Yoksulluk Azalıyor mu, Yer mi Değiştiriyor?

Sosyoloji - Dr. Özcan GARAN

Yoksulluk Azalıyor mu, Yer mi Değiştiriyor?
Geçen ay bu köşede on yedi aylık bir yolculuğa çıkacağımızı, her ay bir Sürdürülebilir
Kalkınma Amacını (SKA) ele alacağımızı yazmıştık. İlk durağımız, listenin de ilk sırasındaki
amaç: Yoksulluğa Son. Birleşmiş Milletlerin Ağustos 2026'da yayımladığı "Sürdürülebilir
Kalkınma Amaçları Raporu 2026"nın verileriyle hem küresel tabloya hem de Türkiye'nin
durumuna bakalım.
Amaç 1 Ne Vaat Ediyordu?
2015'te kabul edilen Amaç 1, iddialı bir hedefle yola çıkmıştı: 2030'a kadar dünyada aşırı
yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmak. Aşırı yoksulluk sınırı, satın alma gücü paritesine
(PPP) göre günde belirli bir dolar tutarının altında yaşamak olarak tanımlanıyor; bu eşik
güncellenen fiyat verileriyle son olarak 2021 PPP bazında günde 3 dolara çekildi. Amacın alt
hedefleri yalnızca gelir yoksulluğuyla sınırlı değil: Ulusal tanımlara göre yoksulluğun her
boyutuyla (çok boyutlu yoksulluk) yarıya indirilmesi, sosyal koruma sistemlerinin herkesi
kapsayacak şekilde genişletilmesi, yoksulların ekonomik kaynaklara ve toprağa erişiminin
güvence altına alınması ve iklim şokları, ekonomik krizler gibi felaketler karşısında yoksul ve
kırılgan grupların dayanıklılığının artırılması gibi başlıkları da içeriyor.
Küresel Tablo: Duraksayan Bir İlerleme
2026 raporunun ilk cümlesi başlı başına çarpıcı: Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10'u -826
milyon insan- hâlâ günde 3 doların altında yani aşırı yoksulluk içinde yaşıyor. 2015'ten bu
yana bu oran yalnızca üç puan geriledi. Rapor, mevcut eğilim sürerse 2030'da bile dünya
nüfusunun yaklaşık yüzde 9'unun aşırı yoksullukta kalacağını, bunların beşte dördünün Sahra-
altı Afrika'da ya da kırılgan ve çatışmadan etkilenen ülkelerde yaşayacağını öngörüyor. Sahra-
altı Afrika tek başına, dünyadaki aşırı yoksulların yüzde 71'ini barındırıyor; bölgenin COVID-
19 pandemisinin etkilerinden ancak 2025'te, yani beş yıl sonra, çıkabildiği belirtiliyor.
Çalışıyor olmak da yoksulluktan kurtulmanın garantisi değil. 2025'te dünya genelinde
istihdam edilen nüfusun yüzde 7,9'u (284 milyon kişi) hâlâ aşırı yoksulluk sınırının altında
ücret alıyordu; bu oran 2015'te yüzde 11'di. İlerleme burada da bölgesel olarak eşitsiz: Sahra-
altı Afrika ve en az gelişmiş ülkelerde çalışan yoksulluğu yüzde 40 civarındayken, Orta ve
Güney Asya bu on yılda oranı yüzde 15,9'dan yüzde 5,2'ye indirerek en belirgin iyileşmeyi
gösterdi.
Raporun olumlu bir notu da var: 2023'te dünya nüfusunun yarısından fazlası (yüzde 52,4) en
az bir sosyal koruma programından yararlanıyordu ki bu bir ilk (halen yaklaşık 3,8 milyar
insanın herhangi bir sosyal koruma biçiminden mahrum kaldığını da not etmemiz gerekiyor).
Ayrıca bu ortalamanın arkasında büyük eşitsizlikler saklı: Yaşlılık aylıkları emeklilik
yaşındaki nüfusun yüzde 79,6'sına ulaşırken, işsizlik sigortası işsizlerin yalnızca yüzde
16,7'sini kapsıyor. Üstelik yoksulluğu azaltmaya yönelik uluslararası kalkınma yardımları
2023-2024 arasında yüzde 8,7 azalarak 2015 seviyesine geriledi; bu da neredeyse on yıllık bir
ilerlemenin geri alınması anlamına geliyor.
Türkiye'de Yoksulluk: İyileşen Ortalama, Derinleşen Eşitsizlik
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Aralık 2025'te açıkladığı "Yoksulluk ve Yaşam
Koşulları İstatistikleri"ne göre, medyan gelirin yüzde 50'si esas alınarak hesaplanan göreli

yoksulluk oranı 2025'te bir önceki yıla göre 0,6 puan azalarak yüzde 13'e geriledi. Bu
2005'ten bu yana ölçülen en düşük seviye. Medyan gelirin yüzde 60'ı esas alındığında oran
yüzde 20,6, yüzde 40'ı esas alındığında ise yüzde 6,2 olarak hesaplandı. Ancak ortalamanın
arkasındaki tablo daha karmaşık. Eğitim düzeyi yoksullukla güçlü biçimde ilişkili: Hiç okul
bitirmeyenlerin yüzde 23,8'i yoksulken, yükseköğretim mezunlarında bu oran yüzde 2,5'e
iniyor. Hane tipine göre de belirgin farklar var; çekirdek aile ile başka kişilerin de yaşadığı
hanelerde yoksulluk oranı yüzde 17,5 iken, çekirdek aile dışı çok kişili hanelerde bu oran
yüzde 3,9'a kadar düşüyor. Bölgesel olarak da eşitsizlik sürüyor: Yoksulluğun en yüksek
olduğu bölgeler yüzde 14,5 ile Tekirdağ-Edirne-Kırklareli ve yüzde 14,3 ile Kastamonu-
Çankırı-Sinop bölgeleri iken, en düşük oranlar yüzde 4,6 ile Şanlıurfa-Diyarbakır bölgesinde
görülüyor.
Belki de en dikkat çekici gösterge, göreli yoksulluğun ötesinde bir tabloyu ortaya koyan
"yoksulluk veya sosyal dışlanma riski" oranı: TÜİK verilerine göre bu oran Türkiye'de yüzde
27,9'a ulaşıyor. Avrupa Birliği ortalamasının (yaklaşık yüzde 20,09) çok üzerinde seyrediyor.
Bu gösterge yalnızca geliri değil, maddi ve sosyal yoksunluğu (otomobil sahipliği,
beklenmedik bir harcamayı karşılayabilme, düzenli protein tüketimi, ısınma gibi 13 kalemden
en az yedisinden mahrum kalma) ve düşük iş yoğunluğunu da hesaba katıyor. Nitekim maddi
ve sosyal yoksunluk oranı yüzde 11,9 olarak ölçülürken, nüfusun yüzde 27,9'u ısınma
giderlerini karşılamakta zorlandığını bildiriyor. Bu da göreli yoksulluk oranındaki
iyileşmenin, hanelerin gündelik yaşam koşullarındaki kırılganlığı tam olarak yansıtmadığına
işaret ediyor.
Sayıların Ötesinde
Amaç 1'in asıl mesajı, yoksulluğun tek boyutlu bir gelir meselesi olmadığı. Hem küresel
raporun hem TÜİK verilerinin ortak vurgusu şu: Ortalama rakamlar iyileşse bile, kimin geride
kaldığına bakmadan bir değerlendirme eksik kalacak. Sahra-altı Afrika'da yoğunlaşan aşırı
yoksulluk ile Türkiye'de eğitim düzeyine, hane yapısına ve bölgeye göre derinleşen
eşitsizlikler, ölçek farklı olsa da aynı yapısal soruna işaret ediyor: Kalkınmanın nimetleri
toplumun her kesimine eşit ulaşmıyor. 2030'a yaklaşırken yoksulluğu azaltmaya yönelik
kalkınma yardımlarının gerilemesi de bu tabloyu daha da zorlaştırıyor.
Önümüzdeki ay, Amaç 1'in doğal uzantısı sayılabilecek bir başlığa geçiyoruz: Açlığa Son.
Gıda güvencesizliği ile yoksulluk arasındaki döngüsel ilişkiyi ve Türkiye'nin bu alandaki
tablosunu birlikte değerlendireceğiz.
Kaynak: Birleşmiş Milletler, The Sustainable Development Goals Report 2026; TÜİK,
Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri 2025.

İstanbul Üniversitesi/İktisat Fakültesi
Dr. Öğr. Üyesi Özcan Garan