Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Modern insan neden yeniden mitlere dönüyor?

Modern insan neden yeniden mitlere dönüyor?

Fikir Yazıları 13 Ocak 2026 18:51 - Okunma sayısı: 466

Esra Odman İyier ( Yazar )

Bilinçdışı, belirsizlik ve anlatı ihtiyacı üzerine

Bir süredir mitolojik hikayeler tekrar anlatılmaya başladı: Yunan tanrıları dizilerde, İskandinav mitleri bilgisayar oyunlarında, kadim masallar kişisel gelişim kitaplarında, arketipler terapi odalarında dolaşıyor. Bunun anlamı: Bilgi çağında olmamıza rağmen modern insan anlam yoksunu ve kendini bir yere ait hissetmiyor. Bu da onu mitlere yakınlaştırıyor. Mitler sayesinde kendini bulmaya çalışıyor. Çünkü mitler, dünyanın işleyişini açıklamaktan çok insanı anlatıyor.

Carl Gustav Jung’a göre mitler, insanlığın kolektif bilinçdışının imgeleridir (Jung, İnsan ve Sembolleri). Bastırılmış korkularımız, arzularımız, ölümle ilişki kurma çabamız, anneyle, güçle, karanlıkla yüzleşme biçimlerimiz oradadır. Bugün hâlâ Hades’i, Medusa’yı, Prometheus’u anlatmamızın nedeni tarihsel merak değil; bu figürlerin hâlâ aramızda yaşıyor olmasıdır. Modern insanın dili değişmiştir ama bilinçdışı hiç bu kadar konuşkan olmamıştır.

Üstelik yaşadığımız çağ, Jung’un tarif ettiği türden bir çağdır: kolektif kaygı çağı. Pandemi, savaş, göç, iklim krizi, ekonomik belirsizlik, savaşlar, katliamlar…

Sosyolog Ulrich Beck’in, risk toplumu, dediği yerdeyiz artık (Risk Society). Sanayi meşrulaşıp toplumdaki denetim ve güvenlik mekanizmalarının yetersiz kalması sonucu risklerin yayılarak daha tehlikeli anlamlar kazandığı, sanayi toplumunun risk toplumu haline geldiği bir modernlik sürecinden geçiyoruz.

Byung-Chul Han’a göre; sürekli bir tehdit altında olma hali içindeyiz ve yetersizlik duygusuyla yaşıyoruz (Yorgunluk Toplumu, Psikopolitika). Böyle zamanlarda toplumlar bilgiye değil, anlam taşıyıcılarına ihtiyaç duyuyor. Mitler tam da bunu yapıyor. Olan bitenle ilgilenmiyor, olanlara katlanabilmemize yardımcı oluyor.

Bugün süper kahraman anlatılarının patlaması, fantastik edebiyatın ana akıma yerleşmesi, mitolojik dizilerin rekorlar kırması tesadüf değil. Çünkü modern birey artık kendini kahraman gibi değil, savunmasız bir figür gibi hissediyor. Eskiden kahraman ejderhayla dövüşür onu yenerdi. Bugün ise kahraman panik atakla, yalnızlıkla, anlamsızlıkla savaşıyor. Ejderha artık modern insanın içinde ve onu tek başına yenmesi çok zor.

Joseph Campbell; mitlerin özünde insanın dönüşüm ihtiyacını anlattığını söyler (Kahramanın Sonsuz Yolculuğu). Bugün bu kahramanın yolculuğu anlatısının kişisel gelişim kitaplarında, terapi dilinde, hatta girişimcilik hikâyelerinde dolaşması boşuna değil. Ritüelin yerini rutin aldı. Ama başka bir benliğe geçebilmek, dönüşebilmek değişmedi. Hep aynı kaldı.

Bir başka önemli kırılma da: Mit eskiden toplumu düzenlerdi, bugün bireyi onarmaya çalışıyor. Eskiden tanrılar vardı, şimdi iç sesler. Eskiden kehanet vardı, şimdi farkındalık. Psikoterapinin gündelik hayata bu kadar sızması, mitolojik düşüncenin geri dönüşünün başka bir yüzü. Jung’un öğrencisi Marie-Louise von Franz’ın dediği gibi masallar ve mitler, insanın iç dünyasındaki düğümlerin haritalarıdır (Masalların Yorumu). Bugün bu haritalar terapi odalarında yeniden açılıyor.

Modern insanın mitlere dönüşü biraz da şunun itirafıdır: Yalnızım.

Ne bilim ne hız ne verimlilik ideolojisi: “Bunlar neden benim başıma geliyor?” sorusuna gerçek cevaplar üretebildi. Mitler bu soruya cevap vermez ama onlarla yaşamanın yollarını öğretir. Ölümle, kayıpla, kıskançlıkla, kötülükle, yetersizlikle, pişmanlıkla, yoklukla. Bu yüzden mitolojik figürler kusurludur. Tanrılar bile yaralıdır. Modern birey, kusursuzluk anlatısından yorulduğu için mitsel karakterlere yaklaşıyor.

Burada edebiyat devreye girer. Northrop Frye’ın söylediği gibi edebiyat, modern dünyanın mit üretme alanıdır (Anatomy of Criticism). Yeni tanrılar yaratmaz ama yeni içsel durumlar, olaylar ve manzaralar kurar. Bilinçdışına geçitler açar. Okurunu bilgilendirmez, olayları karşılaştırmasına imkân tanır. Kendisiyle, korkusuyla, karanlığıyla bir anlamda gölgesiyle yüzleştirir insanı.

Modern insan mitlere kaçmıyor. Kendine dönmeye çalışıyor. Ama kendine doğrudan bakmak korkutucu ve bu yüzden bir hikâyeye ihtiyacı var. O hikâye mitlerle geliyor. Bu bir kaçış değil insanın kendine varma yolundaki durakları. Bir anlamda insanın içsel yolculuğu.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Okul Güvenliği: Kapıda Değil, Sınıfın İçinde Başlayan Bir Gerçek

Fikir Yazıları22 Nisan 2026 07:25

Okul Güvenliği: Kapıda Değil, Sınıfın İçinde Başlayan Bir Gerçek

OKULDAKİ ŞAPKA

Fikir Yazıları20 Nisan 2026 22:09

OKULDAKİ ŞAPKA

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

Fikir Yazıları17 Nisan 2026 16:56

SUSTURAN EKRANLAR: ISLIK ÇALMAYI UNUTANLARIN SUÇ ORTAKLIĞI WHISTLEBLOWING…

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

Fikir Yazıları09 Nisan 2026 19:48

ÖRGÜTSEL SİNİZM: GÜVENİN ÇÜRÜDÜĞÜ YERDE BAŞLAYAN SESSİZ ÇÖKÜŞ

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

Fikir Yazıları06 Nisan 2026 22:14

İçimizdeki Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk

ATAM İZİNDEYİZ!

Fikir Yazıları05 Nisan 2026 22:34

ATAM İZİNDEYİZ!

Ahlaki Sömürgecilik

Fikir Yazıları01 Nisan 2026 16:04

Ahlaki Sömürgecilik

 ALİ YAZAR VELİ BOZAR

Fikir Yazıları31 Mart 2026 09:33

 ALİ YAZAR VELİ BOZAR

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ  Yapay Zeka ve Sinemanın Geleceği  (7)

Fikir Yazıları24 Mart 2026 20:02

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zeka ve Sinemanın Geleceği (7)

Arefe Çiçeği

Fikir Yazıları20 Mart 2026 05:02

Arefe Çiçeği