
KİTAPLARLA DOST OLMAK İYİLEŞTİRİR
Dr. M. Zeki İLGAR
Okuma; kişinin öğrenme süreçlerini ve iletişim becerilerini biçimlendiren temel bir dil etkinliğidir. Kişi, okuma yoluyla bilgi edinmek yanında duygu, düşünce ve değer dünyasını da zenginleştirmektedir. Eğitim sürecinin tüm aşamalarında okuma, öğrencilerin akademik başarılarını belirleyen ve etkileyen en önemli öğelerden birisi olarak kabul edilmektedir. Okuma becerisinin gelişmesi, bir yandan dilin doğru ve etkili kullanılmasını sağlarken diğer yandan üst düzey düşünme becerilerine de temel oluşturmaktadır (Çiçekdenk & Katrancı, 2025).
Küreselleşmenin ve dijitalleşmenin de etkisiyle dünyada ve ülkemizde yaşanan kitap okuma oranındaki düşüşün bilimsel zeminde tartışılması ve çözüm önerilerinin masaya yatırılması toplumun geleceği açısından önemli görülmektedir.
Öncelikle bir durum tespiti yaparsak; 2025 yılı verilerine göre Türkiye'de kişi başına ortalama yıllık okunan kitap sayısı 6,05 civarındadır. Bu konuda ülkemiz dünya sıralamasında 30. sırada bulunmaktadır. Okuma alışkanlıkları alanında yerli romanlar ile kişisel gelişim kitapları öne çıkarmaktadır. Okuyucu kitlesinin çoğunluğunu genç yetişkinler oluşturmaktadır. Kadın okuyucuların kitap sipariş oranı %55 iken, erkek okurlarda bu oran %45 olarak kaydedilmiştir. Son yıllarda basılı kitap üretiminde hafif bir düşüş olduğu belirlenmiştir. Kitap okumaya ayrılan süre konusunda ülkemiz dünya genelinde orta sıralarda bulunmaktadır.
Yukarıda ifade edilen bu oranların zaten çok yetersiz olması yetmezmiş gibi bir de düşüş gözlenmesi kültür hayatımız açısından kaygı vericidir. “Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi” bu konunun farklı boyutlarıyla tartışılmasını aydın sorumluluğunun gereği olarak görmüştür.
Sorunu ortaya koyduktan sonra ağırlıklı olarak çözüme yönelmeliyiz. Çözümün yolu insanlarımıza kitap okumanın güzelliklerini öğretmekten ve okuma alışkanlığı kazandırmaktan geçmektedir. Bunun için halka ulaşmakta etkili olan tüm kanalları kullanarak aile eğitimini öncelemek ve öğretmen yetiştirmede okuma zevkinin ve alışkanlığının önemli olduğu bilgisini kazandırmak gerekmektedir.
Toplum olarak çağı yakalamanın ve aydınlanmanın yolunun kitap okumaktan geçmekte olduğunu kavratmak için çalışmalıyız. Cehaleti yenmenin ve bilgiye ulaşmanın temel aracı olarak kitapları dost edinmenin yollarını aramalıyız. Bilginin ve sevginin insanlaşmada alternatifsiz olduklarını kabullenip genç kuşağı bilgiyle ve sevgiyle donanık hale getirmeyi öncelemeliyiz.
Bilgi ve iletişim çağının gereği olan doğru bilgiye ulaşmanın ve internet ortamındaki kirli bilgiden uzak durmanın aracı olan kitaplar aynı zamanda yeni bilgiler üretmeye de kaynaklık etmektedir. Yazarak kendini ifade etme becerisinin kazanılmasında kitap okumanın çok yüksek katkısı vardır. Okuma-yazma becerilerinin birlikte ifade edilmesi bu yüzdendir.
Kitap okumak, toplum olarak aydınlanmayı sağlamakta, şiddet eğilimini azaltarak ve insanların ufkunu genişleterek toplumsal barışa katkıda bulunmaktadır. Bilgiyle donanık hale gelen ve beynini kullanan bireylerden oluşan toplumlarda saldırganlığın ve kan dökmenin az görülmesi kitap okumaya ve eğitime verilen önemi yansıtmaktadır.
Kitap okumak, insan olmanın sağladığı bir ayrıcalık olduğu kadar, aynı zamanda insanlaşma ve iyi insan olmanın da aracıdır. Kitaplarla kurulan arkadaşlık ve dostluk bağı insan hayatı açısından en güçlü bağlanmayı sağlamaktadır.Ancak bu bağlanmanın gerçekleşmesi için evde anne babanın model olmaları ve okuma saati düzenlemeleri gerekmektedir. Özellikle erken çocukluk döneminde yapılması gerlen çalışmalar önem taşımaktadır.
Kitap okumak, okuyucu üzerinde terapi etkisi yaparak ruh sağlığını korumakta; bellek, odaklanma ve analitik düşünme gibi bilişsel becerileri geliştirmekte; kişinin kelime dağarcığını zenginleştirerek empati kurma yeteneğini artırmakta, stresi azaltmakta ve hayal gücünü beslemektedir. Bunun yanında bilgi birikimini artırarak kişisel gelişimi desteklemekte ve daha etkili iletişim kurmayı sağlamaktadır. Ayrıca beyin sağlığını koruyarak kişinin bilişsel esnekliğini artırıcı bir etki yapmaktadır.
Kitap okumanın iyileştirici (terapötik) etkisi konusunda toplumu bilinçlendirmek gerekmektedir. Dünyanın her yerinde kitap okumaya dayalı olan ve adına bibliyoterapi denilen bir terapi yöntemi yaygın olarak kullanılmaktadır. Düzenli kitap okuma alışkanlığı olan bireylerin psikolojik sağlamlıklarının yüksek olması da bu gerçeği yansıtmaktadır.
Bibliyoterapi bireylerin duygusal ve fiziksel sorunlarla, hayatlarındaki değişiklerle baş etmelerine ve içgörü kazanmalarına yardım eden bunun yanında kişisel gelişimlerini desteklemek için kullanılan çok boyutlu ve çok ekonomik bir kendi kendine yardım biçimidir (Öncü, 2012; Akgün ve Benli, 2019; Bal, 2020).
Bibliyoterapi değişik yaş grubundaki sağlıklı bireylerin hem kişisel gelişimini destekleme, hem gelişim dönemine özgü ihtiyaçlarını tanıma hem de bunları giderme amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır (Öncü, 2012).
Bu yardım yöntemi Bibliyoterapi olarak tanımlanmış olsa da değişik kaynaklarda “dilekleri sınırlandırılmış olan bireyin sabırlı okumaya tahsisi” (Altay, 1969), “okuma aracılığıyla teşhis ve tedavi” (Sayın, 1977), “kitaplar aracılığıyla bireyin problemlerini tanıyıp çözebilmesine yönelik yardım yaklaşımı” (Öner, 2007), “kitapla terapi” (Turan, 2005), “okuma yoluyla iyileştirme” (Bulut, 2010), “bilgi ile iyileşme” (Yılmaz, 2014), “bibliyo-psikolojik danışma” (Karacan Özdemir, 2016) olarak ta tanımlanmaktadır.
Farklı tanımları olsa bile hedeflenen amaç ve uygulamaların içeriği aynıdır. Yapılan bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere bireyin karşılaşmış olduğu psikolojik problemlerin aşılmasında edebiyatın ruhsal açıdan arındırıcı ve iyileştirici niteliklerinden yararlanılmasına dayanan ve bu süreçte bireyi iyileştirici etkisiyle olduğu kadar, önleyici ve gelişimsel etkisiyle de dikkat çeken temel bir yaklaşımdır (Yeşilyaprak, 2008).
Düzenli kitap okumanın, beyin sağlığı üzerinde olumlu yönde derin ve kalıcı etkilere sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Bir öyküyü ya da karmaşık bir kurguyu takip etmek, geçmiş olayları, alt olay örgülerini ve karakterleri akılda tutmayı gerektirmektedir. Bu durum, çalışma belleğini aktif tutarak güçlü bir antrenman yapma olanağı sağlamaktadır. Kitap okumak günümüzün kısa içerik tercihli dünyasının aksine, uzun süreli dikkat gerektirmektedir. Bu özelliği sayesinde kitap okumak, dikkat süresini uzatmakta ve derin odaklanma yeteneğini artırmaktadır.
Özellikle kurgu veya polisiye türü kitaplar, okuyucuları ipuçlarını birleştirmeye, olay örgüsünü yordamaya ve karakterlerin motivasyonlarını anlamaya teşvik ederek okuyucuların eleştirel düşünme ve sebep-sonuç ilişkisi kurma becerilerini geliştirmektedir. Kitap okumak okuyucuların kitaplardaki karakterlerin iç dünyalarını anlamalarını, farklı bakış açılarını görmelerini sağlamakta ve duygusal zekayı artırıcı bir etki yapmaktadır.
Kitap okumak, okuyucularda yeni kelimeler ile bunların ifade biçimlerini öğrenmelerini sağlayarak kendilerini ifade etme yeteneğini güçlendirmektedir. Özetle ifade etmek gerekirse kitap okumak, beynin fiziksel yapısını değiştirerek daha esnek, odaklanmış ve hızlı bir bilişsel yapının oluşmasına zemin oluşturmaktadır.
Kitap okumak, kişinin farklı konular hakkında bilgi edinmelerini sağlamaktadır. Tarih, bilim, biyografi, sanat, gezi, felsefe ve kişisel gelişim gibi alanlarda okunan kitaplar kişinin genel kültürünü geliştirmeye hizmet etmektedir. Genel kültür ve engin bilgi birikimiyle edinilen potansiyel kişiye liderlik özelliği kazandırmaktadır. Başarılı liderler üzerine yapılan çok sayıda araştırmanın neredeyse hepsi onların birer "kitap kurdu" olduklarını ortaya koymaktadır. Kişinin geniş bir yelpazede okuma alışkanlığı kazanması, farklı düşünceleri birleştirme ve yenilikçi çözümler üretme konusundaki yeteneğini beslemektedir. Bu yetenek gerçek liderlerin aldatılmalarını engellemektedir.
Kitap okumanın, sadece serbest zamanı dolduran bir etkinlik değil; beyni yeniden yapılandırmaya, kişiyi daha empatik, daha iyi odaklanmış ve daha bilge bir insan olmaya hazırlayıcı niteliği bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Kitap okumak aynı zamanda kişinin kendisine verebileceği en değerli ödüllerden biri olması yanında gelecekteki benliğine yaptığı en akıllıca zihinsel yatırımdır.
Kitap okuma alışkanlığı kazandırma konusunda en uygun zaman dilimi 0-8 yaş arası erken çocukluk dönemidir. Erken çocukluk dönemi, tüm alanlarda gelişimin en hızlı olarak gerçekleştiği, kişiliğin temellerinin atıldığı, bu gelişim sürecinin hayatın sonraki dönemlerine etki ettiği ve temel bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıkların kazanıldığı oldukça kritik bir dönemdir. Bu dönemde, çocuğun doğuştan getirdiği birçok niteliğin yanında yaşadığı çevrenin de oldukça büyük etkisi vardır. Bu sebeple çocuğun yakın çevresini oluşturan ebeveynleriyle olan etkileşimlerinin yanında çocuğa sunulan materyal, oyuncak ve kitap gibi uyarıcı olma açısından zengin öğeler çocuğun gelişimine olumlu yönde eşsiz katkılar sağlamaktadır (Afşin, 2025).
Anne-babaların çocuklarını bebeklik dönemi için hazırlanmış olan tek resimli olan kavram kitaplarıyla, bir yaşında ise yazılı kitaplarla tanıştırmaları çocuklarının okuma alışkanlığı kazanmalarında dolaylı olarak ta okul başarısında etkili olduğunu kavramaları sağlanmalıdır. Ailede kitap okuyarak çocuklara model olmaları ve her gün en az 15 dakika onlarla bire bir kitap okuma çalışmaları yapılmaları gereklidir. Okuma-yazmayı bilmediği dönemde anne-babaların çocuğa kitap okumaları sayesinde çocuklarıyla aralarında kitaplar aracılığıyla duygusal bir yakınlık kurulmaktadır. Ayrıca yapılan araştırmalarda çocuğun belli bir konuya karşı ilgi duymasının onu kitap okumaya motive ettiğini, okuma alışkanlığını kazanması konusunda ilgilerine ve tercihlerine önem vermenin son derece etkili olduğuna vurgu yapılmaktadır(Afşin, 2025).
Can ve diğerlerinin (2022) yaptıkları çalışmada; çocukların en çok içerisinde mizahsal ögeler barındıran kitapları sevdikleri, kurgusu durağan ve resimleri belirsiz olan kitapların çocuklar tarafından daha az tercih edildiği, kitabın içerisinde ilgi duyulan ya da çocuklar tarafından sevilmeyen bir öğenin kitap tercihleri üzerinde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın sonucunda çocukların resimlerde bulunan belirsiz hatları ve korkutucu öğeleri görmeyi istemedikleri ve kurgusu durağan olan ve mutlu sonla bitmeyen hikâyeleri tercih etmedikleri belirlenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle anne-babaların ve eğitimcilerin çocuklar için kitap seçerken öncelikle onların taleplerini ve beklentilerini dikkate almaları önemli görülmektedir. Daha açık bir anlatımla, çocukların okuma alışkanlıklarını ve kitaplara ilişkin ilgilerini destekleyebilmek için tercihlerinin farkında olunması önemlidir.
Kitaplara erişim ve okuma alışkanlığının kazandırılmasında öncelikle ailede, sonrasında da okulda atılması gereken adımlar etkili olmaktadır. Bu adımlardan biri kitaplık oluşturmadır. Evde, sınıfta ve okulda mutlaka kitaplıkların bulunması gerekmektedir. Bu kitaplıkları kullanma, temiz tutma ve okuma koltuğuna oturup kitap okuma zevkini küçük yaşta edindirmek okuma alışkanlığının kazandırılmasında çok kolaylaştırıcı bir etki yapmaktadır.
Evde bir aile kitaplığının bulunması, ebeveynlerin okumaya ve kitaba değer veriyor olmaları ve çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmak için model olabilmeleri çocukların bu alışkanlığı daha kolay kazanmalarını sağlamaktadır. Çocuklara kitabı sevdirmek için onların bebeklikten itibaren gelişim düzeylerine uygun kitaplarla karşılaşmaları ve öncelikle renkli, müzikli kitaplardan başlayarak kitaplara dokunmaktan zevk almaları sağlanmalıdır. Yapılan çalışmalarda kitap okuyan çocukların akademik başarılarının daha yüksek olduğu kanıtlanmıştır.
Okulöncesi eğitim sonrası ilkokullardaki öğretmenlere de önemli görevler düşmektedir. Başta ilkokul öğretmenleri ve Türkçe öğretmenleri olmak üzere tüm öğretmenlerin model olma ve motivasyon konusunda gayret göstermeleri gerekmektedir. Okumayı sevdirmenin yolu çocukları iyice güdüleyerek kolayca okuma-yazma öğrenmelerini sağlanması önemlidir.
Bunun için ilkokulda okuma-yazma öğrenen çocuklara evde olduğu gibi okulda da her gün 5-10 dakika süreli sesli okuma seanslarının düzenlenmesi, öğrencilerin seviyesine uygun kitapların seçilmesi ve her gün biraz sesli okuma yapmalarının sağlanması uygundur. Günlük sesli okuma, sözcük dağarcıklarını geliştirmeye, sözcüklerin doğru telaffuzunu öğrenmelerine ve okuma hızlarını artırmalarına yardımcı olmaktadır.
Okuma çalışmalarında öğrencilerin ilgisini çekecek kitapların seçilmesine özen gösterilmeli; hayvanlar alemi, spor, uzay ve mizah gibi konulara odaklanan kitaplar çocuklarda daha fazla ilgi uyandırmaktadır. İlgi duydukları konularda okuma yapmak, öğrencilerin okuma isteğini artırarak öğrenmeye daha istekli olmalarını sağlayabilir. Kitap okuma seansından önce, öğrencilere kitap hakkında sorular sorarak konu hakkında ipuçları verilmesi, resimlere bakarak kitap hakkında onları konuşturmak da faydalı bir yöntemdir. Bu yöntem, öğrencilerin okuma sırasında daha fazla odaklanmalarına ve konuyu kavramalarına yardımcı olmaktadır.
Okuma çalışmalarında öğrencilerin okudukları metni tekrar etmeleri ve kendi kelimeleriyle özetlemelerinin istenmesi, okuduğunu anlama yeteneğini güçlendirmektedir. Okuduğunu anlama becerisinin gelişmesi, okuma alışkanlıklarının edinilmesini kolaylaştırmakta okuduklarını anlamaları, doğru ve hızlı okuma aşamasına ulaşmasına yardımcı olmaktadır.
Öğretmenin öğrenciler okuma yaparken sabırlı olmaları ve okuma hataları yaptıklarında cesaretlerini kıracak tepkiler vermekten kaçınmaları önemlidir. Hataları hemen düzeltmek yerine, onların doğruyu bulmaları için zaman tanınması, sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım gösterilmesi, öğrencilerin özgüvenini artırmakta ve okuma sürecine ilgisini devam ettirmesini sağlamaktadır.
Okuma çalışması yapılırken yazma çalışmalarında da yapılması öğrencilerin okuduğu sözcükleri yazması, aynı zamanda öğrenmenin pekişmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca okuma ve yazma arasında bağlantı kurulması, öğrencilerin okuma becerilerinin sağlam temeller üzerine oturmasına yardım etmektedir.
Okuma alışkanlığının kazanılmasında motivasyona dikkat edilmeli ve önem verilmelidir. Çocuğun kaydettiği her ilerlemede cesaretlendirilmesi ve başarılarının kutlanması gereklidir. Ufak başarılar bile iyi değerlendirildiğinde çocuk için büyük ölçüde motivasyon kaynağı oluşturabilir www.derslig.com).
Sonuç olarak kitap okumanın iyileştirici etkisine vurgu yaparak tüm olumlu etkilerinin topluma anlatılması ve okuma alışkanlığı kazandırma konularında halkın bilgilendirilmesi öncelik taşımaktadır. Bu konunun cehalete karşı bir seferberlik ilan edilerek devlet politikası olarak uygulanması dileğimizdir.
KAYNAKÇA
Afşin, B. (2025). Çocuğun gelişiminde kitap okumanın yeri ve önemi. https://ogrengelis.bartin.edu.tr/haberler/cocugun-gelisiminde-kitap-okumanin-yeri-ve-onemi.html. İ.T. 08.05.2026.
Akgün, E., & Karaman Benli, G. (2019). Okul Öncesi Dönem Çocuklarla Bibliyoterapi: Bir Uygulama Örneği.Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar,11(1), 100-111. https://doi.org/10.18863/pgy.392346.
Altay, G. (1969). Bîbliyoterapî ve kütüphaneciler.Türk Kütüphaneciliği Dergisi, 18 (4).
Bal F. (2020). Bibliyoterapi. sosyoloji ve psikoloji araştırmaları. Akademisyen Kitapevi, p. 133-146.
Bulut, S. (2010). Bibliyoterapi Yönteminin Okullarda Psikolojik Danışmanlar ve Öğretmenler Tarafından Kullanılması. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 9 (34), 017- 031.
Can, B., Kılınçcı E., & Şeker, P. T. (2022). Okul öncesi dönem çocuklarının resimli öykü kitapları ile ilgili tercihleri. Cumhuriyet International Journal of Education, 11(1), 240–252.
Çiçekdenk, H., & Katrancı, M. (2025). Bibliyoterapi tekniğinin ilkokul öğrencilerinin okuduğunu anlama becerisi ile okuma motivasyonuna, tutumuna ve kaygısına etkisi. Turkish Journal of Primary Education (TUJPED), 10 (2), 132-157.
Karacan Özdemir, N. (2016). Deneysel bir Çalışma: Bibliyopsikolojik Danışmaya Dayalı Özgüven Geliştirme Programının 6. Sınıf Öğrencilerinin Özgüven Düzeylerine Etkisi. İlköğretim Online,15(1).https://doi.org/10.17051/io.2016.59570
Öncü, H. (2012). Bibliyoterapi yönteminin okullarda psikolojik danışma ve rehberlik Amacıyla kullanılması. Türkiye Sosyal Araştırmalar Dergisi, 16(1), 147-170.
Öner, U. (2007). Bibliyoterapi. Çankaya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Journal of Arts and Sciences, 7, 133-150.
Turan L (2005) Arkadaş edinme güçlüğü çeken çocukların problemlerini çözmede çocuk edebiyatından yararlanma. Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Dergisi, 12:124-135
Yeşilyaprak, B. (2008). Bibliyoterapi: Okuma ile sağaltım. Çoluk Çocuk Dergisi, 82, 20-22.
Yılmaz, M. (2014). Bilgi İle İyileşme: Bibliyoterapi. Türk Kütüphaneciliği 28, 2 169- 181.
https://www.derslig.com/blog/okuma-guclugu-yasayan-1-sinif-ogrencileri-icin-tavsiyeler. İ.T. 08.05.2026.
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026
Fikir Yazıları07 Mayıs 2026
Fikir Yazıları07 Mayıs 2026
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026 23:06
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026 21:03
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026 20:17
Fikir Yazıları10 Mayıs 2026 20:05
Fikir Yazıları09 Mayıs 2026 22:01
Fikir Yazıları09 Mayıs 2026 21:44
Fikir Yazıları09 Mayıs 2026 05:54