
Yaratıcılık yalnızca sanatsal üretimle sınırlı olmayan; düşünme, problem çözme, yenilik üretme ve mevcut bilgiyi dönüştürme becerisidir. Yaratıcı birey, hazır kalıplarla yetinmeyen, soru sorabilme, farklı bakış açıları geliştirebilen ve belirsizlik karşısında cesaret gösterebilen kişidir. Bu nedenle yaratıcılık doğuştan gelen bir özellikten çok, uygun ortam ve deneyimlerle geliştirilebilen bir yetkinliktir.
Yaratıcı birey olmanın temelinde merak yer alır. Merak eden birey, öğrenmeyi zorunluluk değil keşif olarak görür. Bunun yanında yaratıcılık; hata yapmaya tolerans, risk alma isteği ve özgün düşüncelerin kabul gördüğü bir psikolojik güven ortamı gerektirir. Sürekli doğru cevabı aramaya koşullandıran bireyler zamanla sorgulamaktan vazgeçer. Oysa yaratıcı birey, ’’yanlış yapabilirim ama deneyeceğim’’ diyebilen kişidir. Bu nedenle yaratıcılık, bireyin kendini ifade edebildiği ve yargılanmadığı ortamlarda gelişir.
Yaratıcı bireylerin yetiştirilmesinde eğitim sistemi ve öğretmen kritik bir role sahiptir. Öğretmen yalnızca bilgi aktaran değil, öğrenme sürecini tasarlayan ve yönlendiren kişidir. Yaratıcılığı destekleyen bir öğretmen, sınıfta tek doğruya dayalı öğretim yerine çoklu çözüm yollarını teşvik eder. Öğrencilerin farklı cevaplarını dinler, karşılaştırır ve tartışmaya açar. Böylece öğrenciler düşüncelerinin değerli olduğunu hisseder.
Öğretmenin yapması gereken en önemli şeylerden biri soru sormayı teşvik etmektir. ’’Bu neden böyle?’’ ’’Başka nasıl olabilir?’’ gibi açık uçlu sorular, öğrencinin düşünme alanını genişletir. Ayrıca proje temelli öğrenme, drama, beyin fırtınası, yaratıcı yazma ve disiplinler arası çalışmalar yaratıcılığı besleyen yöntemlerdir. Bu süreçlerde öğretmen kontrol eden değil, rehberlik eden konumda olmalıdır.
Yaratıcı birey yetiştirmede hata kavramına bakış da belirleyicidir. Öğretmen hatayı başarısızlık değil, öğrenmenin doğal bir parçası olarak ele aldığında öğrenciler denemekten korkmazlar. Not odaklı değil süreç odaklı değerlendirme anlayışı, öğrencinin özgünlüğünü korumasına yardımcı olur. Aynı zamanda öğretmenin kendi yaratıcılığını kullanması, öğrencilere en güçlü mesajı verir; çünkü yaratıcılık anlatılarak değil, yaşanarak öğrenilir.