Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Gelenekçi Aydınlar Üzerine -1-

Gelenekçi Aydınlar Üzerine -1-

Sosyal Bilimler 29 Kasım 2025 11:05 - Okunma sayısı: 103

Haydar Uzunyayla

Aydınlanma denilince, düşüncede, bilimde, yaşam ve bilinç kapasitemizde yeniliği ve değişimi anlıyorum öncelikle. Varoluşumuzun anlamını görünür kılan, kim ve ne olduğumuzu tanımlayıp iyileştirici tasarımlar sunan, herkesi kapsayacak evrensel boyutta bir ahlak, gözlem ve deneylerle kanıtlanmış, kapılarını ışığa açmış aydınlanmadan söz ediyorum…

Otoriteye bağlılık, onun istekleri doğrultusunda kültür, sanat, edebiyat, şiir, müzik, mimari, eğitim, kahramanlık ve efsaneler üreten değil; daha özgür, daha özgün formlar inşa eden, cevaplar yerine soruların öne çıktığı bir aydınlanma… Ve bu yolda ödünsüz çabayla, serbest ve eleştirel düşünüp, bakış açılarıyla bizi, yaşamımızı, davranışlarımızı etkileyenlere de “aydın birey, aydın insan,” diyorum.

Şimdi yukarıdaki tanım ve açıklamalarımı temel kabul ederek soruyorum: Yaşadığımız coğrafyada -Ortadoğu ve başka yerlerde- sözünü ettiğimiz nitelikleri barındırabilecek genişlikte (aydın) kişiliklerle hangi oranda karşılaşabiliyoruz?..

Kuşkusuz sayılabilecek kadar var… En azından bir elin parmaklarını geçebilecek sayıda “aydın-aydınlanmacı” ile buluşabiliyoruz ama tanık olduğum kadarıyla buralardaki aydın tipi genel olarak gelenekçidir ve belirgin ortak özellikleri de şöyledir:

- Ağır bir ideolojik yükün hamallığı içindedirler. Kendi zihinlerinin ürünü olmaktan uzak, statükocu ve katlanılmazdırlar… Onlarla iletişim kurmak, anlaşmak oldukça zor. Farklı fikirlerle köprü kurma isteğiniz, çok defa kendilerinin de anlamadıkları nedenlerce reddedilir. Hatta bitimsiz kibirlerinden dolayı eşit koşullarda, eşit entelektüel kapasiteyle tartışmayı bile kendilerine yönelik küçümseme sayarlar.

-Hayattaki özel konumlarını bağlılık kurdukları otoriteye veya özel güce borçlu oldukları için, geleneksel konforlarından ödün vermezler. Otoritenin ilgisini çekmek, ondan sevgi dolu bir gülümseme, bir selam almak ve onay görmek için rekabet halindedirler.

- Mevcut bilinçleriyle sürekli tekrarı, ezber ve şablonu yerleştirme çabasındalar. Olaylar karşısında farklı bakış açısı geliştiremezler. Çelişkiyi belki fark ederler ama çözümü kendi içlerinde değil, otoritenin bakış açısı içinde ararlar.

-Yaşam biçimlerinde de yeniliği ve değişimi pek sevmezler, çünkü dönüşü olmayan bir yola girmekten korkarlar. Veya arada bir zorlandıklarında, yeniliğin ve değişimim gerekli olduğunu söylerler ama bu ikilinin neleri kapsadığını kavramaktan uzaktırlar… Yaşamın özgür akışını desteklemek yerine ona set olmayı terci ederler.. (Ortaçağın aydınlanma karşıtı engizisyon kafalılarının yerini günümüzde gelenekçi aydınlar almış durumda sanki.)

-Kan, ırk, ideoloji, din, ruh birliği, millet, kök ve benzeri geleneksel yargıları öne çıkarırlar. Yeni düzenlere, yeni oluşumlara, yeni sözleşmelere mesafelidirler.

********

Hızla ivme kazanan bir bilgi dünyasında yaşıyoruz. Daha önce benzeri görülmemiş teknolojik gelişmelere tanık oluyoruz ama buna karşılık aynı ölçüde etkili olabilecek ahlaki, kişisel ve toplumsal aydınlanma geliştiremiyoruz…

İnsan ancak yeni kültürlerle, yeni aydınlanma hamleleriyle dönüşebilir. Eğer özgürleşmek, daha mutlu, daha geniş ufuklar sunan adil ve eşit bir geleceği hayatın merkezine oturtmak istiyorsak, yapılması gerekenlerin başında aydınlanmayı gelir yine.

Aydınlanmanın esas amacı yanlış ve kusurlu olanı ortaya çıkarmaktır. Kirli havayı temizlemek en öncelikli görevdir ve bu disiplin de özgür ve özgün düşünenlerce gerçekleştirilebilir ancak… Çok satan ‘makul kitapların’ yazarı olmaktansa, soru ve eleştirileriyle huzursuz edebilecek bir cümlenin yazarı olmak en iyisidir. Doğru olana susamış bir aydın, hiçbir koşulda aptal tavuk gibi kafasını kaldırıp tepesinde dolanan kartalı hayranlıkla izlemez. El üstünde tutulmak için gücün onayını aramaz…

Bunların tersi çaba içinde olmak ise mutlak şekilde kültürel donmaya hizmet eder ve bu da “aydını-aydınlanmacıyı” aşağı doğru çeker… Çünkü yukarıda da belirttiğim gibi bilgi öylesine hızlı yol alıyor ki, sıradan eğitime sahip biri bile gelenekçi aydından daha ilerde olabiliyor.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Sosyal Bilimler
GİDENİN ARDINDA KALAN BİR BOŞLUK

Sosyal Bilimler28 Kasım 2025 23:44

GİDENİN ARDINDA KALAN BİR BOŞLUK

Kadın Cinayetleri ya da “Ya Benimsin ya Kara Toprağın…”

Sosyal Bilimler24 Kasım 2025 19:38

Kadın Cinayetleri ya da “Ya Benimsin ya Kara Toprağın…”

“SINIF YÖNETİMİ” ÜZERİNE SÖYLEŞİ-4

Sosyal Bilimler22 Kasım 2025 08:10

“SINIF YÖNETİMİ” ÜZERİNE SÖYLEŞİ-4

ÇOCUĞUNUZU BİR KATİLE YA DA SAPIĞA EMANET EDER MİSİNİZ?

Sosyal Bilimler20 Kasım 2025 14:11

ÇOCUĞUNUZU BİR KATİLE YA DA SAPIĞA EMANET EDER MİSİNİZ?

Faşizm

Sosyal Bilimler20 Kasım 2025 12:43

Faşizm

Köy Enstitüleri Yaşasaydı Türkiye Bugün Nasıl Bir Ülke Olurdu? (5)

Sosyal Bilimler16 Kasım 2025 17:49

Köy Enstitüleri Yaşasaydı Türkiye Bugün Nasıl Bir Ülke Olurdu? (5)

“RAHATI KAÇAN AĞAÇ”

Sosyal Bilimler15 Kasım 2025 21:45

“RAHATI KAÇAN AĞAÇ”

ŞİDDETİN SEMPATİZE EDİLMESİ: (Sanal Normalleşme)

Sosyal Bilimler10 Kasım 2025 23:45

ŞİDDETİN SEMPATİZE EDİLMESİ: (Sanal Normalleşme)

“EĞİTİMDE GÜNCEL KONULAR” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Sosyal Bilimler08 Kasım 2025 13:37

“EĞİTİMDE GÜNCEL KONULAR” ÜZERİNE SÖYLEŞİ

ÖĞRENCİLER, DİJİTAL CİHAZLAR VE BAŞARI

Sosyal Bilimler04 Kasım 2025 14:35

ÖĞRENCİLER, DİJİTAL CİHAZLAR VE BAŞARI