GÖZLERİ GÖREN İZMİRLİ OZAN: HOMEROS

Felsefe-Mantık - Prof. Dr. H. Haluk ERDEM

Latin şair Aulus Gellius (117-180), İzmir, Rodos, Kolophon, Salamis, Sakız, Argos ve Atina şehirleri olmak üzere yedi yerin Homeros’u kendilerinin ozanı olarak paylaşamadıklarını yazmaktadır. Homerik destanların (İlias/İlyada ve Odysseia) dilinde hem İon hem de Aiol lehçesi ögeleri genişçe yer aldığı için bilim dünyası, Homeros’un İzmir civarında yaşamış olduğu yargısına varmıştır. İzmirli ozanın eldeki bir portresinden dolayı onun kör olduğu düşüncesine ulaşılmıştır; ancak bu portre daha sonraki zamanlarda yaşamış ressamlar tarafından yapılmıştır. Homerik dönemde portre sanatı zaten olmamıştır. Görmeyen bir ozan doğayı, olayları, en ufak ayrıntısına kadar anlatamaz. Hayvanlar, her çeşit bitkiler, dağlar ve irili ufaklı dalgalar ve denizin çeşitli renkleri hep onun destanlarında yer almışlardır.

.

Yeni Platoncu filozof Proklos, ‘‘Dolayısıyla onun (Homeros’un) kör olduğunu iddia edenlerin hepsi bence kendileri zihnen körleşmişlerdir. Çünkü o adam, gelmiş geçmiş tüm insanlardan daha fazla şey görmüştür’’ der. Homeros belki yaşlılığında görme yetisini kaybetmiş olabilir. Ancak şurası kesindir ki, İlias/İlyada ve Odysseia destanları gözleri gören bir ozanın eserleridir. Bazı bilginler, Homeros’un yalnızca İlias/İlyada’yı yazdığını ileri sürerler. İlias ve Odysseia arasında dil, üslûp ve sanat bakımından önemli ayrılıkların olduğunu söyleyen, İskenderiye Okulu’na mensup iki bilgin Ksenon ve Hellanikos, bu iki destanın iki ayrı ozanın eserleri olduğu tezini ileri sürmüşlerdir. Bunun yanında bu iki destanı yazan kişinin erkek değil, bir kadın olduğuna dair iddialar da mevcuttur.

.

M.Ö. 1200 yıllarından sonra, kuzeyden, Balkanlar üzerinden Yunan yarımadasına inen Dor istilaları, Ege havzasında çalkantılar meydana getirmiş ve bu bölgelerde barınan halk gerek ekonomik ve gerekse baskılar sonunda memleketlerini terk etmek zorunda kalmışlardır. Yeni gelir kaynakları, Pazar yerleri ve yeni yurtlar aramanın bir sonucu olarak da Akaların yöneticisi ve birleşik donanmanın başkomutanı Agamemnon’un yıllarca (on yıl) süren Troia savaşlarına girişmesinin nedeni böyle bir ihtiyacın sonucudur. Ayrıca, Akalar İtalya ve Sicilya sahillerine, Karadeniz’e, Aiolia ve İonia’ya da açılmışlardır. Bu nedenlerle, bir oikistes (kolonici kurucu) yönetiminde gelip yerleşen toplulukların bu bölgelerin gerçek sahipleri olup olmadığı araştırma konusudur.

.

İlias destanı, Troya savaşlarının yapıldığı İlios ya da İlion şehrinin destanı anlamına gelmektedir. Latince karşılığı İlium’dur. Bir de Troia ismi vardır ki, bu sadece kalenin adıdır. Fakat bu isim daha sonra, şehre ve bölgeye de verilmiştir. Homeros’un olduğu düşünülen destanlardan ilki olan İlias/İlyada takriben 720, Odysseia’nın da 670 yıllarında yazıldığı kabul edilmekle birlikte, bu konuda kesin bir yargıya ulaşılamamıştır. Akşam yemekleri, kralların sarayları ve bayram günleri bu destanların heyecanla okunup dinlendiği yerler olmuştur. Bu iki eserin ilk zamanlarda sayfa sayısı bakımından hayli küçük olduğu ve kısa kısa parçalardan oluştuğu düşünülür. İlias’ın 16000 mısraya, Odysseia’nın da 12000’e yükselmesi daha sonraki yıllarda olmuştur. Destanları okuyan şair, yerini, elinde bir değnekle köy, kasaba ve şehirleri dolaşıp bu dizeleri okuyan rhapsodos karşımıza çıkmaktadır. Artık destan şiirlerini ölçüyle söylemek ve vezinlere göre okumak söz konusudur; hatta zorunluluktur. Örneğin İzmir’de, Sakız Adası’nda bu ölçüyü, bu vezni öğreten okullar vardır. Destanlar, Heksametron adı verilen (heks: altı; metron: cüz) bir vezne uyularak okunurdu. Aynı şekilde, destanlar, ilkçağlarda, mutlak surette sazla söylenirdi. Müziğin düzenleyici rolünü yedi bilgeden birisi olan Solon örneğinde de görmek olanaklıdır. Atinalılar, Attika’nın düzensizliğine yön vermek için Solon’u yönetici yapmışlardır. Solon, halk tabakaları arasında ilgi uyandırmak için siyasi nutuklarını, bir müzik aleti olan aulos (bir nevi flüt) çalan birinin eşliğinde okumuştur.

.

İlias/İlyada destanı, Avrupa ile Asya arasında meydana gelen ilk mücadeleyi, ilk savaşı anlatmaktadır. Homeros bu mücadeleyi, savaşı, bize en ince ayrıntısına kadar en hassas bir şekilde, taraf tutmaksızın anlatır. Destan yirmi dört kitaptan meydana gelmekte ve her kitap Yunan alfabesinin bir harfiyle adlandırılmaktadır. Bu ayırma destanın ilk yazılışında oluşan bir ayırma değildir, sonraları İskender devrinde yapılmıştır. İlias metni, on yıl süren savaşın ancak dokuzuncu yılına ait olup 49 günlük bir safhasını bize anlatmaktadır. Daha önceki muharebeler başka destanlarda anlatılmıştır. Örneğin, Kypria epe (Kıbrıs destanları) de Troia savaşlarının nasıl başladığı hikaye edilir. Geniş bir giriş bölümü vardır. Bir gün Zeus dünyaya bakar ve insanların acı içinde kıvrandıklarını görür. Bunun üzerine dünyaya acır ve onun yükünü azaltmak için bir savaşın açılması gerektiğini düşünerek Troia savaşlarının patlamasına neden olur. Kypria epe’de (Kıbrıs destanları) savaşın bu nedenden dolayı meydana geldiği anlaşılmaktadır. İkinci bir destan da Troia kalesinin düşüşü hikaye edilmektedir. Başka bir destanda da Troia’nın ele geçirilişinden sonraki zamanlar anlatılır. En sonunda Odysseia gelir. Odysseia destanı hariç öteki destanlar fragmanlar şeklinde, parça parçadır.

.

Troia savaşlarının başladığı tarih kesin olarak bilinmese de, arkeolojik bulgular bu savaşların VI. Troia’nın son devrelerine rastladığını kanıtlamıştır. Savaşın yaklaşık olarak M.Ö. 1200’lerde ve Tunç Çağı’nın sonlarında meydana geldiği kabul edilebilir.

.

Kaynak: Prof.Dr. Zafer Taşlıklıoğlu, Arkaik Yunan Şiiri, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, No. 1171, İstanbul.