Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Büyük Aileden Çekirdek Aileye Dağılma

Büyük Aileden Çekirdek Aileye Dağılma

Sosyal Bilimler 09 Haziran 2026 21:08 - Okunma sayısı: 259

Prof. Dr. Muhammet Özdemir

Büyük Aileden Çekirdek Aileye Dağılma

.

Toplumsal sorunlardan söz edildiğinde artık Avrupa-merkezci üretimin meşru bilimlerinden biri olan sosyolojinin öğrenilerek çözümlenebildiği sorunlardan söz edilmemektedir. Modernite tüm dünyada büyük bir kriz içerisinde bulunduğu için onun meydana getirdiği kurallı toplumsal düzen ve dayanışma içeriği pratik yaşamın sorunlarının gerisinde kalabilmektedir. “Büyüyen Güç” olan ve “Doğu”yu simgeleyen iki ülkeden biri olan Çin bile maalesef Avrupa-merkezci kurallı toplumsal düzenin olanaklarını tüketerek geliştiği için günümüzün pratik sorunlarına Çin’de üretilmiş bilimlerle çözüm bulunabilmesi neredeyse mümkün değildir. Kıta Avrupası ve ABD’den sonra Çin’de üretilenler bile ancak bilimler ile pratik sorunların çözümü arasındaki ilişkilere dair bir fikir verebileceği için kıymetli olabilir. Günümüzde bilimler hem teknolojilerin hem de pratik gereksinimlerin gerisindedirler.

.

Daha açıkça söylendiğinde sosyoloji okumak demek toplumsal sorunların isabetle anlaşılabilip çözümlenebilmesi için, sözgelimi felsefe okumak demek düşünme sorunlarının isabetle anlaşılabilip çözümlenebilmesi için yeterli ve verimli bir iş yapmış olmak demek değildir. Bunun nedeni eldeki kurallı toplumsal düzen ve dayanışma içeriğini kuran Avrupa-merkezci modernitenin bireyselleşmenin sonunda yaşadığı derin krizdir. Teknolojiyi göz önünde bulunduran ve sermayenin toplumsal dayanışma değerlerini pratik seviyede tutarlı var edebildiği bir yeni bilim paradigması ile 21. yüzyılın ikinci yarısındaki pratik olmayan bilimler krizi biraz aşılmaya başlayabilir. Bu da Avrupa-merkezcilikten büsbütün kopabilen ve kendi gereksinimlerini giderebilmeyi başarabilmiş; bu başarıyı kültür haline getirebilen toplumların tüm dünyada yeni merkezi deneyimler oluşturmalarıyla mümkün olabilir.

.

Türkiye’de İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişen Büyükşehirleşme ve Büyükşehirleşmeyi destekleyen ülke içi göç hareketleriyle birlikte büyük (geniş) aileler toplumsal dayanışma kabiliyetlerini kaybetmeye başladılar. Bu vakıa tüm dünyayla eşzamanlı ve çağdaşlığın bir gereği ve yansıması olarak yaşandı. 1980’lerle birlikte çekirdek aileler büyük ailelerin yerini daha fazla baskılamaya başladı ve böylece orta sınıf kendini neredeyse kültür haline getirdi. Ama 1990’ların ortasıyla birlikte çekirdek aileler de toplumsal dayanışma kabiliyetlerini kaybetmeye başladılar. 2000’lerin ortasında çekirdek ailelerin orta sınıf seviyesinde varlıklarını devam ettirebileceği düşünülürken büyük ailelerden kalma yükümlülüklerin ihmal edildiği fark edilebildi. 2010 ve 2020’li yıllar orta sınıf genç kuşakların büyük aileler ile çekirdek aileler arasında bir tercih yapmak zorunda kalacakları yıllardı. Çekirdek ailelerin unsurlarının sürdürülebilir olmayan talepleri ve büyük ailelerin ivedi beklentileri arasında ikincisi daha güvenilir göründü. Böylece büyük aile dağılmışken çekirdek aile de tutunamadı. Günümüzde tıpkı çağdaş dünyada olduğu gibi ülkemizde de çekirdek ailelerin unsurları olabilecek insnalar aile kurumuna inanmamaktadırlar. Aile kurumuna inancın çok zayıfladığı bir dönemde Tanrı’nın, dinlerin, değerlerin, eşitliğin ve bazı hak gruplarının varlığının tartışılabilmesi hiç pratik değildir. Çünkü toplumlar insan kaynaklarının yenilenmesi, yetiştirilmesi ve vergi ödemelerinden oluşan kurallı toplumsal düzen ve dayanışma olmaksızın var olamazlar. Bundan 50 yıl kadar sonra muhtemelen örneğin Japonya ekonomik büyüme ve toplumsal güven bakımından sözgelimi Moldova’dan daha ileri olamayacaktır. Dünyanın bu gidişatını ülkemizin biraz daha ciddiyetle değerlendirmesi gerekmektedir. Konu basitçe kadın haklarından ibaret değildir. Kadın haklarını da var eden kapsamlı Avrupa-merkezci modernite kayda değer bir krizde iken ve pratik yaşamın gerisine düşmüşken yeni bir çalışma, üretme, işbirliği ve işbölümü paradigmasına ihtiyaç vardır. Konu kadın hakları veya daha geniş çerçevede insan hakları ile sınırlı kalsaydı bütün dünyanın önünde Gazze’de on binlerce çocuk ve kadın o denli rahatlıkla öldürülemezdi. Dünyanın bütün kavramlarının önce girişimci bir toplumsal deneyimle yenilenmeye ve güncellenmeye ihtiyacı var gibi görünmektedir. Bu da Avrupa-merkezci herhangi bir kavram ile olabilir gibi görünmemektedir.

.

Fransız İhtilali’nin büyük aile olgusuna karşı yapılmış bir girişim olduğunu ve yanlış gelişmiş ve yönetilmiş bir olay olarak bu ihtilalin öncelikle Fransa’nın toplumsal dayanışma içeriğine zarar verdiğini belirtmekte yarar vardır. Sömürgelerden gelen kaynakların, Avrupa içindeki savaşların ve uluslararası ticaretin sağladıklarıyla Fransa kendini sosyal bilimler ve çoğunlukla toplumsal düşünce seviyesinde iş gören felsefe yoluyla döndürebildi. İkinci Dünya Savaşı’nda ABD olmasa Avrupa-merkezcilik ve özel olarak Fransa devam edebilir miydi bilmiyorum. Fransız İhtilali ve iki dünya savaşı Türkiye’yi de çok etkiledi. Şimdi ise bu etki alanının merkezi yani Avrupa-merkezci dünya, Avrupa Birliği ve ABD büyük bir gerileme içerisindeler. Eldeki doğa bilimleri, sağlık bilimleri, mühendislik bilimleri ve sosyal bilimler pratik yaşamın ihtiyaçlarına cevap vermiyorlar. Her zaman ve her yerde olduğu gibi burada da aile kavramının ve onunla başlayabilecek bir kurallı toplumsal düzen ve dayanışmanın yeniden tesis edilebilmesi gereklidir. Ülkemizin Batı’nın eleştirilmesi gereğini çokça konuşurken Batı dışında herhangi bir formatta bir bilim şemsiyesine pek hazırlanmadığı anlaşılabilmektedir. Pragmatizm Batı’nın kendisini bu denli tartışmaya açmışken alternatif bilim paradigmaları düşünülebilir. Aile olgusunun yeniden ve uzun vadeli pratik düşünülmesinde yarar vardır.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyal Bilimler
6 Şubat 2023 Depremlerinin Deprem Bölgesinde Çalışan Akademisyenlerin Bilimsel  Çalışmalarına Etkileri Üzerine

Sosyal Bilimler14 Temmuz 2026 01:14

6 Şubat 2023 Depremlerinin Deprem Bölgesinde Çalışan Akademisyenlerin Bilimsel Çalışmalarına Etkileri Üzerine

AİLE: Bize neler oluyor?

Sosyal Bilimler11 Temmuz 2026 15:07

AİLE: Bize neler oluyor?

Eğitimin Büyük Maratonu: LGS’de Doğru Strateji ve Ekip Ruhu

Sosyal Bilimler10 Temmuz 2026 22:04

Eğitimin Büyük Maratonu: LGS’de Doğru Strateji ve Ekip Ruhu

Üçgenin İçinde Bir Hayat: Suriyeli Kadınların Sessiz Mücadelesi

Sosyal Bilimler07 Temmuz 2026 01:20

Üçgenin İçinde Bir Hayat: Suriyeli Kadınların Sessiz Mücadelesi

SOSYAL SERMAYE’İN GELECEĞİ

Sosyal Bilimler06 Temmuz 2026 01:09

SOSYAL SERMAYE’İN GELECEĞİ

Türkiye’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Vergilendirme: Verginin Kadın Yüzü

Sosyal Bilimler29 Haziran 2026 17:57

Türkiye’de Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Vergilendirme: Verginin Kadın Yüzü

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kamu Kaynaklarında Eşitliğin Anahtarı

Sosyal Bilimler26 Haziran 2026 20:43

Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kamu Kaynaklarında Eşitliğin Anahtarı

Okul Mezuniyet Törenlerinin Anlamı

Sosyal Bilimler25 Haziran 2026 19:23

Okul Mezuniyet Törenlerinin Anlamı

KADIN AKADEMİSYENLERDE MOBBİNG VE YENGEÇ SEPETİ SENDROMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Sosyal Bilimler23 Haziran 2026 20:27

KADIN AKADEMİSYENLERDE MOBBİNG VE YENGEÇ SEPETİ SENDROMU ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Ziya Gökalp 150 Yaşında

Sosyal Bilimler14 Haziran 2026 21:37

Ziya Gökalp 150 Yaşında