Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Makyavelist İki Kardeş: Dincilik ve Milliyetçilik

Makyavelist İki Kardeş: Dincilik ve Milliyetçilik

Sosyal Bilimler 19 Mart 2026 15:21 - Okunma sayısı: 502

Haydar Uzunyayla

Karşı konulmaz iki eğilimle kuşatılmış durumdayız. İlk sırada milliyetçilik, ikinci sırada dincilik yer almakta ve bu ikilinin yükselişini hemen hemen her ülkede görebiliyoruz. Sadece yaşadığımız coğrafyada, küresel güneyde, Ortadoğu veya görece gelişmiş ülkelerde değil, Amerika, Avrupa, Rusya, Çin, İsrail benzeri hegemonik yapılarda daha baskındırlar ve özellikle büyük ekonomik buhran dönemlerinde hızlı bir ivme kazanarak, daha tehlikeli, daha kışkırtıcı, daha kıyıcı oluyorlar.

İzninizle önce şunu belirtmeliyim: Milliyetçilik ve dincilik üzerine düşünürken, aklıma her fırsatta bunların alt edilmesi gelir. Bu durum bende sürekli odaklandığım bir saplantı halini aldı, çünkü söz konusu iki eğilim, tarihin her diliminde gerici siyasi örgütlenmeler, devletleri yönetenler, imparatorlar, tacir tüccar konsorsiyomları ve diğerleri tarafından kitleleri bağımlı kılmak, onların akıllarını almak için kullanılan, son derece güçlü ideolojik yapılar olmuştur. ..(İşin feci yanı, bu yapılar kitleler tarafından da güçlü bir ilgiyle karşılanıyor, çünkü pek zahmet gerektirmeyen, kolayca ulaşılabilen özellik arz etmeleri onları cazip hale getirmektedir…)

Ve acımasızdırlar… Öylesine acımasızdırlar ki kendilerine uyum sağlayamayan bireyi veya topluluğu, çaresizlikle terbiye edebiliyorlar. Pençelerine aldıkları herhangi bir beyni anormal ölçüde küçülterek, onun düşünebilme, düşünce üretme kapasitesinde sınırlılık yaratabiliyorlar ve eğer özellikle çocuk yaştan itibaren bu ikiliye tutsak edilmişseniz, tahribatın boyutu daha da artıyor… Yurttaşın, komşunun, göçmenin veya farklı etnisitelerin üzerinde sürekli denetim oluşturma, “Zencilere ve Yahudilere burada yer yok”, Aleviler mum söndü oynarlar veya Kürtler potansiyel tehlikedir gibi anlayışları besleyen kaynaklar konumundalar… Eğitimi, kültürü, adalet ve hakkı, statükoyu korumak üzere şekillendirerek, hayatımızı karmaşık hale büründürebiliyorlar… Tarih boyunca savaşlara gerekçe, talana, yağmaya, gaspa, ayrıştırma ve ötekileştirmeye meşruiyet olmuşlardır… Ve daha başka şeylere…

İşte tam da bütün bu şeylerden dolayı dinciliği ve milliyetçiliği başımıza dertler açan, bizi bedbaht ve hüzünlü bırakan, üzerimizde gerilim yaratan birer neden olarak değerlendiriyorum ve bunların olmadığı bir yaşam alanı arzuluyorum.

Peki bu olanaklı mıdır?

Evet…

Her ne kadar bu kavramlar toplumu bir arada tutan veya komşuları asgari müştereklerde birleştiren bir ağırlık merkezi olarak görülüyorsa da bunların hepsi birer kurgudur. İnsan kurgular olmadan da hayatı anlamlı hale getirebilir. Bunu için “tasada, kıvançta, kederde aynı ülkü etrafında…” birleşme gibi uydurma tezler gerekli değildir. İnsanı kıskaca alan, depresyona iten bir şey neden gerekli olsun?.. Tersine uydurma tezleri yaşamın olmazsa olmazları olarak devam ettirmek riskli olur, çünkü bunları içselleştirmiş biri, peşinen kendinden başka herkesi öteki olarak görür… Her zaman bir “karşı taraf” yaratır ve bu da birlikte özgür bir yaşamın eşiğini hızla aşındırarak, tarafları birbirine karşı kemirgen hale getirir…

********

Gelecekte dincilik ve milliyetçilik olacak mı? Olup olmayacağı bize bağlı… Kahvaltıda ne yiyeceğimize, akşam yemeğinde neler tüketeceğimize kendimiz karar verdiğimizde, iki kardeş virüsten dolayı ölmekte olan bir çocuğun trajedisine tanıklık etmeyi reddettiğimizde, bunlara karşı tampon görevi görebilecek çözümler ürettiğimizde, gelecek iyi olacaktır… İkinci olarak, dincilik-milliyetçilik ile yönetenler arasında çıkar temelli kirli bir bağın olduğunu kabul etmek zorundayız. Uygarlığımızın yenik düştüğü bu basit sarmal yapıyı kavradığımızda, hem geleceğimizi yukarı çekebileceğiz, hem de “küçük insanlar” olmaktan kurulabileceğiz.

Yorumlar (1)

Oğuz ÖZDEMİR - 31 Mart 2026 16:26

Sevgili Haydar hoca, eline, yüreğine sağlık. sevgiler
SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyal Bilimler
KADEMELER ARASI GEÇİŞ SİSTEMİ - LGS, TYT, AYT TARİH Mİ OLUYOR?

Sosyal Bilimler02 Mayıs 2026 21:07

KADEMELER ARASI GEÇİŞ SİSTEMİ - LGS, TYT, AYT TARİH Mİ OLUYOR?

İleri Hayat

Sosyal Bilimler27 Nisan 2026 20:25

İleri Hayat

Deneyimlerin Öğreticiliği Üzerine

Sosyal Bilimler19 Nisan 2026 13:21

Deneyimlerin Öğreticiliği Üzerine

Sosyal Bilimler16 Nisan 2026 11:01

"Adam öldürmeyi oyun mu sandın?"

Dijital Gölgelerden Dijital İzlere… (Okul Kültüründe Sosyal Medya Etiği)

Sosyal Bilimler15 Nisan 2026 15:55

Dijital Gölgelerden Dijital İzlere… (Okul Kültüründe Sosyal Medya Etiği)

EŞİTLİK Mİ ÖLÇÜLÜLÜK MÜ?

Sosyal Bilimler11 Nisan 2026 21:42

EŞİTLİK Mİ ÖLÇÜLÜLÜK MÜ?

Kristal Kafesin Sürüngeni: İnsan

Sosyal Bilimler11 Nisan 2026 07:50

Kristal Kafesin Sürüngeni: İnsan

KÜÇÜK BİR ATIĞIN BÜYÜK MİRASI: SİGARA İZMARİTLERİ VE EKOLOJİK TAHRİBAT

Sosyal Bilimler05 Nisan 2026 17:01

KÜÇÜK BİR ATIĞIN BÜYÜK MİRASI: SİGARA İZMARİTLERİ VE EKOLOJİK TAHRİBAT

Eğitimde Veri Temelli Karar Alma: Okul Gelişiminde Yeni Yaklaşımlar

Sosyal Bilimler04 Nisan 2026 20:35

Eğitimde Veri Temelli Karar Alma: Okul Gelişiminde Yeni Yaklaşımlar

Kararlı Aptallık veya Aptallığın Düzeni

Sosyal Bilimler31 Mart 2026 11:36

Kararlı Aptallık veya Aptallığın Düzeni