Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Eğitim Yönetiminde Savaş ve Kriz Paradigması: Belirsizlik Döneminde Örgütsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik

Prof. Dr. ADNAN BOYACI

Kategori: Eğitim Bilimleri - Tarih: 18 Ocak 2026 19:56 - Okunma sayısı: 166

Eğitim Yönetiminde Savaş ve Kriz Paradigması: Belirsizlik Döneminde Örgütsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik

II. Dünya Savaşı sonrası kurulan dünya düzeninin dengelerinin sarsıldığı şu günlerde içinde Türkiye’nin de yer aldığı pek çok ülkede çoklu krizler (polycrises) daha görünür hale gelmiştir. İktisadi krizlerin ötesinde politik, kültürel ve sosyolojik çıkmazlar sistemlerin kuruluş paradigmalarında ön görülmediğinden örgüt sistemlerinde çeşitli anomaliler ortaya çıkmakta ve var olan sistemin müdahale mekanizmaları yetersiz kalmaktadır.

Ulusal eğitim sistemlerinin de nasibini aldığı belirsizlik ve kriz ortamında eğitim geleneksel amaç ve işleyişinin ötesinde; bir kavram, yapı, sistem, süreç, toplumsal kurum ve örgüt olarak yeniden tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalar odağını sürdürülebilir iktisadi kalkınma, değer emperyalizmine karşı sosyal, kültürel, ahlaki bütünleşme, politik olarak vatanperverlik söylemini güçlendirmek gibi çeşitli değişkenler yer alırken, temelde ülkenin misak-ı milli sınırları içinde ve ötesinde var olma stratejilerinin yeniden yapılandırılmasında eğitim stratejik bir değişim ajanı olarak ön plana çıkması vardır. Bu anlamıyla eğitim tüm işlevleriyle en genel anlatımıyla bir milli güvenlik meselesi olarak değerlendirilmektedir. Bir milli güvenlik meselesi olarak eğitim birbiriyle kesişen iki aks üzerine yapılandırılmaktadır. Bir tarafta innovasyona dayalı katma değer üretecek ve ülkenin iktisadi gücünü geliştirerek uluslararası politikada yumuşak güç olarak yükselmesine imkân sağlayacak telif (otantik) eğitim ve okul modeli inşası, diğer tarafta ise kriz, çatışma ve savaş dönemlerinde dayanıklılığı yüksek duruma işlevsel (case-functional) eğitim sisteminin inşası. Bu yazıda kriz ve savaş dönemlerinde eğitimin örgütlenmesi ve yönetilmesine ilişkin dünyada yaşanmış durumların değerlendirildiği literatür çalışmalarına ve pandemi döneminde Milli Eğitim ve yükseköğretimde sahip olduğumuz deneyimleri doğrultusunda kriz ve savaş dönemlerinde eğitim yönetimine ilişkin başarılı modellerin ilkeleri tartışılacaktır.

Kriz ve Savaş Dönemlerinde Eğitim Politika Belgesi

Kriz ve savaş dönemlerine ilişkin eğitim politika belgeleri pro-aktif bir anlayışla hazırlık sürecinin bir parçası olarak değerlendirilir ve genellikle kamuoyuyla paylaşılmaz ama düzenli olarak güncellenir. Bu tür belgeler genel bir savaşa ve krize hazırlık sürecinin bütünleşik parçalarıdır ve devlet örgütünde belirlenmiş kriz-savaş yönetim merkezinin bir parçası olarak işlev görür.

Genel olarak değerlendirildiğinde politika belgeleri eğitim sistemini etkileyen ve etkilenen tüm tarafların ortak bir aksta hizalayarak (a) izlenecek yol, (b) kapsam- stratejik uygulama alanları, (c) öncelikler, (d) uygulama ilkeleri ve (e) paydaş rolleri üzerine çerçeve belge niteliği olma özelliği taşır.

Eğitimin kesintisizliği, erişilebilirliği, eşitliği ve psiko-sosyal güvenliğini sağlamak; eğitim sisteminin kurumsal dayanıklılığını artırmak ve insan kaynağını korumak üzere kamu otoritesi için öncelikli bir alan olma özelliği taşır. Bu öncelik pedagojik etkinliklerin devamının ötesinde Türkiye gibi ülkeler için; (a) Milli Eğitimin en büyük, kapsamlı ve örgütlü insan kaynağına (kamu personeline) sahip olması, (b) okulların 81 il 922 ilçede eğitim-öğretim etkinliklerinin ötesinde acil durumlara özel kamusal hizmetlerin yürütülmesi için merkez niteliği taşıması, (c) mesleki teknik eğitime ilişin i-makine ekipman parkurları, ii-atölye imkanları ve iii-teknik personel kaynağı kapasitesiyle stratejik önem taşır. Pandemi dönemindeki deneyimler öğretmen ve okul yöneticisi gibi eğitim personelinin eğitim hizmetleri dışında yüklendikleri görevlerle ne kadar kritik olduklarını göstermiştir. Tüm bu çerçevede eğitim yönetimine ilişkin proaktif olarak hazırlanan politika belgeleri kriz ve savaş dönemlerinde genel kılavuz niteliği taşır.

Kriz ve Savaş Dönemlerinde Eğitimde Örgütlenme ve Yönetim

Kriz ve savaş dönemlerinde eğitimin örgütlenmesi ve yönetimine ilişkin geçmiş deneyimler “olağanüstü koşullar olağanüstü önemler gerektirir’ sözünün doğru ancak yetersiz kaldığı bir zamanı işaret etmektedir. Kriz ya da savaş dönemlerinin yarattığı değişimlere cevap vermenin ötesinde cevap verme süresini kısaltmak ve örgütlenme ve yönetim sistemlerini sürdürülebilir kılmak daha önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Temel ilke stratejik kararların merkezileştiği, taktik operasyonel uygulamaların yerelleştiği bir uygulama modeline geçmektedir. Pandemi döneminde Cumhurbaşkanlığı kabinesinde farklı bakanlık birimleri tarafından alınan tamamlayıcı-bütünleşik (integrative) kararlarlar stratejik öncelikler üzerine kurulmuş, Milli Eğitim Bakanlığı bakanlık merkez teşkilatı kabinede alınan kararın alt kırılımlarına yönelik stratejik kararlarını planlamış ve üretmiş, taktik operasyonel uygulama ise idari teşkilat yapısında illere bırakılmıştır. Cumhurbaşkanlığı Devlet Sistemi bugün politik olarak pek çok açıdan tartışmalara açık olsa da (a) merkezi bütünleşik karar merkezi olma, (b) kriz dönemlerinde ülkenin kapasitesini operasyonel hale getirme, (c) önceliklendirilmiş stratejik kararların bir bütünlük içinde devletin karar hiyerarşisi içinde en yüksek birimi tarafından alınması ve (d) hızlı karar alma gibi değişkenler açısından kriz ve savaş dönemlerine özgü kriz yönetim merkezi olarak görev yapmıştır.

Mevzuatın sadeleştirilmesi ise bir diğer konudur. Olağan dönemler için geliştirilen ve işlediği zamanlarda bile zaman zaman sorunlara neden olan mevzuat yapısı (i) krizin büyüklüğü, (ii) yaygınlığı, (iii) kapsam alanı ve (iv) uygulama ölçeğine göre sadeleştirilerek uygulanır. Türkiye’nin mülki idare sistemin işleyişinin bütünlüğünün korunması, amaca yönelik karar alma süreçlerinin her kademede hızlanması, fonksiyonel idari ve kamusal yararın arttırılması, ölçülü ve amaçla sınırlı inisiyatif ve yetki devrine imkân sağlaması ve uygunluk denetiminden ziyade yerindelik denetimine odaklanması mevzuat sadeleştirmelerinin temel ölçütleridir.

Kriz ve savaş dönemlerine özgü bir diğer yönetim tasarımı ise bürokratik yönetimden kriz yönetimine geçiştir. Olağan dönemlerin bürokratik hiyerarşiye dayalı kural temelli karar alma süreci, savaş ya da krizin etkilediği yerleşim biriminin durumsallığına bağlı hızlı ve yetki devrine dayalı kararlara ve ağ tipi bir örgütlenmeye doğru kayar. Örneğin pandemi döneminde yerleşim birimindeki sanayici, sermaye sahipleri, tüccarlar, kanaat önderleri, sayıları az da olsa sivil toplum örgütleri, tüm kamu kurumları ve özellikle öğretmen ve okul yöneticileri valiliklerin koordinasyonunda kendi ağlarını oluşturmuş, kısmi yetki devirleriyle müdahale mekanizmalarını yerel öncelik ve özellikleriyle telif olarak yeniden oluşturmuşlardır.

Kriz yönetimi prosedürlerinin ötesinde ‘Örgütsel Dayanıklılık’ (Organizational Resilience) için ön koşul olan bu uygulamalar genel olarak literatürde ‘Acil Durum Yönetişimi’ (Emergency Governance) olarak adlandırılmakta ve eğitim örgütü ve çalışanlarını stratejik olarak merkeze yerleştirmektedir. Krizlere ilişkin Türkiye deneyimleri incelendiğinde 2011 yılında Suriye’den gelen göç ve Geçici koruma statüsündeki göçmenlere yönelik ilk müdahale de benzer bir süreçlerle yönetilmiştir. Kriz yönetimi açısından dünyanın II. Dünya Savaşından sonra karşılaştığı en büyük insan hareketliliği olarak kabul edilen bu süreçte idari olarak merkez-taşra ilişkisi ve müdahale mekanizmaları yukarıda bahsedilen ilkeler çerçevesinde başarıyla yürütülmüştür. Suriye’deki savaşın sonuçlarına ilişkin Türkiye’nin almış olduğu kararlara ilişkin politik tartışmalar dışarıda bırakılırsa ilk krize müdahale mekaniği özellikle eğitim yönetim süreçlerinde hedefe ulaşmıştır.

Kriz ve Savaş Dönemlerinde Okulun Anlamının Dönüşümü ve Okul Müdürünün Liderliği

Kriz ve savaş dönemlerinde okulun tek tip pedagojik anlamı yerini içinde eğitim ve öğretiminde yer alığı ancak çok amaçlı kamusal hizmet merkezine bırakır. Semt bazında okullar (a) sağlık, gıda, korunma, barınma…vb hizmetlerin örgütlendiği, (b) kriz iletişim noktası olarak hizmet veren, (c) fiziksel kapasiteleri, ekipman ve olanaklarıyla eğitim öğretim dışında modüler olarak farklı hizmet birimlerine dönüştürülebilecek merkezler haline gelirler. Mesleki Teknik Eğitim kapsamında yer alan okullar ise savaş/kriz ekonomisinin üretim ve idame süreçlerinde, makine ekipman parkurları, fiziksel atölye imkanları ve insan kaynaklarıyla bu dönemin stratejik bileşenleri olarak ön plana çıkarlar. Diğer yandan özellikle çatışma kriz dönemlerinde yerlerinden edilmiş nüfusa hizmet götürülebilmesi için sabit okul binalarının yerini gezici öğrenme merkezleri alabilir. Bu dönemlerden mevzuat gibi müfredat ta sadeleştirilir. Olağan durumlarda eğitimde bireysel farklılık, özellik ve gereksinmeler için kullanılan ‘Uyarlanabilir Müfredat’ (Adaptive Curriculum) yerini koşulların gereklerine uygun, esnek, modüler ve kademeli bir ‘Uyarlanabilir Müfredata’ bırakır. Bu dönemlerde eğitim/okul yöneticisi artık sadece yönetici değil, kriz lideri, etik karar verici, topluluk koordinatörüdür. Dolayısıyla her şeyin olağan olduğu durumlardaki yöneticilik rolleri yerine belirsizlik durumlarında gücünü yetkisinden etkisinden alan bir liderlik rolü benimsemek durumunda kalır.

Genel olarak değerlendirildiğinde günümüz dünyasında modern devletler eğitimi ortaya çıkan yeni meydan okumalar ve sıklığı artan çoklu krizler çerçevesinde hem bir inkişaf için bir fırsat hem de kriz yönetiminde taktik bir operasyon alanı olarak görmektedir. Her iki durum içinde geçerli olan politika–strateji–uygulama arasındaki dikey tutarlılık açık biçimde kurulmasıdır. Bu durum özellikle savaş ve kriz dönemlerine yönelik başta devlet kurumları olmak üzere tüm tarafların çeşitli roller üstlendiği bir politika, strateji seti ve uygulama planlarına ilişkin bir hazırlığı yapılması simüle edilmesi ve düzenli olarak güncellenmesiyle mümkün olacaktır. Türk Eğitim Sisteminin pandemi, deprem ve Suriye’den gelen kitlesel göçe gibi yakın dönem kriz deneyimlerine ilişkin tepkisel (reflexive) müdahaleleri kendi içinde başarılı olarak değerlendirilmesine karşın, çıkarılan dersler ve savaş gibi daha büyük yapısal sorunlara yönelik pro-aktif bir yapının tesisinin önemli olduğu düşünülmektedir.

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
Fikir Yazıları - 19 Ocak 2026 21:03

BOŞLUK

BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Eğitim Bilimleri Yazıları