Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Aşırılıklar Çağı:  Sınırsız Açgözlülük, Sınırsız Görgüsüzlük, Sınırsız Özgürlük, Sınırsız Mutluluk

Aşırılıklar Çağı: Sınırsız Açgözlülük, Sınırsız Görgüsüzlük, Sınırsız Özgürlük, Sınırsız Mutluluk

Fikir Yazıları 26 Aralık 2025 15:40 - Okunma sayısı: 206

Hamit Ölçer

Aşırılıklar Çağı:

Sınırsız Açgözlülük, Sınırsız Görgüsüzlük, Sınırsız Özgürlük, Sınırsız Mutluluk

Birinci büyük sorunumuz "sınırsız açgözlülük"tür. Öyle bir açgözlülük almış başını gidiyor ki en basitinden bir çorba için bile "sınırsız ikram" beklentisi içindeyiz. Ne kadar istediğimize dair bir fikrimiz yok. Bir sınır yok. Sadece karnın değil, gözlerin de aç olduğu bir çağ. Doymak bilmeyen bir çağ. En yırtıcı hayvanı bile doğaya salıverirseniz karnını doyurabildiği kadar tüketir. İnsanlığın durumu ise korkunç. Çağımızın insanının açıkçası doymak için tükettiğini söylemek zor. “Karnını doyurmak” deyimi demode oldu artık. Burada başka bir sorunun varlığıyla karşı karşıyayız: Sadece aç değil, fazlasıyla açgözlü bir insan! Sadece açlığın fizyolojik boyutuyla değil, psiko-sosyal boyutuyla da karşı karşıyayız. Yine de özellikle belirtmek gerekir. Mesele tam da açgözlülüğün bireysel boyutundan ziyade kurumsallaşmış boyutuyla ilgilidir. Zira öteden beridir kapitalist-küresel tüketim sistemi bireyleri açgözlü olmaya teşvik eden, açgözlülüğü yeniden üreten bir makina gibi işlemektedir ve bu bir sır değildir. "Kurumsallaşmış açgözlülük"le karşı karşıyayız.

İkinci büyük sorunumuz "sınırsız görgüsüzlük"tür. Kamusal ortamlarda gençlerin her şeyi yapabileceğini düşündüğü ve dilediği gibi hareket ettiği bir sınırsız görgüsüzlük aleminin kurbanlarıyız artık. Kafelerin korkunç gürültülü müziği yetmezmiş gibi üstelik herkesin kendi telefonunun sesini açtığı, herkesin kendi kişisel müziğini yüksek sesle dinlediği çok sesli ve yüksek sesli, son derece rahatsız edici, gürültülü bir manzaraya tanıklık etmekteyiz. Yüksek sesli polifonik bir çağda yaşıyoruz. Uyarı yok, standart yok, kural yok, sınırlandırma yok. Görgüsüzlük her yerde. Kafelerde, sinemalarda, otobüslerde, parklarda, metrobüslerde… Eskiden "görgüsüz davranışlar" toplumda dışlanıyordu ancak bugün artık gündelik hayatın normal bir parçası olarak kabul edilir oldu.

Üçüncü büyük sorunumuz "sınırsız özgürlük"tür. Herkes hiçbir şeyden mahrum kalmama çabası içinde. Korkunç bir serbestlik söz konusu ve bu sorun aynı zamanda görgüsüzlüğün de nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Ancak burada ayırt edici bir husus, özellikle sanal mecraların insanlarda yarattığı "her şeyi yapmanın mümkün olduğu" algısıdır. Ortamdaki gençlerin konuşmaları, davranış tarzları adeta Tiktok’tan, Instagram’dan fırlamış gibidir. Gerçek gündelik hayat giderek sanal alanın içine gömülmekte ve artık gerçek ile yalan arasındaki ayırım da ortadan kalkmaktadır. Siber gündelik hayat gerçek gündelik hayatı istila etmiş haldedir.

Dördüncü büyük sorunumuz ise "sınırsız mutluluk" arayışıdır. İnsanlar giderek "mutsuz" olmaktan sakınan, mutsuz olmaktan korkan bireylere dönüşmeye başladılar. Giderek "acı"dan, "hüzün"den uzaklaşmaya çalışıyor insanlar. Byung-Chul Han'ın "palyatif toplum" dediği şey budur: acısız, sızısız bir toplumsallık. Oysa ki insanlar bazen "mutlu" bazen de "mutsuz" olabileceğini düşünemiyorlar. İnsanların sadece odaklandıkları şey sınırsız ve sonsuz mutluluk arayışı. Şüphesiz mutlu olmak temel amaçlardan biridir ancak mutlak bir amaç olmamalıdır. Eğer tamamen her şeyimizi mutlak bir mutluluk hedefine odaklarsak sanılanın aksine giderek daha mutsuz olma ihtimalimiz de artar. Dengeli-sağlıklı beslenmenin önemini kavrayan insanın yazık ki dengeli bir ruh halinin olması gerektiği noktasında bir fikrinin olmadığı anlaşılıyor. Açıkçası günümüz insanı için dengeli-sağlıklı beslendiğini söylemek de zor. Ancak açık olan şey şu ki, bu mutlak ve sınırsız-sonsuz mutluluk arayışının insanlığı her geçen gün çok daha stresli, problemli, uyumsuz ve enteresan bir biçimde mutsuz hale getirdiğidir.

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Fikir Yazıları
Devam edip değişmek, değişip devam etmek!

Fikir Yazıları09 Şubat 2026 22:48

Devam edip değişmek, değişip devam etmek!

KALABALIK YALNIZLIK

Fikir Yazıları09 Şubat 2026 01:09

KALABALIK YALNIZLIK

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zekânın Yolculuğu  (6)

Fikir Yazıları07 Şubat 2026 20:32

YAPAY ZEKÂNIN SİNEMAYA ETKİSİ Yapay Zekânın Yolculuğu (6)

Bir Yere Ait Olmak mı, Oranın Sahibi Olmak mı?

Fikir Yazıları05 Şubat 2026 16:36

Bir Yere Ait Olmak mı, Oranın Sahibi Olmak mı?

DOĞRULAMANIN YAŞAMIMIZDAKİ YÖNLENDİRİCİ ETKİSİ

Fikir Yazıları04 Şubat 2026 14:47

DOĞRULAMANIN YAŞAMIMIZDAKİ YÖNLENDİRİCİ ETKİSİ

Medusa Sendromu: Benliğin Diyalektiği

Fikir Yazıları03 Şubat 2026 22:08

Medusa Sendromu: Benliğin Diyalektiği

ÖZ SABOTAJ

Fikir Yazıları28 Ocak 2026 19:02

ÖZ SABOTAJ

OBLOMOVLUKTAN UYANMAK

Fikir Yazıları24 Ocak 2026 04:42

OBLOMOVLUKTAN UYANMAK

YARATICI BİREY NASIL YETİŞTİRİLİR?

Fikir Yazıları20 Ocak 2026 18:56

YARATICI BİREY NASIL YETİŞTİRİLİR?

BOŞLUK

Fikir Yazıları19 Ocak 2026 21:03

BOŞLUK