Anasayfa Künye Danışman ve Editörler Son Dakika Arşiv FacebookTwitter
Nirvana Sosyal Bilimler Sitesi Güncel Eleştirel Sosyal Bilimler Platformu

Medusa Sendromu: Benliğin Diyalektiği

Zerrin Keskin

Kategori: Fikir Yazıları - Tarih: 03 Şubat 2026 22:08 - Okunma sayısı: 64

Medusa Sendromu: Benliğin Diyalektiği

Phorkus ve Keto'nun üç kızından biri olan Medusa, Atina'daki Athena tapınağında yaşayan bir ölümlüdür. Denizler tanrısı Poseidon, Medusa'yı ilk gördüğünde ona aşık olur. Kendini tapınağa adayan Medusa bu teklife reddeder. Poseidon bir gün tapınakta Medusa'ya zorla sahip olur.

Athena gerçeği öğrendiğinde öfkelenip Medusa'nın saçlarını zehirli yılanlara dönüştürür ve gözlerine bakan herkesi taşa çevirecek bir lanetle onu damgalar. İnsanları taşa çevirme gücü, bir çok savaşçının ona sahip olmak için peşine düşmesine ve taş kesilmelerine yol açar. Zeus'un oğlu Perseus ise Athena'nın desteğiyle Medusa'yı öldürür ve başını koparır. Öldüğü sırada boynundan kanatlı at Pegasus ve savaşçı dev Chrysaor doğar. Medusa'nın intikamı için Perseus'un peşine düşerler. Perseus, Medusa'nın başını kullanarak sayısız savaş kazanır ve onu Athena'ya teslim eder.

Medusa'nın lanetlenmesi ve ölümü, tanrılar arasındaki kargaşa ve savaşa neden olur. Bu olay mitolojik çağın sona erip felsefe çağının başlangıcı olarak kabul edilir.

Her mitin sembolik bir anlamı vardır: Medusa miti ise Batı düşüncesinin en rahatsız edici paradokslarından birini barındırır: Kurban ile canavar arasındaki sınırın nasıl da keyfi olduğunun. Athena'nın tapınağında tecavüze uğrayan bir kadının suçlu bulunup cezalandırılışı aslında toplumsal travmanın bireysel bedende nasıl somutlaştığının mükemmel bir alegorisidir.

Taşlaşma motifi üzerinde düşünüldüğünde; bu durumun travmatik gerçeklikle yüzleşmenin fenomenolojisi olduğu kabul edilebilinir. İnsanlık tarihi boyunca, tahammül edilemez gerçekleri, mitler aracılığıyla üstü kapalı bir biçimde dile getirilmiştir. Bu mitte de; Medusa'nın bakışından kaçmak, acının gerçekliğinden kaçmaktır.

Perseus'un onu öldürmek için uyguladığı strateji bu bağlamda anlam kazanır. Kalkandaki yansımaya bakar, korkusuyla dolaylı bir ilişki kurarak acısını yok eder. Modern dünyada da böyle değil midir ? Medya gibi dolaylı yollarla karşılaştığımız adaletsizliğe, şiddete tahammülümüz daha fazladır. Maruz kaldığımız saf şiddet ve adaletsizlikte ise cesaret göstermek, şartlara göre değişmek ve dönüşmek zorunda kalırız.

Mite geriye dönecek olursak ; Medusa'nın kesilmiş başından Pegasus'un doğması, diyalektik bir çelişkidir. Yaralarını sağaltabilen özgürleşir. Nietzsche'nin "beni öldürmeyen güçlendirir" sözünden daha karmaşık bir gerçektir bu: Travma yalnızca yok etmez, aynı zamanda dönüştürür.

Feminizm Medusa mitine en çok sahip çıkan düşünce akımıdır. Çünkü Medusa, ataerkil şiddetin nasıl da mağduru suçluya, kurbanı tehdide dönüştürdüğünün arketipidir. Kadının öfkesi, acısı, direnci hep "canavar" olarak kodlanır. Medusa'nın başını, Athena'nın kalkanına yerleştirmek, kadın öfkesini erkek iktidarına sokmanın sembolik bir hareketidir.

Günümüzde her otorite, kendi Medusa başını taşır. Çoğu devlet, kurum ve sistem sivil itaati korku kültürüyle yönetir. Ama unutulan şey şudur: Medusa mitinde savunma refleksi, varlığının ta kendisidir. Bu bakış açısıyla mit incelediğinde; Perseus gibi hileye başvurmadan kendi Medusa' sına yani karanlığına cesaretle baktığında taşlaşan kusurlarından kurtularak benliğini dönüştürebilenler özgür kalacaktır.

Her Medusa'nın boynunda özgürlüğe kanat çırpmayı bekleyen bir Pegasus ve kaba gücü yani öfkeyi simgeleyen dev savaşçı Chrysaor vardır. Öfkesini ve acısını evriltemeyen varlıklar konuştuğunda "histerik", sustuğunda "razı", direndiğinde "canavar" diye yaftalanan bir forma dönüşür. Bu etki tepki prensibinde tepkinin kontrolsüzlüğüyle ilintili bir durumdur. Aklın altın çağında, özgür iradeli bir yaşam için kurban edilmesi gereken; Ben zannettiğimiz kusurlu kimliklerimiz, kanıksadığımız acılarımız ve bağımlılık zincirlerimizdir.

Jean Paul Sartre' nin Varoluşçuluk eserinde dediği gibi " İnsan kendi tasarısından başka bir şey değildir; kendi yaptığı, gerçekleştirdiği ölçüde vardır; yani hayatından, edimlerinin toplamından ibarettir. "

Yorumlar (0)
EN SON EKLENENLER
BU AY ÇOK OKUNANLAR
Diğer Fikir Yazıları Yazıları
BOŞLUK

Fikir Yazıları 19 Ocak 2026

BOŞLUK