
Hasan Güneş, Nebihe Karasu ve Mehmet Karasu tarafından kaleme alınan "Eğitime Dair Her Şey" (Akdoğan Yayınları), modern eğitim sisteminin yapısal sorunlarını ve bireyin özgürleşme sürecindeki engelleri derinlemesine inceleyen bir eserdir. Üç usta eğitimcinin yıllara dayanan birikimini yansıtan bu çalışma; ezberci eğitim modelinin eleştirisinden okul yöneticiliğine, kütüphanelerin öneminden aile kurumunun rolüne kadar geniş bir yelpazede eğitim olgusunu masaya yatırır. Eğitim, yalnızca belirli bilgilerin aktarıldığı bir müfredat uygulaması değil; bireyin kendi öz varlığını inşa etme sürecidir. Güneş, Karasu ve Karasu’nun ortak imzasıyla çıkan bu eser, eğitimi dört duvar arasından çıkararak onu bir "vicdan ve umut yükü" olarak tanımlar. Yazarlar, emekliliğin bir ayrılış değil, bir tanıklık ve birikim paylaşımı olduğunu kanıtlayarak, öğretmenliği mesleki bir sınırın ötesinde bir yaşam biçimi olarak konumlandırırlar. Kitabın en güçlü vurgularından biri, Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminin "tek tip ve edilgen" bireyler yetiştirme eğilimidir. Yazarlar, ezberci modelin bireyin yaratıcılığını ve sorgulama yeteneğini körelttiğini savunur. Buna karşılık sunulan çözüm; deneyim, sevgi ve sorumluluk temelli bir modeldir. Bireyin iç dünyasındaki gerilimlerin azaltılması ve bağımsızlaşması, ancak hakkaniyetli bir eğitim ortamında mümkündür. Eğitim ve özgürlük arasındaki somut ilişki, bireyin kendi değerlerini davranışlarına yansıtabilmesiyle başlar.
Eser, bireyin özgürleşememesinin suçunu sadece eğitim kurumlarına atmaz; çok boyutlu bir analiz sunar. Yazarlara göre bireyin gelişimini sınırlayan faktörler şunlardır: Özellikle 1980 sonrası hakim olan neoliberal politikaların eğitim üzerindeki etkileri. Yaşanılan coğrafyanın ve geleneksel yargıların bireyin önündeki görünmez engelleri. Bireyin özgürleşme çabasında ailenin zaman zaman yetersiz kalışı.
"Eğitimin Kalbi Kütüphanesidir" teziyle yazarlar, düşünsel farkındalığın mekânsal karşılığını kütüphanelerde bulur. Ayrıca gerçek sanatçının, egemen güçlerin yarattığı olumsuzlukları yansıtma ve toplumsal gerçekliği olduğu gibi aktarma görevi, eğitimin bir parçası olarak ele alınır. Sanat ve edebiyat, bireyin "akıl, özgürlük ve onur" inşasında vazgeçilmez birer araçtır.
"Eğitime Dair Her Şey", geçmişin deneyimini bugünün sorunlarıyla yüzleştiren ve geleceğe umutla bakan bir yol haritasıdır. Okuru sadece bilgilenmeye değil, aynı zamanda sorgulamaya ve yeniden inanmaya davet eder. Yazarların ifadesiyle bu kitap; öğretmenler, ebeveynler ve iyi bir gelecek hayali kuran herkes için bir "vicdan çağrısı" niteliğindedir.
Eğitimin ancak insan onurunu merkezine alan, sevgiyle harmanlanmış ve bireyi özgür kılan bir yaklaşımla başarıya ulaşabileceği tezi, eserin en temel çıktısıdır. Kitabın 138 sayfalık hacmi, okuyucuyu yormadan ancak derin düşüncelere sevk ederek bu geniş kapsamlı meseleyi özetlemeyi başarmaktadır.