Hamit Ölçer
Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 17 Mayıs 2026 16:18 - Okunma sayısı: 82
Gündelik Toplumsal Hayatın Yeni Hastalıkları: Medikal Güzelllik
Toplumsal yaşamın giderek daha fazla patolojik bir hal aldığı görülüyor. Bildiğimiz manada bir "hastalığı" ortadan kaldırmaktan ziyade devamlı yeni hastalıkların üretildiği patolojikleştirici bir makinayla karşı karşıyayız. Medikal müdahaleler estetik müdahalelerle birleşince ortaya son derece yeni bir sorun çıkıyor: Medikal güzellik problemi... Problemli bir beden ortaya çıkıyor.
Kabul edelim ki problem her zaman var olagelmiştir. Öte yandan yeni olan şey, yeni hastalıkların, bizatihi “hasta”nın rızasıyla yeniden üretilmesidir. Sözgelimi bir burun normalde düzenli biçimde nefes almada işe yarıyorsa sağlıklıdır ancak burnun güzel olup olmadığı meselesi söz konusu o burna sahip kişinin kanaatiyle ilgilidir. Eğer bir kişi burnunun şeklini sevmiyorsa pekâla bunu bir “büyük problem” olarak kabul edebilir ve estetik cerrahlar da pekâla bu hastasına hak verebilir: Hoşgeldiniz. Size nasıl yardımcı olabiliriz...
Sistem genelde böyle işler. Dahası yıllardır barışık olduğunuz bir beden bir gün sizin için kusurlu görünebilir. Böylece “bedensel yabancılaşma” türlü güzellik reklamları, propagandaları ve kampanyalar aracılığıyla üretilmiş olur.
Günümüz dünyasında bedene yönelik müdahalelerdeki temel amaç sanılanın aksine hastalığın teşhisi ya da ortadan kaldırılışı değil, hastalığın daha üretken, döngüsel, işlevsel ve nihayetinde ekonomik açıdan daha verimli hale getirilmesidir. Mümkün olduğunca bedenden azami verimin alınması hedeflenir.
Eskiden “her şeyin başı sağlık” idi. Şimdi ise her şeyden önce “güzel görünmek”tir önemli olan. Sözgelimi bir burnunuz olduğu için değil, güzel bir buruna sahip olduğunuz için Tanrı’ya şükredersiniz. Mesela ergenler sağlığı değil, kendi biçim güzelliğine değer verdikleri için sivilcelerinden şikayetçi olurlar genelde. Gelgelelim doğal olarak psikologlar da bir sivilcenin dahi ergenler için ne denli “hayati öneme sahip” olduğunu anlatırlar ve böylece sistem kendi kendini psişik açıdan yeniden üreten bir yapıya kavuşur.
Daha makro ölçekte bakıldığında kişi normalde kendi algısına göre sağlıklı ve güzel görünse bile yine de “başkalarının ne dediği”ne bakılır. Yani işin içinde bir de “toplum”un kanaaati, değerlendirmesi söz konusudur. Böylece toplum kendi toplumsal hastalıklarını yeniden üreten bir makine gibi çalışır.
İnsanların kendi güzellik standartlarından uzaklaştığı, kendi özgünlüklerini yitirdiği ve herkesin giderek birbirine benzemeye başladığı standart bir güzellik sistemiyle karşı karşıyayız. Bu bir çeşit “güzellik hastalığı” olsa gerektir. Artık bireylerin böbrek, mide, dalak, akciğer ya da kalp hastalığı gibi sorunlarından ziyade dış görünüşleriyle ilgili ciddi sorunları söz konusu.
Tıbbi sistem ile estetik merkezlerinin bileşimi beraberinde patolojik bir toplumun, tabir yerindeyse “hastalık hastası” bir toplumsal hayatın ortaya çıkışına yol açmış görünmektedir. Günümüz dünyasında bireyler kendi bedensel görünüş ve benlik imajlarına dair ciddi takıntılara sahiptirler ve bu da tıbbın ve güzellik sektörünün devasa boyutlarda ticari kazançlar elde etmesine olanak sağlıyor görünmektedir.

10 Mayıs 2026 23:06

08 Mayıs 2026 12:37

07 Mayıs 2026 21:47

07 Mayıs 2026 20:06

10 Mayıs 2026 20:17

09 Mayıs 2026 23:01

02 Mayıs 2026 21:07

10 Mayıs 2026 22:54

08 Mayıs 2026 13:46

01 Mayıs 2026 21:42