Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Eğitim Bilimleri Ekonomi Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular İletişim
TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

Fikir Yazıları 20 Aralık 2019 01:25 - Okunma sayısı: 1.054

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

TÜRKİYE’DE ÖĞRETMEN YETİŞTİRME

 

Prof. Dr. Ali Rıza ERDEM

Adnan Menderes Üniversitesi, Eğitim Fakültesi

 

Dünyada her şeye bir değer biçilebilir, fakat öğretmenin yaptıklarına asla.  Çünkü o her şeydir. Belki de hiçbir şey!”                                                                                  Sokrates

 

Öğretmenlerin nitelikli olarak yetiştirilmesi her toplum için ayrı bir öneme sahiptir. Öğretmenlerin hem yetiştirilmesi ve hem de sınıftaki etkinlikleri değişmiş ve çeşitlenmiştir. Değişimin önemli kurumlarından biri olan öğretmenlik ve öğretmenlerin rolleri de günümüzde hiçbir zaman olmadığı kadar farklılaşmıştır. Günümüzde her alanda meydana gelen baş döndürücü gelişmelerin, değişmelerin halk tarafından benimsenmesi, bilgi toplumuna ulaşmada geride kalmamak için gelişmenin, değişimin ana gücü olarak kabul edilen eğitim kurumlarına ve eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlere önemli görevler düşmektedir. Öğretmenlerin bilgi toplumu olma yolunda üzerine düşen görevleri yerine getirebilmeleri için bu görevleri yapabilecek nitelikte yetiştirilmesi gerekmektedir.

 

Ülkemizde “öğretmen yetiştirme konusunda nasıl bir öğretmen yetiştirelim, öğretmen yetiştirmede hangi anlayışları/ felsefeyi/ paradigmayı temele alalım, öğretmen yetiştirirken öğretmen adaylarına verilecek olan hizmet öncesi eğitim nasıl olsun, öğretmenlerin kendilerini yenilemelerini nasıl etkili bir biçimde gerçekleştirelim” gibi vb. tartışmalar çok uzun zamandan beridir uygulamacı, akademisyen ve toplumun değişik kesimleri tarafından tartışılagelmektedir. Bu tartışmalarda öğretmen yetiştirmede görev alan akademisyenlerin, öğretmen adaylarının, görev yapan öğretmenlerin ve öğretmeni istihdam eden Milli Eğitim Bakanlığı yöneticilerinin öğretmen yetiştirme sistemini nasıl algıladığı çok önemlidir.

 

MEB’e bağlı olarak faaliyet gösteren ve öğretmen yetiştiren bütün yüksekokul ve enstitüler 2547 sayılı YÖK Kanununa istinaden çıkarılan 41 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 20 Temmuz 1982’de üniversitelerin bünyesine alınmıştır. Bu kanundan sonra her kademede öğretmen yetiştirme süresi 4 yıla çıkarılmış ve uygulanmaya başlanmıştır. Amaç her öğretim kademesine yönelik yetiştirilecek öğretmenlerin yükseköğretim düzeyinde 4 yıllık bir hizmet öncesi eğitimle nitelikli yetiştirilmesini sağlamaktır.

Öğretmen yetiştirmede belirsizlik

Öğretmen yetiştirmede ortaöğretim kademesine hem Eğitim Fakültelerinin ortaöğretime öğretmen yetiştiren bölümlerinden mezun olanlara hem de MEB Talim ve Terbiye Kurulu’nun öğretmen atamalarına esas oluşturan alanlara ilişkin 80 nolu kararında yer alan programlara esas alınmak üzere, değişik fakültelerden mezun olanlardan pedagojik formasyon eğitimi alanlara öğretmenlik hakkının tanınması belirsizliğe neden olmaktadır. Değişik fakültelerden mezun olan öğrenciler herhangi bir Eğitim Fakültesinde pedagojik formasyon eğitimi alması sonucunda öğretmen olabilmektedir. Diğer bir deyişle geçmişte olduğu gibi günümüzde de orta öğretim alan öğretmenlerini yetiştirme iki ayrı kaynaktan beslenmektedir.

 

 

 

Öğretmen yetiştirmede çelişkiler

Ülkemizde öğretmen yetiştirmeyle ilgili yeni arayışlar öğretmen yetiştirmenin yükseköğretime devredilmesinden sonra hız kazanmıştır. Bu arayışlar sonucunda öğretmen yetiştirme programlarında zaman zaman birbiriyle çelişen değişikliklerin yapılması ikilemleri de beraberinde getirmektedir. Öğretmen yetiştirmenin gerektirdiği kuramsal ve kavramsal çerçevenin tam ve net olarak ortaya konamaması, öğretmen yetiştirme programlarında ki düzenlemelerin araştırma sonuçlarına dayanmaması beraberinde ikilemleri de getirmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığına farklı branşlarda öğretmen olarak atanabilmek için gerekli olan pedagojik formasyon sertifikası alanların sayısı o kadar çoğalmıştır ki pedagojik formasyon sertifikası önemini yitirerek sıradan bir belge haline gelmiştir. Bu durum pedagojik formasyon sertifikası ve öğretmen olarak atanma bağlamında ciddi bir çelişkiye neden olmaktadır. Öğretmen yetiştirmede özellikle ortaöğretime öğretmen yetiştirmede pedagojik formasyon eğitimiyle ihtiyaçtan fazla öğretmen adayının yetiştirilmesi, niteliğin ikinci hatta üçüncü-dördüncü plana atılmasına neden olarak ikilem oluşturmaktadır.

Sonuç olarak; ülkemiz öğretmen yetiştirme konusunda zengin bir deneyime sahip olmakla birlikte bugüne kadar ihtiyaç duyulan öğretmenlerin gerek nicelik gerekse nitelik açısından planlı bir şekilde yetiştirildiğini söylemek mümkün değildir. Ülkemizde öğretmen yetiştirme konusundaki arayışlar ve tartışmalar eğitim, akademi ve toplumun çeşitli kesimlerinde devam etmektedir. Öğretmen yetiştirme, toplumunu sürekliliğini sağlayacak gelecek nesillerin nitelikli yetiştirilmesi açısından hayati derecede öneme sahiptir. Bu nedenle öğretmenlerin nitelikli olarak yetiştirilmesi her toplum için ayrı bir öneme sahiptir. Öğretmen yetiştirmenin stratejik öneme sahip amaçları çok iyi belirlenmeli ve değişen koşullara göre de gözden geçirilerek yenilenmelidir. Öğretmen yetiştirmede yaşanan belirsizlik ve çelişkiler eğitim sisteminin kararlılığını ve başarısını tehlikeye düşürmektedir. Bu nedenle öğretmen yetiştirmede yaşanan belirsizliğin ve çelişkilerin giderilmesi öncelikli ve hayati bir öneme sahiptir. Öğretmen yetiştirmede yaşanan belirsizliğin ve çelişkilerin giderilmesinde öncelikle öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri yöneticilerine ve eğitim fakültelerindeki öğretmen eğitimcisi akademisyenlere, Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen yetiştirme biriminde görevli kilit karar verici konumundaki yöneticilere önemli görevler düşmektedir.

 

Kaynakça

Erdem, A. R. (2013) Öğretmen yetiştirmenin bugünü ve geleceği: Sorunlar ve çözüm önerileri, Ankara: Anı Yayıncılık

Erdem, A. R. (2015) Türkiye’deki Öğretmen Yetiştirmenin [A], [B], [Ç] si ([A], [U], [C] of Teacher Training in Turkey), Öğretmen Eğitimi ve Eğitimcileri Dergisi (Journal of Teacher Education and Educators), 4 (1), 16-38

 

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
EĞİTİMİN ÖZÜ: BİREYSEL FARKLILIKLAR

Fikir Yazıları12 Temmuz 2020 12:33

EĞİTİMİN ÖZÜ: BİREYSEL FARKLILIKLAR

SANAT ÖZGÜRLEŞTİREBİLİR Mİ?

Fikir Yazıları10 Temmuz 2020 11:40

SANAT ÖZGÜRLEŞTİREBİLİR Mİ?

SUÇA İTİLMİŞ ÇOCUKLAR

Fikir Yazıları09 Temmuz 2020 16:23

SUÇA İTİLMİŞ ÇOCUKLAR

EĞİTİMDE İLETİŞİMİN GÜCÜ

Fikir Yazıları08 Temmuz 2020 22:36

EĞİTİMDE İLETİŞİMİN GÜCÜ

SEVGİ EMEK Mİ? NE EMEĞİ?

Fikir Yazıları08 Temmuz 2020 11:14

SEVGİ EMEK Mİ? NE EMEĞİ?

TWİTTER’I KAPATMAYIN OĞLUM ÇOK ÜZÜLÜR

Fikir Yazıları04 Temmuz 2020 18:29

TWİTTER’I KAPATMAYIN OĞLUM ÇOK ÜZÜLÜR

KENDİMİZ MİYİZ?....................

Fikir Yazıları30 Haziran 2020 11:34

KENDİMİZ MİYİZ?....................

Manipülasyon ve Sanat

Fikir Yazıları30 Haziran 2020 11:25

Manipülasyon ve Sanat

Bit Pazarına Nur Yağdı; Arabeskleşme!

Fikir Yazıları30 Haziran 2020 11:20

Bit Pazarına Nur Yağdı; Arabeskleşme!

Teknolojik Varlığa Dayanan EBA’nın Adaleti!

Fikir Yazıları29 Haziran 2020 17:01

Teknolojik Varlığa Dayanan EBA’nın Adaleti!