Düşüncede İyileştirme Üzerine

Sosyal Bilimler - Haydar Uzunyayla

Çorak düşünceler, katı idealizmin temelleri üzerinde yürür. Bu tür düşünce sistemlerinde, maddi gerçekliğe dayanmayan zihinsel kavramlar vardır. İdealar vardır, iksir-büyü vardır, kibir vardır, siyasi kabadayılık vardır. İlahi güçler vardır… Birileri, bir şeyleri putlaştırır, ona efsanevi anlamlar yüklenilir ve tapılır. Ve sistem tekçidir… Hayatın, sosyal döngülerin ve ilişkilerin büyük kısmı tek veya biricik olanın etrafında döner. Zaman, mekan, insan ve düşünceleri, tekçiliğin baskısı altındadır. Rol model mutlak otoritedir - ki bu modeli hayatın bütün pratiklerinde görebiliyoruz. Eğitim sistemimizin temel taşlarında bile katı idealizmin harcı vardır- Sözgelimi okullarımız, akademilerimiz, fizik-kimya-biyoloji gibi nesnel gerçekliğe dayanan materyalist ilkelerden daha fazla tarih ve din ağırlıklı kavramlarla şekillenmiştir. İdeolojik söylev ve hadisler merkeze konulmuştur. Böyle olunca da bir meyve sineğiyle veya bir patatesle ortak genler taşıdığımızı söylemek asla söz konusu olamaz. Biyolojik sistemimiz, evrimimiz, hatta tarım, su havzalarının oluşumu, ovalar, nehirler, hayatın doğal döngüsü ve daha başka şeyler, neden-sonuç ilişkisine dayalı maddi bir temelle ilişkilendirilemez… Kısacası koşullarımız neredeyse modern çiftliklerde yetiştirilen tavuklar veya eğitilmiş narkotik köpekleri ile aynı… Birileri ısrarla bizleri onlarla eşitlemek istiyor ve bunu başarıyorlar da... Bu durum ise nesilden nesile aktarılan bir kuraklığa neden oluyor. Düşünce yetimiz, zihnimiz bunalıyor, farklı yerlerde farklı gelişmeleri algılayamadan ileri derecede yorgun düşüyor. Ya da ne yapacağımızı, hangi yönü esas alacağımızı öğrenmeden boşluk içinde oyalanıp duruyoruz. (Çok acıdır ki bugünkü mevcut akademilerimiz bile protokol gösterileri sunmak dışında pek de önemli işlere imza atmış görünmüyorlar.)

******

Düşüncenin ana amacı, en temel düzeyde hayatı özgürleştirmektir. Hakkımızı, onurumuzu, seçme hakkımızı, neler olup bittiğini, görünmezi görmeyi ve daha başka şeyleri ancak düşünce gücümüzle kavrayabiliyoruz. Doğruyu-yanlışı, alternatif çözümler ortaya koymayı düşünmeye, düşünce üretmeye borçluyuz. Bu gelişmiş yetimiz bize özgü bir ayrıcalıktır. İnsanı, bir amaca ve sonuca yönlendiren bir iyiliktir. İnsanın insanileşme serüvenini

başlatan pahalı bir özelliktir ve bu konuda hiçbir şey, hiçbir makine, hiçbir yapay zeka unsuru insanla eşdeğer olamaz veya eşitlenemez. İnsan beyninin eşdeğeri veya ikizi veya eşiti yine insanın kendisidir. Kısacası hiçbir teknoloji insandaki düşünce üretme gücünün yerini alamaz.

Ancak tam bu noktada bir sorunumuz var: Nitelikli düşünme, nitelikli düşünce üretmek… Bütün çabamız, bizi üstün kılacak şeye, insanı övgüye değer kılacak kaliteye varmaktır ve kuşkusuz bunun kilit noktası ise maddi gerçekliğe dayanan ilkelerdir. Soruları çoğaltan materyalist formlara ihtiyacımız var.

Çorak düşüncelerin ilerleme yaratmadığı binlerce kez kanıtlanmıştır. Botoks düşüncelerle ilerleme sağlanamaz. Silikonlu uygulamalar, bir süre güzel görünmemizi sağlayabilir ama aynı zamanda uygulandığı yeri duyarsızlaştırır… Bundan dolayı nitelikli düşünce üretme konusunda binbir öğüde veya botoks uygulamalara gerek yok… Sadece günlük rutinler halinde, rahatsız edici sorular oluşturmak yeterlidir. Soru, düşünce üretmenin öncülüdür. .. Savaştan barışa, hırsızlıktan haydutluğa, devlet-yurttaş- aile ilişkilerine, ahlaka kadar doludizgin birçok şeytaniliğin yaşandığı bu kötü zamanda, insan olmaya koşmak önemlidir ve bunun yolu da katı idealizmin etrafında şekillenmiş, şişirilmiş, gösterişe ve boyun eğmeye dayanmayan kültürel dönüşümlerle başlar.

Dönüşümlere yatay müdahaleler iyileşmeyi hızlandırır…