Yusuf Çoşar ( Uzm. Öğretmen )
Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 19 Şubat 2026 20:01 - Okunma sayısı: 19
On altı yaşındaki Efe, ders çalışmak için masasının başına oturuyor. Matematik kitabını açıyor. İlk soruya bakıyor. Zor değil. Yapabilir.
Ama elinin kenarında telefon var.
“Bir dakika bakıp bırakacağım.”
Bir video. Bir tane daha. Bir tane daha.
On beş saniye. Yirmi saniye. Otuz saniye.
Kırk beş dakika sonra Efe hâlâ aynı sorunun başında.
Annesi salondan sesleniyor:
“Dersin bitti mi?”
Efe’nin cevabı kısa:
“Odaklanamıyorum.”
Aslında mesele odaklanamamak değil.
Mesele, beynin artık başka bir ritme göre çalışıyor olması.
Beynin %60’ı yağdır. Geri kalanı büyük ölçüde sudur. İçindeki hücreler (nöronlar) elektrik sinyalleriyle haberleşir.
Kısacası beyin kutsal bir taş değildir. Şekil alabilen, değişebilen, yeniden örgütlenebilen biyolojik bir hamurdur.
Ve o hamurun malzemesi çok sıradandır: Yağ, su, protein, elektrik.
Ancak o sıradan malzeme, tekrarlarla şekillenir.
Avustralya merkezli Griffith Üniversitesi’nde yürütülen ve Amerikan Psikoloji Derneği bülteninde yayımlanan ‘’Kısa Video Kullanımının Bilişsel ve Ruh Sağlığı İlişkilerini İnceleyen sistematik inceleme ve meta-analiz’’ başlıklı çalışmasında 98.299 katılımcının verileri analiz edildi.
Bulgular şunu gösteriyor:
Kısa video platformlarında (TokTik, Instagram Reels, YouTube Shorts) yoğun ve uzun süreli gezinme;
• Dikkat süresini kısaltıyor,
• Stres ve anksiyeteyi artırıyor,
• Bilişsel performansı zayıflatıyor,
• Ödül sistemini aşırı uyarıyor.
Halk arasında bu durum “beyin çürümesi” olarak anılıyor.
Oysa bilimsel açıdan daha doğru ifade şu:
Beyin, hız kültürüne göre yeniden örgütleniyor.
Kısa video formatı beynin dopamin devresini hedefler. Her kaydırma küçük bir ödül üretir. Belirsiz ama sürekli uyarı, beynin “devam et” sinyalini güçlendirir.
Bir süre sonra uzun metinler sıkıcı gelir. Derin düşünme zorlaşır. Beklemek tahammül edilmez hâle gelir.
Bu, sistemli bir maruz kalma sorunudur.
Ebeveynler için kritik soru şudur:
Çocuğumuz dikkatini kaybetti mi, yoksa biz onun dikkatini koruyamadık mı?
Gençler için kritik soru ise daha nettir:
Hayatınızı mı yönetiyorsunuz, yoksa algoritma mı sizi yönetiyor?
Çünkü hayatta değerli olan her şey zaman ister:
Bir kitap, bir beceri, bir meslek, bir ilişki.
Kaydırma kültürü sabrı aşındırır. Sabrı aşınan zihin, derin başarı üretemez.
Çözüm yasaklamak değildir.
Çözüm bilinçli sınır koymaktır.
• Günlük kullanım süresi belirlemek
• Ortak aile zamanlarında telefonsuz alan oluşturmak
• Haftalık dijital detoks uygulamak
• Ev içinde okuma ve sessiz çalışma kültürü geliştirmek
Çocuklarımıza sadece bilgi değil, dikkat mirası bırakmalıyız.
Çünkü dikkat, modern çağın en kıymetli sermayesidir.
Bugün kaydırdığımız her saniye, yarın inşa edeceğimiz derinlikten eksilir.
Ve unutmayalım:
Parmağımız ekranı kaydırırken, hayat da sessizce elimizden kayabilir.

04 Şubat 2026 14:47

05 Şubat 2026 17:51
08 Şubat 2026 18:46

03 Şubat 2026 22:08

02 Şubat 2026 23:06

10 Şubat 2026 06:56

09 Şubat 2026 01:09

09 Şubat 2026 22:48

11 Şubat 2026 14:41

08 Şubat 2026 21:48