Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
ŞEFKAT ODAKLI TERAPİ

ŞEFKAT ODAKLI TERAPİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji 01 Ekim 2026 09:39 - Okunma sayısı: 105

Dr. M. Zeki İLGAR

ŞEFKAT ODAKLI TERAPİ

Dr. M. Zeki İLGAR

Merhaba Değerli Okuyucular,

Bilindiği gibi olumlu psikoloji, duygusal durumları incelenmekle birlikte olumlu duyguların artmasına özellikle vurgu yapmaktadır (Hefferon & Boniwell, 2014). Başka bir ifadeyle, olumlu psikolojide, bireyin duygularına ilişkin güçlü yönleri öne çıkarılmakta (Carr, 2016) ve bireyde var olduğu ifade edilen mutluluk, sevgi, güven, ümit, iyimserlik, sabır, adalet, vefa ve şefkat olumlu duygu üzerinde özenle durulmaktadır (Tarhan, 2017).

Her insan hayatının belirli dönemlerinde sevinç, mutluluk ve heyecan gibi olumlu duyguları tecrübe etmenin yanında acı, üzüntü, başarısızlık ve yetersizlik gibi olumsuz duyguları da yaşamak zorunda kalmaktadır. Yaşanan olumlu ve olumsuz duyguların hepsi bireyin hayatının doğal bir parçasıdır. İnsan olmanın gereği olan bu duyguları tecrübe eden birey, özellikle olumsuz duygular yaşadığında daha çok zorlanmakta, kimi zaman kendisini yetersiz hissettiği bazı durumlarla karşılaşmakta ve hata da yapabilmektedir. Bireyin hayatını zorlayan bu dönemlerde kendisine yönelik olarak yıkıcı davranıp, kusur ve hata işlediğinde kendisine karşı çok acımasız bir tutum da sergileyebilmektedir (Neff, 2003b; akt. Özdemir, 2020). Şefkat duygusu böyle durumlarda devreye girmektedir.

1.Şefkat Kavramı

Şefkat, insanların birbirlerine karşı anlayış göstermelerinde ve ön yargısız yaklaşabilmelerinde etkili olan, kişinin merhamet etme, acıma yeteneğinden kaynaklanan bir duygudur. Bu duygu başkasının acısını fark edebilme ve bu acıyı paylaşabilme sayesinde gelişmektedir. Bu sebeple başkalarının acısının farkında olan ve insanlara şefkatle yaklaşabilen kişiler, yaşanan acıyı azaltma yönünde davranmaktadırlar.

Anlamaktan gelen samimi ve kişiyi iyi hissettiren şefkat ve merhamet duyguları, kalbimizi, sevdiklerimize, ailemize ve çevremizdekilere karşı sıcak tutmamızı sağlamaktadır. İnsan, okuldan önce sevmeyi sevilmeyi, saygı göstermeyi ailede öğrenmektedir. Aile, bir nevi insanı hayata hazırlamaktadır. Aile geleceğin yetişkinlerine rehberlik etme ve destek sağlama konusunda, duvarları samimiyetle örülmüş temel bir kurumdur. Olumsuzluklarla mücadele ettiğimiz durumlarda güvenli bir sığınaktır (Kahraman,2023).

Daha geniş bir tanımlamayla şefkat, ötekilerin eylemlerini ve düşüncelerini hatalı veya yanlış olarak değerlendirmek yerine, onların hayatlarında zorlukların olabileceğini, kişinin elinde olmayan veya yönetmesinin son derece zor olduğu durumlarda olabileceğini, her insanın aynı koşullara sahip olamayacağını düşünerek ona karşı katı ve acımasız yargılardan kaçınmamızı sağlayan bir duygudur.

Kişilerarası ilişkiler kurmak ve sürdürmek açısından kişilerin birbirlerinin olumsuz davranışlarını olduğu haliyle kabul etmeleri, anlayış ve hoşgörüyle yaklaşmaları şefkat sayesinde gerçekleşmektedir (Aras Doğan, 2022).

İnsandaki şefkat duygusunun kaynağı, insan doğasında var olan tüm canlılara karşı varlığını hissettiren, merhamet etme ve sevme eğilimidir. Bu eğilimin güçlendirilmesi sayesinde saldırganlık eğilimi denetlenmektedir. Şefkat, merhamet ile sevginin buluşmasıyla oluşan duygunun adıdır. Bu duygu insanların hata ya da başarısızlıklarını insafsızca yargılamak yerine şefkatle yaklaşmayı sağlar.

Anlayış ve kabul içeren tepkiler oluşturarak insan ilişkilerini artırıcı bir etki yapar. Bireyde karşısındakinin veya kendisinin acıdan özgürleşmesine yönelik olarak oluşan arzu ve çaba sayesinde acıyı hafifletme isteği olarak kabul edilir. Doğuştan getirilen bir duygu olmakla birlikte bireysel çabayla kazanılan farkındalık ve cömertlik sayesinde geliştirilebilir.

Şefkati deneyimleyen bir kişi ötekilerin acısını fark eder ve bu acıyı kendisine de taşır. Böylece bu acıyı azaltma arzusunu da duymaya başlar. Basitçe şefkat, başarısız veya hatalı olmalarından dolayı başkalarını kınamak yerine; kalitesiz eylem ve davranışları, ortak beşeri kırılmalar olarak; yani her insanın deneyimleyebileceği yanılma payının varlığı bağlamında görmektir (Yağbasanlar, 2017).

Şefkat kelimesi TDK(2022) sözlüğünde sevecenlikolarak ifade edilmektedir. Şefkat duygusunun belirtileri; bazen korumak, bazen acımak ve bazen de sevmek olarak görülmektedir.

Yaptıkları gözden geçirme çalışmasında Strauss ve diğerleri (2016) şefkat ile ilgili olarak yapılan tanımları beş boyutta incelemişlerdir.

Bunlar sırayla;

  • Acıyı fark etme,
  • Acı çekmenin evrensel bir insan deneyimi olduğunu anlama,
  • Acı ve üzüntü içinde olan bir insan için empati hissetme,
  • Acı çeken bir insanın deneyimine tanık olunduğunda ortaya çıkan rahatsız edici duyguları kabul ederek ve bu deneyime açık kalarak, insanın acısını kabullenme ve son olarak,
  • Acıyı dindirmek için eyleme geçme konusunda motivasyonu gösterme olarak tanımlanmışlardır (Kurt, 2022).

Şefkat; başkalarının acılarına ve zorlanmalarına karşı duyulan esirgeyerek sevgi, merhamet ve anlayış göstermenin temelindeki duygudur. Sevgi, merhamet ve anlayış insan olmanın temel taşlarıdır. Şefkat duygusu içinde derin bir yardım etme ve empati yapma isteği barındırmaktadır. Sadece başkalarına değil, bireyin kendisine yönelttiği öz-şefkati de kapsayan bu duygu olumsuzluklardan uzaklaşarak olumluya yönelmeyi kolaylaştırmaktadır.

Şefkat, bir başkasının acısını sevecenlikle ve anlayışla karşılayabilme durumudur (Condon & Feldman-Barrett, 2013). Gilbert( 2009a) şefkati, bir başkasının acısına ilişkin derin bir farkındalık ve acıyı dindirme arzusu olarak tanımlamaktadır. Goetz ve diğ.’ne (2010) göre “Acı çeken birine yönelik olumlu hisler beslemek ve ona yardım etmek için güdülenmek” şefkatin yaygın tanımlarından biridir. Şefkat; kibarlık, alçakgönüllülük, incelikle davranma gibi kavramlarla karıştırılmaktadır. Bu kavramlar da önemli olmakla beraber, şefkat bunların ötesindedir (Cole-King & Gilbert, 2014).

Konuşma dilinde empati, şefkat, sempati kavramları benzer anlamlarda kullanılıyor olmalarına rağmen birbirlerinden oldukça farklı kavramlardır (VanDer Cingel, 2009). Şefkat sadece bilişsel süreçlerden ve duygulanım oluşmaz, bunun yanında eylemi de içermektedir. Şefkatin fark etmek, hissetmek ve cevaplamak olmak üzere üç yönü vardır (Kanov ve diğ., 2004).

Gilbert (2009b) şefkatin farklı üç akışı olduğundan söz etmektedir. Bunlar; a) benden başkasına akan şefkat, b) başkasından bana akan şefkat, c) benden bana akan şefkat, yani öz-şefkattir. Bu üçlü akış kişilerarası ilişkileri ve ruh sağlını yakından etkilemektedir (Demir ve Kıran Gen, 2023).

2.Öz-şefkat Kavramı

Öz-şefkat kavramı, Neff (2003a) tarafından alan yazına kazandırılmıştır. Türkiye’de yapılan çalışmalarda; aynı olguyu ifade etmek için öz-anlayış, öz-duyarlılık ve öz-şefkat kavramlarının kullanıldığı görülmüştür. Neff (2003a) öz-şefkat kavramını, “acı veren hallerde daha az yargılama ve soyutlama, yüksek farkındalıkla ve daha nezaketli olarak bireyin kendisiyle ilgilenmesi” diye tanımlamaktadır.

Öz-şefkat kavramı Budist felsefeden kaynaklanmaktadır. Budist felsefeye göre, acı çekme ve zorlayıcı deneyimler yaşamın ayrılmayan bir parçasıdır. Hemen hemen her kişi acıyı deneyimler ve bunun kaçınılmazlığını kabul eder (Hoffer, 2015). Asıl önemli olan acı veren yaşam olaylarıyla nasıl başa çıkıldığıdır. Kişilerin ötekilerle olduğu gibi kendisiyle de ilişkisinin şefkat temelli olması, ruh sağlığını koruması ve yaşanılan zorlayıcı yaşam olaylarını sağlıklı bir biçimde geride bırakması açısından önem taşımaktadır (Gilbert, 2017).

Neff’e (2003a) göre öz-şefkat; bireylerin kendilerini başarısız ve yetersiz hissettikleri durumlarda kendilerine sevecen ve nazik bir tutum içerisinde olmaları, bu yaşantıları insan olmanın doğal bir sonucu olarak görmeleri, zorlayıcı deneyimler karşısında kendilerine yargılayıcı bir biçimde yaklaşmak yerine daha anlayışlı bir tutum içinde olmalarını sağlamaktadır.

Öz-şefkat, psikolojik sağlamlığın oluşmasında önemli bir koruyucu faktör olarak rol oynamaktadır (Aras ve diğ., 2022). Farklı örneklem grupları üzerinde yürütülen çalışmalar bu öngörüyü desteklemektedir. Alizadeh ve diğ., (2018) tarafından yapılan bir çalışmada öz-şefkat düzeyi yüksek olan kanser hastası kadınların psikolojik sağlamlık düzeylerinin daha yüksek olduğunu rapor edilmiştir. Yine benzer şekilde üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışmada öz-şefkatin zorlayıcı hayat deneyimleri karşısında daha dayanıklı durmalarına katkıda bulunduğu ve psikolojik sağlamlıklarını geliştirdiği ifade edilmiştir (Yelpaze, 2020).

Öz-şefkatin mutluluk duygusu üzerinde önemli bir belirleyici olduğu ifade edilmektedir (Neff & Costigan, 2014). Birey kendisine şefkatli yaklaştığında, içsel eleştiri ve kendini suçlamayı değil, kendisine kabul, anlayış ve sevgiyle yaklaşır (Rose ve diğ., 2018). Bu durumda, özgüven artar, stres azaltır ve kişinin kendisine daha iyi bakma ve kendisini geliştirme fırsatları doğar (Gilbert, 2009b).

Neely ve diğ., (2009) tarafından yapılan bir başka araştırmada mutluluk, hayatta bir amacın olması, hayattan daha fazla keyif alınması biçiminde tanımlanmış ve öz-şefkat düzeyinin yüksek olmasıyla mutluluk arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu tespit edilmiştir. Neff, ve diğ., (2007) tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise kişilerin öz-şefkat düzeyleri ile mutluluk düzeyleri arasında olumlu yönde bir ilişki bulunmuştur.

3.Öz-şefkatin Temel Bileşenleri

Neff’in (2016b) kuramsal modeline göre öz-şefkat, üç temel bileşenden oluşmaktadır.

  1. a) Öz-nezaket; bireylerin başarısızlıkları, hataları, yetersizliklerine karşı kendisini aşırı bir şekilde yargılaması ve eleştirmesi yerine kendisine karşı nazik, destekleyici, yargılayıcı olmayan ve kabul edici bir tutum benimsemesi anlamına gelmektedir (Germer & Neff, 2019).
  2. b) Ortak insanlık; bireyin kendi tecrübelerini ayrı tutmak yerine, daha geniş anlamda insan deneyiminin bir parçası gibi görmesidir. Hayatın mutlu ya da üzücü tecrübelerinin bir kişiye has olmadığı ve insanların tümü tarafından paylaşıldığı düşüncesini ifade etmektedir (Neff, 2003b). Tüm bu acıların, kusurların, zorlukların, başarısızlıkların evrensel olduğuna vurgu yapmaktadır (Thammarongpreechachai ve diğ., 2021).

c)Bilinçli farkındalık; şimdiki anda bireyin duygularını ve düşüncelerini bastırmaya, dramatize ya da inkâr etmeye çalışmadan yargısız olarak, olduğu gibi kabul etmesidir (Kabat-Zinn, 2003; Werner ve diğ., 2012).

Öz-şefkatin yukarıda ifade edilen bu üç bileşeni arasında fenomonolojik bakımdan bazı farklılıkları bulunsa da bunların hepsi birbirleriyle etkileşim içerisindedir ve birbirlerinin gelişimlerine katkıda bulunmaktadır (Akın ve diğ., 2007).

Öz-şefkat öğrenilebilen bir beceri olmasının yanında zamanla geliştirilebilen bir zihniyettir. Bireyde kendisine karşı daha nazik ve destekleyici olma yeteneği geliştirilebilir. Çünkü kendisine şefkat gösterebilmek için bireyin doğuştan getirdiği bir yeteneği de vardır (Dullea, 2021; Yarnell ve diğ., 2015).

Öz-şefkat kavramı özetle; bireyin yetersizlik, acı, ızdırap ve başarısızlık gibi durumlarında kendisine karşı nazik, özenli, anlayışlı ve yargılayıcı olmayan bir tavır almasıdır. Bunun yanında yaşadığı olumsuz tecrübelerle kendilerini başkalarından soyutlamak yerine bu durumun ortak insanlığın ya da insan olmanın doğal bir parçası olduğunu ve tüm insanlar tarafından tecrübe edilebileceğinin farkındalığı içerisinde olma durumunu da kapsamaktadır. Öz-şefkat özünde; bireyin kendi kendisini teselli etmesi, tıpkı ihtiyacı olan bir arkadaşına yaptığımı gibi aynı hassasiyeti, özeni ve anlayışı kendisine gösterebilme becerisidir (Karagöz ve Uzunbacak, 2023).

Neff’e (2003b) göre, öz şefkatin bileşenleri olarak; kendine karşı nazik olmak, yaşadığı durumların başkaları tarafından da yaşandığını bilmek ve kendi acılarının farkında olması, bireylerin kendi yaşadıkları sıkıntıları başkalarının da yaşadığını düşünmeleri, kendilerinin yalnız olmadıklarını hissetmelerini sağlayabilir. Bu düşünce de kendileri için bir destek oluşturup stres karşısında daha dayanıklı olmalarına yardımcı olabilir. Sıkıntıyla karşı karşılaştığında kendine karşı şefkatli olmayı içeren öz-şefkat, oldukça istikrarlı bir kişilik niteliği olarak görülmektedir (Neff, 2003b).

Şefkatli insanlar, stresli ve acı veren olaylar karşısında daha duyarlı olmakta ve bu duyguyu azaltmak için de daha fazla motive olmaktadırlar (Bolt ve diğ., 2019). İnsan davranışlarının hatalı olabileceğini kabul etmek, kusurlu davranışlara karşı daha hoşgörülü davranmayı kolaylaştırabilir. Şefkatli olma özelliğini kişi kendisine yönelik olarak ta kullandığında, hatalı davranışları sebebiyle kendini acımasızca suçlamaktan kaçınacak ve psikolojik sağlamlığı yüksek olabilecektir.

Öz-şefkat, kendine acımaktan farklı bir durumdur. Kendine acıyan bireyler mağdur rolünü oynayarak çaresizce davranırken, öz-şefkatli bireyler aktif başa çıkma yöntemlerini tercih etmektedir. Öz-şefkatin, kabul etme, aktif başa çıkma gibi başa çıkma ve yeniden düzenleme yöntemleriyle olumlu; zihinsel-davranışsal çözülme veya reddetme gibi baş etme yöntemleriyle olumsuz yönde ilişkili olduğu belirtilmektedir (Lloyd ve diğ., 2019). Öz-şefkat, problem çözmenin önemli başlatıcılarından biri olan iyimserlik ve merak duygusuyla da ilişkilidir (Neff ve diğ., 2007).

4.Şefkat Odaklı Terapi

Şefkat Odaklı Terapi (ŞOT) bireyde öz-şefkat duygusunun oluşturulmasını hedefleyen bir terapi yaklaşımıdır.Bu amaçla bireyin kendisine yönelik acımasız eleştiriler yapmasının, utanç ve suçluluk gibi olumsuz duygularının etkilerinin azaltılması için gerekli müdahaleler yapılmaktadır.

Şefkat Odaklı Terapi (ŞOT), aşırı utanç duygusunu ve sert özeleştiriyi azaltma, acıyı hissedip dindirme ve motivasyonunu artırma amacıyla P. Gilbert (2009) tarafından geliştirilmiş olan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, evrimsel psikoloji, nörobilim ve bilişsel davranışçı terapileri birleştirmeyi öngörmektedir (Gilbert, 2014).

ŞOT, bireyin kendisine ve başkalarına yönelik olarak geliştirdiği şefkat duygusunu artırmayı hedefleyen bir terapi yaklaşımıdır. Bu terapi yaklaşımı, bireylerin kendilerine yönelik olarak hissettikleri yoğun öz-eleştiri, utanç ve suçluluk gibi negatif duygularını yönetmelerine yardımcı olur (akt. Burhan, 2023).

ŞOT, özellikle kendine karşı acımasızca eleştirel davranan ve başkalarından onay bekleme eğilimi bulunanlarda etkili olarak, içsel şefkat duygusunu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Şefkat Odaklı Terapi özellikle istismar, madde kötüye kullanma, zorbalık, ihmal yaşantıları ile şefkat eksikliği olan, özeleştiri ve utanç yaşayan bireyler üzerinde etkililiği sınanmış, kanıta dayalı olan psiko-sosyal bir müdahale şeklidir (Kaufman, 1989; Schore, 1998). Şefkati odağa alan yaklaşımlar ile şefkat becerilerini öğreten programlarda kabullenme, onaylanma, güvenlik, duygusal duyarlılık ve sıcaklık sunan stratejilere odaklanılır (Gilbert, 2000, 2006; Germer, 2009).

ŞOT’un temel amacı, özeleştiri ve utanç ağırlıklı rekabetçi sosyal zihin yerine bireyleri şefkatli bir zihne sahip hale getirmektir (Kirby & Petrocchi, 2023). Başka bir ifadeyle, ŞOT, bireyleri özeleştiriye şefkatle ve öz-şefkatle yanıt verebilir hale gelmesine yardımcı olmak ve psikolojik iyi oluşu iyileştirmek amacı taşımaktadır. Bu sürecin en önemli boyutu, bireyin birçok bilişsel önyargısının/çarpıtmasının genetik etkenler ve çevre tarafından inşa edilen kalıcı biyolojik süreçler olduğunu anlamasına yardım yapmaktır (akt. Burhan, 2023).

ŞOT, aynı zamanda bireyleri şefkat motivasyonu geliştirmeye ve kendisinin yatıştırıcı sistemlere erişmek amacıyla şefkatli davranışlar uygulamaya teşvik etmektedir. Ancak şefkat, yatıştırıcı nitelikli olumlu duyguların kronikleşmiş katı hali olarak ve yalnızca yaşanan tehdidi ya da kaygıyı azaltarak etkili olan “acının kaldırılması ya da inkâr edilmesi” ile karıştırılmamalıdır. Bireyin kendisinin ya da başkalarının sıkıntısını hafifletmeyi hedefleyen bazı eylemlerde yer alabilmesi için acının yankılanması veya öncesinde empatik duyarlılığın deneyimlenmesi gereklidir (Kirby & Petrocchi, 2023).

ŞOT, bireylerin biyolojik ve çevresel etkilerle geliştirdiği farklı üç ana duygu düzenleme sistemine dayanmaktadır. Bunlar:

  1. a) Tehdit Sistemi: Korku, kaygı, öfke gibi duyguları tetikleyen ve bireyin hayatta kalmasını sağlayan içsel bir savunma düzeneğidir. Bu sistem, bireyin tehditlere karşı korunmasını sağlarken, aşırı aktif olduğu zaman yoğun kaygı ve stres gibi sorunlar doğurabilir.
  2. b) Sürücü Sistemi: Bu sistem bireyin arzu ve dileklerini gerçekleştirmesini sağlayan sistemdir. Başarı, amaç belirleme ve öngörülen ödüller bu sistemle ilişkilidir. Ancak, bireyin sürekli daha fazlasını istemesi, doyumsuzluğa yol açabilir.
  3. c) Şefkat Sistemi: Güven, bağlılık ve huzur duygularını sağlayan sistemdir. Bu sistem, bireyin kendisiyle ve başkalarıyla olumlu ilişkiler kurmasına, hem kendisini hem de diğerlerini kabul etmesine yardımcı olmaktadır.

Bağlamsal perspektif açısından bakıldığında, ŞOT içerisinde rekabetçi ve şefkatli güdüler olmak üzere iki odak güdü yer almaktadır. Rekabetçi güdü, bireylerin sosyal ilişkilerinde izledikleri ve göreceli sıralamalarını/statülerini belirlemek için çeşitli sosyal karşılaştırmalar yaptıklarında kullanılır. Örneğin “ötekilerden üstün müyüm yoksa aşağı mıyım?” şeklindeki sorgulama daha sonra bireyde dışsal utanç duygularına yol açabilir.

Ayrıca “ötekiler beni daha küçük ya da aşağı görüyor mu?” sorusu bireylerde mükemmeliyetçi aşırı telafi, saklanma, kaçınma gibi boyun eğici veya saldırgan davranışlara yol açar. Rekabet güdüsünde kilit husus kırılganlık faktörü, bireylerin aşağılıktan kaçınmak amacıyla rekabet etmesidir ve bu sebeple başkaları tarafından reddedilme ya da dışlanma güdüsel odak haline gelir (Kirby & Petrocchi, 2023).

  1. Terapi Teknikleri

ŞOT, tehdit ve sürücü sistemlerinin baskınlığı karşısında, şefkat sistemini aktifleştirerek bireyin kendine karşı daha nazik ve anlayışlı olmasını amaçlar. Terapi sürecinde, kişilerin kendilerine karşı şefkat geliştirmeleri amacıyla kullanılan farklı teknikler şunlardır:

a)Şefkatli Hayal Kurma

Şefkatli hayal kurma, ŞOT yaklaşımında kullanılan, bireyin kendisini güvende ve huzurlu hissetmesini amaçlayan, zihninde nazik ve sevecen sahneler tasarlamasını öngören bir imgeleme tekniğidir. Bu teknik, stresli anlarda öz şefkati artırmayı ve zihni yatıştırmayı amaçlamaktadır. Bu teknikte birey, zihninde kendisine anlayış gösteren ve kendisini destekleyen bir figürü canlandırarak, şefkati içselleştirmeye çalışmaktadır.

Bu tekniğin temel özellikleri bireyin kendisine güvenli alan ve destekleyici figürler tasarlamasına, beden duyumlarına odaklanmasına, tehdit sistemini sakinleştirmesine zemin hazırlamasıdır. Bu teknik uygulanarak zihinde sakin bir doğa ya da sıcak bir oda gibi sığınabilecek bir ortam yaratılır. Birey hayal kurarken bedeninde oluşan rahatlama ve sıcaklık hissinin fark edilmesi teşvik edilir. Bunun yanında parasempatik sistem tetiklenerek beynin kaygı ve korku tepkileri yavaşlatılır, zihinde hayali ya da gerçek sevecen bir varlığın desteği canlandırılmaya çalışılır.

b)Şefkatli Farkındalık

Bireyin anlık duygularını yargılamadan kabullenmesini sağlayan bir tür farkındalık tekniğidir.

c)Özeleştiriyi Dönüştürme

Bu süreçte bireyin bilişsel alanında kendisine yönelik eleştirel düşüncelerini fark etmesi, bu olumsuzluğu daha şefkatli bir bakış açısına dönüştürmesini sağlamak amaçlanmaktadır.

ŞOT, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve kaygı gibi farklı ruhsal sorunlarda etkilidir. Bu terapi yaklaşımı, bireyin kendisiyle barışık olmasını, başkalarına ve kendine karşı daha şefkat dolu yaklaşmasına katkıda bulunmayı amaçlar.

d)Şefkat Geliştirme

Yapılan yayınlarda öz-şefkat kavramının öğretilebilir, bedensel ve mental sağlığı desteklemek amacıyla psiko-sosyal bir destek aracı şeklinde kullanılabilir olduğu ifade edilmektedir (Gilbert 2010; Irons, 2014). Yayınlarda şefkat geliştirme uygulamalarına katılmanın nörofizyolojik sistemleri etkileyebileceği öne sürülmektedir (Di Bello ve diğ., 2020; Kim ve diğ., 2020; Lutz ve diğ., 2008). Bunların yanında yapılan meta analiz çalışmalarında öz-şefkati geliştirme amaçlı, psiko-sosyal destek programlarına katılan kişilerin stres, kaygı ve depresif belirti düzeylerinin azaldığı, öz-şefkat düzeylerinin ise arttığı rapor edilmiştir (Kirby ve diğ., 2017; Wilson ve diğ., 2019).

6.Şefkat Temelli Hazırlanan Psiko-Eğitim Programları

Bu tür programlar, sekiz-on hafta süreyle yaklaşık olarak 120-180 dakika süren oturumlar şeklinde ve grup ortamlarında uygulanmaktadır. Şefkat temelli olan psiko-eğitim programlarında farkındalık meditasyonlarına ve alıştırmalarına ek olarak, bireyin kendisini yatıştıran ve kendisine bakım veren yanlarıyla temasa geçmesi amacıyla; farkındalık meditasyonu, şefkatli imgeleme, duygusal, davranışsal ve bilişsel süreçleri geliştiren şefkat ve öz-şefkat alıştırmaları uygulanır.

Yaygın olarak kabul gören şefkat temelli psiko-eğitim programlarından birisi Van den Brink & Koster (2015) tarafından oluşturulan “Bilinçli Farkındalık Temelli Şefkatli Yaşam”, bir ikincisi Germer (2009) tarafından hazırlanmış olan “Öz-şefkatli Farkındalık”, bir üçücüsü ise Gilbert’in (2009) yazdığı “The Compassionate Mind” isimli yayında geçen programdan yola çıkılarak hazırlanan “Şefkatli Zihin Psiko-Eğitim Programı’dır. Bu programlar alanda yaygın olarak kullanılmaktadır (Irons ve Heriot?Maitland, 2021)

Bu programların hedefleri duygusal, davranışsal ve bilişsel süreçleri kullanarak şefkat ve öz-şefkat kapasitelerini artıracak alıştırmaları uygulamaktır.

6.1.Mindfulness Temelli Şefkatli Yaşam (MBCL)

Programının amacı; insanların içinde hali hazırda mevcut olan, ama üzeri tozlanmış durumda bulunan şefkat kapasitesini, düzenli uygulamalarla yeniden harekete geçirmek ve bireylerin hayatının hemen her alanına yaymaktır.

Programına katılabilmek için en az altı haftalık bir bilinçli farkındalık eğitimi almış olma ön koşulu vardır. Program, meditasyon deneyimi bulunmayan başlangıç seviyesindeki katılımcılara uygun değildir. Program sekiz hafta süren haftada bir gün 2.5 saatlik süreli online buluşmalardan oluşmaktadır. Ayrıca programın 6. haftasından itibaren derinleşmeyi sağlayan tam gün devam eden “Sessizlik Günü” (inziva) yapılmaktadır.

6.2. Öz-şefkatli Farkındalık Programı

Bu programlar zorlayıcı duygular ya da acı verici tecrübeler yaşanırken anı yargılamadan kabul etme ile bu zorluklar karşısında kendisine bir dost gibi anlayış, şefkat ve nezaket gösterme becerilerinin gelişmesiyle ilgilidir. Dokuz haftalık bir eğitim verilmektedir. Programın temel amaçları:

a)Bilinçli Farkındalık: Olup bitenleri ve içsel acıyı bastırmadan, onlarla savaşmadan, olduğu gibi ve yargılamadan farkına varmayı öğretmek,

b)Öz-Nezaket: Hata yaptığında veya zorlandığında bireyin kendisini sertçe eleştirmek yerine, şefkatli bir arkadaş gibi yaklaşmayı kavratmak,

c)Ortak İnsanlık Duygusu: Acı çekmenin ve hata yapmanın insanlara özgü ortak bir deneyim olduğunu, bu sebeple kendisini yalnız ve kusurlu hissetmenin normal bir şey olduğunu hatırlatmayı amaçlamaktadır.

Öz-şefkatli farkındalık çalışmasında bireylerin kendilerine karşı nazik ve anlayışlı olabilmeleri, kendi benlik şemalarının farkında olmaları ve mükemmel olamayacaklarını kabul etmelerinin sağlanmasına çalışılmaktadır..

6.3.Şefkatli Zihin Psiko-Eğitim Programı

Bu program şefkat odaklı terapinin sekiz haftalık yapılandırılmış uygulama biçimidir. Bireylerde öz-eleştiriyi azaltırken; öz-şefkati, psikolojik sağlamlığı ve mutluluğu olabildiği kadar artırmayı hedeflemektedir. Programda olumsuz düşünce kalıplarının değişmesi için, bilişsel ve duygusal süreçler hakkında bireyin içgörü kazanmasını ve acıyı azaltmaya yönelik yeni davranış ve düşünce ve seçenekleri yaratmayı amaçlayan şefkat becerileri üzerinde durulmaktadır.

Sonuç olarak ŞOT, şefkati bir duygu olmaktan çok bilişsel, duygusal ve motivasyonel bir süreç olarak kabul etmektedir.Şefkat, acıya yönelik farkındalık ve duyarlılıkla birlikte gelen acıyı önleme ve dindirme motivasyonudur (Gilbert, 2020).Temel motivasyon kaynağı ise zararlı olandan vazgeçip yardımcı olana yönelmektir.

ŞOT, insan ızdırabının doğasını anlamayı odağına alır ve zorlayıcı deneyimleri anlayarak acıyı şefkatle dindirmenin yollarını araştırarak ortak insanlık deneyimiyle bağlantı kurmaya da yardım eder. Bu nedenle ŞOT bir terapi tekniği olmanın ötesinde bireyin ızdırabını anlamaya ve dindirmeye yardım sunan bir biyo-psiko-sosyal model sunmaktadır. Bunun için insan zihninin nörofizyolojik gelişim ile çalışma prensipleri, duygu motivasyon sistemi yanında zihnin karanlık tarafını araştırmaktadır (Demirkan, 2024).

ŞOT, depresyon, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu (TSSB), öz-eleştiri ve utanç duyguları gibi durumlarda etkili bulunmuştur. Ayrıca, bireylerin kendileriyle ve çevreleriyle daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olur ve bireyin psikolojik iyilik halini artırır.

Özetle, yüksek düzeyde öz-eleştiri, suçluluk, utanç ve psikolojik acı yaşayan kişilerde duygusal düzenlemeyi desteklemek amacıyla tasarlanan bu yaklaşım, temelde bireyin şefkat geliştirme kapasitesini artırmayı hedeflemektedir. Ayrıca, biyo-psiko-sosyal bir model temelinde insanların tehdit, dürtü ve yatıştırma sistemlerini incelemektedir.

KAYNAKÇA

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Psikoloji-Sosyal Psikoloji
Kuşatılmış Ergenlik:

Psikoloji-Sosyal Psikoloji01 Ekim 2026 21:23

Kuşatılmış Ergenlik: "Suçlu Çocuk" Söyleminin Arkasındaki Sosyal Psikolojik Dinamikler

OLUMLU PSİKOLOJİ VE BAŞARI

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Eylül 2026 10:34

OLUMLU PSİKOLOJİ VE BAŞARI

Kırılganlığın Anatomisi: Nepal Sel Felaketinde İnsanın Unutulan Gerçeği

Psikoloji-Sosyal Psikoloji31 Ağustos 2026 23:25

Kırılganlığın Anatomisi: Nepal Sel Felaketinde İnsanın Unutulan Gerçeği

PROF. DR. BİNNUR YEŞİLYAPRAK’IN “ÖZ TERAPİ”Sİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji09 Ağustos 2026 19:38

PROF. DR. BİNNUR YEŞİLYAPRAK’IN “ÖZ TERAPİ”Sİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji03 Ağustos 2026 22:09

BİLİŞSEL ANALİTİK TERAPİ

TERAPİNİN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜ ŞEY

Psikoloji-Sosyal Psikoloji07 Temmuz 2026 21:47

TERAPİNİN PEŞİNE DÜŞTÜĞÜ ŞEY

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

Psikoloji-Sosyal Psikoloji29 Haziran 2026 17:02

AİLE: ‘Mahalle baskısı’ yerine ‘Sosyal medya baskısı’ esaretinde (mi?)!.

PSİKOLOJİ MERCEĞİNDEN TERAPİST VE DESTEK ALICI

Psikoloji-Sosyal Psikoloji23 Haziran 2026 23:56

PSİKOLOJİ MERCEĞİNDEN TERAPİST VE DESTEK ALICI

SANAT TERAPİSİ

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Haziran 2026 19:46

SANAT TERAPİSİ

ÖNEMLİ OLAN...

Psikoloji-Sosyal Psikoloji06 Haziran 2026 12:46

ÖNEMLİ OLAN...