Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
ÖZGÜRLÜĞÜN YENİ ZİNCİRLERİ

ÖZGÜRLÜĞÜN YENİ ZİNCİRLERİ

Fikir Yazıları 26 Şubat 2026 18:09 - Okunma sayısı: 41

Özge TEMUÇİN

Ruhbilimci, toplumbilimci, düşünür ve yazar Dr.Erich Fromm ‘Özgürlükten Kaçış’ isimli kitabında ‘Özgürlükten Kaçış, insanın pek çok tehlike ile karşı karşıya olmasına karşın, kendisini güvenlikte ve korunmuş hissettiği ortaçağın çökmesinin, insanda yarattığı kaygı görüngüsünün bir çözümlemesidir.’ der (Fromm,1996). Bu ne anlama gelmelidir? İnsanlar günümüzde daha mı özgürdür yoksa getirdiğimiz sınırlamalar, iş planları, sıkı programlar, disiplinli çalışmalar, saniyelerle yarışılan uçak saatleri vb. sorumluluklar bizi daha mı bağımlı ve kısıtlanmış hale getirmiştir.

İnsanlık tarihi ne kadar karmaşık geliyor bana. Yorumlamak çok zor çünkü pek çok kanıt deprem, sel erozyon ve heyelan gibi doğal afetlerle ya da yangın ve akınlar gibi bilerek yok edilmek suretiyle bir şekilde elimize ulaşmaktan mahrum bırakılmıştır. Oysa bize taşıyacakları çok mesajlar vardı, anlatacak çok hikâyeleri… Yine de bildiğimiz kadarıyla- bu anlamda tarihle ilgilenen bilim adamlarına ve arkeologlara kocaman bir teşekkür etmeli-ve yorumlayabildiğimiz kadarıyla-çünkü müdahaleler de olacaktır-insanlarını belirli evrelerden geçerek bugünlere geldiğini biliyoruz.

Evrenin bu zeki mahlûkatı yaşadıklarını yorumlayarak dersler çıkararak hesaplamalar yaparak üreterek yazarak vs. yollarla bu gezegene iyi ya da korkunç katkılarda bulunmuştur. Kimi hala bugün bu teknolojide nasıl yaptılar acaba diye parmak ısırarak baktığımız eserler bırakırken kimi de hektarlık alanları yakmış, kıyım yapmış, yok etmiş nice güzellikleri parçalamıştır. Ama bizim burada mevzumuz; iyi insan kötü insan kavramları olmadığı için işin bize kalan –iyi ya da kötü- ‘kalıntılarla ve bulgularla’ ne yapacağımızdır. Sahi biz tüm bunları nasıl yorumlayalım?

Çünkü bir de tarihin –bu elbette istenilen bir şey olmasa da- çarptırılması, yanlı olması ya da belirli amaçlar için farklı şekillerde yorumlanması da söz konusu olabilir. Yine bize kalan ‘daha güvenilir’ kaynakları nasıl yorumlayacağımıza bakarsak; şöyle düşünün şu anda 40 yaşlarında olan okurlarımız bile asla yaşlı sayılmamakla beraber, çocukluk yaşantılarından bugüne değişimleri gözlerini kapatıp bir hayal etsinler. Akıllı telefonlar bir yana cep telefonları olmayan çocukluğumuzdan bu yana baş döndürücü gelişmeler yaşandı ve yaşanmaya da devam ediyor. Hatta arada çok az kullanılan, ki hep üzülürüm, ‘yürürçalar (walkman)’ gibi, cd oynatıcılar gibi, bilgisayara takılan o kare diskler gibi icatlar oldu. Yani sözün özü biz 40 yıllık şu ömrümüzde bile insanlığın evrimine, değişimine, gelişimine şahit olduk. İnsan ürettikçe geliştirdi, derslerini çıkardı, hatalarını ayıkladı.

Peki, bu insan milyon yıllar boyunca gelişmedi mi? Üretmedi mi? Hatalar yapmadı mı? Hem de nasıl! Bizim ilk atalarımızın asla maymunlara benzer olduklarını ve bizden az gelişmiş olduklarını ben düşünmüyorum. Tabi ki insanın bilgi birikimi ve entelektüel kapasitesi, üst üstüne konularak, artarak ve geliştirilerek bugünlere gelmiştir. En baştaki bilgiler kesinlikle aynı gelişmişlikte olmayacaktır. Fakat bizim eski atalarımız da kafa yoran, üreten, sorunlara çözüm bulan, demokrasi ve eşitlikçilik gibi kavramlar üzerinde düşünen yine akıllı canlılardı.

Peki, gelişiyoruz; çok ilkel değildik ama ilkeldik; sonra icatlar yaptık, kullandık, sakladık, aktardık. Baş döndürücü yapılar diktik bu gezegene. Hatta bu konuda son zamanlarda okuduğum ve insanlık tarihine gerçekten nesnel yaklaştıklarını düşündüğüm iki yazar tarafından kaleme alınmış ‘Her Şeyin Şafağı’ isimli kitabı önerebilirim. Bu kitapta yazarlara göre insan hiçbir zaman ‘ilkel’ değildi sadece sonsuz ihtimallerin içinde farklı yollar denedi (Graeber & Wengrow, 2024). Sonsuz ihtimaller içinde farklı seçenekleri kullandı insanoğlu ve bugünümüzü inşa etti.

Çok farklı çağlardan geçtik. Mesela ortaçağı düşünün: benim hep ilgimi çekmiştir. Şövalyeler, atlılar, ordular, kılıçlar… Feodalizm… Örneğin şirin bir köydesiniz, güzel bir hayatını var emek verdiniz, tarlanız hayvanlarınız var. Bir gün hiç adını duymadığınız bir milletten düşman diye bir grup insan köyünüzü basıp sizi esir alıyor ve kölesiniz artık diyor. Bambaşka bir hayata evriliyorsunuz, eviniz hayvanlarınız hatta aileniz yok artık; birinin kölesi oluveriyorsunuz.

Bu açılardan düşününce korkunç. Ancak başta Erich Fromm’un cümlesine dönersek, salgın hastalıklardan tutun batıl inançlara, savaşlardan cehalete bir çok tehlike olmasına karşın, insanların güvende hissettiği ve daha özgür olduğu-acaba öyle mi?-o çağlardan günümüz insanına uzanırsak; hadi mutlu olmayı boş verin hangimiz daha özgürüz? Günümüzde her şekilde daha sıkı takip altındayız.

Çoğu insanın işe giriş saatleri dakikasına kadar bellidir. Birçok ulaşım taşıtının saatleri esnek olmayan bir biçimde düzenlenmiştir. Koşturma halinde, sorgulamadığımız hayatlarımıza yetişmeye çalışıyoruz. Fikirlerimizi yazdığımız sosyal medya platformları ne kadar güvenilir, bizi ne kadar özgür kılıyor? Seyahat özgürlüğümüz o yıllara göre-o zamanlar daha tehlikeli olabilmesine rağmen- ne kadar kısıtlı (pasaport, vize işlemleri vs.)? Burada amacım doğru cevabı yakalamak değil, okuyucunun aklına bir soru işareti koymak, bir sorgulama alanı oluşturmaktır. Gelişmelerimiz, icatlarımız ve yeniliklerimiz bizim yeni zincirlerimiz midir?

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları

Fikir Yazıları25 Şubat 2026 19:17

"Numaralar Çağı": Gerçeklik Duygusunun Yitimi

İyi Asker Sendromu:Görünmez İtaatin Psikolojisi

Fikir Yazıları21 Şubat 2026 20:01

İyi Asker Sendromu:Görünmez İtaatin Psikolojisi

HAYATI KAYDIRMA

Fikir Yazıları19 Şubat 2026 20:01

HAYATI KAYDIRMA

ANLAMLI YAŞAMAK

Fikir Yazıları18 Şubat 2026 22:54

ANLAMLI YAŞAMAK

Bazen de Olmaz

Fikir Yazıları17 Şubat 2026 17:03

Bazen de Olmaz

Sevgili Öykü

Fikir Yazıları15 Şubat 2026 01:31

Sevgili Öykü

KİMSE BAĞIRMADI AMA HERKES SUSTURDU

Fikir Yazıları11 Şubat 2026 14:41

KİMSE BAĞIRMADI AMA HERKES SUSTURDU

Devam edip değişmek, değişip devam etmek!

Fikir Yazıları09 Şubat 2026 22:48

Devam edip değişmek, değişip devam etmek!

KALABALIK YALNIZLIK

Fikir Yazıları09 Şubat 2026 01:09

KALABALIK YALNIZLIK

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zekânın Yolculuğu  (6)

Fikir Yazıları07 Şubat 2026 20:32

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zekânın Yolculuğu (6)