitaplar, makaleler ve güvenilir dijital içerikler okumaları teşvik edilmelidir.
.
Yapay zekâyı öğretmenin yerine değil, öğrenmenin yardımcısı olarak kullanın. Üretken yapay zekâ eğitimde açıklama yapma, örnek oluşturma, soru üretme, fikir geliştirme ve geri bildirim sağlama gibi amaçlarla kullanılabilir. Ancak öğrencinin kendi düşünme ve üretme sorumluluğunu, yapay zekâya devretmemesi gerekir. UNESCO, üretken yapay zekânın eğitimde kullanımında insan merkezli yaklaşım, veri gizliliğinin korunması, etik kullanım, güvenlik ve uygun pedagojik tasarım ilkelerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmektedir (Miao & Holmes, 2023). Dolayısıyla öğrencinin yapay zekâya “ödevimi yap” demek yerine, örneğin “bu konuyu anlamama yardımcı olacak sorular sor” veya “bu cevabımdaki eksiklikleri belirle” şeklinde talimat vermesi daha uygun olur.
.
Dijital teknolojileri amaçlı ve bilinçli kullanın. Dijital araçların eğitimde kullanılması tek başına daha iyi öğrenme anlamına gelmemektedir. Teknolojinin öğrenme üzerindeki etkisi, nasıl ve hangi pedagojik amaçla kullanıldığıyla yakından ilişkilidir (OECD, 2025). Bu nedenle öğrenciler:
.
Bilginin doğruluğunu kontrol edin. İnternette veya yapay zekâ sistemlerinde karşılaşılan her bilgi doğru kabul edilmemelidir. Dijital ortamda bilgiye erişmenin yanında bilginin güvenilirliğini değerlendirme becerisi de gereklidir. Öğrenciler bir bilgiyi kullanmadan önce kaynağın kim olduğunu, bilginin ne zaman üretildiğini, kanıta dayanıp dayanmadığını ve başka güvenilir kaynaklar tarafından desteklenip desteklenmediğini kontrol etmelidir. Bu yaklaşım, dijital çağın gerektirdiği eleştirel bilgi ve medya okuryazarlığının önemli bir parçasıdır (UNESCO, 2021).
.
.
Arkadaşlarınızla iş birliği yapın. Günümüz eğitiminde öğrencinin yalnız başına çalışması kadar, başkalarıyla örneğin sınıf arkadaşlarıyla birlikte öğrenmesi de önemlidir. İş birliğine dayalı öğrenme; öğrencilerin akademik öğrenmelerinin yanında iletişim, sosyal etkileşim ve ortak problem çözme becerilerinin gelişmesine katkı sağlayabilir (Johnson et al., 2014). Bu nedenle öğrenciler grup çalışmalarına katılmalı, farklı görüşleri dinlemeli ve kendi düşüncelerini gerekçeleriyle ifade etmelidir.
.
Fiziksel ve psikolojik iyi oluşunuza dikkat edin. Öğrenme yalnızca sınıfta gerçekleşen bilişsel bir süreç değildir. Öğrencilerin fiziksel ve psikolojik iyi oluşları eğitim süreçleriyle yakından ilişkilidir. UNESCO ve UNICEF, okullarda öğrencilerin ruh sağlığı ve psikososyal iyi oluşunun desteklenmesinin eğitim ve gelişim açısından önemli olduğunu vurgulamaktadır (UNESCO & WHO, 2021; UNICEF, 2022). Bu nedenle öğrenciler:
.
Başarısızlığı öğrenmenin bir parçası olarak görün. Başarısızlıktan korkulmamalıdır. Başarısızlık esasen başarılı olmanın anahtarıdır. Düşük not veya yanlış cevap öğrencinin öğrenme sürecinin sonu olarak görülmemelidir. Hatalar, öğrencinin hangi konularda eksik olduğunu belirlemesine ve öğrenme stratejilerini değiştirmesine yardımcı olabilir. Öğrencilerin öğrenme sürecinde gelişim odaklı bir bakış açısı geliştirmeleri ve başarının çaba, uygun stratejiler ve geri bildirim yoluyla geliştirilebileceğini kabul etmeleri öğrenme motivasyonunu destekleyebilir (Dweck, 2006).
.
Kendinizi yalnızca notlarla değerlendirmeyin. Notlar öğrencinin akademik performansına ilişkin elbette önemli bilgiler sağlayabilir; ancak öğrencinin bütün gelişimini tek başına nota bağlamak ne derecede doğrudur? Araştırmaya göre öğrenme, bilgi edinmenin yanında öğrencilerin bilgi, beceri, değer ve tutumlarını geliştirmeyi de amaçlamalıdır (OECD, 2019). Bu nedenle öğrenciler kendilerine yalnızca “kaç aldım?” sorusunu değil, şu soruları da sormalıdır:
.
Özetle yeni öğretim yılında öğrencilere verilecek mesajın yalnızca “daha fazla çalışın” biçiminde olması yerine, her halde “daha bilinçli öğrenin” anlayışına dayandırılması daha uygun olacaktır. Öğrencilerin özellikle de şu yedi alışkanlığı geliştirmeleri önerilebilir:
.
Planla → Aktif katıl → Sorgula → Oku → Uygula → Teknolojiyi bilinçli kullan → Kendini değerlendir.
.
Bu yaklaşım, öğrencinin pasif bilgi alıcısı olmaktan kendi öğrenmesini yöneten aktif öğrenene dönüşmesini destekleyebilir (Zimmerman, 2002). Özellikle yapay zekâ ve dijital teknolojilerin yaygınlaştığı günümüzde öğrencinin temel hedefi, teknolojiyi tamamen reddetmek veya sınırsız biçimde kullanmak değil; teknolojiyi öğrenme amacı doğrultusunda bilinçli, eleştirel, etik ve üretken biçimde kullanmayı öğrenmek olmalıdır (Miao & Holmes, 2023; OECD, 2025).
.
Sonuç
Yeni öğretim yılında öğrencilere verilebilecek temel mesajlar şu şekilde özetlenebilir:
.
Velilerin Yapması Gerekenler
.
Giriş
Takdir edilir ki yeni öğretim yılı, çocuklar için yalnızca yeni derslerin değil; yeni arkadaşlıkların, sorumlulukların, alışkanlıkların ve hedeflerin de başlangıcıdır. Velinin görevi çocuğun yerine öğrenmek ve onu sürekli kontrol etmek değil, güvenli bir aile ortamı oluşturarak çocuğun öğrenmesini, bağımsızlığını ve iyi oluşunu desteklemektir. Araştırmalar, aile katılımının öğrenci başarısıyla olumlu ilişkili olduğunu; özellikle ebeveynlerin çocuklarından beklentileri, öğrenmeye gösterdikleri ilgi ve çocuklarıyla okul hakkında kurdukları iletişimin önemli olduğunu göstermektedir (Kim, 2022; OECD, 2024).
.
Bir veli olarak elbette çocuğunuzun(ların) başarılı olması, mutlu ve kendine güvenen biri olması ilave olarak da kendine, ailesine ve ülkesine yararlı olmasını beklersiniz. Unutulmaması gerekir ki bu beklentilerinizin gerçekleşmesi için okul yanında size de bazı sorumluluklar düşmektedir. Bunları kaynaklara dayanarak aşağıdaki başlıklar altında özetlemek mümkün görülmektedir.
.
Okula olumlu bir başlangıç yapmasını sağlayın. Bir ebeveyn ya da bir veli olarak çocuğuna(lara) “görüyorsun ya çok fazla masraf ettik bu yüzden bu yıl çok başarılı olmak zorundasın” demek ne denli doğrudur? Bu mesaj ona sorumluluğunu hatırlatır; ancak ne olursa olsun sadece başarılı olmalıyım gibi bir anlam ifade eder. Veliler olarak çocuklarınıza “yeni şeyler öğreneceğin, kendini geliştireceğin güzel bir yıl olsun” gibi bir mesaj vermeniz her halde anlamlı olacaktır. Ayrıca da çok başarılı olmalısın mesajı çocukta “ailem benden sadece başarılı olmamı istiyor; mutlu olmam, güvene içinde olmam, iyilik halinde olmam onlar için çok da önemli değil” gibi olumsuz bir algıya yol açar. Böyle bir algı içindeki çocuk ailesine ne denli güven duyar, sonunda başarılı olur? Oysa çocuğa baskı değil güven vermek gereklidir. Bu doğrultuda da çocuğunuza başarısız olduğunda da yanında olduğunuzu hissettirmeniz önemlidir. Açıkçası başarı, sevginin veya kabulün koşulu olmamalıdır.
.
Her gün çocuğunuzla konuşun. Genelde veliler “bugün kaç aldın?”gibi bir sorusuyla yetinir. Oysa “bugün ne öğrendin?”, “seni ne mutlu etti?”, “zorlandığın bir şey oldu mu?” diye sormak her halde daha isabetli olacaktır. OECD'nin PISA sonuçları, ebeveynleriyle daha sık etkileşim kuran öğrencilerin öğrenmeye daha fazla motive olduklarını, öğrenme stratejilerini daha fazla kullandıklarını ve okul çalışmalarında daha dikkatli olduklarını göstermektedir (OECD, 2024).
.
Çocuğunuzu başka çocuklarla karşılaştırmayın. En sık yapılan hatalardan biri de çocukları başka çocuklarla karşılaştırmaktır. Örneğin “kardeşin senden daha başarılı.” veya “arkadaşın senden yüksek aldı” gibi karşılaştırmalar çocukta neye yol açar düşünülmelidir. Bu karşılaştırmada çocuk kendini hep diğerlerine göre başarısız olarak görüldüğünü hissederse sonunda “ben başarılı değilim, benden bir şey olmaz” gibi hak etmediği kötü bir duruma düşmesi, dahası kendine bir cam tavan oluşturması kaçınılmaz olur. Burada Golem etkisi hesaba katılmalıdır (Babad, Rosenthal & Inbar, 1982) . Golem etkisi kısaca düşük beklentinin çocukta düşük performansa yol açması olarak ifade edilebilir. Eğitim ve öğretimde Golem etkisi, öğretmen, yönetici veya üstlerin düşük beklentilerinin, öğrencinin ya da çalışanın performansını olumsuz yönde etkilemesine düşük performans göstermelerine yol açabilir. Yapılması gereken her çocuğu kendi gelişimine göre değerlendirmektir. Zira her çocuğun, öğrenme hızı, ilgisi, yeteneği farklıdır. Bu yüzden böyle karşılaştırmalar çocuğu motive etmek yerine öğrenmeyi, başarmayı bırakmasına yol açabilir.
.
Notlardan önce öğrenmeyi önemseyin. Bir yanılgı da notlara fazla değer vermektir. Notların iyi olması bir çocuğun bekleneni ( doğaya, hayvanata sevgi, insanlar arası ilişkilerde adil olma, zayıfları koruma gibi) verdiği anlamına gelir mi? Bu yüzden çocuğunuzun yalnızca aldığı nota değil, öğrenme çabasına, merakına, sorularına ve gelişmesine ilgi göstermen anlamlıdır.
.
Ödevini çocuğunuzun yerine yapmayın. Pek çok velinin farkında olamadan ya da olarak güya çocuğun sınıfta öğretmenine, arkadaşlarına mahcup olmasın diye çocuğunun ödevini yaptığı bilinir. Bu ne kadar doğrudur? Elbette çocuğa yardım gereklidir; ancak işi, ödevi onun yerine üstlenmemek gerekir. Gerektiğinde “sence bunu nasıl çözülür?” diye sorarak düşünmesini sağlamak anlamlı olacaktır. Araştırmalar, doğrudan ödev yardımının, akademik başarıyla ilişkisinin, ebeveyn beklentileri ve öğrenmeye yönelik iletişim gibi bazı diğer aile katılımı biçimlerinden daha zayıf olabildiğini göstermektedir (Kim, 2022; Wilder, 2014).
.
Çocuğunuza sorumluluk verin. Türk kültüründe özellikle de sosyoekonomik durumu görece iyi olmayan ailelerde şöyle bir düşünme vardır: “Ben çok çektim, çocuğum çekmesin” anlayışı içinde çocuğa hiçbir sorumluluk vermeden “el bebek, gül bebek” olarak yetiştirmek doğru sayılır. Oysa çocuğun kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ona yaşına, düzeyine göre sorumluluk verilmelidir. Bu çerçevede çantasını hazırlama, çalışma zamanını planlama, eşyalarını düzenleme ve ödevlerini takip etme gibi görevleri yaşına uygun biçimde kendisinin yapmasını sağlamak gerekir.
.
Düzenli bir günlük yaşam oluşturun. Çocuğun başarılı ve mutlu olması için ona uygun düzenli bir günlük yaşam oluşturmak gereklidir. Uyku, beslenme, okul, ders çalışma, oyun, fiziksel etkinlik ve ekran kullanımı için mümkün olduğunca düzenli bir günlük program oluşturulmalıdır. Bu programın neden gerekli olduğu çocuğa anlatılmalı, bunun gereğine inanması sağlanmalıdır. Özellikle de günümüz de dijital teknoloji, özellikle de cep telefonu bağımlılığı önemli bir sorudur. Çocuğun bu bağımlılığa düşmemesi, düşenin de vazgeçmesi için bir veli olarak ona yardımcı olmak gereklidir. Elbette bu bir sınırlandırma gerektirir. Bu sınırlandırma baskı ya da korkuya değil de onun gereğine inanması şeklinde olmalıdır.
.
Kitap okumayı günlük yaşamın parçası yapın. Çocuğunuzun yaşına ve ilgisine uygun kitaplar seçmek gereklidir. Bazen birlikte okumak, okudukları hakkında konuşmak ve “bu konuda sen ne düşünüyorsun?” diye sormak çok yerinde olacaktır. Açıkçası üstenci egemen bir anlayışla empoze etmek yerine onunla konuşmak, birlikte karar vermek daha uygun olacaktır.
.
Ekranı yasaklamaktan çok yönetmeyi öğretin. Günümüzde dijital bağımlılık yaratacağı endişesiyle dijital araçları tamamen yasaklamak doğru değildir; zaten mümkün de olmaz. Onun yerine çocuğun dijital teknolojiyi akıllıca kullanmasını sağlamak üzere onların ne zaman, neden ve nasıl kullanılacağını çocuğunuzla birlikte belirlemek daha akıllıca olacaktır. Bir veli olarak teknolojinin uyku, fiziksel hareket, yüz yüze iletişim ve oyun zamanının yerini almasına izin vermemeniz gerekir.
.
Çocuğunuzun duygularını önemseyin. Bir birey olarak çocukların duygularını önemsemek onun yaşantısında önemli yer tutar. Üzüldüğünde, kaygılandığında veya öfkelendiğinde hemen “bunda üzülecek ne var?” dememek gerekir. Bu yüzden önce dinlemek ve onun duygusunu anlamaya çalışmak anlamlıdır. Araştırmalara göre çocukların sosyal-duygusal becerilerinin gelişiminde aileler temel ortaklardan biridir. CASEL, aile-okul işbirliğinin, sosyal-duygusal öğrenmenin okul, ev ve toplum arasında desteklenmesine katkı sağladığını vurgulamaktadır (CASEL, 2024).
.
Hata yapmasına izin verin. Herkes hatayı hoş karşılamaz; hele birileri hata yaptığmızın farkındaysa en azından moralimiz bozulur. Kişiye göre değişir ama kimileri karşı savunmaya girer, kimileri ise hatanın düzeyine göre egosunu yenebilirse özür diler, bazıları da ortamı terk eder. Oysa hata bir ölçüde başarının mayasıdır. Zira hata, öğrenmenin düşmanı değil, önemli bir parçasıdır. Çocuğunuz hata yaptığında onu küçümsemek yerine “buradan ne öğrenebiliriz?”diye sormak doğru bir yoldur. Çocuğumuz egosunu kontrol eder, hatadan öğrenmeyi benimser ve bunu yapabilirse başarıya ulaşabilir. Öğrencinin hata karşısında düşmemesi, yeniden doğrularak “neden hata yaptım, nerede yaptım “diye kendisine sorarak zayıf noktalarını güclendirmesi onu hedefine ulaştırabilir.
.
Merakını destekleyin. Bir veli olarak çocuğun merakını engellemek yerine teşvik etmek gerekir. Çok bilinen yabancı bir öz söz vardır: “Merek kediyi öldürdü”; bizim kültürümüzde de “insanın başına her ne gelirse fazla meraktan gelir “ deyim ya da öz sözleri merakı önleyebilir. Oysa Çocuğunuzun merak kapsamında “neden?”, “nasıl?” ve “acaba?” sorularını önemsemek gereklidir. Bazı sorular karşısında zor durumda kalınabilir. Dolayısıyla her sorunun cevabını vermek yerine bazen çocukla birlikte araştırmak daha uygun olur.
.
Sosyal ilişkilerini destekleyin. Öğrencilerin özellikle de okul ortamındaki sosyal ilişkileri desteklenmelidir. Zira arkadaşlık kurma, işbirliği yapma, paylaşma, empati kurma ve anlaşmazlıkları çözme becerileri akademik başarı kadar önemlidir. Takdir edilir ki sosyal ilişkiler becerisi geçinilebilir olmanın da bir gereğidir.
.
Çocuğunuzu dinleyin. Özellikle de bizim kültürde çocuklar pek dinlenilmez; belki de çocuk üzerindeki otoritenin kaybolmasından endişe duyulur. Oysa çocuk dinlenmeli, ailenin önemli bir üyesi olarak görülmelidir. Ancak çocuğunuzun anlattıklarını hemen yargılamaya veya çözüm üretmeye çalışılmamalıdır. Zira bazen çocukların ihtiyacı çözümden önce anlaşılabilir.
.
Öğretmeniyle işbirliği yapın. Veliler çocuklarının öğretmenleri ile ilgili görüş ya da algılarına dikkat etmelidir. Bu görüş ya da algı doğru olabilir, yanlış da olabilir. Yapılacak olan bir problem olduğunda öğretmeni suçlamak yerine öğretmenle birlikte çözüm aramak en doğrusudur. Zira çocuğun eğitiminde veli ve öğretmen rakip değil, aynı takımın üyeleri olmalıdır.
.
Okulla düzenli iletişim kurun. Genelde çeşitli nedenlerle veliler ancak okulla bir problem olduğunda (başarısızlık, kural ihlali gibi) iletişim kurar. Oysa bir sorun olması durumunda değil, en azından çucuğunuzun olumlu gelişmelerini paylaşmak için de okulla iletişim kurmak gereklidir.
.
Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfedin. Takdir edilir ki her çocuğun aynı alanda başarılı olması gerekmez. Çocuklar ilgi ve yeteneklerine göre spor, sanat, müzik, bilim, teknoloji, sosyal ilişkiler veya başka alanlarda yetenekli ve yatkın olabilirler. Bir veli olarak üzerimize düşen çocukların güçlü yönlerini fark ederek bu yönde gelişmelerini desteklemektir. Carl Rogers’in (1969) önerdiği şekilde çocuklar güçlü oldukları alanda desteklenmelidir.
.
Çocuğunuza zaman ayırın. Özellikle de anne ve babanın da çalıştığı ailelerde işten yorgun argın gelen velilerin çocuğa vakit ayırması zor olmaktadır. Oysa çocuğun her bakımdan gelişiminde aile çok önemlidir. Birlikte yemek yemek, yürüyüş yapmak, sohbet etmek veya sadece birlikte zaman geçirmek bile çok değerlidir. OECD'nin PISA 2022 bulguları, günlük aile etkileşimlerinin öğrencilerin öğrenme motivasyonu ve öğrenme stratejileriyle olumlu ilişkili olduğunu göstermektedir (OECD, 2024).
.
Sonuç olarak çocuğunuza bir veli olarak şu mesajı vermeniz anlamlı olacaktır:
.
“Senden mükemmel olmanı değil, elinden geleni yapmanı; başkalarından daha iyi olmanı değil, dünden daha iyi olmanı bekliyorum. Hata yaptığında yanında olacağım. Başarılı olduğunda seninle sevineceğim. Her durumda sana inanıyorum.” Zira mutlu çocuk, öğrenmeye daha açık çocuktur. Güvenli çocuk risk almaktan ve soru sormaktan korkmayan çocuktur. Sorumluluk sahibi çocuk, kendi öğrenmesini yönetebilen çocuktur. Desteklenen çocuk , güçlüklerle, sorunlarla daha iyi başa çıkabilen çocuktur. Son olarak okul aile işbirliği, çocuğun gelişimini destekleyen güçlü bir ortaklıktır. Araştırmalar, aile katılımı ile akademik başarı arasında genel olarak olumlu bir ilişki bulunduğunu göstermektedir. Ancak bütün aile katılımı biçimleri aynı derecede etkili değildir. Özellikle yüksek ama gerçekçi beklentiler, öğrenmeye ilgi gösterme, çocukla konuşma ve bağımsız öğrenmeyi destekleme, yalnızca çocuğun ödevini yapmak veya sürekli akademik kontrol uygulamaktan daha anlamlı görünmektedir (Kim, 2022; OECD, 2024). Veliler için bunu şöyle formüle temek uygun olur:
.
Sevgi → Güven → İletişim → Sorumluluk → Rehberlik → İşbirliği → Başarı ve Mutluluk
.
Genel Sonuç
Öğrencinin yapması gerekenlerle velilerin yapması gerekenler bir bütün olarak bir arada düşünüldüğünde şöyle bir eğitim felsefesinden söz edilebilir: Geleneksel eğitim anlayışında başarı; daha çok çalışma, daha yüksek not ve daha sıkı denetim üzerinden kurulurken, çağdaş eğitim anlayışında başarıyı bilinçli öğrenme, öz düzenleme, eleştirel düşünme, dijital ve yapay zekâ okuryazarlığı, psikolojik iyi oluş, sorumluluk ve bağımsızlık birlikte oluşturmaktadır. Bu nedenle bu metnin belki de en önemli çıkarımı, öğrenciye verilen mesajın “daha çok çalış.” olmaktan çıkarılıp “kendi öğrenmeni yönetmeyi öğren.” biçimine dönüştürülmesi; veliye verilen mesajın ise “çocuğunu kontrol et.” yerine “çocuğunun kendi ayakları üzerinde durmasını sağla” şeklinde yeniden kurulmasıdır. Bu felsefe yeni bir eğitim paradigmasını işaret etmektedir. Bu paradigma aşağıda olduğu gibi bir dönüşümü gerekli kılmaktadır:
.
Bilgi aktarmadan bilgiye ulaşma ve değerlendirmeye,
Ezberden anlama ve sorgulamaya,
Çok çalışmadan etkili çalışmaya,
Nottan gelişime,
Hatadan geri bildirime
Teknoloji tüketiminden teknolojiyle üretime,
Yapay zekâya işi yaptırmadan yapay zekâyı öğrenme yardımcısı olarak kullanmaya,
Veli denetiminden veli rehberliğine,
Başkalarıyla karşılaştırmadan kişisel gelişimi izlemeye,
Bağımlılıktan özerkliğe,
Sadece akademik başarıdan akademik ve sosyal-duygusal gelişime,
Okul sorumluluğundan okul-aile ortak sorumluluğuna, bir dönüşüm.
.
Yararlanılan Kaynaklar
Babad, E. Y., Rosenthal, R., & Inbar, J. (1982). Pygmalion, Galatea, and the Golem: Investigations of Biased and Unbiased Teachers. Journal of Educational Psychology, 74, 459-474. http://dx.doi.org/10.1037/0022-0663.74.4.459
CASEL. (2024). SEL with families & caregivers. Collaborative for Academic, Social, and Emotional Learning. CASEL – SEL with Families & Caregivers. https://doi.org/10.1080/00131911.2013.780009
Dunlosky, J., Rawson, K. A., Marsh, E. J., Nathan, M. J., & Willingham, D. T. (2013). Improving students’ learning with effective learning techniques: Promising directions from cognitive and educational psychology. Psychological Science in the Public Interest, 14(1), 4–58. https://doi.org/10.1177/1529100612453266
Dweck, C. S. (2006). Mindset: The new psychology of success. Random House.
Facione, P. A. (1990). Critical thinking: A statement of expert consensus for purposes of educational assessment and instruction. The California Academic Press.
Johnson, D. W., Johnson, R. T., & Smith, K. A. (2014). Cooperative learning: Improving university instruction by basing practice on validated theory. Journal on Excellence in University Teaching, 25(3–4), 85–118.
Kim, S. W. (2022). Fifty years of parental involvement and achievement research: A second-order meta-analysis. Educational Research Review, 37, 100463.
Miao, F., & Holmes, W. (2023). Guidance for generative AI in education and research. UNESCO.
Rogers, C. R. (1969). Freedom to learn: A view of what education might become. Charles E. Merrill.
OECD. (2019). OECD learning compass 2030: A series of concept notes. OECD.
OECD. (2019). PISA 2018 assessment and analytical framework: Reading, mathematics and science. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/b25efab8-en
OECD. (2019). PISA 2018 results (Volume III): What school life means for students’ lives. OECD
OECD. (2023). PISA 2022 results (Volume II): Learning during and from disruption. OECD
OECD. (2024). PISA 2022 results (Volume V): Learning strategies and attitudes for life. OECD Publishing.
OECD. (2025). Key findings and integration strategies on the impact of digital technologies on students’ learning: Results from a literature review. OECD Publishing. https://doi.org/10.1787/ab309c32-en
OECD. (2025). PISA 2022 results (Volume V): Learning strategies and attitudes for life. OECD
UNESCO, & World Health Organization. (2021). Making every school a health-promoting school: Global standards and indicators for health-promoting schools and systems. UNESCO & WHO.
UNESCO. (2021). Media and information literate citizens: Think critically, click wisely! UNESCO.
UNICEF. (2020). How involved are parents in their children’s learning? UNICEF Data
UNICEF. (2022). Promoting and protecting mental health in schools and learning environments: A briefing note for national governments. UNICEF.
Wilder, S. (2014). Effects of parental involvement on academic achievement: A meta-synthesis. Educational Review, 66(3), 377–397. CASEL. (2021). The CASEL guide to schoolwide social and emotional learning essentials. CASEL
Zimmerman, B. J. (2002). Becoming a self-regulated learner: An overview. Theory Into Practice, 41(2), 64–70. https://doi.org/10.1207/s15430421tip4102_2