
Sevgili okur,
Sayın Doç. Dr. Mehmet ULUTAŞ ile “Sınıf Yönetimi” üzerine söyleşimizin altıncısını gerçekleştireceğiz.
Mehmet Bey, görüşme talebimizi tekrar kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz.
Kadir Bayşu: Sınıf yönetiminde 'öğrenciler tam olarak istediğimi yapıyor' denildiği an ile 'öğrenciler kendilerini güvende hissettikleri için öğrenmeye açıklar' dediğimiz an arasındaki fark nedir? Hangisi asıl başarı olur?
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: Rica ederim, asıl ben teşekkür ederim. Sorunuz çok anlamlı, bu fark gerçek öğrenmenin oluşmasında son derece önemli. İlk ifade de öğretmenin istediği ama belki de öğrencinin istemediği bir durum bulunmakta. Öğrenci bu şekilde mutlu, huzurlu, öğrenmeye açık olmayabilir. Örneğin öğretmeninden korktuğu için öğretmen için olumlu ama öğrenci için olumsuz bir sınıf ortamı yaşanıyor olabilir. Öğrencilerin hareketsiz, sessiz olması sağlıklı bir sınıf ortamında oldukları anlamına gelmemektedir. Ancak ikinci durumda öğrenciler kendilerini güvende hissettiklerinde, anlaşıldıklarını düşündüklerinde, onlara her daim yardımcı olacak bir öğretmenleri olduğunu bildiklerinde aslında gerçekten istenilen durumu tarif etmekteyiz. Böyle bir ortam asıl istenilen başarıyı gerçekleştirebilir.
Kadir Bayşu: Sınıfta tahtaya yazılmayan ama öğrencilerin davranışlarını şekillendiren en güçlü 'yazılı olmayan kural' ne olmalıdır ve bu kural sınıf iklimini nasıl etkiler?
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: bir önceki sorunun devamı olarak düşünebiliriz bu soruyu. Belki de en önemli kural “bu sınıfta herkes güven içinde olmalı ve herkes kendini değerli hissetmeli” şeklinde ifade edilebilir. Bunu özümseyen ve davranışlarına yansıtan bir öğretmen, öğrencileri için en iyi katkıyı yapacak olan öğretmen olacaktır.
Kadir Bayşu: Sınıf içinde kontrol tamamen öğretmenin elinden çıktığı o 'kaos' anında; otorite mi hatırlanmalı, yoksa öğrencinin o anki ihtiyacına mı odaklanılmalı? Bu seçim uzun vadede sınıftaki saygınlığı nasıl şekillendirir?
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: Burada aslında kaos anında olunması da bir problem gibi algılanabilir. Sınıfını iyi bir şekilde yöneten bir öğretmenin kaos anları yaşaması çok beklenmemektedir. Ama yine de elinde olmayan ya da kendisinden kaynaklı yaşanmayan bir kaos anında öğretmen soğuk kanlı ve güvenli bir şekilde yaklaşıp öğrenci gözünden değerlendirme yapabiliyorsa zaten otoriteden bahsedemeyiz. Burada öğretmen gerçek anlamda demokrat bir şekilde, öğrencisini düşünebiliyorsa gerçek saygınlığı da o sınıfa yerleştirmiş demektir.
Kadir Bayşu: Sizi en çok zorlayan öğrenci tipi aslında sizin hangi mesleki veya kişisel sınırınızı test ediyor? O öğrenciye bir 'problem' olarak mı yoksa size bir şey öğretmeye gelen bir 'ayna' olarak mı bakıyorsunuz?"
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: Her öğrenci özeldir. Her öğrenci değerlidir. Dolayısıyla öğrencinin kendisi de bir problem değildir, olmamalıdır da. Bunu sınıfta hisseden bir öğrenci zaten en kısa zamanda olumsuz durumunu aşacaktır. Böyle bir öğrenci bize sadece tecrübe kazandırabilir. Bir sonraki yaşantılarımızda bize geçmişin gözü olacaktır. Öğrencilerin davranışları üzerinden problem olarak görülen durumlar öğretmenin yetersizliklerinden kaynaklanıyor olabilir. Aslı önemli mesela problemlerin altında yatan gerçek durumları ortaya çıkarmak ve onları çözümlemektir. Bir öğretmenden beklenen de tam olarak budur. Bu sorunun cevabını da kesinlikle ‘ayna’ olarak işaretlemek istiyorum.
Kadir Bayşu: Yarın sınıfa giremeseydiniz ve öğrencileriniz orada yalnız kalsaydı, oluşturduğunuz sınıf kültürü onların birbirine ve öğrenmeye karşı tutumlarını nasıl korurdu? Sizin fiziksel varlığınızdan bağımsız işleyen bir düzen kurabildiniz mi?"
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: Bu düzeni kurmak öğrencilerin yaşları küçüldüğünde gerçekten çok zor. Çünkü ne kadar da bu durum öncesinde konuşulsa da yaşı küçük öğrencilerimizin özdenetimleri bu kadar gelişmiş olamayacaktır. Bu durumlarda sizin yerinize geçecek bir öğretmen bulunmalıdır. Ancak yaş arttığında bu düzen kurulabilir. Bu durum öncesinde konuşulup sınıf içinde tartışılmalı ve en doğru ortam sınıfla birlikte düşünülmelidir. Hatta ilgili duruma hazırlık için provalar yapılmalıdır. Öğrencileri böyle durumlar için örgütlemek de gerekecektir. Kim hangi sorumluluğu üstlenecek, öğrenciler birbirleriyle nasıl iletişim kuracak? Gibi sorular öncesinde cevaplanmalı ve gerekli planlar yapılmalıdır. Ben üniversitede çalışıyorum dolayısıyla benim için kolay bir durum gibi görülüyor. Benim zorluğum da her dönem ayrı sınıflara giriyor olmam ve bazı sınıflarımın çok kalabalık olması hatta öğrencilerimi tanımakta yaşadığım sıkıntılar oluyor. Tabi ki bir okulöncesi öğretmeni için bahsettiğimiz bir düzeni kurmak imkansıza yakındır diyebilirim.
Kadir Bayşu: Değerli fikirleriniz ve katkılarınız için şahsım ve Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi adına çok teşekkür ederim.
Sayın Doç. Dr. Mehmet Ulutaş: Ben sizlere çok teşekkür ediyorum Kadir Bey. Sitemize ve emeği geçen herkese de buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Okuyucularımıza, eğitimcilerimize de ayrıca teşekkürler, kalınız sağlıcakla...
Felsefe-Mantık26 Ocak 2026
Eğitim Bilimleri25 Ocak 2026