
Yoğun ve Kontrolsüz Hayal Kurmanın Psikolojik Boyutu: Uyumsuz Hayal Kurma (Maladaptive Daydreaming) Davranışıü
.
Klinik Psk./Adli Psk. Bilge UĞURLU KURUa, Prof. Dr. Gülbahar BAŞTUĞb
.
a Klinik Psikolog / Adli Psikolog, Ankara Üniversitesi
bKlinik Psikolog, Ankara Üniversitesi Sağlık Hizmetleri MYO
.
Hayal kurma davranışı eşlik eden psikolojik bir bozukluk yoksa normaldir ve bozukluk olarak değerlendirilmez (Singer, 1978) ancak hayal kurmak durmaksızın devam eden bir hale gelirse bireylere sıkıntı verebilir. Hayal kurma düşünce, hatırlama, öğrenme, gelecekteki olaylar için plan yapma ve fantezilerin tamamını kapsar (Singer, 1975). Freud’a göre (1962) birey hayal kurarak zayıf yönlerini telafi eder ve ruhsal çatışmalarını giderir, dolayısıyla hayal kurma bir tür savunma mekanizması ve baş etme stratejisidir. İnsanlar plan yapmak, fikir üretmek gibi amaçlarla hayal kurar (Klinger, 1971). Klinger ve arkadaşlarına göre (2009) insan düşüncesinin neredeyse yarısı hayal kurmaktan ibarettir ancak bazı yetişkinler o kadar fazla hayal kurarlar ki hayal kurma davranışı yıkıcı hale gelebilir.
.
Yıkıcı hayal kurma durumu “Uyumsuz Hayal Kurma (Maladaptive Daydreaming)” olarak tanımlanmıştır. Bireyin yoğun, ayrıntılı ve uzun süreli hayal dünyasına dalarak gerçek yaşam işlevselliğinin zarar görmesi durumunu ifade eder. Uyumsuz hayal kurma davranışına sahip bireyler “Uyumsuz Hayalperestler (Maladaptive Daydreamers)” olarak adlandırılmıştır (Somer, 2002). Uyumsuz hayal kurma içerik, nicelik, sıkıntı hissi, algılanan kontrol derecesi ve yaşam işleyişine müdahale açısından normatif hayal kurmadan farklıdır (Bigelsen ve ark., 2016). Uyumsuz hayal kurma bireylerin işlerine, akademik sorumluluklarına odaklanmalarını engelleyen, sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyen hayal kurma davranışlarıdır. Uyumsuz hayalperestler hayal kurmaya yönelik karşı konulamaz bir arzu hissederler. Sonuç olarak da kişisel sıkıntı hissedebilir ve günlük sorumluluklarını yerine getiremeyebilirler. Gerçek hayatla bağlantıları zayıflayan bu bireylerin duygu düzenleme becerileri de zayıflar (Somer, 2002). Travma, ihmal, yalnızlık, yoğun stres ve gerçek hayat üzerinde kontrol sağlayamama gibi durumlarda birey hayal dünyasında kontrolü ele alır. Kurduğu bu hayal dünyası daha güvenli, daha anlamlı olup daha güçlü bir “ben” sunar. Bu açıdan bakıldığında, psikolojik olarak bir kaçış değil, duygu düzenleme çabasıdır. Varoluşsal perspektiften bakılacak olursa, uyumsuz hayal kurma bazen bireyin “olamadığı hayatı zihninde yaşama çabasıdır.” Bu bastırılmış arzuların, görülmemiş benliğin ya da yaşanamamış potansiyelin zihinsel sahnelenmesi olabilir.
.
Uyumsuz hayal kurma davranışı DSM 5’te yer almamaktadır ancak klinik örneklemlerde işlevsel bozulmaya yol açtığı gösterilmiştir (Somer, 2002). Araştırmalarda travma öyküsü, depresyon, anksiyete, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) belirtileri, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (ADHD) ve bağlanma sorunları ile ilişkili bulunmuştur. Bu davranışın nedenlerini inceleyen araştırmalarda uyumsuz hayalperestlerin hayal kurmaya yönelik doğuştan kapasiteleri olduğu görülmüştür (Somer ve ark., 2016). Çocukluk döneminde bağlanma ihtiyaçlarının karşılanmaması, çocuğun istismara uğraması ve ihmal edilmesine bağlı olarak hayal kurma davranışı zaman içinde olumlu ve olumsuz biçimde pekişir (Somer ve ark., 2019). Çocukluk döneminde yeterince arkadaşın olmaması, terk edilme ve reddedilme yaşantıları da uyumsuz hayal kurma davranışının gelişiminde etkilidir (Somer ve ark., 2016). Bireyin sosyal etkileşimlerden uzaklaşması, yalnızlık yaşaması ve kişilerarası ilişkilerinin sınırlı olması durumunu ifade eden sosyal izolasyon uyumsuz hayal kurma davranışıyla ilişkilidir. Sosyal bağların zayıflaması bireyin gerçek yaşam etkileşimleri yerine içsel ve kurgusal dünyaya yönelmesine zemin hazırlamaktadır. Anhedoni ile uyumsuz hayal kurma davranışı arasında da anlamlı ilişki olduğu bilinmektedir (Somer ve ark., 2016). Anhedoni bireyin normalde haz aldığı etkinliklerden keyif alamaması durumudur. Bu bağlamda gerçek yaşam deneyimlerinden doyum sağlayamayan bireylerin haz ve tatmin duygusunu hayal dünyasında arayabildiği; bunun da hayal kurma davranışının yoğunluğunu artırabildiği düşünülmektedir. Ergenlerde depresyon ve sosyal kaygı düzeylerinin uyumsuz hayal kurma ile olumlu yönde ilişkili olduğu bulunmuştur (Shafiq ve Zafar, 2022). Bu durum olumsuz duygusal yaşantıların ve sosyal ortamlarda hissedilen yoğun kaygının bireyleri gerçeklikten uzaklaşarak içsel bir kaçış alanı oluşturmaya yöneltebileceğini düşündürmektedir. Benzer biçimde, uyumsuz hayal kurma davranışının algılanan stres düzeyiyle olumlu, yaşam memnuniyetiyle ise olumsuz yönde ilişkili olduğu belirtilmektedir (Chaudhary ve ark., 2022). Başka bir ifadeyle, stres arttıkça uyumsuz hayal kurma eğilimi artmakta; yaşamdan duyulan genel doyum azaldıkça hayal dünyasına yönelim güçlenmektedir. Ayrıca uyumsuz hayal kurma davranışının travmatik yaşantılarla ilişkili olduğu bilinmektedir (Somer, 2002). Travmatik deneyimlerin yarattığı yoğun duygusal yükten kaçınmak amacıyla bireylerin zihinsel bir sığınak olarak hayal dünyasına yönelmesi bu davranışın gelişiminde etkili olmaktadır.
.
Belirli içsel ve çevresel tetikleyicilerle ortaya çıktığı düşünülen uyumsuz hayal kurma davranışında müzik, televizyon, kitaplar ve medya potansiyel tetikleyicilerdendir. Öfke, stres, hüsran, sıkılmışlık gibi duygular da zaman zaman tetikleyici olabilir (Bigelsen ve Schupak, 2011). Yalnız kalmak ve dış uyaranların azalması hayal kurma süresini artırabilir (Somer, 2002). Uyumsuz hayalperestler özellikle müzik dinlerken hayal kurma davranışının yoğunlaştığını bildirmiştir (Bigelsen ve Schupak, 2011).
.
Bazı araştırmacılar tarafından uyumsuz hayal kurma davranışı hafif dissosiyatif bir süreç olarak değerlendirilir. Birey zaman algısını kaybedebilir, fiziksel ortamdan kısmen kopabilir ve otomatik hareketler (yürüme, mırıldanma) yapabilir ya da tekrarlayıcı ritmik hareketler ve ileri geri sallanma davranışları hayal kurma sürecine eşlik edebilir. Günlük yaşamda karşılaşılan kişilerarası çatışmalar hayal kurma sürecini başlatabilir (Somer, 2002). Hayallerin içeriği incelendiğinde bu hayallerin çoğunlukla bireyin karşılanmamış duygusal ve psikolojik ihtiyaçlarını telafi etmeye yönelik bir işlev gördüğü anlaşılmaktadır (Brenner ve ark., 2022). Uyumsuz hayal kurma davranışı olduğu düşünülen 539 birey ile yapılan bir araştırmada (Brenner ve ark., 2022) bireylerin hayallerinde güç, tahakküm, fiziksel ve cinsel şiddet temalarının hakim olduğu görülmüştür. Çocukluk çağında duygusal istismara maruz kalan bireyler ölüm, esir düşmek ve şiddet mağduru olmak gibi duygusal ıstırap temalı hayaller kurarlar (Somer ve ark., 2021). Duygusal istismar uyumsuz hayal kurma davranışlarının gelişiminde şart bir öncül olmasa da önemli bir role sahiptir (Ferrante ve ark., 2022). Uyumsuz hayal kurma sırasında oluşturulan senaryolar ayrıntılı, kurgusal ve devamlılık gösteren hikayeler şeklindedir (Somer, 2002).
.
Araştırmacılar uyumsuz hayal kurma davranışının olumlu ve olumsuz yönleri olduğundan söz etmektedir. Hayal kurmanın bireylerin gerçek yaşamlarında eksik olan duygu ve deneyimleri hissetmelerini sağlaması olumlu yönüdür (Bigelsen ve Schupak, 2011). Uyumsuz hayalperestlerin empati yetenekleri ve yaratıcılıkları diğer insanlara göre daha fazla gelişmiştir. Olumsuz yönlerine bakıldığında, gerçek dünyaya ayrılan zamanın azalmasına yol açan bu durum gerçek dünyadaki sorumlulukları ihmal etmeye, dolayısıyla da bireyin suçluluk duygusu ve vicdan azabı hissetmesine yol açabilir (Bigelsen ve Schupak, 2011). Uyumsuz hayal kurma davranışı zaman kaybına ve akademik başarının düşmesine neden olabilir (Somer, 2002).
.
Araştırmalar uyumsuz hayal kurma davranışının yüksek oranda psikiyatrik eş tanı ile birlikte görülebildiğini göstermektedir. Soffer-Dudek ve Somer’e (2018) göre, uyumsuz hayal kurma davranışı olan bireylerin %74.4’ü üç ya da daha fazla psikiyatrik bozukluk için, %41.1’i ise dört ya da daha fazla psikiyatrik bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamaktadır. Bu eşlik eden bozukluklar arasında en sık majör depresif bozukluk, anksiyete bozuklukları (özellikle sosyal anksiyete ve yaygın anksiyete bozuklukları), obsesif-kompulsif bozukluk, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ve travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) yer almaktadır. Çocukluk çağında ihmal ve istismara maruz kalma ile uyumsuz hayal kurma davranışı geliştirme arasında ilişki olduğu bilinmektedir. Uyumsuz hayal kurma davranışlarını ele alan ilk yayın (Somer, 2002) gerçek dünyadaki durumlarla başa çıkmak için kinestetik eylemler yaparken hayal kuran, ihmal ve istismar öyküsü olan 6 bireyi incelemiştir. Çocukluk döneminde cinsel istismara uğrayan bireyler cinsel istismara uğramayanlara göre Uyumsuz Hayal Kurma Ölçeği’nden daha yüksek puan almıştır (Abu-Rayya ve ark., 2020). Yakın zamanda yapılan bir araştırma (Somer ve ark., 2020) uyumsuz hayal kurma davranışının fiziksel, duygusal ihmal ve istismar ile olumlu yönde ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Uyumsuz hayal kurma davranışı ile çocukluk döneminde istismar ve ihmale maruz kalma arasındaki ilişkiyi inceleyen daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç vardır (Bigelsen ve Schupak, 2011).
.
Bu davranışa yönelik müdahalelerin dikkatli ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir. Uyumsuz hayal kurma davranışının tedavisinde hayal kurma arzusunu azaltmaya odaklanılmamalıdır. Tedavide bireylerin hayatlarındaki sorumluluklarına zaman ayırması sağlanarak hayal kurmanın olumsuz etkileri önlenmelidir (West ve Somer, 2020). Uyumsuz hayal kurma davranışına yönelik tedavi yaklaşımları henüz standart bir protokole sahip değildir. Farklı terapi yöntemleri ile uyumsuz hayal kurma davranışı çalışılabilmektedir. Bilişsel davranışçı terapi (BDT) yönteminde hayal kurmayı tetikleyen düşünce ve duyguların fark edilmesi, işlevsel olmayan bilişsel örüntülerin yeniden yapılandırılması ve kaçınma temelli baş etme stratejilerinin yerine daha uyumlu düzenleme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir (Soffer-Dudek ve Somer, 2018). Bununla birlikte, uyumsuz hayal kurma davranışının sıklıkla travma öyküsü ve dissosiyatif süreçlerle ilişkili olması nedeniyle, travma odaklı terapilerin ve duygu düzenleme temelli yaklaşımların da tedavi sürecine entegre edilmesi önerilmektedir (Schimmenti ve ark., 2020; Somer ve ark., 2019). Mindfulness temelli müdahaleler bireyin dikkatini “şimdi ve burada”ya yönlendirmesine yardımcı olarak hayal dünyasına istemsiz dalışları azaltmada etkili olabilmektedir (Soffer-Dudek, 2020). Ayrıca davranışsal düzeyde günlük yapılandırma, zaman yönetimi ve hayal kurma sürelerinin farkındalıkla sınırlandırılması gibi teknikler işlevselliğin artırılmasına katkı sağlamaktadır (West ve Somer, 2020). Yukarıda sözü edilen eşlik eden psikiyatrik bozuklukların varlığında ise farmakolojik müdahaleler ve bütüncül psikiyatrik değerlendirme gerekmektedir.
.
Sonuç olarak uyumsuz hayal kurma davranışı normatif hayal kurmadan içerik, yoğunluk, kontrol düzeyi ve işlevsellik üzerindeki etkileri bakımından ayrışan karmaşık bir psikolojik olgudur. Araştırmalar bu davranışın çoğu zaman çocukluk çağı ihmal ve istismar yaşantıları, travmatik deneyimler, sosyal izolasyon ve çeşitli psikiyatrik belirtilerle ilişkili olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte uyumsuz hayal kurma davranışı duygu düzenleme güçlükleri, stresle başa çıkma biçimleri ve kişilerarası deneyimlerle etkileşim içinde gelişen çok boyutlu bir yapıdır. Uyumsuz hayal kurma davranışının her ne kadar bazı bireyler için yaratıcı ve telafi edici yönleri olsa da sıklığı ve yoğunluğu arttığında akademik, mesleki ve sosyal işlevsellikte belirgin bozulmalara yol açabilmektedir. Bu nedenle uyumsuz hayal kurma davranışının hem gelişimsel kökenleri hem de eşlik eden psikopatolojiler bağlamında ele alınması, kuramsal çerçevenin güçlendirilmesi ve müdahale yaklaşımlarının bilimsel temelde geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır.
.
Kaynaklar
Abu-Rayya, H. M., Somer, E. ve Knane, H. (2020). Maladaptive daydreaming is associated with intensified psychosocial problems experienced by female survivors of childhood sexual abuse. Violence Against Women, 26(8), 825-837.
Bigelsen, J. ve Schupak, C. (2011). Compulsive fantasy: Proposed evidence of an under-reported syndrome through a systematic study of 90 self-identified non-normative fantasizers. Consciousness and cognition, 20(4), 1634-1648.
Bigelsen, J., Lehrfeld, J. M., Jopp, D. S. ve Somer, E. (2016). Maladaptive daydreaming: Evidence for an under-researched mental health disorder.Consciousness and Cognition,42, 254-266.
Brenner, R., Somer, E. ve Abu-Rayya, H. M. (2022). Personality traits and maladaptive daydreaming: Fantasy functions and themes in a multi-country sample.Personality and Individual Differences,184, 111194.
Chaudhary, S., Jain, K., Agarwal, M. ve Bajaj, V. (2022). Maladaptive Daydreaming Among the Indian Youth: A Qualitative and Quantitative Analysis.International Journal of Indian Psych?logy,10(1).
Ferrante, E., Marino, A., Guglielmucci, F. ve Schimmenti, A. (2022). The mediating role of dissociation and shame in the relationship between emotional trauma and maladaptive daydreaming. Psychology of Consciousness: Theory Research and Practice, 9(1), 27- 39. https://doi.org/10.1037/cns0000253
Klinger, E. (1971). Structure and functions of fantasy. New York: Wiley
Klinger, E., Henning, V. R. ve Janssen, J. M. (2009). Fantasy-proneness dimensionalized: Dissociative component is related to psychopathology, daydreaming as such is not. Journal of Research in Personality, 43(3), 506-510.
Shafiq, S. ve Zafar, H. (2022). Social anxiety as predictor of depression in adolescents: mediating role of dysfunctional daydreaming. Journal of Liaquat University of Medical & Health Sciences, 21(04), 301-305.
Singer, J. L. (1975).The inner world of daydreaming. Harper & Row.
Singer, J. L. (1978). Experimental studies of daydreaming and the stream of thought. In K. S. Pope ve J. L. Singer (eds.), The stream of consciousness: Scientific investigations into the flow of human experience. New York: John Wiley, pp.187–223
Soffer-Dudek, N. ve Somer, E. (2018). Trapped in a daydream: Daily elevations in maladaptive daydreaming are associated with daily psychopathological symptoms. Frontiers in Psychiatry, 194.
Somer, E. (2002). Maladaptive daydreaming: A qualitative inquiry.Journal of Contemporary Psychotherapy,32(2), 197-212.
Somer, E., Abu-Raya, H. M. ve Nsairy Simaan, Z. (2019). Maladaptive daydreaming among recovering substance use disorder patients: Prevalence and mediation of the relationship between childhood trauma and dissociation.International Journal of Mental Health and Addiction,17(2), 206-216.
Somer, E., Abu-Rayya, H. M. Ve Brenner, R. (2021). Childhood trauma and maladaptive daydreaming: Fantasy functions and themes in a multi-country sample. Journal of Trauma & Dissociation, 22(3), 288-303.
Somer, E., Somer, L. ve Jopp, D. S. (2016). Childhood antecedents and maintaining factors in maladaptive daydreaming.The Journal of Nervous and Mental Disease,204(6), 471-478.
West, M. J. ve Somer, E. (2020). Empathy, emotion regulation, and creativity in immersive and maladaptive daydreaming.Imagination, Cognition and Personality,39(4), 358-373.
Sosyal Bilimler04 Nisan 2026
Kitap Tanıtımı07 Nisan 2026
Klinik Psikoloji21 Kasım 2025 22:54
Klinik Psikoloji31 Ekim 2025 20:35