Nirvana Sosyal

Anasayfa Künye Danışmanlar Arşiv SonEklenenler Sosyal Bilimler Bilimsel Makaleler Sosyoloji Fikir Yazıları Psikoloji-Sosyal Psikoloji Antropoloji Tarih Ekonomi Eğitim Bilimleri Hukuk Siyaset Bilim Coğrafya İlahiyat-Teoloji Psikolojik Danışma ve Rehberlik Felsefe-Mantık Ontoloji Epistemoloji Etik Estetik Dil Felsefesi Din Felsefesi Bilim Felsefesi Eğitim Felsefesi Yaşam Bilimleri Biyoloji Sağlık Bilimleri Fütüroloji Edebiyat Sinema Müzik Kitap Tanıtımı Haberler Duyurular Klinik Psikoloji İletişim
Yeniden Sarılmanın Vakti

Yeniden Sarılmanın Vakti

Edebiyat 13 Mayıs 2025 22:28 - Okunma sayısı: 458

Mehmet Karasu

Birbirimize sarılmadan iyileşemeyeceğiz.”

— Eduardo Galeano

Yeniden Sarılmanın Vakti

İnsanlık, var olduğundan beri bir şeyin peşinde: Anlamın. Bazen bir kuşun ötüşünde aradı onu, bazen bir çocuğun gözlerinde. Kimi zaman bir şiirde, kimi zaman savaşın harladığı alevlerde. Ama en çok da bir başka insanın omzunda buldu o anlamı: sarılmada. Çünkü sarılmak, yalnızca bedenlerin teması değil, kalplerin uzlaşmasıdır. Barış, tam da burada başlar. Sevgi, tam da burada serpilmeye başlar.

Zaman zaman unuttuk birbirimize sarılmayı. Kimi zaman ideolojiler ayırdı bizi, kimi zaman kimlikler, diller, inançlar. Oysa doğduğumuzda çıplaktık; tek kimliğimiz canlı olmaktı. Bir bebek, ağladığında onu susturan şey bir annenin şefkatli kucağı değil miydi? Yıllar sonra bir insanın yüreğini dindiren şey, bir dostun sessizce omzuna dokunuşu değil miydi?

Modern çağın bize sunduğu en büyük yanılsamalardan biri, güçlülüğün yalnızlıkta aranmasıdır. Oysa insan, en çok başkasıyla iyileşir. Sevgi bir başkasında çoğalır. Barış, bir başkasının gözlerine bakmakla başlar. Ve kucaklaşmak, insan olmanın en yalın, en sahici halidir.

Savaşlar, yıkımlar, acılar… Ne çok bildik bu kelimeleri. Ama barışı ne kadar tanıyoruz? Barış bir antlaşma metni değil yalnızca; barış, içimizde başlar. Kin gütmeyerek, affederek, farklıyı anlamaya çalışarak başlar. Bazen bir çiçeği birlikte sulamakla, bazen soframıza oturan yabancıya bir dilim ekmek uzatmakla başlar.

Hatırlayalım: Yıkımların ardından en çok neyi özledik? Betonları mı? Hayır. Birbirimizi. Depremler, seller, yangınlar… Hepsi insanın acziyetini yüzüne vurdu. Ama o zor zamanlarda bir el uzandı bize. Bazen bir komşudan, bazen hiç tanımadığımız birinden. Ve o anda ne din, ne dil, ne etnik köken vardı. Sadece insan vardı. Çünkü felaket anlarında insan, tüm kabuklarından sıyrılır. Geride kalan en sade gerçektir: Birbirimize muhtacız.

O yüzden diyorum ki: sarılalım. Kırgınlıkları bir yana bırakıp, ellerimizi uzatalım. Barış dediğimiz şey büyük sözlerle değil, küçük eylemlerle başlar. Sabah komşuna “günaydın” demekle. Sokakta yabancıya gülümsemekle. Eşine, dostuna “seni seviyorum” diyebilmekle.

Sevgi, bir çiçek gibidir. Ona dokunmadan büyümez. Ona emek vermeden yeşermez. Herkesin yüreğinde sevgiye ayıracağı bir yer mutlaka vardır. Kimimiz taş gibi deriz kendimize. Ama unuturuz ki taşın altında bile bir ot yeşerebilir. Yeter ki suyu eksik etmeyelim. Yeter ki ışık olalım birbirimize.

Barış, sadece devletlerin değil, insanların sorumluluğudur. Çünkü her düşmanlık küçük bir küskünlükle başlar. Ve her dostluk, küçük bir gülümsemeyle. Biz bu dünyaya barışla gelmedik belki ama barış içinde yaşamak bizim elimizde.

Kucaklaşmak, sadece fiziki bir eylem değil; bir teslimiyettir aslında. “Sana zarar vermeyeceğim,” demektir. “Sana güveniyorum,” demektir. Ve ne güzeldir bir insana kendini emanet edebilmek. Çünkü barış da güvenle gelir.

Mehmet Karasu

Yorumlar (0)

SON EKLENENLER
ÇOK OKUNANLAR
DAHA ÇOK Edebiyat
Edebiyatta ve Sinemada İKİ VENEDİK, İKİ ÖLÜM

Edebiyat02 Şubat 2026 10:34

Edebiyatta ve Sinemada İKİ VENEDİK, İKİ ÖLÜM

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR ROMANTİK DEVRİMCİ: SELİM SABİT EFENDİ *

Edebiyat28 Ocak 2026 07:30

EĞİTİM TARİHİMİZDE BİR ROMANTİK DEVRİMCİ: SELİM SABİT EFENDİ *

Divan şiiri yaşadığımız yüzyılda bize bir şey söylemez mi?

Edebiyat22 Ocak 2026 20:07

Divan şiiri yaşadığımız yüzyılda bize bir şey söylemez mi?

Dijital Vicdan mı, Vicdani Körlük mü?

Edebiyat22 Ocak 2026 09:38

Dijital Vicdan mı, Vicdani Körlük mü?

Şair-i Meşhur ile Şair-i Meçhul

Edebiyat19 Ocak 2026 01:58

Şair-i Meşhur ile Şair-i Meçhul

MELODİK YOL, MELODİK HAYAT

Edebiyat13 Ocak 2026 22:23

MELODİK YOL, MELODİK HAYAT

Kısa Öykü, Uzun Hikâye…

Edebiyat03 Ocak 2026 10:36

Kısa Öykü, Uzun Hikâye…

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN İZİNDE

Edebiyat24 Aralık 2025 01:33

TÜRKÇE SÖZCÜKLERİN İZİNDE

MUTLULUK

Edebiyat20 Aralık 2025 18:06

MUTLULUK

 SÖZLERİN MASKESİ

Edebiyat12 Aralık 2025 12:24

SÖZLERİN MASKESİ