Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Cahil Zekâsı veya Ayak Oyunları

Cahil Zekâsı veya Ayak Oyunları

Edebiyat 17 Haziran 2025 19:38 - Okunma sayısı: 693

Haydar Uzunyayla

Son yarım yüzyıldır yeniden “Cahil zekası,” diyebileceğimiz geriye doğru işleyen bir oluşumla yüz yüzeyiz ve bu sistematik beraberinde “Entrikacı bir bilincin” yapılandırılmasını da yaygınlaştırmaktadır. Komşusunu ezmeyi, onu alçaltmayı veya saf dışı bırakmayı veya onun üzerinden çıkar elde etmeyi, onu muhtaç hale getirip ondan destek almayı, “bir yücelik, bir erdem!..” olarak değerlendiren, komplo ve kumpası ise yönetim sanatının özü olarak gören, “Makayavelist bir zeka” ile karşı karşıyayız ve bu durumu dünyanın her iktidarında, her yönetim kademesinde görebiliyoruz.

İnsanlığın hiçbir döneminde bilgi, bilinç ve zeka (ateşi kullanmayı öğrendikten sonra) bu kadar kötüye doğru evrilmemişti. Güven, güvenlik, nesnelere ulaşmak bu kadar tehlikeli olmamıştı. Öküz ve saban, kılıç- at ve şövalyelik bilinci bile bu kadar entrikacı, karmaşık, bu kadar sinsi olmamıştı. Daha çok uyum, daha çok boyun eğdirme, bütünleşme, kendini değersizleştiren güce destek vermeyi tapınma düzeyine taşıyan kültürel bir yapı hiçbir dönem bu kadar öne çıkmamıştı.

Ahlaki değerlerimiz de başka yöne evrilmiş durumda. Sahibine hizmeti esas alan bir yapı üzerinde ilerlemektedirler (ki kendi adıma şu anda mevcut ahlaki sistemlerin hiçbirini açık ve dürüst olarak görmem. Her defasında tekrarladığım gibi her ahlaki sistemin temelinde iki yüzlülük vardır. “Kendine başka, ötekine başka…” Dolayısıyla herhangi bir dinin, bir topluluğun ‘ahlak’ anlayışını başvuru kaynağı olarak almam. Herkes yaşadığı yere, konumlandığı çıkar ilişkilerine göre uygarlık, kültür ve ahlaki yaptırımlar geliştiriyor. Evrensel ahlak yasası neredeyse yok… Bir din adamı kendi bakış açısıyla, bir ateist, deist, kapitalist, yoksul veya zayıf biri kendi bakış açısıyla ahlakı şekillendiriyor ve bunlar bilinç oluşturmada önemli rollere sahiptirler. Bundan dolayı ahlaki düzenlemeleri din adamının, tarihçilerin, çıkar kaynaklı grupların elinden alıp, ehil ellere bırakmak gerekiyor. Çünkü insan davranışlarını olumlayan önemli bir geçiş evresi özelliğine sahiptir ve rastgele ellere bırakılamaz… Önerim şudur: Yeni ve evrensel ahlak yasasını inşa etmeyi davranış bilimcilere veya biyologlara bırakmalıyız. Onlar zihinsel etkinlik geliştirme, bilinç, bilgi ve olgunluk şekillendirmeyi en iyi bilenlerdir. Dünyanın güneş etrafında dönmesi üzerinde

söz etmek fizikçilerin işiyse, yeni kültürel kodlar geliştirmekte davranış bilimcilerinin işi olmalıdır. Bilincin nereye doğru evrilmesi gerekeceğini, doğru-yanlış, iyi-kötü, adalet- adaletsizliğin nasıl oluşması, hangi yöne yönlendirilmesi gerektiğini en iyi onlar inşa eder.)

*******

Farkında olmak bilinçli olmanın ilk koşuludur. Başka bir ifadeyle üst seviyeye evrimle halidir bilinç ve beynimizin içinde kendiliğinden yer alan bir kutucuk değildir. Bilgi, deneyim, düşünce, tarih, çevre, sosyal ilişkilerimiz, yaşadığımız olay ve olgular sonucu oluşur. Sorulara cevap arama, çözüm üretme, bir bataklığı diğerinden ayırmak, labirentten çıkmak için Firavunun gücünü ve çabasını dilemek yerine, kendi çabamızı ve gücümüzü kullanma yeteneğine sahipsek, bu “bilinçli biri,” olduğumuz veya “bilinçli biri,” övgüsünü hak ettiğimiz anlamına gelir.

Kuşkusuz bir papağan da kısmen bilince sahiptir. Sözcükleri tekrarlama özelliği bunun kanıtıdır. Aynı şekilde bir şempanze de bilinç birikimine sahip olabiliyor ve eğer bizler, bizi değersizleştiren herhangi bir güce (bu güç iktidarlar olur, masallar ve kahramanlar, kurgular, sokakta evde birileri veya daha başka şeyler olur…) neden destek verdiğimize dair cevap aramıyorsak, bu durum gezegeni paylaştığımız hayvan dostlarımızla aramızda pek önemli bir çizgi olmadığını gösterir… Daha önemlisi bilinç düzeyimizde bir yanlışlık var demektir. Farklı dünyaların olabileceğini öngörmeyen, tepkisiz, işlevsiz bir bilinç de bilinç değildir…

Yorumlar (1)

Runerm Erenler - 20 Haziran 2025 03:02

O kadar doğru tespitleriniz var ki, toplumumuza oldukça net bir ayna tutuyorsunuz adeta. Kaleminize sağlık. Tebrik ediyorum.
SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Edebiyat
Edebiyatta ve Sinemada İKİ VENEDİK, İKİ ÖLÜM

Edebiyat02 Şubat 2026 10:34

Edebiyatta ve Sinemada İKİ VENEDİK, İKİ ÖLÜM

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR ROMANTİK DEVRİMCİ: SELİM SABİT EFENDİ *

Edebiyat28 Ocak 2026 07:30

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR ROMANTİK DEVRİMCİ: SELİM SABİT EFENDİ *

Divan şiiri yaşadığımız yüzyılda bize bir şey söylemez mi?

Edebiyat22 Ocak 2026 20:07

Divan şiiri yaşadığımız yüzyılda bize bir şey söylemez mi?

Dijital Vicdan mı, Vicdani Körlük mü?

Edebiyat22 Ocak 2026 09:38

Dijital Vicdan mı, Vicdani Körlük mü?

Şair-i Meşhur ile Şair-i Meçhul

Edebiyat19 Ocak 2026 01:58

Şair-i Meşhur ile Şair-i Meçhul

MELODİK YOL, MELODİK HAYAT

Edebiyat13 Ocak 2026 22:23

MELODİK YOL, MELODİK HAYAT

Kısa Öykü, Uzun Hikâye…

Edebiyat03 Ocak 2026 10:36

Kısa Öykü, Uzun Hikâye…

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN İZİNDE

Edebiyat24 Aralık 2025 01:33

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN İZİNDE

MUTLULUK

Edebiyat20 Aralık 2025 18:06

MUTLULUK

 SÖZLERİN MASKESİ

Edebiyat12 Aralık 2025 12:24

SÖZLERİN MASKESİ