Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
TANRIÇALARIN UNUTULAN KIZLARI

TANRIÇALARIN UNUTULAN KIZLARI

Kitap Tanıtımı 03 Ekim 2026 07:56 - Okunma sayısı: 55

Zerrin Keskin

Yazarın Kendi Kaleminden Kitabının Tanıtımı

Bu kitabı yazmaya başladığımda önümde hazır cevaplar yoktu. Yıllardır içimde büyüyen sorular vardı: Kadınlar neden hâlâ bu kadar yorgun? Bunca yükü taşımayı ne zaman öğrendik? Sessiz kalmak bize nasıl öğretildi? Öfkemizin, korkumuzun ve birbirimize söyleyemediğimiz cümlelerin kökleri nerede saklı?

Tanrıçaların Unutulan Kızları, bu soruların peşine düşen uzun bir yolculuğun kitabı. İlk adımlarımı mitolojinin kadim toprağına bastım. Gaia’nın doğurganlığından, İnanna’nın ağıdından, Demeter’in kızını ararken yaktığı meşaleden yola çıktım. Çünkü mitler yalnızca eski zamanların masalları değildir; insanlığın kendisi hakkında tuttuğu ilk aynalardır. O aynaya baktığımızda, kadınla doğanın nasıl birlikte kutsandığını, sonra nasıl birlikte denetlenmeye ve sömürülmeye başlandığını görebiliriz.

Bir zamanlar bereketin, üretimin ve yaşamın kaynağı olarak kutsanan kadın, hangi dönemeçte kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmaktan uzaklaştırıldı? Ne oldu da doğuran bedene hayranlıkla bakarken, o bedenin sahibine sınırlar çizdik? Kadın ne zaman bir özne olmaktan çıkarılıp annelik, eşlik, güzellik, itaat ve fedakârlıkla tanımlanan bir role indirgenmeye başladı? Bu kitap, bu sorulara tek ve kolay bir yanıt vermek yerine geçmişin katmanlarını birlikte görmeye çağırıyor.

Tarih boyunca şifacılıklarından dolayı suçlanan kadınları, bilgeliği tehdit sayılanları, bedenleri üzerinde söz hakkı olmayan anneleri, zamanı kendine ait olmayan eşleri, başarıları küçümsenen yöneticileri ve adı kayıtlardan silinen sanatçıları yeniden hatırlamaya çalıştım. Farklı yüzyıllara ve coğrafyalara ait bu hikâyelerin arka planında çoğu kez aynı cümle yankılanıyor: “Sen buraya ait değilsin.”

Bu kitap, o cümlenin bir kader değil, kurulmuş bir düzen olduğunu göstermek için yazıldı.

Hammurabi’nin kanunlarından CEDAW’a, Çatalhöyük’ün Ana Tanrıçası’ndan #MeToo hareketine, Olimpia de Gouges’un giyotine gönderilmesinden Emma Watson’ın Birleşmiş Milletler kürsüsündeki çağrısına kadar geniş bir zaman aralığında dolaşıyorum. Ancak bu kitap yalnızca geçmişin bilgileri arasında gezinen bir inceleme değil. Tarihe bakmak, bugünü görme biçimimizi değiştirir. Orta Çağ’ın korkularından Sanayi Devrimi’nin emek düzenine, Cumhuriyet’in dönüşümlerinden bugün telefon ekranlarımızda karşılaştığımız kadınlık imgelerine uzanan çizgi, sandığımızdan daha canlı ve kesintisizdir.

Kadınların medyada ve sosyal medyada nasıl temsil edildiğini, güzellik ve estetik baskısının bedenlerimizi nasıl kuşattığını, bilimsel deneylerde kadın bedeninin neden uzun süre görmezden gelindiğini, eğitim ve iş hayatında eşitsizliğin hangi görünmez araçlarla sürdürüldüğünü sorguluyorum. İklim krizinin kadınları neden daha ağır etkilediğini, toprağın ve kadın emeğinin aynı sömürü mantığı içinde nasıl tüketildiğini ekofeminist bir bakışla ele alıyorum. Çünkü doğanın tahribiyle kadınların hayatlarına müdahale eden zihniyet birbirinden bağımsız değildir.

Bazen eşitsizlik yüksek sesle konuşmaz. Bir bakışta, “Senin iyiliğin için” diye başlayan bir cümlede, bir iş görüşmesinde sorulan özel hayat sorusunda, eve dönüş saatimizi hesaplarken hissettiğimiz tedirginlikte saklanır. Flört şiddetinin neden sessizlik içinde büyüdüğünü, öğrenilmiş çaresizliğin zihinde nasıl bir zincire dönüştüğünü, cam tavanın yalnızca iş yerlerinde değil, hayal kurma biçimlerimizde de nasıl kurulduğunu bu nedenle anlatmaya çalıştım.

Evlilik hayatını, aileyi, anneliği, sokağı, geceyi, sanatı ve çalışma yaşamını birbirinden kopuk başlıklar olarak değil; aynı toplumsal düzenin birbirine bağlanan odaları olarak düşündüm. Kadınların birbirine ördüğü görünmez duvarlara da baktım. Bazen başkalarının yargılarıyla, bazen bize öğretilmiş ölçülerle, bazen de farkında olmadan içimizde taşıdığımız denetim diliyle birbirimizi nasıl sınırlandırdığımızı sorguladım. Çünkü eşitsizlik yalnızca dışarıdan gelen bir baskı değildir; zamanla içimize yerleşir ve bizi kendimize karşı da yargıç kılar.

Bu yüzden kitabın sonlarına doğru şu soruda ısrar ediyorum: “Makbul kadın” kimdir? Her zaman güzel görünen mi, uygun yaşta evlenen mi, geçmişini açıklamak zorunda bırakılmayan mı, anneliğiyle kariyeri arasında kusursuz denge kurması beklenen mi? Yaşımızı, bedenimizi, ilişkilerimizi, seçimlerimizi ve geçmişimizi sürekli kabul edilebilir hâle getirmeye çalışmamız tesadüf değildir. Kadınlık yalnızca biyolojik bir gerçeklik değil; toplumun her gün yeniden ürettiği bir denetim düzenidir. Ama hiçbir düzen sorgulanamaz değildir.

Bu kitabı akademik bir zorunluluktan değil, hayatın içinden yükselen bir ihtiyaçtan yazdım. Mitoloji, felsefe, sosyoloji, psikoloji, hukuk, sanat tarihi, tıp etiği ve ekoloji bu yolculukta bana eşlik etti. Verilerden ve araştırmalardan yararlandım; fakat dipnotların arkasında insanı kaybetmek istemedim. Çünkü eşitsizlik yalnızca istatistiklerde değil; bir kadının uykusuz gecesinde, vazgeçtiği bir işte, söyleyemediği bir itirazda, sokağa çıkarken yaptığı hesapta da yaşanıyor.

Tanrıçaların Unutulan Kızları yalnızca kadınlara yazılmış bir kitap değil. “Kadın meselesini zaten biliyorum” diyerek geçenlere, eşitliğin çoktan sağlandığını düşünenlere, kendine yönelttiği soruların adını henüz koyamayanlara da sesleniyor. Kadınlara ve erkeklere, gençlere ve yaş almış olanlara… Her okurun bu sayfalarda kendi hayatından bir iz, kendi sessizliğinden bir yankı bulmasını diliyorum.

Ben Zerrin. Bu kitabın sayfalarında size yalnızca bildiklerimi değil, yıllar boyunca sorduğum soruları da emanet ediyorum. Gaia’nın kızlarının izini sürerken belki kendi içimizde unutulmuş bir yanı da bulmamız ümidiyle. Atalarımızın mirası sayıp kutsadığımız acıları birlikte terkederiz . Belki “yeterince iyi”, “yeterince güzel”, “yeterince makbul” olma çabasının dışına çıkıp başka bir cümle kurabiliriz:

Ben buraya aitim. Sesim, bedenim, zamanım ve hayatım bana ait.

Eğer bu kitabı okurken bir kez olsun “Ben de tam olarak böyle hissettim ama bunu daha önce adlandıramamıştım” derseniz, yazmak için geçirdiğim bütün gecelerin karşılığını almış olacağım. Çünkü bu kitap benim için yalnızca bir anlatı değil; birbirimizi yeniden hatırlamanın, görünmeyeni görünür kılmanın ve geleceği başka türlü kurabileceğimize inanmanın davetidir.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Kitap Tanıtımı
YARIM SANTİM

Kitap Tanıtımı31 Ağustos 2026 20:41

YARIM SANTİM

YAPAY ZEKÂ ÇAĞI  Dördüncü Çağ: Akıllı Robotlar, Bilinçli Bilgisayarlar ve İnsanın Geleceği

Kitap Tanıtımı09 Ağustos 2026 19:21

YAPAY ZEKÂ ÇAĞI Dördüncü Çağ: Akıllı Robotlar, Bilinçli Bilgisayarlar ve İnsanın Geleceği

Bir Kitap, Bir İsim ve Cafer Yurtsever

Kitap Tanıtımı14 Haziran 2026 09:47

Bir Kitap, Bir İsim ve Cafer Yurtsever

ŞİİRLER ARASI YOLCULUK

Kitap Tanıtımı13 Haziran 2026 21:18

ŞİİRLER ARASI YOLCULUK

“Özgürlüğe İçsel Yolculuk” Üzerine Genel Bir Değerlendirme

Kitap Tanıtımı08 Haziran 2026 09:42

“Özgürlüğe İçsel Yolculuk” Üzerine Genel Bir Değerlendirme

İnsan Ruhunun Keşkeler Tersanesi

Kitap Tanıtımı17 Mayıs 2026 08:37

İnsan Ruhunun Keşkeler Tersanesi

BİR ROMAN KURGUSUNDA AKADEMİDEKİ ÇÖKÜŞÜN İZLERİ: ANNEMİN UYURGEZER GECELERİ

Kitap Tanıtımı07 Nisan 2026 18:28

BİR ROMAN KURGUSUNDA AKADEMİDEKİ ÇÖKÜŞÜN İZLERİ: ANNEMİN UYURGEZER GECELERİ

TERAPİ MOTİVASYONU VE MOTİVASYONEL GÖRÜŞME (Herkes için Terapi)

Kitap Tanıtımı05 Nisan 2026 20:28

TERAPİ MOTİVASYONU VE MOTİVASYONEL GÖRÜŞME (Herkes için Terapi)

AKLIN, ÖZGÜRLÜĞÜN, BİLİMİN IŞIĞINDA İNSAN EĞİTİMİ

Kitap Tanıtımı12 Mart 2026 08:02

AKLIN, ÖZGÜRLÜĞÜN, BİLİMİN IŞIĞINDA İNSAN EĞİTİMİ

Bir Akademisyenin Yalnızlığı

Kitap Tanıtımı10 Mart 2026 20:27

Bir Akademisyenin Yalnızlığı