İLİŞKİSEL KÜLTÜREL TERAPİ 1

Psikoloji-Sosyal Psikoloji - Dr.M. Zeki İLGAR

İlişkisel-kültürel kuram, çoğu birey için acı çekmenin birincil kaynağının sosyal izolasyon deneyimi olduğunu ve iyileşmenin ancak büyümeyi teşvik edici bağlantıda gerçekleştiğini ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, bireylerin yaşamlarında bağlantıya doğru yönelen ve özlem duyan birincil bir hareketlenmeyi vurgulayan bir birey anlayışı üzerine bina edilmiştir. Kadınların ayrılıktan çok bağlantıya doğru ve bağlantı yoluyla büyüdükleri, anlam ve esenlik duygularının hayat boyunca ilişkilerle bağlantılı kaldığı varsayılmaktadır. Zamanla farklılaşan ve sürdürülen bu bağlantı yolculuğunda, bazı kaçınılmaz kopukluklar bulunmaktadır. Bunlardan akut kopukluklar her yerde bulunurlar ve ele alındıklarında daha güçlü bir bağlantıya yol açabilirler. Akut kopukluklar, bireyler birbirlerini empatik yönden başarısız olduklarında, anlamadıklarında ya da sürekli olarak birbirlerine hayal kırıklığı yaşattıklarında meydana gelmektedir (Jordan, 2000; akt. Koçyiğit Özyiğit, 2022).

1.Ortaya Çıkışı ve Gerekçeleri

Öncüleri; J. B. Miller, J. V. Jordan, I. Stiver ile J. Surrey olarak bilinir. İnsan gelişimini; ilişkisel bakış açısından inceler, toplumlarda sık rastlanan kopuklukların panzehiridir. Denetçi imgeleri toplumsal yüklemelerin doğurduğu zihinsel algı veya imge olarak niteler. Utancı; ötekilerce ve toplumca takdim edilen kıymetin ne şekilde imgelenildiğinin neticesi olarak beliren his şeklinde ifade eder.

Karşılıklı empati ve karşılıklı güçlenme vurgusuyla; terapist-birey etkileşmesine özgün bir pencere açar, ilişkileri gelişimin, sağlıklılığın ve zorlanımın merkezinde görür, iki uçlu yararı değen etkileşmelere yönelimi vurgular, iki uçlu yararı değen etkileşmelerin esenlik hali ile akıl sağlığında artış sağladığını savunur, gelişimi destekleyici ve teşvik sunucu etkileşmelere baskın değer biçer.

Feminizmden etkilenmiştir ve feminist bir terapi kuramları arasında kabul edilir, etkileşmelerin izini sürme yoluna gitmesi ve süreç eksenli bir yapı ortaya koymasıyla psikoanalitik terapi yaklaşımıyla benzerlik gösterir, etkileşmelerde iki kutupluluğun artışını kıymetli görür, esenlik düzeyinin ayrışma veya özerkleşmeyle olası ve olanaklı olabileceği tezini desteklemez, canlılığı sağlayanın yalnızca yakın etkileşmeler olmadığına vurgu yapar, ilişkilerin tamamının canlılıkta artış sağladığına inanır, iki kutuplu eşduyumu, etkileşme içerisinde iki kutuplu kuvvetlenme veya kuvvetlendirmeyi gelişmenin kalbi olarak görür.

Psikoterapötik uygulamalara kılavuzluk maksatlı bir çerçeve çizer, hayat süresince gelişim esasına dayanır, gelenekçi terapi yaklaşımlarına reaksiyon olarak belirmiştir, gelişmenin ve yaşamda kalmanın yolunun ilişkilerden veya bağ geliştirmeden ilerlediğini varsayar, bağ kuramama ile izolasyonun ızdıraplara kaynaklık ettiğini savunur, psikoterapinin değişime taşıyan aracı olarak karşılıklı empatiye vurgu yapar, bağ inşa etme ile psikoterapötik özgünlüğün karşılıklı empatiye kaynaklık ettiğini savunur, gelişimi destekleyici diyaloglar ile toplumlar inşa etme ideali taşır,

Etkileşme kesintisini idare kapasitesini etkileşimsel dayanıklılık olarak işareti kabul eder, destek alıcı derinlikli saygıyı hak eder anlayışını benimser, terapilerin her biri benzersizdir görüşünü kıymetli görür, değişimin vazgeçilmez ve paha biçilmez aracı olarak karşılıklı empatiyi kabul eder, uygulayıcılardan; yeterlilik standartlarına haiz bulunmalarını bekler, kullanımı yaygındır, bağlılık geliştirmeye, kopukluğa, büyümeye saha açan çalışmalarını sürdürmektedir,

Etkili olduğu kanıt temellidir, kapsamlıdır, etkileşimsel veya ilişkisel ego vurgusu yapar, teknik dizileri ortaya koymaz, teknik setleri sıralamamasını bir yaklaşım olmanın ötesinde bir evren görüşü ve insan tabiatı felsefesi olmasıyla açıklar, gelişimini sürdürmektedir (akt. Gündüz, 2019; akt. Yam, 2021; akt. Yıldız Yüksel, 2023; Işık ve Ergüner Tekinalp, 2013; 2025; Koçyiğit Özyiğit, 2022; Chen ve Giblin, 2018; çev. Çakır, 2020; Gibson ve İsom-Payne, 2016; çev. Kepir Savoly, 2021).

2.Kuramsal Temelleri

İlişkisel Kültürel kuram Feminizm ve Postmodernizme dayanır (Işık ve diğerleri, 2025). Feminizm, latince kadın anlamına gelen ‘femine’ kelimesinden türemiştir. İnsanlar arası cinsiyet, ırk, dil, vb. konulardaki eşitliği, kadın haklarının geliştirilmesini savunan; geleneksel toplumsal cinsiyet algılarının, patriarkal aile düzenin karşısında duran bir ideoloji hareketidir.

Feminist Terapi gücü ve cinsiyeti odağına alan terapötik bir süreç şeklinde düşünülebilir. Feminist terapide kişilerin problemlerini ve içinde bulundukları durumu anlamak için o kişinin problemini bugüne taşıyan sosyal ve kültürel faktörlerin neler olduğunu tespit etmek oldukça önemlidir (Taş, 2016).

Feminist hareketlerin tarihsel olarak üç dalga halinde geliştiği söylenebilir.

Bu üç dalga özellikle 19. - 21. yüzyıllar arasındaki dönemi kapsamaktadır.

1. Feminist dalgada kadınların yaşamsal özgürlüklerine önem verilerek daha ziyade fırsat eşitliği konuları üzerinde durulmuştur.

2. Dalgada kadınlar toplumsal cinsiyet rollerinin kabul edilmesine, özellikle erkek denetiminden çıkmak konusunda taleplerde bulunmuşlardır. Feminist terapinin fonsiyonelliğinin temelinde yer alan bilinç yükseltme kavramı da bu dalgayla birlikte anlam ve önem kazanmıştır.

3. Dalga Feministler ise daha çok eğitime yönelerek bilinçlendirmeyi artırarak daha geniş halk tabanına yaymayı hedefleyerek toplumsal cinsiyet, etnisite, siyaset, iktisat, milliyetçilik ve cinsellik gibi olgulara feminist bakış açısı geliştirmişlerdir (Taş, 2016).

3.Temel Kavramları

İlişkisel Kültürel kuramın iyi anlaşılması için temel kavramları hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Bu kavramların her biri insan ilişkilerinin sağlıklı olmasının da anahtarıdır.

3.1.İlişkisel Hareket

Ekileşimsel döngü olarak da ifade edilir. Etkileşme, kopma, tekrar etkileşme, dönüşen ve gelişen etkileşmeler eksenli ilerlemeyi içerir. Etkileşmelerin bir dizi periyodlardan geçmesini ifade eder. Etkileşmelerin kopukluk sonrası yenilenip gelişimi, dönüşümü ve gelişim seviyesi yüksek etkileşmelerin inşa edilmesini içerisinde barındırır. Kişisel ve toplumsal etkileşmelerin her ikisini de kapsamına alır (Işık ve diğerleri, 2013;2025).

3.2. Destekçi İlişkiler

İlişkisel kültürel kuramın önem verdiği destekletici ilişkilerde diyalogların da bazı niteliklere sahip olması gerektiğini savunmaktadır. Destekleyen ilişkilerde bulunması icap eden diyalogların nitelikleri şu şekilde açıklanabilir:

3.2.1.Canlılık ve Enerji

İki kutupluluğun tecrübe edilebildiği etkileşmenin bir öğesiyken hissedilen hareketlilik olarak tanımlanır.

3.2.2.Kıymet Duygusu

Değerli hissetme olarak da adlandırılır. Öze ilişkin pozitif ego imgesi oluşturma şeklinde ifade edilir.

3.2.3.Yaratı Gücü

Üretkenlik veya yaratıcılık şeklinde de isimlendirilir. Alışılmışın dışında yöntemlerle etkileşmeye katkılar sunmadır.

3.2.4.Yakın Bulunma Arzusu

Yakınlık veya yakın olma arzusu biçiminde de adlandırılır. Etkileşmeye açık olmaktır. Bağın veya yakın bulunmanın sürdürümünü sağlama ve muhafaza etmenin bir anlatımıdır (akt. Gündüz, 2019; Koçyiğit Özyiğit, 2022).

3.2.5.Çehresi Dönüklük

Karşılıklılık olarak da ifade edilir. Ötekini etkileme ve ötekinin de özünü etkilemesine yüzü dönük bulunma veya müsaade etmedir. İki kutuplu etkileşme veya ilişkiye açıklığın bir anlatımıdır. Bir dizi unsuru içerir (Işık ve diğerleri, 2013;2025).

Bahsi geçen öğeler şu şekilde izah edilebilir:

a) İlişkisel Özgünlük veya Otantiklik

Karşılıklı özgünlük, ilişkisel kendindenlik veya etkileşimsel otantizm şeklinde de isimlendirilir. Etkileşmelerde tarafların her ikisinin de; dürüst, candan, bütüncül şekilde devinim göstermesidir (Koçyiğit Özyiğit, 2022).

b) İlişkisel Empati

İlişkisel karşılıklılık, karşılıklı empati şeklinde de isimlendirilir. Etkileşme sırasında konuşmacının dinleyici vasıtasıyla tamamıyla anlaşıldığını hissetmesi ve dinleyicinin gerçek empatik bir tutumla anlama gayretinin bir göstergesidir. Etkileşen tarafların her ikisinin de birbirinin tesirinde kaldığı bir yapıyı temsiller (Yıldız Yüksel, 2023; Koçyiğit Özyiğit, 2022).

c) İlişkisel Güçlenme veya Güçlendirme

Karşılıklı güçlenme veya güçlendirme biçiminde de adlandırılır. Etkileşen tarafların kıymeti ile ötekine emosyonel tesirinin farkına vardığı ve onu onayladığının bir anlatımıdır. Etkin, destekleyen, şefkat eksenli bireylerarası etkileşmelerin varlığının bir ifadesidir (Koçyiğit Özyiğit, 2022). Ötekilerden farklı olunan noktalarla ilgili özüne güvenme ve etkileşmelerde gerginleşen tabii devinimler neticesinde beliren çatışmanın büyümenin tabii bir sonucu vasfı taşıdığını kabul etme düzeyi olarak ifade edilir. Ağırlıklı olarak güvenli ve empatik bir iklimde yaşantılanan bir kopuklukla ilgili his, inanç ile devinimlerin içten geldiği şekliyle deneyimlemesi eksenli teşvik sunumuyla sağlanır (Yıldız Yüksel, 2023).

d) İlişkisel Hassasiyet

İlişkisel veya etkileşimsel duyarlılık olarak da ifade edilir. Etkileşen tarafların her ikisinin de birbirlerinin yaşantı, gereksinim ve umularına yüzü dönük olması şeklinde özetlenebilir (akt. Gündüz, 2019).

3.3.Karşılıklı Gelişim ve Etkileşme Farklılaşması

İlişkisel veya karşılıklı gelişim, ilişkisel veya karşılıklı büyüme ve ilişki farklılaşması şeklinde de isimlendirilir. Git gide kompleksleşen etkileşmelere katılım kapasitesidir (Koçyiğit Özyiğit, 2022).

Karşılıklı gelişim; etkileşmelerde izlenen karmaşıklığı benimseme potansiyeli, ötekiyle birlikte olma, ötekinin kapasitesi hangi seviyede bulunursa bulunsun birlikte olma veya ilişki geliştirmeye izin verme potansiyeli olmak üzere iki biçimde özünü gösterir ve bu; ilişki farklılaşması biçiminde adlandırılır.

İlişki veya etkileşme farklılaşması; öz evine ulaşma olarak betimlenir, kendindenlik, özgünlük veya otantiklik, empati, güçlenme, bağlılık olgusuna erişim sağlandığı öznel gelişme durumu şeklinde ifade edilir. Uzun periyodlu etkileşmelerin verimlilik özelliği taşıyan zeminleri bulunmazsa öteki bir anlatımla uzun vakitli etkileşmeler etkin veya elverişli bir zemine oturtulmadığı takdirde hiçbir surette kökleşmez. Kökleşse bile tam manasıyla gelişemez (Chen & Giblin, 2018; çev. Çakır, 2020).

3.4.Etkileşimsel Ego

İlişkisel, farklılaşan veya detaylandırılmış ego biçiminde de adlandırılır. Ayrışmış egoya alternatif olarak görülen egodur. Bireysel veya öznel benlik yerine etkileşimsel ancak farklılaşan, etkileşimsel büyümenin mahsulü şeklinde beliren benlik olarak da ifade edilir. Bireysellik vurgusu yerine etkileşimselliğin eksen görüldüğü bireylerarası ve toplumsal etkileşmelere dayalı biçimde gelişir (Koçyiğit Özyiğit, 2022). DEVAM EDECEK...